Bölüm-2

1905 Kelimeler
“Sen nerelisin ğızım..?” Kucağımdaki koliyi yere bırakıp ellerimi belime koyarak doğruldum. Bana merakla bakan teyzelere hafifçe tebessüm edip ellerimi birbirine vurarak onlara doğru yaklaştım. “ İstanbul’dan geliyorum...Ama aslen buralıyım teyzecim...” Şaşkınlıkla birbirlerine bakıp kürtçe bir şeyler konuştular ancak ne dediklerini anlayamadım. Buraya gelene kadar çok iyi kürtçe konuşabildiğimi sanıyordum ancak daha ilk günden anlamıştım ki yüzeysel birkaç kelimeden öteye gidemiyordum. Ben onları anlamaya çalışarak dikkatle izlerken meraklı halime bakıp birdenbire kahkaha atmaya başladılar. “ Anlamadın değil ne konuştuğumuzu..?” Hafifçe kızaran yanaklarımla tebessüm edip yüzüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına taktım. “ Hayır...Buraya gelinceye kadar bir şeyler biliyorum sandım ama...Galiba yanılmışım...” Benimle konuşan teyze elini hafifçe dizime vurup gülümsedi. “ Meraklanma ğızım...Biz sana ögretirik...Ahanda iki aya galmaz kuş gibi gonuşursun...” “ He ya ögretmenim...Ben sana ögretirim..!” Kocaman gülümseyip geldiğimden beridir yanımdan ayrılmayan minik öğrencim Dicle’nin yanağını sıktım. “ Yerim ben seni...O minik ağzınla bana neler öğreteceksin bakalım..?” Hafifçe gülüp eliyle ağzını kapattı. Kıpkırmızı kesilmişti. Minik aklından neler geçiyordu kim bilir... “ Sana ‘ez de hazdıgım...’ demeyi ögreteyim...Yavukluna söylersin ögretmenim...” Onun söyledikleriyle herkes kahkahalara boğulmuştu. Bense olaya tamamen Fransız kalmıştım. “Gız sus, ayıp..! Heç ögretmene öyle denir.!?” Ona kızıp susturan annesi Nazgül’e bakıp hafifçe tebessüm ettim. “ Bırak öğretsin Nazgül...Belli mi olur belki burdan bir damat buluruz güzel öğretmenimize...” İrileşen gözlerimle ev arkadaşım Zehra'ya baktım. " Ne!? Kız bu işler hiç belli olmuyor bilmiyor musun?" Başımı onaylamazcasına iki yana sallayıp teyzelere döndüm. " E hadi bırakın artık...Acıkmadık mı? Yemek yiyelim..." Ellerindeki işleri bırakıp küçük salonumuza geçtiklerinde yanımda duran Dicle'nin omzuna elimi koyup ona doğru eğildim. Gülen yüzüne bakıp sevimli bir şekilde tebessüm ettim. " Söyle bakayım sen demin ne dedin..?" Ellerini arkasında bağlayıp hafifçe sallandı. "Ögretmenim ablam yavuklusuna hep 'ez de hezdıgım' diyor...Bende dedim sana ögreteyim sen de yavukluna dersin seni daha çoğ sever...Seni seviyom demek..." Kendime hakim olamayarak güldüm. Minicik çocuktan da ilişki tavsiyesi almıştım. O kadar mı belli oluyordu saplığım..? Burnuna işaret parmağımla minik bir fiske vurup " Seni çok bilmiş seni... Hadi yemek yiyelim..." diyip onunla birlikte salona geçtim. * "Ayy...O kadar çok yoruldum ki... Mümkünse bir daha temizlik yüzü görmek istemiyorum..." Bavulumdan çıkardığım kıyafetlerimi yatağımın üzerinde oturmuş katlarken bir yandan da yeni arkadaşımın sızlanmalarını dinliyordum yüzümde küçük bir tebessümle. " Evet...Yorucu bir gündü ama sağolsun komşular bir yetişti baktım bize bir şey kalmamış...Onlar gelmese iki haftaya anca biterdi..." Uzandığı yatağında doğrulup yastığını kucağına aldı. " Öyledir buranın insanı... İkinci yılım buradaki ama tek bir yanlışlarını görmedim... Şu ağalık da olmasa burdan acı geçmez... Her gün hastaneye mutlaka üzerinden ağa geçmiş bir kurban geliyor...Bıktım onların deştiklerini dikip durmaktan..." Çatılan kaşlarımla ona bakıp dehşetle sordum. " Gerçekten mi.!? E polis müdehale etmiyor mu..?" Usulca başını iki yana salladı. " Söz sahibi olanlar ya onlardan ya da satın alınmış... Azıcık sesi çıkanda ne hikmetse tayinini isteyip gidiyor... Bildiğin her ağanın minik bir krallığı var... Ama en büyük krallık GÜRYAMAN ve ŞANLI aşiretleri... Meydanda birbirlerine kurşun sıktıkları bile oldu...Annemler o yüzden tüm düzenlerini bırakıp benimle burada kaldılar düşün yani...Ama buranın insanını tanıyınca bir de tehlikenin de buradan uzakta olduğuna ikna olunca geri döndüler memlekete..." Duyduklarım kalbimde çarpıntıya sebep olmuştu. Babamın neden ısrarla annemin ailesinden bile beni sakladığını hala tam olarak anlayamasamda az önce duyduklarım gösteriyordu ki olaylar bildiğimden çok daha derin olabilirdi... * "Benimle birlikte tekrar edin çocuklar..! Aaaa..!" "Aaaaa..!" "Neymiş Fırat.!?" "A'dır dedik ya ögretmenim..!" Kendime hakim olamayıp minik ama agresif öğrencim Fırat'ın söyledikleriyle gülmeye başladım. " Söyle bakayım sen neden bu kadar sinirlisin..?" " Yoğtur bişey..!" Masama yaslanıp kollarımı göğsümde bağladım. Tek kaşımı kaldırarak tekrar sordum. " Vardır vardır...Söyle bakalım nedir seni bu kadar öfkelendiren? Belki bir çözümü vardır..." Kaşlarını çatıp dilini kuruyan dudaklarının üzerinde gezdirerek sağına doğru ters bir bakış attı. Başımı çevirip baktığı yere göz gezdirdim. Ancak öfkelenebileceği bir sebep bulamadım. " Sorun ne Fırat? Söyle bakayım bana..." Ögretmenim Fırat Evin'e ğızmış..." " Sus lo sen..!" Tek kaşımı kaldırıp arkadaşı Mehmet'e el kol yapan Fırat'a doğru yürüyüp yanındaki boşluğa oturdum. Gür siyah saçlarını okşayıp tebessüm ederek gözlerine baktım. " Söyle bakayım kara çocuk...Niye kızdın Evin'e?" " Yav ögretmenim kaç kere demişem o oğlanın yanına oturma diye...Hep keçi gibi gidip inadına oturuyor..!" Kendime hakim olamayıp hafifçe güldüm. " Neden oturmasını istemiyorsun..?" Başını iki yana sallayıp " Neden olacak!? Ayıptır..." dedi. Şaşkınlıkla kaşlarım havalandı. Kaşlarını çatıp çaktırmamaya çalışarak sürekli Evin'e doğru bakıyordu. Gördükleri hoşuna gitmemiş olacak sinirle dudaklarını birbirine bastırıyor elindeki kalemi defterine sertçe bastırıyordu. Bu minik oğlanın kendi gibi minik kalbi başka bir minik için mi çarpıyordu yoksa..? Şaşkınlıkla izliyordum onu. Henüz yedi yaşındaydı bu nasıl olabilirdi..? Ben Yirmili yaşlarımdaydım ve bir kez bile kalbim bir başkası için çarpmamıştı. Bu afacan hayatı hızlı yaşayacaktı anlaşılan... Elimi yanağına götürüp hafifçe sıktım. " İki arkadaşın yan yana oturması doğal bir şey Fırat...Bu ayıp değil oğlum... Evin seninle de oturabilirdi..." " Otursun...Ş-şey...Yani ben saçına filan dokunmam ki..! Bu herif saçına doğunuyor..!" Hafifçe tebessüm edip deftere sertçe bastırdığı kalemi elinden aldım. " Arkadaşın için 'herif' demen hiç hoş değil Fırat...Ceza sana kalk tahtaya..." Yanaklarını şişirip oflayınca işaret parmağımla burnuna minik bir fiske vurdum. "Hadi bakalım kara çocuk...Kalk tahtaya..." " Ögretmenim yapma yav..!" " Hadiiii..." Söylene söylene tahtaya çıkıp ona gülenlere ters bakışlarla bakmaya başlamıştı. Bu haliyle küçük bir ağaya benziyordu. Tebessüm ederek elimdeki tabloları yeşil tahtanın üzerine astım ve yanımda getirdiğim gül şeklinde iki tane sinekliği masama bıraktım. Sınıfa doğru dönüp yüzüme gelen saçlarımı kulağımın arkasına takıp heyecanla ellerimi çırptım. " Şimdi ne yapacağız biliyor musunuz çocuklar.!?" " Haaayııırr..!" Hafifçe gülüp tahtaya yaklaştım. " Bir haftadır öğrendiğimiz alfabede ki harflerle eğlenceli bir oyun oynayacağız..!" " Yaşasıııın..!" " Örtmenim örtmenim bende oyniyim..!" " Herkes oynayacak Mahmut merak etme...Şimdi çocuklar ben tahtadaki arkadaşlarınıza bir harf söyleyeceğim...Onlarda ellerine aldıkları sineklikle birbirlerinden önce söylediğim harfe dokunmaya çalışacak...Anladınız mı!?" " Eeeeveeet..!" Hala tahtada duran Fırat'a bakıp kollarımı göğsümde birleştirdim. " Söyle bakalım Fırat...Kiminle eş olmak istersin..?" Bir an afallayıp gözlerini sınıfta gezdirdi. Muzip bir şekilde gülümseyip " Sedat gelsin mi?" diye sordum. Anında yüzünü buruşturup " Ögretmenim o gelirse ben oynamam..!" dedi. Sonraysa Evin'e " Evin ikimiz eş olak mı..?" diye soran Sedat'a ters ters bakıp " Yoğ..! Evin benim eşim! Ben seçtim..!" diye bağırdı. "Hşşş! Sakin..." Evin'e bakıp hafifçe tebessüm ettim. " Gelmek ister misin Evin..?" Oturduğu yerden kalkan Evin hafifçe kızaran yanaklarıyla tahtaya bakıp utanarak " Gelirim...Amma...Ben oyunu anlamamışım ögretmenim..." dedi. Yüzümdeki tebessüm büyümüştü. Ona doğru yürüyüp onu kolumun altına aldım ve tahtaya doğru yürüdüm. " Tamam güzelim sorun yok...Bir daha anlatırım..." " Yav neyini anlamamışsın.!? Ha bu sopayı ögretmenin dediği harfe benden önce vurmaya çalışacan ha.!!" Fırat'ın öfkeyle Evin'e çıkışmasıyla Evin ağlamaya başlamıştı. Hafifçe kaşlarımı çatıp çoktan pişman olmuş olan Fırat'a baktım. " Fırat...Biraz sakin ol lütfen...Bak ağlattın arkadaşını..." diyip ağlayan Evin'e sarıldım. Hafifçe sırtını sıvazlayıp " Tamam güzelim ağlama...Bak Fırat da pişman oldu..." dedim. " Yav tamam niye hemen ğız gibi ağlıyorsun..?" Ellerini hızla yüzünden çeken Evin ona kırmızı suratı ve çatık kaşlarıyla bakıp " Ben zaten ğızım kafasız..! diye bağırdı. Birbirlerine öfkeyle bakan ikilinin arasına girip ikisini de kollarımın altına alıp sınıfa döndüm. " Evet çocuklar yarışmamız başlıyor..." Sineklikleri ellerine verip masama yaslandım. Kollarımı göğsümde bağlayıp " Hmmm...Hangi harfi söylesem acaba..? B!!!" diye bağırıp oyunu başlattım... * Masamın üzerindeki eşyalarımı çantama yerleştirip sınıftan çıkan minik öğrencilerime el salladım. " Yarın ne işleyecez ögretmenim..?" Boncuk gözleriyle kendisinden oldukça büyük çantasını iki yanından kavrayarak bana bakan öğrencim Ayşe'nin saçlarını okşayıp " Sürpriz..!" diyip göz kırptım. Kızaran yanaklarını öpüp " Hadi bakalım eve geç kalma..." diyince bana minik elini sallayıp sınıftan çıktı. Biten günün tatlı yorgunluğuyla omuzlarımı esnettiğim sırada cebimdeki telefonum çalmaya başladı. Babamın aradığını görünce yüzümde kocaman bir tebessüm yeşerdi. Hızla telefonu cevaplayıp kulağıma yasladım. " Efendim babaların en yakışıklısı..?" " Kızım...Gül kokulum... Dersin bitti mi babacım..?" Bana hitap şekli her zaman ki gibi beni küçücük bir kız çocuğu gibi hissettirmişti. Şımarık bir şekilde gülümseyip " Bitti babacım...Biraz yorgunum ama olsun... Hayalimi yaşıyor olmak tüm bu yorgunluklara bedel..." dedim. " Güzel kızım benim...Başaracağını biliyordum...Seninle gurur duyuyorum..." Dolan gözlerimi kırpıştırıp pencereye doğru yürüdüm. Gözlerimi Amed göğüne dikip hüzünlü bir şekilde tebessüm ettim. " Biliyorum babacığım...Bu beni daha da mutlu ediyor... Ama işte... Keşke sen de yanımda olsaydın...Seni öğrencilerimle tanıştırmayı o kadar çok istiyorum ki..! Görsen hepsi çok güzel... Hepsini göğsümde saklamak istiyorum... Bildiğim her şeyi sevgimle harmanlayıp onlara öğretmek istiyorum... " Derince iç çekip " Keşke kızım...Bunu ne kadar istediğimi bilemezsin..! O sınıfta olup... En arka sırada oturarak seni dinlemeyi, izleyip gurur gözyaşları dökmeyi hep hayal ettim... Ama üzülme çiçeğim... Bunu bir gün mutlaka yapacağım..." dedi. " İnşALLAH babacığım... Bir gün Amed'de el ele özgürce dolaşacağız...Annemle gözünüzün değdiği her yere gideceğiz..." Sözlerim henüz bitmişti ki okul bahçesindeki hareketlilik dikkatimi çekti. Hafifçe kaşlarımı çatıp bahçedeki adamlara baktım. " Noluyor ya..?" " Kızım! Ne oldu!?" Babamın endişeli sesiyle " Bir sorun yok babacığım...Bahçede birileri var da... Herhalde veliler olacak...Neyse ben eve gideceğim şimdi...Seni akşam ararım tamam mı..?" " Tamam kızım...Kendine çok dikkat et...Eve geçince haber ver... Allah'a emanet ol..." " Tamam babam veririm... Allah'a emanet ol..." Telefonu kapatıp cebime atarken çatık kaşlarımla bahçeyi izledim. Ellerinde kazma küreklerle bahçede bir şeyler yapıyorlardı. " Kim bunlar ya..?" Müdür Recep Bey de bir şey dememişti... Masada duran çantamı ve kitabımı alıp hızlı adımlarla sınıftan çıktım. Okulun önündeki bir iki basamağı hızlıca inip yüzüme gelen saçlarımı omzumun gerisine attım. Bahçeyi kazan adamlara doğru hızlı hızlı yürüdüğüm sırada ellerimle diktiğim beyaz gülün bir adam tarafından sökülmesiyle deliye döndüm. " Dur..! Ne yapıyorsun.!?" Şaşkınlıkla doğrulup bana doğru döndüler. Adamın elinde tuttuğu gül fidesini hırsla alıp öfkeyle baktım adama. " Ya sen nasıl sökersin onu.!? Kimsiniz siz, ne yapıyorsunuz burada!?" Birbirlerine bakıp ardından bana döndüler. " Bizi okulun bahçesini temizleyip çiçek, ağaç neyin dikelim diye gönderdiler..." Konuşan esmer adama ters ters bakıp " Kim!? Kim gönderdi.!?" diye bağırdım. " Ba-" " Ben gönderdim..." Duyduğum sesle kaşlarımı çatıp omzumun üzerinden arkama baktım. Gözlerim gördüğüm kişiyle irileşirken bedenimi usulca ona doğru döndürdüm. "Siz..?" Gözlerime uzunca bir süre bakıp birkaç adımda gelip karşımda durdu. Gözlerini sinir bozucu bir sakinlikle bahçede gezdirip ona bakan beni umursamadan adamlara işaret parmağı ile okulu gösterdi. " Bahçe bitince okula da bakın...Eksik gedik ne varsa halledin..." " Emrin olur ağam..!" Gözlerimi devirip sakin olmaya çalışarak gözlerimi etrafta gezdirdim. Her sorunun altından bu ağa bozuntusu mu çıkacaktı yani artık!? Allah aşkına başka ağa yok muydu koca Amed'de.!? " Bırakın adamlar işlerini yapsınlar...Siz-" Öfkeyle gözlerimi gözlerine çevirip elimdeki gül fidesini gözüne gözüne soktum. " Daha önce sizin yüzünüzden valizim en önemlisi benim için kıymetli olan annemin resmi zarar gördü...Şimdi de yine sizin yüzünüzden ellerimle diktiğim gül fidesini yerinden söktü adamlarınız..! Şimdi zararımı nasıl karşılayacaksınız!? Herhalde otelinizi üzerime yaparsınız.!?" Öfkeli sözlerimi sonlandırmamla hafifçe kaşlarını çatıp " Biraz sakin olun...Canınız çıkmış gibi davranıyorsunuz... Derdiniz buysa tamam...Gidin otel sizinmiş gibi kalın istediğiniz kadar..." Duyduklarımla afallayarak gözlerine baktım. Ancak öfkenin beni ele geçirmesi uzun sürmemişti. Ne diyordu be herif böyle.!? " Siz..! Gördüğüm en küstah ve ukala insansınız...Yazık ki buradaki insanlar size saygı duyuyor...Ne yapıyorsunuz..? Tehdit mi ediyorsunuz zavallı insanları saygı görmek için.!? " Üzerime doğru bir adım atıp gözlerimin içine içine dikti karanlık gözlerini. " Haddinizi aşıyorsunuz öğretmen hanım.. Siz had aşmaya alışık olabilirsiniz geldiğiniz yerden... Ama burası Amed...Benim gözlerimin içine bakmak bile yürek ister... Dikkat edin...Gözlerimin içine içine bakarken...Her şeyin bir bedeli vardır...Bu bedel size ağır gelir..." Kaşlarımı çatıp ona öfkeli bir şekilde bakarken gözlerini üzerimden çekip hızlı adımlarla yürümeye başladı. Ne sanıyordu bu adam kendini.!? Öyle her yerde karşıma çıkıp ben buranın ağasıyım diyip göz dağı vererek egosunu mu tatmin ediyordu..? Hah! Papucumun ağası..! Onu bir daha görmemek için dualar ederek elimdeki gül fidesiyle evime doğru yürümeye başladım. Yürürken bildiğim tüm yaratıcı küfürleri dandik Baran ağaya iletmeyi de unutmuyordum...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE