
“Baba ben sevmediğim adamla evlenmek istemiyorum.” dediğimde yüzüme inen tokatla başım yana düştü.
“Oğuz yapma, kızımız o bizim.”
“Namusumu iki paralık eden kızım, canını almadığıma şükret. Düğün geçende kocan seni kirli diye kapıma bıraksın ananla birlikte seni öldürmezsem bana da Oğuz demesinler.” Duyduğum sözler çok ağırdı.
“Baba şimdiden öğrenelim istersen. Doktora götürüp kız mı bir bakalım.”
“Sen ne dediğinin farkında mısın abi. Doktora götürmek ne demek.”
“Korktuğun bir şey mi var kardeşim yoksa bakire değil misin? Babamın dediği gibi onun bunun altına yatan bir fahişe misin?” Attığım tokatla sendeledi. Beklemediğini yüzündeki şaşkınlıktan anladım. Silkelenip kendine geldiğinde gözleri alev aldı.
“Değil sen babam bile benim namusuma tek kelime edemez. Beni kendinle karıştırma. Altına aldığın kadınlarla sakın karıştırma beni. Benden aldığın paraları fahişelere yedirdiğini bilmiyor muyum sanıyorsun. Fahişelerle düşüp kalk sonra da gel benim namusumu diline dola. Kim olduğunu sanıyorsun sen.” Bağıran sesimi kısan boğazıma dolanan elleri oldu. Tüm gücüyle boğazımı sıkıyordu. Babam yardım etmek yerine keyifle izliyordu.
"Senin gücün anca kadınlar yeter. Adam mıyım diyorsun kendine." Güç bela kelimleri bir araya getirdim. Başıma vuran basınçtan kulaklarım uğuldamaya başlamıştı.
"Adam değilim öyle mi? Ben şimdi sana göstereceğim." Boğazımdaki elini sıkılaştırdı. Gözlerinde saf nefreti gördüm. Ben abime ne yapmıştımda benden bu kadar nefret ediyordu bilmiyorum.
“Bırak kızımı Kazım.” Annemin sesi uzaklardan geliyordu. Nefes almakta zorlanıyordum. Annemin sesi uğultuluydu. “Oğuz bir şey söyle Kazım'a.”
“Kardeşine dersini veriyor. Aferin oğlum.”
“Kazım bırak kızımı.”
“Senin kızın oğluna tokat atıyor senin sesin çıkmıyor.”
“Hakkettiğin için attı.” Boğazımdaki elleri gevşeyince annem beni ellerinden aldı. Boşalan dizlerimde düştüm. Öksürmeye başladım. Nefeslerim hızlandı. Oksijensiz kalan ciğerlerim bayram sevinci yaşıyordu adeta.
“Kızım iyi misin?” Önüme gelen saçlarımı geriye attı.
“Hakkettin mi? Anne sen ne dediğinin farkında mısın?” Annemin beni desteklemesi abimi yaralamıştı.
“Kardeşin alın teriyle kazandığı paraya çöküp, fahişelerle yatıyorsan kardeşinin namusunu sorgulayamazsın.”
“Yeter bu kadar tantana. Doktora gidilmeyecek, düğün gecesi anlarız nasıl olsa.”
“Baba...”
“Kazım yeter.” Abim sinirle salonu terk ederken babam son sözünü söyleyip gitti. “Hazırlığınızı yapın. Akşama gelip Mahpeyker'i isteyecekler.”
“Baba be...” Annem konuşmama izin vermedi. “Tamam Oğuz hazırlanacağız.” Annemden onay gelmesiyle sevinçle ayrıldı.
“Anne neden kabul ettin. Anıl'ı severken başkasıyla evlenmem.”
“Evlenmeyeceksin kızım. Sen benim kaderimi yaşamayacaksın.” Annem babamla istemeden mi evlendi. “Sen...”
“Babam Oğuz’la istemediğim halde evlendirdi. Sevdiğim adamla evlenseydim abinin de senin de böyle bir hayatınız olmazdı. Benim yaşadığımı sen yaşamayacaksın kızım.” Başımı göğsüne yasladı. Benim yaşadıklarımı annemin yaşadığına inanamıyordum. Kız çocukları annelerinin kaderini yaşarmış. Ama annem kaderini yaşamamı istemiyordu.
“Şimdi ne yapacağız anne.”
“Sevdiğin çocuk, Anıl adı değil mi?” Başımı salladım. “Seni çok seviyor mu?”
“Evet anne birbirimizi çok seviyoruz.”
“Seninle hemen evlenir mi?”
“Neden sordun anne.”
“Kaçacaksın kızım. Hemen evlenirsen Oğuz sana dokunamaz. O adamda evli bir kadını istemez. Evlilik cüzdanı senin koruman olacak.”

