Mahpeyker...
Çaresizce beklemek en acısıydı. Sevdiğim insanların ihanetine uğramıştım yine. Yıllar önce Anıl'la ilişkimi babama açıklayan üniversiteden arkadaşım Buse'ydi. Nedenini çok sonradan öğrendim. Kıskançlık...
O gün kaçmasaydım bugün evlendirmek istediği adamla yıllar önce evlenecektim. Babamın bulduğu adam kendi gibi zalim bir adamdır. Sevmesini, göstermesini bilmeyen, erkek çocuklarını ilah gibi gören adamın tekidir. Kendi çevresinden birini bulmuştur.
“Baba ben sevmediğim adamla evlenmek istemiyorum.” dediğimde yüzüme inen tokatla başım yana düştü.
“Oğuz yapma, kızımız o bizim.”
“Namusumu iki paralık eden kızım, canını almadığıma şükret. Düğün geçende kocan seni kirli diye kapıma bıraksın ananla birlikte seni öldürmezsem bana da Oğuz demesinler.” Duyduğum sözler çok ağırdı.
“Baba şimdiden öğrenelim istersen. Doktora götürüp kız mı bir bakalım.”
“Sen ne dediğinin farkında mısın abi. Doktora götürmek ne demek.”
“Korktuğun bir şey mi var kardeşim yoksa bakire değil misin? Babamın dediği gibi onun bunun altına yatan bir fahişe misin?” Attığım tokatla sendeledi. Beklemediğini yüzündeki şaşkınlıktan anladım. Silkelenip kendine geldiğinde gözleri alev aldı.
“Değil sen babam bile benim namusuma tek kelime edemez. Beni kendinle karıştırma. Altına aldığın kadınlarla sakın karıştırma beni. Benden aldığın paraları fahişelere yedirdiğini bilmiyor muyum sanıyorsun. Fahişelerle düşüp kalk sonra da gel benim namusumu diline dola. Kim olduğunu sanıyorsun sen.” Bağıran sesimi kısan boğazıma dolanan elleri oldu. Tüm gücüyle boğazımı sıkıyordu. Babam yardım etmek yerine keyifle izliyordu.
"Senin gücün anca kadınlar yeter. Adam mıyım diyorsun kendine." Güç bela kelimleri bir araya getirdim. Başıma vuran basınçtan kulaklarım uğuldamaya başlamıştı.
"Adam değilim öyle mi? Ben şimdi sana göstereceğim." Boğazımdaki elini sıkılaştırdı. Gözlerinde saf nefreti gördüm. Ben abime ne yapmıştımda benden bu kadar nefret ediyordu bilmiyorum.
“Bırak kızımı Kazım.” Annemin sesi uzaklardan geliyordu. Nefes almakta zorlanıyordum. Annemin sesi uğultuluydu. “Oğuz bir şey söyle Kazım'a.”
“Kardeşine dersini veriyor. Aferin oğlum.”
“Kazım bırak kızımı.”
“Senin kızın oğluna tokat atıyor senin sesin çıkmıyor.”
“Hakkettiğin için attı.” Boğazımdaki elleri gevşeyince annem beni ellerinden aldı. Boşalan dizlerimde düştüm. Öksürmeye başladım. Nefeslerim hızlandı. Oksijensiz kalan ciğerlerim bayram sevinci yaşıyordu adeta.
“Kızım iyi misin?” Önüme gelen saçlarımı geriye attı.
“Hakkettin mi? Anne sen ne dediğinin farkında mısın?” Annemin beni desteklemesi abimi yaralamıştı.
“Kardeşin alın teriyle kazandığı paraya çöküp, fahişelerle yatıyorsan kardeşinin namusunu sorgulayamazsın.”
“Yeter bu kadar tantana. Doktora gidilmeyecek, düğün gecesi anlarız nasıl olsa.”
“Baba...”
“Kazım yeter.” Abim sinirle salonu terk ederken babam son sözünü söyleyip gitti. “Hazırlığınızı yapın. Akşama gelip Mahpeyker'i isteyecekler.”
“Baba be...” Annem konuşmama izin vermedi. “Tamam Oğuz hazırlanacağız.” Annemden onay gelmesiyle sevinçle ayrıldı.
“Anne neden kabul ettin. Anıl'ı severken başkasıyla evlenmem.”
“Evlenmeyeceksin kızım. Sen benim kaderimi yaşamayacaksın.” Annem babamla istemeden mi evlendi. “Sen...”
“Babam Oğuz’la istemediğim halde evlendirdi. Sevdiğim adamla evlenseydim abinin de senin de böyle bir hayatınız olmazdı. Benim yaşadığımı sen yaşamayacaksın kızım.” Başımı göğsüne yasladı. Benim yaşadıklarımı annemin yaşadığına inanamıyordum. Kız çocukları annelerinin kaderini yaşarmış. Ama annem kaderini yaşamamı istemiyordu.
“Şimdi ne yapacağız anne.”
“Sevdiğin çocuk, Anıl adı değil mi?” Başımı salladım. “Seni çok seviyor mu?”
“Evet anne birbirimizi çok seviyoruz.”
“Seninle hemen evlenir mi?”
“Neden sordun anne.”
“Kaçacaksın kızım. Hemen evlenirsen Oğuz sana dokunamaz. O adamda evli bir kadını istemez. Evlilik cüzdanı senin koruman olacak.”
“Anıl'la konuşmam gerekiyor anne.”
“Baban dönmeden konuş kızım.” Annem yerden kaldırıp koltuğa oturttu. Ardından kendi telefonunu getirip elime tutuşturdu. “Ne yapacaksak bugün yapmak zorundayız. İsteme gerçekleşmeden önce olmalı.”
Anıl'la babamın her an gelecek korkusuyla konuştum. Seda’yla konuşup yıldırım nikahını bugüne almak için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi.
Babamlar geldiğinde annem uyku ilacı attığı içecekleri babamların önüne koydu. Vakit geldiğinde rahatça kaçabilecektim. Vakit geldiğinde annemle vedalaştım.
“Anne sende benimle gel. Babam sana bir zarar verir.”
“Beni de uyuttuğunu düşünmelerini sağlayacağım. Beni düşünme ben başımın çaresine bakarım. Yeterki sen mutlu ol.”
“Annecim seni çok seviyorum.” Kollarımı beline dolanarak sarıldım. “Bende seni çok seviyorum kızım. Arkamda annemi bıraktım diye üzülme mutlu ol. Benim mutluluğum senin mutlu olmana bağlı.”
Annemi arkamda bırakmak hayatımda yaptığım en zor şeydi. Kendi mutluluğum için annemden vazgeçmiştim. Sevgisiz bir evlilikti onlarınki. Annem benim sevgisiz bir evlilik yaşamamı istemediğinden kaçmamı sağlamıştı. Onun sayesinde mutlu bir evliliğim oldu.
İnsan kaderinden kaçamazdı. Bunu biliyorum. Daha yeni kocamı kaybettim. Mutlu günlerime kara bulutlar çökmüştü. Dağılır mı yoksa yeni kara bulutlar mı eklenir bilmiyorum.
Kız çocukları annelerinin kaderini yaşarmış. Ben kaderi kabul etmediğim için mi dul halimle evlendiriliyordum. Hayır... Hayır... Kaderim bu olamaz. Kabul etmiyorum.
••••••••
“Hazır değil misin Mahpeyker.” diyerek odaya daldı. Bakışları beni buldu. Onaylamazca başını salladı. “Siyahlara bürünmüşsün yas var gibi.” Babamın benimle dalga geçer gibi konuşmasıyla sinirle elimi yumruk yaptım.
“Unuttuysan hatırlatayım baba. Bir hafta önce kocam öldü.” dedim üstüne bastıra bastıra.
“Yeni kocanla yasın bitiyor.”
“Oğuz kızımı rahat bırak.” Annem yanından geçerek yanıma geldi.
“Çok oyalanmayın birazdan gelirler. Müstakbel kocanı karşılayacaksın Mahpeyker.” Gülerek odadan çıktı. Sinirle ayağımı yere vurdum.
“Kızım elinde olmasa ben sana yapacağımı biliyorum.”
“Sakin ol kızım şimdilik ne derse yapacağız.” Annemle odamdan çıkarken babamın sesi geldi.
“Mahpeyker hemen gel ve kocanın kapısını aç.”
“Sabır kızım sabır.” İçimden dualar okuyarak kapıyı açmaya gittim. Babam ceketinin önünü ilikleyerek hazır ola geçmişti. Bu adam kimdi ki babam ona böylesine saygı gösteriyordu. Her kim olursa olsun kadını satın alabileceğini düşünen zavallının tekiydi. Kendisini doğuran annesinin bir kadın olduğunu unutmuştu.
“Şu yüzünü düzelt.” diye tersleyen babamla yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdim.
“Oldu mu baba.”
“Ben sana sonra soracağım aç kapıyı.” diye kızdı. Gözlerini devirip elimi kapı kulpuna yönlendirdim. Tehdidi umurumda bile değil. Kızımı geri aldığımda asıl ben ondan hesap soracaktım.
Yeşil harelerim karşımda Seda ve polisleri görmemle parladı. Sahte yerleştirdiğini gülümsemem gerçeğe dönüştü. Artık otuz iki diş sırıtıyordum.
“Geldim canım arkadaşım, geç kalmadım değil mi?” Başımı hayır dercesine salladım. Gözümden akan yaşlarla sordum. “Kızım.”
“Güvende, annemin yanında.” Rahat bir nefes aldım. Saatlerdir aldığım her nefes işkenceden farksızdı. Sanki yeniden nefes alıyordum. Şimdi kızımı kaçırmanın bana şantaj yapmanın hesabını sormaya geldi.
“Senin burada ne işin var.” Kenara çekildim. Seda'nın ve polislerin girmesi için yer açtım.
“Memur bey bu adam müvekkilimin kızını izni olmadan kaçırıp şantajla evlendirmeye çakıştı.”
“Yalan söylüyor.” Bana döndü. “Mahpeyker yalan olduğunu söylesene kızım. Torunumu neden kaçırayım.” Aysima'nın bizde olduğunu bilmiyordu.
“Mahpeyker Hanım korkmanıza gerek yok. Babanız bile olsa doğruyu söyleyin . Gerekeni polisin yapmasına izin verin lütfen.”
“Seda doğruyu söylüyor memur bey. Kızımı kaçırarak bana şantaj yaptı.”
“Yalan... Yalan söylüyorlar.”
Babam bana şantaj yaptığı sırada konuşmayı Seda’ya dinletmiştim. Onun ses kaydını açtım. “Buna da mı yalan diyeceksin.”
“Bana kumpas kurdun, babana.”
“Kızımı kaçırdın başka ne yapmamı bekliyordun. Sana boyun eğmemi mi. Benim ve kızımın hayatı oyuncak değil. Yaptığının cezasını çekeceksin.”
“Gülten...”
“Yıllardır sana tahammül ettim. Uslanır dedim ama sen uslanmak şöyle dursun iyice azıttın. Yıllar önce kızını sattın. Bugün küçücük çocuğu kaçırıp kızıma şantaj yaptın evlenmesi için. Ama buraya kadar, her şey bitti. Senden boşanıyorum.”
“Yapamazsın.”
“Hapishanede mahkeme çelbini aldığında anlarsın yapıp yapamayacağımı.”
“Memur bey tutuklayın onu oğluyla birlikte yaptıklarını cezasını çeksin.” Polisler kelepçe takarken babam bizi tehdit etmeye devam etti.
“Bu burada bitmedi. Size bunu hesabını soracağım.” Götürülürken bile tehdit etmekten geri duymadı.
“Seda Allah razı olsun senden.”
“Hızır gibi yetiştin kızım.”
“Ne demek Gülten teyze kardeşimi yem edecek değildim onlara.”
“Abim kızımı nereye götürmüş, nasıl buldun onları.”
“Telefonu kapattıktan sonra karakola gidip durumu arkadaşıma anlattım. Abin salağı telefonunu kapatmayı akıl edemediğinden sinyalden yerini tespit ettik.”
“Çok korkmuştur.”
“Endişelenme. Aysima uyuyordu. Uyandığında annemi görecek hiçbir şey anlamayacak.”
“Bunca saat uyuttu mu kızımı.”
“Uğraşmak istemediği için ilaç vermiş. Hastanede kontrolü yapıldı merak etme. Yarın sabah erkenden karakola gidip şikayetçi olacaksın baban ve abinden.”
“Evet kızım, bu sefer ikisini de affetmek yok.”
“Bunları sonra konuşalım anne önce kızımı görmeliyim.” Kapıya yönelecekken karnıma giren sancıyla iki büklüm oldum. Bir süredir beni yoklayan ağrıydı. Elimi karnıma koydum.
“Kızım iyi misin?”
“Mahi...”
Kadınlığımdan bacağıma yol alan sıcaklıkla beynim durdu. Aklıma gelen düşüncenin doğru olmaması için dua ettim. Allah'ım ne olur düşündüğüm şey olmasın.
“Kızım cevap versene, iyi misin?”
Seda'nın çığlığı kulaklarımı tırmaladı. “Mahi kanaman var.” Seda'nın göz bekleri büyümüştü. Annemin bakışları ayaklarıma kaydı. Pantolonumdan göremezlerdi. Rengi siyahtı çünkü. Son sözlerim geceye damga vurdu.
“Anne bebeğim...”