17.Bölüm

4331 Kelimeler
Nilay’ın utanç duygusuna tutsak olmasının üzerinden günler geçti. Geçiş sürecinde zaman kısıtlaması olmadan kaldığı evi yerleştirdi. İlk geceler çok zorlanmış gözünü kırpmadan sabah ettiği olmuştu. Yılların kuru kalabalığı can yakan anıları zihnini alabora ederken hemen her geceye gözyaşlarını bıraktı. Duruma yeni yeni alışmaya başlarken yalnızlığı sevmeye başlamıştı. Ağlayarak anılardan arınmak alışkanlık hâline gelmiş yüzbinlerce acı hatıraya içi çıkana dek ağlamıştı. Hatice ablası her sabah ağıaa kan oturan gözlerine dayanamamış yalnız gecelerine yarenlik etmesi için birkaç kitap hediye etti. Kadının varlığına minnet duyan genç kız ilk kez armağan almış olmanın sevinciyle Hatice’nin boynuna sarılmış yüzünü öpücüklere boğmuştu. Takibi geceler bazen satırlarda yazanlara gözyaşı döktü. Gün içerisinde okuduklarını devamıyla ilgili teorilerini heyecanla ablasına anlattı. Yüzündeki darp izleri silinmiş açık yaralar kapandığında bandajlara gerek kalmamıştı. Ayriyeten dengeli Hatice'nin zoruyla düzenli beslendiği için kilo almaya başlamıştı. Bazı günler evin temel ihtiyaçları için ablasıyla dışarı çıkıyordu. Eve dönmeden evvel isteği üzerine deniz kıyısına uğranıyordu. Denizin iyot kokusunun müptelası olmuştu. Huzuru solurken geçmişi karabasan misali üzerine çöktüğünde buğulanan gözleri sağanak yağmurla yarışıyordu. Teselliyi yanından ayrılmayan Hatice’nin kollarında buluyordu. Tüm bunlar olurken koruma hep peşlerinde ihtiyaç duyulan anlarda yanı başlarındaydı. Bunca olumlu gelişmenin sebebi Hakan'ı o günün ardından görmeyişinden kaynaklıydı. İki kadın öğle yemeklerini yerken kapı çalınca irkilen Nilay su içtiği bardağı yere düşürdü. Kaç gündür kapıya gelen kimse olmamış evin içini dolduran zil sesini ilk defa duyuyordu. Korku bedenine sirayet eden genç kız ağlamaklı sesiyle sorarcasına fısıldadı. "Abla?" Hatice göz bebekleri korkudan titreyen kızın saçlarına şefkatle okşayıp yüzünü avuçları arasına aldı. Teminat verircesine gülümsedi "Korkma ablam ben yanındayım.” Nilay'ın kirpikleri istemsizce kenetlenirken şükür eder gibi fısıldadı.” İyi ki." Hatice dudaklarını kızın boncuk boncuk terleyen alnına bastırdı. "Elimden geldiğince ömrüm vefa ettikçe yanında olacağım ablam, sakın korkma!” Nilay’ı ardında bırakıp antreye yöneldi peşinden gelen Nilay’a omzu üzerinden bakıp tebessüm etti. Kapıyı açınca karşılaştığı yabancıyla bakışları hızla kıza değdi. Tedirgin olan kadın ne yapacağını bilmezken yabancıya döndü. Görmeye alışkın olduğu koruma adamın ardında belirince derin bir oh çekti. İri kıyım yabancının elindeki poşetleri fark edince kaşları çatıldı. Bir şey sipariş etmediğine adı gibi emindi. Hafif baş selamı veren yabancı poşetleri uzattı, “Bunları Hakan Bey, Nilay Hanım için gönderdi." Genç kız işittiği isimle gözlerini sımsıkı yumdu unutmak için çabaladığı malum olayı hatırladı. Ardından utanç hissi yerini salt öfkeye bıraktı. O adam yine ne alıp dağ gibi borcuna ekleme yapmıştı? Hatice uzatılan poşeti alıp içine göz attı gördükleriyle dudakları kırıldı. Kavisli kaşları çatılan Nilay’a göz kırptı. Epey öfkeli kızın karşı çıkmasını engellemek için adama teşekkür edip hemen kapıyı kapattı. Burnundan soluyan genç kız kapı kapanma sesiyle silkelenip sitem eder gibi bezgince soludu, "Abla neden aldın? O adama yeterince borçluyum yük oluyorum farkında değil misin? Allah aşkına.” Hatice ellerini beline yerleştirip teessüf eder gibi konuştu. “Hah çok güzel yine en başa döndük," Poşetleri kaldırıp resmen Nilay'ın gözüne soktu. "İçindekiler artık temel ihtiyaç ablacığım," vurdum duymaz tavırla koltuğa oturup poşetleri uzattı. “İnanmıyorsan al kendin bak.” Nilay anlaşılmıyor olmanın bıkkınlığıyla başını olumsuzca çevirdi, "Abla bu başa dönmek değil ki, benim için birçok şey yapmasının ağırlığı altında ezilimek." Hatice tepesinde dikilen kızın elini tutup yanına çekti." O zaten senin nasıl hissettiğinin farkında ablam. Misal kaç gündür sırf sen kendini kötü hissetme diye karşına çıkmıyor.” Dudakları iki yana kıvrılırken Nilay’ın saçlarını okşayarak devam etti. “Tabii her akşam arayıp nasıl olduğun neler yaptığın hakkında bilgi alıyor. İnan bana yaptıklarının nedeni senin her şeyden önce iyi ve güvende olmanı istemesinden kaynaklı.” Kısa bir es verdiğinde derince iç çekti. “Ablam kendine güvenmeli hayatta tutunmak için çabalamalısın. Hakan Bey'in tek arzusu da bu o sana sadece imkân sunabilir. Seni, sana veremez gayret edip öz benliğini kendin bulmalısın." Nilay kendini bulma gerçeğini yok sayarken Hakan'ın inatla hatırlatma girişimleriyle direnci kırılma noktasındaydı. Hatice başını eğip sessiz kalan kızın çenesini nazikçe kavradı. Umut ışığı aradığı gözlerin boşluğuyla bıkkınca söylendi. "Anlaşıldı iş yine başa düştü," poşetleri koltukta aralarında kalan boşluğa boşalttı. Bu esnada başını öne eğen Nilay'ın kucağına kutuları ve zarfı bırakıp yanından ayrıldı. Nilay yalnız kalınca oflayarak yanaklarını şişirip sırtını koltuğa yasladı. Bakışlarını bir müddet tavanda gezdirirken kucağındaki hafif ağırlık boşa vakit harcadığını tekrar edip durdu. Bilmem kaçıncı kez usançla nefesini verdi. İdrak etmekten kaçındığı hakikatin hissedilir varlığıyla oturuşunu dikleştirdi. İşe kutuları es geçip dişleri yardımıyla yırttığı zarfı açmakla başladı. Sallayarak ikiye katlanmış kâğıdı çıkarttığında efkâr yüklü oksijeniyle gözlerini satırlarda gezdirdi. "Merhaba ufaklık; yoksa inatçı keçi mi demeliyim? Öncelikle bilmeni isterim ki tedirgin olmana gerek yok! Onun veya istemediğin her hangi birisinin sana ulaşması mümkün değil. Bu yüzden kapın çalındığında sakın korkma ve kendin aç,” Hakan'ın her saniye kendisini gizlice izlediği hissine kapılan genç kız ürperdi. Birkaç saniye sonra aklından geçen düşünceden başını iki yana çevirerek arındı. Gözlerini yeniden yazılanlarda gezdirip kaldığı yerden okumaya devam etti. “Balkona saat kaç olursa olsun endişelenmeden çıkmaktan korkma kendini basit şeylerden soyutlama. Tedirgin olup her an tetikte bekleme kendini kısıtlamayı bırak.” Balkonda oturmayı çok seven Nilay ablası olmadan balkona adım atmıyordu. "Sana bundan sonra sen istemediğin sürece kimse zarar veremez. Ufaklık, o evde olduğun müddetçe güvendesin.” Hakan'ın hayatına dahil oluşu genç kızda güven hissinin temelini oluşturmaya çoktan başlamıştı. İnsani birçok duygudan mahrum edilen Nilay'ın birine güvenmesi hiç kolay değildi. Genç kız onun kendisine sunduğu imkânlara minnettardı ancak defalarca kez konuşulsa da Hakan’ın kendisine yardım edişini kabullenmekte güçlük çekiyordu. “Açık öğretim lise kaydını yaptırdık iyi hoşta," Nilay okuduklarıyla yine o âna ışık hızıyla geçiş yaparken utançtan damarlarında dolanan yaşamsal sıvı fokurdadı. Nefesini sesli verip okumaya devam etti. “Bilmem farkında mısın küçük hanım kayıt olmakla mezun olunmuyor.” Hakan yine haklıydı eğitimini tamamlamak için hiç çaba göstermemişti. “Bu arada yalnız kaldığında kitap okuman güzel başlangıç ama önceliğin verilen ders kitapların olmalı. Onlarla daha çok ilgilenmenlesin. Eminim gönderdiklerimi kabul etmemek için inat etmişsindir. Hatice Hanıma inancım tam nasılsa bir şekilde halletmiştir. Her neyse gönderdiklerimin birisini öğretimin için kabul etmeye mecbursun,” Nilay'ın kaşları çatılırken merakla hemencecik bir alt satıra geçti. "Tabletine videolu ders anlatım programı yüklettim. İnkâr edemem inat olduğun kadar zekisin kullanımını kısa sürede çözeceğine eminim.” Övgüyle bahsetmesi Nilay'ın yüzünde hafif bir tebessüm oluşturdu. "Bu yüzden tableti derslerin ve sınavlar konusunda epey yardımcı olacağı için kabul etmemek gibi bir lüksün yok. Diğeriyse cep telefonu mâlum yakınımızda olmayan kişilerle iletişim kurmak adına gerekli hatta ve hatta temel bir ihtiyaç diyebiliriz. Benim ve Hatice Hanımın numarası kayıtlı gerçi benimle iletişime geçmeyeceğini biliyorum. Sadece her ihtimale karşı acil bir durum olursa ararsın diye kaydettim. Hatice Hanım yanında yokken onunla istediğinde konuşabilirsin. Ayrıca zamanla arkadaş edineceksin telefon numaranı istediklerinde ne yapacaksın? Hadi onu geçtim küçücük çocukların kullandığı iletişim aracını senin gibi yetişkin birinin kullanmaması haksızlık. Son olarak hatırlatmak isterim bana olan borçlarınız sürekli artıyor Hanımefendi." Genç kız sanki Hakan görüyormuşçasına başını sallarken yanağının içini ısırdı. "Bu yüzden Kolundaki alçının çıkarıldığı günün ertesi iş başı yapacaksın. Borçlarını ödemek için çalışırken tabi derslerine çalışmayı ihmal etmeyeceksin.” Nilay hem çalışıp hem sınavlarına çalışmak konusunda pek emin değildi. Çalışmaktan gocunup kaçmazdı yalnızca ara verdiği için dersleri konusunda kendisine güvenmiyordu. Aklında yükselen sesleri susturduğunda gözleri son paragrafa indi. “Unutmadan yarın ilk psikolog randevun için kliniğe gideceksiniz. Aslına bakarsan psikoloğun evine gelebilirdi ancak kliniğe gitmenin senin için daha uygun olduğuna karar verdim. Uzun yıllar evden dışarı çıkmamışsın bu bir nevi normal yaşama alışmana katkı sağlayacak. Aldıklarımı iyi günlerde kullan Nilay kendine, kendin için iyi bak hoşça kal.” Belirli belirsiz buruk gülüşüyle genç kız katladığı kağıdı çekmeceye koydu. Hatice mutfağı toparlarken sıkça kızı kontrol ediyordu zarfı açtıktan bir süre sonra sessizce berjer koltuğa oturdu. Nilay’ın kutulara yönelmesiyle boğazını temizleyip gülümsedi. "O kağıtta ne yazıyordu bilemem önemli olan da İnadından vazgeçmiş olman. Hakan Bey'in senin iyiliğin için çabalaması istediklerini her türlü kabul ettirmesi." Nilay buruk gülüşü genişledi "Haklısın ablacığım yine isteğini mecbur bırakarak kabul ettirdi." Hatice kızın hoşnutsuz sesiyle kıkırdadı. "Söylesene ablacığım yine hangi detayı düşünüp seni yola getirdi?” Nilay mağlubiyetle omuzlarını düşürdü, “Tablete videolu ders anlatım programları yükletmiş." Kadın Hakan'ın akıllıca hamlesiyle kahkaha atıp keyifle söylendi. “Bu adam cidden çok zeki her neyse şimdi onun zekasını boş verelim." Elini boşlukta sallayıp tablet kutusunu işaret etti. "Kutusundan çıkarda bir an önce derslerine odaklan eğitimin için kaybettiğin zamanı telafi et." Nilay tableti kutusundan çıkartırken dalgınca söylendi "Ona olan borçlarımı yarım gün çalışıp ödemem imkânsız. Bu nedenle eğitimimi başarıyla tamamlayıp iyi bir yerlere gelmem gerek.” Hatice duruşunu dikleştirdi Nilay’ın sözlerinde fark ettiği yanlışlığı düzeltti. "Eğitimini önce kendin için tamamlamalısın borçlarını ödemen sonraki iş.” Genç kız kadının ikazıyla sessiz kaldı, tableti evirip çevirirken nasıl açıldığını çözmeye çalıştı. “Acaba bu nasıl açılıyor?" Hatice mırıldanarak kızın yanına geçti. "Bilmiyorum Nilay'cığım teknolojik şeylerden pek anlamam.” kullanım kılavuzunu genç kızın kucağına bıraktı. Talimatta yazanları yerine getiren genç kız uygulamalar üzerinde parmaklarını gezdirdi. Genel kullanımı kavradığında rahatlayıp diğer kutuyu uzatan Hatice'yle elini hafifçe alnına vurdu. "Ah birde o vardı değil mi?" Hatice kızın bezgin tavrına kahkaha atarak küçük kutuyu kucağına bıraktı. "Evet ablacığım bir de bu var,” omuzlarını dikleştirip bilmiş tavırla gülümsedi. "Bunun kullanımını konusunda az da olsa bilgim var." Nilay kadının duruşunu süzüp dudaklarını büzdü, “Ablacığım sana zahmet bana da bildiklerini öğretsen?" Hatice kıkırdayıp kullanıma aktif telefonda arama mesaj gibi temel özellikleri anlattı. Tablet ve telefon kullanımını birbirine yakın bulan genç kızın kavraması uzun sürmedi. Mutfakta kahve içerken Hatice huzursuzca yerinde kıpırdandı, aklından geçenleri dile getirmek hususunda endişeliydi. Lakin doğrusundan vazgeçmek gibi bir niyeti yoktu. “Ablacığım Hakan Bey’i arayıp teşekkür etsen? Nilay kanının ısındığını hissetti yaptığını unutamıyor etkisinden bir türlü çıkamıyordu. Teşekkür etmesi gerektiğinin bilincindeydi ancak Hakan'ın sesini duymak hele ki, kendi isteğiyle araması çok zordu. Şayet kısacık olay yaşanmasa muhakkak arar teşekkür ederdi. Hatice kızın geçen günlerde olduğu haline dönüşmesiyle yüreklendirmek için hafifçe elini sıktı. “Ablacığım o adam bir teşekkürü hak etmiyor mu?" Nilay kirpiklerini kenetleyip inler gibi mırıldandı, “Bir değil binlerce teşekkürü hak ediyor. Benim için yaptığı her şeye minnettarım ama." Kızın çekincesini anlayan kadın tutuşunu sıklaştırıp daha ılıman tavırla yaklaştı. "Ablam o anı bir de şöyle düşün,” vermek istediği örneği dile getirmedi. Nilay'ın meraklı sabırsız haliyle iç çekti. Ailesinden şiddet ve nefret dışında hiçbir his tatmayan kıza nasıl Hakan'ı abin gibi gör derdi. Olduğu yerde silkelenip olaya otoriter edayla yaklaştı. “Senin yaptığında utanılacak hiçbir şey yok. O an hissettiğin sevinçle ne yapacağını şaşırdın. Konu bundan ibaret yaptığın şey gayet masumaneydi. Yüzünde mimik oynamayan kızın saçını öpüp yanından kalktı. Gün akşama evrilmiş yalnız kalan Nilay vaktini videolu ders anlatım programıyla geçirmekteydi. Tabletin batarya uyarısıyla irkilip saatlerce ekranda olan gözlerini ovuşturdu. Yerinden kalkıp tabletini şarja takınca çay koydu. Demini alana dek ılık bir duşla nemli bedenini ferahlattı. Uzun saçlarının nemini alıp sol eliyle güç bela taradı. Büyük kupadaki çayıyla salona geçtiğinde televizyon kumandasına uzanırken Hakan'ın yazdıklarını anımsadı. Kara gözleri çekimserce bir süre balkonun sürgülü kapısında oyalandı. Çayını alıp teskin edici sözcükler mırıldanarak küçük ürkek adımlarını balkona ulaştırdı. "Bu evde güvendeyim korkum yersiz bana burada kimse zarar veremez.” Sürgüyü yavaşça itelediğinde tenine değen ılık esintiyle gülümsedi. Kupasını küçük masaya bırakıp geniş hasır sandalyeye oturdu. Işıklandırılmış koru manzarasını seyrederken cılız şehir gürültüsüne kulak verdi. Ara ara çayını yudumlarken salondan gelen mekanik melodiyle irkildi. Avcunu kalbine bastırıp aldığı derin solukla ayaklandı. Orta sehpadaki telefon ekranda beliren isimle derin bir oh çekip kocaman gülümsedi. Yanıtladığı telefonla balkona döndüğünde çayını yudumlayarak Hatice'yle sohbet etti. İyice keyiflenirken tadını kaçıran kadının Hakan'ı araması gerektiğini hatırlatmasıydı. Sessiz kalışıyla neyse ki Hatice konuyu değiştirmiş kısa süre sonra görüşmeyi sonlandırmıştı. Nilay sıkıntılı nefeslerini sıralarken kararsız bakışlarını ekranda sabitledi. Masada ritim tutan parmakları ekrana kayarken bir cesaretle rehbere giriş yaptı. Hakan'ın isminin altında yer alan zarf ve ahize sembolü arasında gidip geldi. Anlık gelen cesareti kırılınca ekranı avucuyla kapatıp gözlerini yumdu. Vücut kasları kendisini sıkmaktan kasılırken duyduğu robotik sesle yerinde sıçradı. Aradığınız kişiye şuanda ulaşılamıyor, sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz. Kalbi kuş misali çırpınırken süratle kirpiklerini aralayıp yanlışlıkla yaptığı aramayı sonlandırdı. Derin bir oh çekerken saniyelik yaşadığı adrenalinin nihayete erdi. Yarım kalan çayını masada bırakıp yorgunluk çöken bedenini odasına taşıdı. Genç kız göz kapaklarına vuran yoğun ışık huzmesiyle yeni güne kirpiklerini araladı. Bedenini esnetirken psikolog randevusu hatırına düşünce kaskatı kesildi. Yaşadıklarını en baştan yalın biçimde anlatmak o anlarda olduğu gibi canını yakacağının bilincindeydi. Sözcüklerin hissettirdiği acıyı deneyimlemişliği fazlaydı etkisi fiziksel şiddete eş değerdi. Hayatı kısa sürede temelden değişmişti lakin benliğiyle bütünleşen ruhsal yaralar hâli hazırda ince derin çizikleri oluk oluk kanamaktaydı. Kapısının açılma sesiyle sıçradığında düşüncelerinden sıyrılırken bakışlarını sabitlediği pencereden ayırmadı. Yatağının çökmesi saçlarının şefkatle okşanmasıyla eş zamanlı kirpikleri kenetlendi. Kahvaltı masasını hazırlayan Hatice genç kızı uyandırmak için odasına girdi. Karşılaştığı manzarayla içi parçalanırken soluğu Nilay’ın yanında aldı. Bir süre saçlarına yatıştırıcı dokunuşlar bıraktı. Gözyaşlarıyla yıkanan yüzüne öpücükler kondururken içinden avaz avaz intizar etti. 'Akıttığın her damla gözyaşın sebep olanların cehennem ateşlerini harlasın.' Psikolog görüşmesinin Nilay için zor olacağını biliyordu anlatırken canı yanacak o anları yeniden yaşayacaktı. Kadın akmaya can atan kendi gözyaşlarına izin vermedi. Tüm şefkatiyle yaklaştığı kızın anaç tavırla saçlarına buse kondurdu. "Ablam bazen iyileşmesi için bazı yaraları kanatmak gerek.” Kızın kendisine dönmesiyle elini tuttu. "Yaşadıklarını anlatırken her kelimede canın yanacak,” boğazındaki düğümü itelerken derin bir nefes aldı. "Benim güçlü kızım sen onca darbeye direnmişsin şimdi psikoloğuna anlatacakların canını en fazla iğne batması kadar yakar." Nilay kanlanmaya meyilli gözlerini kadına dikip abla bildiği Hatice'yi dikkatle dinledi. Haklıydı onca darbenin yanında iğne batması ne kadar can yakardı? Kemerin soğuk demiri sigara izmaritinin ateşini tadan bedenine iğne batması ne kadar zarar verebilirdi? Hatice ağlaması duran kızın kalmasına yardımcı oldu, "Hafi kalk ablam bugün ruhundaki yaraların bazılarını kanatarak kapatacaksın.” Bitkin hisseden Nilay kadının desteğiyle banyoya geçip rutin ihtiyaçlarını giderdi. İsteksiz adımlarla kahvaltı masasında yerini aldı. Sessizlik hükmünü sürdürürken Nilay'ın telefonuna gelen bildirim sesi kulakları çınlattı. İki kadının meraklı bakışları birbirine kenetli kaldı. Genç kız göz ucuyla ekrana baktığında eli ayağı boşalıp buz kesti. Sertçe yutkunup kirpikleri arasından Hatice'ye bakıp cılız titreyen sesiyle mırıldandı. “Hakan Bey mesaj göndermiş.” Hatice tebessüm edip yerinden kalktığında kızın sırtını sıvazladı. “Ablacığım seni utandıracak tek bir kelime yazmamıştır. Güven bana okumaktan çekinme.” Yerine geçip teminat verircesine gülümsedi. Nilay seslice yutkunurken titreyen parmak uçları bildirim paneline dokundu. "Merhaba ufaklık biliyorum senin için yaşadıklarını anlatmak çok zor." Genç kızın dudakları kırık dökük tebessümle bezendi, “Canının yanmaması için çabalasam da bugün sırf senin iyiliğin için dolaylı yoldan canının yanmasına sebep olacağım.” Nilay'ın akmaya hazırda bekleyen gözyaşları yanaklarına yuvarlandı. “Ama buna mecburum ufaklık mecbur kaldığım için çok üzgünüm. Ve senden özür diliyorum.” Hiç suçu olmayan adamın özür dileyişiyle Nilay’ın dudaklarından bir hıçkırık koptu. “Nilay yarınlarının olması için ruhunu kangrene çeviren yaraların kanaması gerek," gözyaşlarının ardı ardına intiharı şiddetini artırdı. “Ve sakın unutma ufaklık senin izin verdiğin ölçüde her zaman yanında olacağım." Genç kız ağlaya ağlaya okuduğu mesajın sonunda gözlerini yumdu. Fısıltıdan ibaret sesiyle mırıldandı, “iyi ki varsın..” Genç kız gerek içinde bulunduğu psikoloji gerekse Hakan'ın iyimser davranışlarında cesaret alıyordu. Bu sebeplerle aksi davrandığı tesadüfen karşılaştığı tüm yaptıklarına rağmen pes etmeyen adama minnettardı. Hatice hıçkırarak ağlayan kıza sımsıkı canına katmak yüklerinden kurtarmak ister gibi sarıldı. İlk günlerde değişimi güçlenmeyi şiddetle reddeden Nilay'ın zamanla, Hakan'ın desteği ve dayatmalarıyla diri diri konulduğu mezardan çıkıp kendi ayaklarının üstünde duracağına inancı tamdı. Hıçkırıklar iç çekmelere döndüğünde kadın geriye çekilip kendi gözyaşlarını kurulayıp tebessüm etti. "Sana söylemiştim ablacığım seni utandıracak hiçbir şey yazmamış.” Başıyla onaylayan Nilay’a göz kırpıp yerine geçtiğinde bir şeyler yemesini sağladı. Randevu saatine kadar zaman öldürmek için birlikte temizliğe girişildi. Bu sayede genç kızın biraz aklı dağılmış oyalanmak biraz olsun iyi gelmişti. Görüşme saati yaklaşınca ikili hazırlandı Hatice yol boyu kızın elini tek bir an bırakmadı, Çetin Bey'in kliniğine tam vaktinde ulaşıldı. Nilay attığı her adımda geçmiş ve gelecek arasında sıkışmış kalmıştı. Güler yüzlü hasta koordinatörü önderliğinde fersiz adımlar attı. İçeriye girmeden cesaret bulmak adına Hatice'ye baktı. Teminat verircesine gülümseyen kadının sözlerine buruk tebessümüyle karşılık verdi. "Korkma ablam seni burada bekliyorum.” Nilay içeriye adım atmadan evvel mırıldanarak kendisini yüreklendirdi. “Yarınlarım için yaralarımı kanatacağım.” Derin bir nefes alıp Çetin Bey’in ofisine adım attı. Psikolog içeriye giren danışanıyla gülümseyerek ayağa kalkıp tokalaşmak için elini uzattı. "Hoş geldiniz Nilay Hanım nasılsınız?” danışanının kan çanağı olmuş çekimser gözlerini fark etti. Havada asılı kalan elini yavaşça indirdi. Danışanlarla ilk seans çoğu zaman zor olurdu. Geçmişin zehirli sarmaşığı kızın tüm uzuvlarını sarmışken uzanan eli tutmadı. Birde üzerinde yaşanmışlığın tesiri vardı kendisine uzanan el ya bedenine darbe indirmiş yada saçlarına dolanmıştı. Dudaklarını güçlükle araladı “Merhaba,” nasıl olduğu konusunda bir fikri olmadığından sustu. Psikolog kızın tavırlarına dikkat kesilirken karşılıklı konumlanmış koltukları işaret etti. "Lütfen otur ayakta kalma," başıyla onay verip koltuğa yönelen Nilay'ı takip etti. Yerinin aldığında ajandasına ilk izlenimlerini not etti. Ferah geniş ofiste bir müddet kulakları sağır eden sessizlik hüküm sürdü. Vakit hızla ilerlerken danışanının ilk adımı atması için söze girdi, "Rica etsem şuan ne düşündüğünü aklından neyin geçtiğini benimle paylaşır mısın?" Diken üzerinde oturan Nilay zemine sabit gözlerini psikoloğa yönlendirdi. “-içbir şey," esasen hiçte öyle değildi. Geçmişe saplanmış allak bullaktı. Suskunluğunun celladı dile getirmeye korktuklarıydı. Çetin bu şekilde ilerleme kaydedemeyeceği kanısına vardı. Pes etmeyip teşvik etmek için elinden geleni yapacaktı. Kaba taslak bildiği konuya genelleme yaparak giriş yaptı. “Yer yüzünde cinsiyet yaş fark etmeksizin şiddetle iç içe binlerce insan var. Ve maalesef ki çoğu kadın ve çocuklardan oluşuyor Nilay Hanım. Yalnız değilsiniz ve siz bu kabul görmesi güç mevzuya maruz kalan şanslı sayılan kesimdensiniz..” Nilay duyduğuna inanmakta güçlük çekerken hiddetle karşı çıkıp tek nefeste soludu. “Allah aşkına nasıl şanslıyım? Halimi görmüyor musunuz? Şans bu işin neresinde?” Psikolog kabuğunu çatırdatmayı başardığı danışanının fevri çıkışıyla tebessüm etti. “Ebette şanslısınız şiddet görenlerin çoğu bırakın psikolojik destek almayı fiziki muayene bile olamıyor.” Genç kız bu kez duyduklarını tecrübe ettiğinden hak verdi. Şiddet gördüğünde muayene olmak şöyle dursun öz annesi elinin yetmediği yaralarına merhem sürmezdi. Kaldı ki psikolog desteği alması mümkün değildi. Tüm cesaretini toplayıp suskunluğunu bozdu. “On sekiz yaşında dört kişilik ailenin en nefret edilen istenilmeyen bireyiyim. Benden büyük anne babamın göz bebeği kıymetlisi bir abim var. Soyun devamı varları yokları biricik erkek evlatları.” İlk adımı her zaman danışanın atması için elinden geleni yapan psikolog. İnatla susmayı tercih eden danışanlarını bir noktadan sonra zorlamaz birlikte sessizliği dinlerdi. Üçüncü seansta yaşamını aksettiren danışanları bile olmuştu. Bu kez çok zorlamadan çözülen danışanının hüzünlü sesiyle usulca nefesini bıraktı. Elinden bırakmadığı kalemiyle danışanını dinledi. "Abim hatalı bile olsa anne babam ona sesini dahi yükseltmedi.” Olanlar gözlerinde belirince Nilay'ın dudakları alayla kıvrıldı. "Ama bana gelince bedenimin acıya dayanma gücü test edildi.” Çetin not alırken danışanına saliselik bakış attı, “Elbette şiddetin anlaşılır kabul görür yanı yok ancak sebepleri neydi?” Genç kızın dudak kıvrımları genişledi, “En büyük kusurum dünyaya kız olarak gelmem.” Çetin anladığını tasdiklemek istedi, “Doğru anladım değil mi? Cinsiyetini kusur olarak görüyorsun.” Nilay başıyla onaylayıp iç çekti hazır dili çözülmüşken ket vurmak istemedi. Hissettiği elem simasını sardı “Benimle aynı cinsiyete sahip annem ben doğunca sırf kızım diye beni emzirmeyip açlıktan ölmemi beklemiş. İstediği olmayınca ben dayak yerken bu yüzden seyirci kaldı. Tabi o da babam ve abim gibi şiddet uyguladı.” Duraksayıp sızlayan ciğerlerine sızısını katlayan soluğu sığdırdı. Herkesçe bilinen tanımı inanmakta zorlanır gibi mırıldandı. “Oysa anne ayakları altına cennet vaat edilen yegane varlıktır.” Çetin'in her işittiği boğazına ilmek ilmek dolanıp kördüğüm oldu. “Hâl böyle olunca babamın bana olan nefretinin boyutunu siz düşünün. Tüm çocukluğum sokakta oynayan akranlarımı pencereden izlemekle geçti.” Sağanak yağmur misali akan gözyaşları insanlığı sular altında bıraktı. “Dışarıya çıkıp oynamak şöyle dursun tülün ardından bakmam bile darp edilmem için sebepti.” Şeffaf su iri damlalar halinde düşerken Nilay yeniden sustu. Çetin bu tarz olaylarla nadiren karşılaşıyor her defasında derinden sarsılıyordu. İnsani duygulara değer yargılarına sahip adam için profesyonelliği elden bırakmamak bu tür vakalarda çok güçtü. Temas kurmamaya özen gösterip danışanı için ortalarında kalan sehpaya su bıraktı. Nilay her kelimede cayır cayır yanarken harlı ateş korlaşsın diye sükûnete büründü. Önüne bırakılan suyu yudumladı alevler cızırdarken teslimiyetini aktardı. “Hiç hayâl kurup kendimi avutmadım. Değişmeyen gerçeği bedenime inen darbelerle kabullendim. Yalnızca nefes almaktan ibaret yaşamımın her solukta nihayete ermesini diledim.” Geçmişi dillendirmek harap sinirlerini iyice laçkalaştırınca keyiften yoksun buram buram acı kokan bir kahkaha attı. “Tıpkı toprakta yeşeren bitkiler gibiyim. Zarar verilip koparılmadığı müddetçe canlıyım ve hayattayım.” Elinin tersiyle yanaklarını kuruladı. “Bir insan üzerine basılan otları kıskanır mı?” başını hafif açıyla omzuna yatırdı. “Ben kıskanıyorum çünkü zarar görene dek en azından esir değiller.” Değersizliğinin acısını iliklerine kadar hissederken evlenme koşullarını anımsadı, “Babam yaşında adamla evlendirilince ucuza gitmedim. Abimin kumar borcunu kapatıp hayatını kurtardım. Çetin anbean gerilirken sükunetini bozdu, “Nikah işlemleri için dışarıya çıkınca neden yardım istemedin?” Nikahın kıyıldığı akşam olanları polis memurlarını reddedişini dinlerken ülkede yaşayan kadın gerçekleri yüzüne tokat gibi çarptı. Seans süresi dolunca en yakın zamana yeni randevu oluşturuldu. Genç kız ofise taşıdığı onlarca kaya parçasından birkaç çakıl taşını bıraktı. Fersiz adımlarıyla bekleme alanına çıkınca halsiz bedenini çevreleyen Hatice'ye sığındı. Araçta yerlerini alınca Nilay'ın isteğiyle deniz kenarına yol alındı. Boş sayılan trafikte ilerlerken Hatice kızın sessizliğine eşlik etti. Çünkü hayatta bazen kelimeler yetersiz kifayetsizdi. Varlığını hissettirmek için küçük temaslar da yeterli gelirdi. Tecrübeli kadın sonsuz şefkatini Nilay'a armağan etmekten bir an olsun geri durmadı. Nilay’ı yaşanmışlıkları dile getirmek harap etmiş dinmeyen gözyaşlarıyla deniz kenarında saatlerce tek kelime etmeden oturmuştu. Akşamüzeri eve dönünce ağzına tek lokma koymadan erkenden uyudu. Gece boyu yaşanmışlıklar üzerine karabasan gibi çöktü. Tanyeli ağarırken kan ter içinde uyanıp duş aldı. Hatice gelene kadar oyalanmak için kahvaltıyı hazırladı. Tek koluyla epey zor olmuştu ancak kahvaltı masasında yok yoktu. Zaman geçmek bilmeyince adapte olamadığı videolu ders anlatım uygulamasında vakit öldürdü. Kilit sesi duymasıyla videoyu durdurup kapıya koştu. Panikleyen Hatice’nin endişeli sorularını mutfağa çekiştirirken yanıtladı. "Merak etme ablam İyiyim sadece çok acıktım.” Hatice sabahı zor etmiş genç kızı perişan bulacağını umarken hiçbir şey olmamış gibi davranmasına şaşırmıştı. Bu durum hiç hoşuna gitmedi belli etmeden Nilay'a ayak uydurup çayları koydu. Dün yaptığı kahvaltıyla duran Nilay iştahla hazırladıklarını tüketti. Bu süreçte dikkatle kendisini izleyen Hatice'den habersizdi. Gerçi kadın garip durum karşısında yine de mutluydu, Nilay'ın kursağından lokma geçmişti. Günler günleri kovalarken Nilay için yakın geçmişin son gözle görülür kalıntısından kurtulma vakti gelmişti. Her daim olduğu gibi hastaneye korumayla gidildi. Kayıt işlemleri tamamlanınca ortopedik muayene sonrası alçı odasına geçildi. Ahmet'in son acımasız darbelerini hayâ meyal anımsayan genç kız nihayet onun bedeninde bıraktığı ağırlıktan kurtuldu. Esareti son bulan sağ koluna gözlerinin içi parlayarak baktı. Kolunun güçlenmesi için yapması gereken egzersizleri ağzı kulaklarında dinledi. Abla kardeş eve dönünce Hatice yemek yapmak için mutfağa geçti. Nilay ise epey vakit sonra alçı olmadan duş almanın keyiflini çıkardı. Uzun soluklu duşun ardından giyinip bel hizasındaki saçlarını taradı. Seke seke mutfağa geçti yemek yapan Hatice'nin yanağına öpücük kondurup yardım etti. Keyifli bir gün geçiren genç kız akşam yalnız kalınca videolu ders anlatım uygulamasında epey vakit geçirdi. Kendisini kaptıran Nilay iki kez şarj ettiği tabletinin yeniden batarya bitiş uyarısı vermesiyle elinden bıraktı. Sabah erken kalkacağı için gözlerini ovuşturarak odasına geçti. Yarın bambaşka bir başlangıca gebeydi çalışmaya başlama vakti gelmişti. Bir yanı sevinçli mutluyken diğer yanı bir hayli tedirgin ve huzursuzdu, ikilemi zihnini yorarken göz kapakları usulca kapandı. Nilay geceyi bölük pörçük uykuyla zor sabah etti bedenini esnetip oyalanmadan yataktan çıktı. Rutin ihtiyaçlarını gidermek için banyoya geçerken Hatice'yi mutfakta kahvaltı hazırlarken buldu. İşlerini çabucak halledince el birliğiyle kısa zamanda hazırlanan masaya geçildi. Nilay'ın karmaşık hisleri gireceği farklı ortamda olacakların bilmezliği iştahını kapattı. Stresten düğümlenen midesini zorlamadı. Hazırlanmak için odasına geçince kıyafetlerine göz attı. Ne giyeceğine karar veremezken imdadına Hatice ablası yetişti. Tek tük kıyafetlerden en çok yakışacağına inandığı elbiseyi uzattı. Yalnız kalan Nilay kırmızı fakir kol belden oturtmalı elbiseyi üzerine giydi. Boy aynasının karşısına geçip yansımasına göz attı. Elbise geçen süreçte vitamin takviyeleri ablasının ağzına zorla tıkıştırdıklarıyla dolgunlaşmaya başlayan beden hatlarını pek belli etmiyordu. Pileli kloş eteği ayak bileklerinde bitiyordu tek sorun. Elbise tenini mesken edinen izlerin bir kısmını açığa çıkarmış hoş görüntüsüne gölge düşürmüştü. Kapıyı tıklatan ablasına olur verdiğinde ablası beğeniyle kendisini süzdü. Hatice’nin yansıması aynaya vururken gece karası saçlarını at kuyruğu yaptı. Siyah babetlerini ayağına geçirdiğinde ilk iş günü için artık hazırdı. Vakit yaklaştıkça heyecan ve stresten ayazda kalmış gibi titrerken eli ayağı buz kesti. Hakan'ın talimatıyla evde kalan Hatice'yle vedalaştı. Çekimser ürkek adımlarla korumayla otoparka indi. Defalarca kez korumayla bir yerlere gitmişti İlk kez yalnız gittiği için karmaşık hislerine birde tedirginliği eklendi. Yoğun trafikte ilerlerken İçinden bildiği tüm duaları okudu medet umar gibi telefonunu sımsıkı tuttu. Git gide yoğunlaşan trafikte çok daha yavaş ilerlerken geç kalıp Hakan'ı mahcup etme olasılığıyla kaygılandı. Alnında biriken terleri silerken araç devasa büyüklükte dış cephesi cam kaplamalı yapının önünde durdu. Göz teması kurmaktan koruma geldiklerini belirtirken çalışacağı yerin bilgilerini içeren kağıdı uzatıp çıkacağı katı söyledi. Anbean artan gerginliği arşa tırmanan Nilay temastan kaçınıp uzatılan kağıdı aldı. Araçtan çıkacağı esnada korumaya eve nasıl döneceğini sordu. Bakışları ön panelde oyalanan korumadan işten çıktığında aynı noktadan alınacağı yanıtını aldı. Nilay araçtan inmeden evvel korumaya teşekkür edip görkemli yapının girişine adımladı. Güvenlik kontrolünden geçerken sarmalandığı tanıdıklık hissini adlandıramadı. Sık sık aldığı derin nefeslerle asansör alanındaki kalabalığın arasına karıştı. Mekanik sesle kanatları iki yana ayrılan kabine girince korumanın söylediği katı tuşladı. Kalabalıkta kendisine yer edindiğinde kalbinin gürültülü vuruşları kulaklarında yankılandı. Zeminde oyalanan gözleri çalışacağı firmanın adını bilmediği gerçeğiyle büyüdü. Ardından avucuna kıstırdığı kağıdın varlığını anımsayıp mırıldandı. "Çok şükür.” Katlı kağıdı açtığında varış noktasının krokiyle çizildiğini görünce kaşlarını çattı. Firma adı yahut iletişime geçeceği bir isim bile yoktu. Mekanik ses inmesi gereken katı belirtince sıkıntıyla soluyup hırsla ayağını yere vurdu. Asansör kabininden çıkınca kağıtta işaretlenen hedefe homurdanarak yürüdü. Belirtilen yere ulaştığında kalın italik yazıyla ayakları olduğu yere çivilendi. ‘Demir Mimari.’ Hakan çalışması için eğitimsiz ve tecrübesiz olması nedeniyle kabul edilmediği şirketi mi ayarlamıştı? Genç kız girdiği transtan adını duymasıyla irkilerek çıktı. “Merhaba siz Nilay Hanım olmalısınız.” Nilay mavi gözlerini sorgular gibi simasında gezdiren kadını duyulması güç tonlamayla yanıtladı. "Evet benim efendim." Danışman kadın beklenen yeni çalışanı nezaketle yönlendirdi. “Lütfen beni takip edin şirket kurucumuz sizi ofisinde bekliyor.” Nilay yutkunarak gözleriyle onay verdiğinde başını hafif öne eğip zeminde topuk sesleri yankılanan kadının ardından yürüdü. Koridorun sonuna varınca tıklatılan kapıyla başını yerden kaldırdı. Kibarca kendisini içeri yönlendiren kadına güçlükle gülümseyip teşekkür etti. Uzaklaşan kadınla ciğerlerine doldurduğu havayı usulca bıraktı. Bakışlarını yeniden zemine indirip aralığından geçtiği cam kapıyı usulca kapattı. Çıtın çıkmadığı ofiste gözlerini yumup açtı başını ağır ağır dikleştirdi. Kömür karası gözleri odağına düşen suretle yuvalarına dar geldi. Bakışları cam masanın kenarına kalçasını yaslayıp kolları göğüs hizasında katlamış. Pürdikkat kendisine Hakan’ın koyu kahvelerine saplandı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE