Nilay'ın kalp atışları anlık sekteye uğrarken gözünü kırpamadan karşısındaki adama baktı. Geçen süre zarfında karşılaşmadığına şükrettiği, utanç duygusuyla günlerce kıvranmasının sebebi karşısındaydı. Elbet bir gün karışılacaklarının bilincindeydi ama o günün ilk iş günü olması aklının ucundan geçmezdi. Zaten yeterince zor durumdaydı üzerine Hakan ile karşılaşınca hepten altüst oldu. Aklına gelen ihtimalle bir nebze de olsun rahatladı elektrik telleri gibi gerilen bedeni aklından geçenlerle gevşedi.
'Sanırım patronum tanıdığı ilk iş günümde beni yalnız bırakmak istemedi. Hem anlaşma yaptığımız gün buraya eğitimsiz ve tecrübesiz olduğum için işe alınmadığımı söylemiştim. Karşılaşmamızın başka açıklaması yok.’
Hakan kol kanat gerdiği kızın en son bir araya gelişlerinde yaptığından o saniye utanmasıyla, varlığından rahatsızlık duymaması o anı unutması için kendisini geri çekmiş Nilay’dan uzak duruyordu. O öpücüğün tek sebebi hissettiği mutluluktu ansızın gerçekleşen teması abartıp kendisini yiyip bitirdiğini biliyordu. Bir dönem şirketi şartların el verdiğince ev ve hastaneden yönetmişti. Uzak kaldığı dönemde iptal ettiği toplantıları ertelediği görüşmeleri çok fazlaydı. Zaten ilk günler epey uğramadığı şirketinde işleri birikmiş geciken toplantılarını telafi etmişti. Deyim yerindeyse bir müddet başını kaşıyacak bile vakti olmamıştı. Yoğun geçen günlerde evine gece geç saatlerde gitmiş. Hatice ve korumadan genç kız hakkında günlük bilgi almayı asla ihmal etmemişti.
Genç adam dakikalar boyu kendinden emin duruşuyla olduğu yere çakılıp kalan Nilay'dan gelecek tepkiyi bekledi. Âdeta heykel kesilen kız gözünü bile kırpmayınca şaşkın hâline gülecek gibi oldu. Durumu sonlandırmak için göğüs hizasına katlı kollarını çözdü. Duruşunu dikleştirdiğinde elini pantolonun cebine sokup dikkatini çekmek için boğazını temizledi. "Ufaklık."
Nilay kulaklarında yankılanan kalp atışlarının arasına sızan sesle irkilerek soyutlandığı ortama döndü. Damarlarında gezen yaşamsal sıvı utançtan fokurdarken yutkunup başını öne eğdi.
Genç kızın tek kelime etmeden başını eğmesiyle Hakan kaşlarını çattı. Bu huyuna deli gibi öfkelendiğinden dişlerini sıktı. "Başını yerden kaldırıp yüzüme bak!" Görüntüsüne tezat huzur veren nahif ses tonu kızgındı. Kendisi ne o sübyancı pezevenkti ne de işe yaramaz ailesi. Hoş şuan karşındaki o asalak sürüsü bile olsa başını kimse karşısında asla eğmemeliydi.
Nilay kızgın tonunun emrine itaat edip başını ağır ağır dikleştirdi ürkek bakışları kısa bir an Hakan'ı bulunca hemen gözlerini kaçırdı.
Hakan amacına ulaşınca derin bir nefes aldı hiddetinden arınmışlığıyla öğretici tavır takındı. "İnsanlar tanıdıklarıyla karşılaşınca selam verir.”
Nilay içinde bulunduğu durumu dile getirmeden gözlerini yumup açtı. “Seninle karşılaşmayı beklemediğim için bayağı şaşırdım bu yüzden bocaladım.”
Hakan aldığı yanıtla anladığını belirtir gibi gözlerini yumup açtığında genç kızın yanına adımladı. "Şaşırman çok normal her neyse ilk iş günün için hazır mısın?"
Nilay karmaşık hislerin varlığını göz ardı edip hafifçe tebessüm etti. “Evet hazırım,” bakışlarını etrafta gezdirip gözlerini yeniden Hakan'a değdirdi. "Şey patronum yani bana iş imkânı sağlayan tanıdığın nerede?"
Hakan son işittiğine inanmakta güçlük çekerken hiddetle kaşlarını çattı. Bu kız nasıl olurda kendisini bir başkasına emanet edeceğini düşünürdü? Kendisiyle defalarca kez bir araya gelmesine rağmen hâlâ varlığına alışamamıştı. Bu denli çekingenken cidden onun bir başkasının yanında çalışmasına müsaade edeceğini mi zannetmişti? Aklına gelen fikirle gözleri parlarken küçük Hanımla biraz uğraşmak istedi. "He o mu?" düşünür gibi yaparken koyu kahvelerini Nilay'ın gözlerine ilikledi. “Birazdan burada olur." Memnuniyetsiz yüz ifadesine bürünürken kızın sorgulayan gözlerinden, bakışlarını bir salise ayırmadan aralarında kalan mesafeyi en aza indirgedi. "İşin gerçekten çok zor Nilay patronun agresif aynı zamanda çokta aksi biri.”
Nilay patronu hakkında edindiği bilgilerle yutkunurken mırıldandı. "Ben öyle kişilere alışkınım hiç sorun değil. Sana olan borçlarımı ödemek için çalışmam gerek."
Hakan söylediklerine kızın verdiği yanıtla bin pişman olurken burun kemerini sıkıp homurdandı. "Eğlence anlayışımı cümle alem siksin!"
Nilay adamın değişen yüz ifadesine anlam veremeyip merakla sordu. "Bir sorun mu var?”
Hakan burnuna uyguladığı baskıya son verip sakinleşmek adını gözlerini yumup açtı. "Bir değil birden fazla sorun var. "
Genç kızın çehresinde mimik oynamadı. Acılara olduğu gibi sorunlara da aşinaydı sessiz kalıp adamın devam etmesini bekledi.
Hakan ağzını bıçak açmayan kızla nefesini bıkkınca verdi. “Bu şirketin sahibi tanışmayı beklediğin patronun benim. Borçlarını ödemen sonraki iş küçük Hanım.” elini saçları arasından geçirdi. "Sorun seni güvendiğim tanıdığım birine," işaret ve orta parmağını birleştirip göğsüne bastırdı. "Kaldı ki, ben kolay kolay kimseye güvenmem.” Dişlerine kuvvet uygularken ses tonu çehresi gibi ürkütücüydü. “Senin durumunu bile bile nasıl başkasıyla çalışmana müsaade edeceğimi zannedersin?"
Nilay’ın duyduklarıyla sanki boğazına bir el sarılmışçasına nefes almakta zorlandı. Görmediği her güne şükür ettiği adamla şimdi yarım gün aynı ortamda olmaya mecburdu. Genç kızın dile getirecek cesareti yoktu ama her şeyin farkındaydı. Hakan onu gözetip düşünürken tüm imkânlarını önüne seriyordu. Kömür karası gözlerini adamın ürkütücü çehresinde gezdirirken çekimser edasıyla çalışma alanını sorguladı. “Temizlemeye nereden başlayacağım?"
Hakan dişlerini uyguladığı baskıyı artırıp kıracak boyuta taşırken hiddetle soludu. “Önce hiç beklemeden sahip olduğun sokuk düşüncelerinden başlayabilirsin!” Öfke kontrolünü sağlamakta zorlanırken ardına dönüp masasına geçti. Kısa süreçte hiddetinde boğulan gövdesini koltuğuna bıraktı. Sakinleşmek için başını geriye yatırıp gözlerini yumdu.
Nilay adamın küfredercesine söylediğiyle kaşlarını çatıp huzursuzca yerinde kıpırdandı. Onunda dediği gibi düşünceleri kendisine aitti. Hem vasıfsız eğitimsiz haliyle bu şirkette temizlik dışında ne yapabilirdi?
Hakan kısa müddet sonrası sakinleşmeyi başarınca kirpiklerini araladı. Zemini inceleyen genç kıza masasının önündeki koltukları işaret etti. "Nilay Hanım rica etsem oturur musunuz?"
Genç kız küçük sarsak adımlarıyla koltukta yerini aldı. Tedirgince beklerken bakışlarını kucağına sabitledi.
Genç adam yayvan oturuşunu dikleştirip cam masaya yaslı ellerini birleştirdi. “Öncelikle şunu bil parasını alın teriyle kazanan insanlara saygım sonsuz. Senin düşündüğün gibi temizlik personeli olarak çalışmak sana hiçbir şey kazandırmaz. Benim çalışmandan kastım para kazanmaktan ziyade kendini geliştirmen. " kısa bir es verip hafif masaya eğildi "Burada asistanımı asiste edeceksin. Bu sayede bilgisayar kullanmayı öğrenecek en önemlisi de iletişim becerini geliştireceksin.”
Nilay’ın işittikleriyle göz bebekleri büyürken bakışlarını kucağından usulca yukarı kaldırdı. Hakan’ın kahvelerine bakarken dudaklarını bir şeyler söylemek için araladı. Sonra hemen süratle geri kapattı. İtiraz etse bile kabul görmeyecekti kendisine inatçı diyen adam ondan bin kat daha inatçıydı. Ne söylerse söylesin bildiğini okumaktan vazgeçmezdi. Mağlubiyetle omuzlarını düşürüp mecburen başıyla onayladı.
Hakan direniş göstermeyen kıza hayret etti, doğrusu bu kadar çabuk kabullenmesini hiç beklemiyordu. Dek telefonla asistanını arayıp ofisine gelmesini istedi. Görüşmesi bitince kalemi parmakları arasında çevirirken koyu kahvelerini bir saniye olsun Nilay'dan çekmedi.
Genç kız bir hâyli gergin ve tedirgindi seçme şansı olmadığı işi öğrendiğinden beri yapamamanın derdindeydi. Vücut kasları bekledikçe enstrüman telleri gerim gerim gerildi. Asır gibi geçmek bilmeyen dakikalar sonra bakışları tıklatılan kapıyı buldu. Siyah saçların omuz hizasındaki yeşil gözlü kadının manken edasıyla içeri süzülmesiyle yutkundu. Bir karış eteğin üzerine giydiği gömleğin düğmelerini kapatmayı unutmuş gibiydi. Çivi gibi ince topuklu ayakkabılarla yürürken hiç zorlanmadığı iki yana kıvrılan dudaklarından belliydi. Genç kız iç çekip içtenlikle diledi, 'umarım böyle giyinme zorunluluğu yoktur. Bedenime uygun kıyafetlere henüz alışmadım.' Düşüncelerinden zor bela arınıp talimatlarını sıralayan Hakan’a kulak verdi.
Merve ilgi duyduğu patronunu dinlerken epey şaşkındı ilk kez asistanlıkta yetiştirilmek üzere birini işe almıştı. Hakan'ın yakınında olmak kalp atışlarının hızlanması için yeterliydi. Yeni çalışanın kendisini asiste edecek olması da kibrini arşa çıkardı. Kadın çalışanlar bir kısmı zaten patronlarıyla yakın diye onu kıskanıyordu. Şimdi asistanı olduğunu duyunca çıldıracaklardı.
Hakan'ın talimatıyla ikili şirketi dolaştı, Merve asistanı olduğunu diğerlerine hindi gibi kabararak anlattı. Nilay ise birimlerin yerlerini tanıştığı iş arkadaşlarının isimlerini unutmama telaşesindeydi. Şirket gezisi nihayete erince birlikte çalışacakları ofise geçildi. Genç kız biraz olsun rahatladı kısa kesintiden ziyade yeni insanlarla tanışmak zihnini yormuştu. Pürdikkat yapması gerekenleri anlatan Merve'nin eğitimiyle ilgili sorusunu yanıtladı. Onun yüzündeki ifadeyle bilgisayar kullanımıyla ilgili sorusunu utana sıkıla hiç bilmediğini belirtti.
Hayrete düşen Merve nefesini bıkkınca verdi “Bilgisayar kullanmayı hiç bilmiyorsun üstelik lise eğitim bile yok.” Başını inanmazcasına çevirip elini alnına vurdu. “Ben cidden anlamıyorum tek gayesi başarı olan Hakan Bey senin gibi cah..” Ofisi inleten hiddetli ses kelimesini yarıda kesti. Dehşetle büyüyen yeşil gözleri burnundan soluyan adamı buldu.
Hakan ofisinde bir süre kendi işleriyle ilgilendi ardından Nilay’ı kontrol amaçlı ofisinden çıktı. Eş zamanlı duyduklarıyla öfkelenip kaşlarını çattı. Hışımla asistanının ofisine girip delik deşik eden gözlerini Merve'ye dikti. "Benim kararlarımı sorgulamak kimsenin haddi değil! Kendinize gelen Merve Hanım!”
Patronundan ilk kez azar işiten Merve'nin eli ayağına dolaştı. İşe yaramaz vasıfsız biri yüzünden düştüğü duruma inanmakta zorlandı. Göz ucuyla Nilay'a baktığında öfkeyle dolup kinlendi bu olayın hesabını illaki ondan soracaktı. Derin bir nefes alıp takma kirpiklerini kenetleyip ayırdığında mahcupça Hakan'a baktı. "Özür dilerim."
Nilay eksiklikleri yüzünden Hakan'ın tepkisine maruz kalan Merve için üzüldü. Bulunduğu konum bilgisizliği onun suçu değildi. Hakkı olmasına rağmen yaşamasına imkân verilmeyen eylemlere iç çekti. Adamın tanıştıkları an itibariyle sert çıkışları gözünü çokta korkutmadı. Hakan'ın tepkileri bu zamana dek karşılaştıklarının yanında devede kulak kalırdı. Siyaha çalan koyu kahveler kendisini bulunca huzursuzca yerinde kıpırdandı. Aslan edasıyla kükreyen adamın hedefi bu kez kendisiydi.
Hakan saç diplerinden parmak uçlarına kadar öfkeye bürünmüştü asistanının yaptığı densizliğin kabul edilir yanı yoktu. Sakinleşmek için derin bir nefes alıp Nilay'a döndü. Onula konuşurken nahif sesinde hiddetli tonlamanın kırıntıları kalmıştı. “Mesain bitince hızlandırılmış bilgisayar kursuna kaydını yaptırsın." Ofisine dönmek yerine hiddetli adımlarla şirketten ayrıldı. Gideceği adres malumdu.
Hakan’ın hiddetinden nasibini alan ortamda buram buram gergin hava solundu. Dakikalar birbirini kovalarken Merve yarım bıraktığı işlerine döndü. Tüm hıncını şimdilik klavyenin tuşlarından çıkarttı.
Nilay ise mahzun ifadesiyle masasını incelemekle meşguldü. Boş oturmaktan sıkılan genç kızın imdadına öğle molasına çıkan çalışanlar yetişti. Zorlu ve şaşırtıcı geçen ilk iş günü nihayet son bulunca vakit kaybetmeden şirketten ayrıldı.
Açık havaya çıkmasıyla ciğerlerini oksijenle doldurup etrafa bakındı. Kendisini bekleyen aracın dışında Hatice'yi görünce adımları hız kazandı. Mesafe kapattığı an var gücüyle kendisine yoldaş olan kadına sarıldı. Saatler süren gerginliği bir nebze olsun hafifledi. İlk iş gününün kritiği evde uzun uxun yapılacaktı. Öncelikleri Hakan'ın talimatını yerine getirmekti. Kayıt işlemleri sonrası trafikte biraz vakit kaybeden ikili eve döndü. Genç kız şirkette olanları eksiksiz harfiyen ablasına anlattı.
Nilay’ın çalışacağı yerle ilgili tahmininde yanılmayan kadın zerre şaşırmadı. Merve’nin üslubunaysa en az Hakan kadar sinirlenmişti. Kızın ellerini tutup üzgün haline burukça gülümsedi. “Ablam bir daha aynı şeyi yaşamamak için çabalamalısın. Elinde olmadan oluşan boşlukları kendini geliştirip yenileyerek kapatmalısın.” Nemli gözleriyle onay veren Nilay'ı şefkatiyle sarmaladı.
Genç kız yetersizlikleri yüzünden bir başkasını zor durumda bırakmamak Hakan'ın emeklerini boşa çıkartmak istemiyordu. Kendisi en son plandaydı zaten bu yaşına kadar yaptığı tek ve en büyük hatası buydu. Hatice’nin gidişiyle yalnız kaldığında videolu anlatım programı eşliğinde ders çalıştı. Göz kapaklarına binen yük taşınmaz boyuta gelince tableti kapatıp uyumak için odasına geçti.
Nilay işe başlayalı neredeyse bir ay olmuştu ve günler hayatında hiç olmadığı kadar yoğun geçiyordu. Yarım günlük iş yaşamı dosya düzenlemesi Merve'nin şahsi taleplerini yerine getirmekten ibaretti. Şirkette bir kesimin aşağılayıcı tavırlarına maruz kalıyor. Çoğunluğunu erkek çalışanların oluşturduğu bir diğer kesimse işle ilgili kendisine yardımcı oluyordu. Öğrenmeye açık yanı akışı değişen hayatını bir hayli kolaylaştırdı. Bilgisayar kursu saatlerine ekleme yaptıran Nilay kursu tamamlayalı bir gün olmuştu.
Şirkete başladığı ilk günün ardından Hakan’la tesadüfen bile karşılaşmadı. Bu durum tuhafına gidiyor aynı zamanda varlığını koruyan utangaç yanını rahatlatıyordu. Her halükârda şirkete adım attığında onun gölgesini üzerinde hissediyordu. Korumayla tek kelime etmeden geçen yolculuklar genç kızı çok rahatsız ediyordu. Adamın her hangi bir yanlışı yoktu göz ucuyla bile bakmıyordu. Yalnızca Hakan'ın sunduğu imkânların ağırlığı altında eziliyordu. Eve dönünce Hatice’ye olanları anlatmak rutin hâline gelmişti. Bir başına kalınca bazen aklına Ahmet ve ailesi geliyor sessizliklerinden korkuyordu.
Allah'tan zaman yoğun tempoyla geçiyordu da zihni sürekli iş ve eğitimiyle meşguldü.
Şehir yaz mevsiminin son günlerini misafir ederken genç kız huzursuz geçen gecenin sabahına uyandı. Bugün psikologla terapi günüydü gerginliği hat safhadaydı, geçmişi yad etmek Nilay için çok zordu. Bazı geceler yaşadıkları rüyalarına sızıyor sabahına teselliyi ablasının şefkatli kollarında arasında buluyordu. Nilay kaçışı olmayan gün için yataktan isteksizce çıktı. Rutin ihtiyaçlarını giderip kahvaltısını yaptı. Hazırlanmak için kıyafetlerine göz attı Hatice'nin hediyesi siyah pantolon etek beyaz gömleği giymek konusunda kararsızdı. Bol ve uzundu ancak genç kız hiç pantolon giymemişti. Yıllarca giydiği üzerine çuval gibi olan elbiselerin yerini alanlara bile alışamamıştı. Pantolon giyecek cesareti henüz yoktu askıyı bırakacakken ablası odaya girdi. Elindeki askıyı fark edince gözleri ışıldayan kadın yanağına öpücük kondurdu. “Sana yakışacağına eminim ablam üzerinde görmek için sabırsızlanıyorum.”
Odasında yalnız kalan Nilay yanaklarını havayla doldurdu Hatice’yi kırmak en son isteyeceği şeydi. Kumaş parçası uğruna sevgi ve şefkatini sunan kadını üzmeye değmezdi. Vakit kaybetmeden üzerine kararsız kaldıklarını giyip saçlarını salık bıraktı.
Kahvaltı masasını toplayan Hatice giyinip yanına gelen kızı tepeden tırnağa süzdü. “Sana yakışacağını düşünmüştüm."
Nilay ablasının sözleriyle gayri ihtiyari üzerini kontrol etti.
Hatice kızın haline iç çekip aradaki mesafeyi kapattı. "Seni böylesi zarif göstereceğini hesaba katmamıştım.”
Beklenmedik iltifata şaşıran Nilay utanarak bakışlarını kaçırdığında mırıltıyla karşılıklı verdi. "Teşekkür ederim.”
Nilay’ı biraz olsun gülümsetmek kadına iyi geldi bu sabah epey dalgındı pek bir şeyde yememişti. Elbette sebebini biliyordu ancak elinden bir şey gelmezdi sözcükler boş kuyuya atılan taş misali ses çıkartmaktan başka bir halta yaramazdı. Hatice evden çıkan genç kıza sımsıkı sarıldı biliyordu bu yaptığı tüm teselli sözlerine bedeldi.
Öğleden sonrası terapi yüzünden epey gergin olan Nilay şirkete geldiğinde ilk iş ofisin mutfağından Merve'nin kahvesini aldı. Elinde büyük kahve kupasıyla dalgınca koridoru arşınlarken kendisine adımlayan adamın farkında değildi.
Genç adam Nilay’ı işe başladığı gün dışında hiç görmeyip Hatice ve korumalardan bilgi almakla yetindi. Bilgisayar kursunu kısa sürede bitirdiği için tebrik mesajı atma isteğindense son saniyede vazgeçti. Hayatı aynı döngüde ilerlerken Ahmet'i ara sıra ziyaret etmeyi ihmal etmedi. Hakan toplantı odasına ilerlerken dosyaya son kez göz atmakla meşguldü.
Dalgın ikili koridorda olacaklardan habersiz birbirine adımladı. İçinde bulundukları durum nedeniyle ortamdan soyutlanmışlardı. Eşit adımlarla mesafe sıfırladığında bedenleri sarsıldı. Her toplantı öncesi evhamlı olan Hakan sarsılmanın etkisiyle kaşlarını çattı. Dosyadan çektiği bakışları gözlerini sıkıca yummuş Nilay'a değdi. Şaşkına dönen genç adam kızın elindeki kupayı yaralarından yeni arınmış üzerine dökmesine ramak kaldığını fark etti. Göz kapatıp açma mesafesinde Nilay'ın kupayı tuttuğu elini dışa itip kupanın yere düşmesini sağladı. Koruma iç güdüsüyle kollarıyla sardığı kızı panik yüklü bedenine yasladı. Nilay'ın yine canının yanmasına mani olmanın rahatlığıyla nefesini sesli verdi.
Nilay kulaç attıkça derine sapladığı düşünce denizinden gövdesinin sarsılmasıyla yüzeye çıktı. Olayın etkisini üzerinden atamadan kahve kupası elinden düşünce dişlerini kenetledi. Eş zamanlı bedeninin kuşatılmasıyla bozguna uğrarken yaprak misali titredi. Göz kapaklarına ilişen gölgeyle boşlukta sallanan ellerini yakın temasını kesmeyen sert gövdeyle aralarına kalkan yaptı. Hızlı ansızın gelişen olayın etkileşiminin etkisiyle kirpiklerini usulca araladı. Odağına düşen damarı belirgin boynu çevreleyen esmer tenle yutkundu. Yaptığı sakarlık yeterince utanç vericiydi bu yetmezmiş gibi bilmediği biriyle yanlış anlaşılmaya elverişli durumdaydı.
Vücudunu sarmalayan kolların yörüngesinden çıkmak için kıpırdandı. Her kimse öyle sıkı sarılmıştı ki nefes almakta güçlük çekiyordu. Nilay kişinin kendisi gibi olayın etkisinde olduğunu düşündü. Uyarıp özür dilemek maksadıyla başını hafif geriye yatırdı. Karşılaştığı çehreyle göz bebekleri dehşetle büyüdü. Hayâl olmasını umup gözlerini peş peşe kapatıp açtı. Odağında ki suretin silinmek bilmeyişi zorda olsa gerçeği kavramasına yardımcı oldu. Ürkütücü yüz hatlarına sahip ummadık zamanlarda karşısına çıkan Hakan'ın kollarındaydı. Koyu kahvelerini örten kirpiklerine minnettardı. Sakarlığıyla oluşan yakınlıkları yerin dibine girmesine sebepti.
Dakikalar etrafında çember olan ikili lahzaya tutsak oldu. Tek vücut hallerini fısıldaşarak izleyen birkaç çift gözden habersizdi.
Genç kız uzun süre sonra Hakan’a bu denli yakın yine olduğu huzursuz ve utanç içindeydi. Vaziyetlerine son vermek adına konuşacak mecali olmadığından tekrar yerinde kıpırdandı.
Hakan günler sonra yine yeniden kızın canı yanacak endişesini iliklerine kadar hissetti. Can havliyle sarıp sarmaladığı bedenin kıpırtısıyla tutuşunu gevşetti. Endişesini kenara itelemeyi başarınca kirpiklerini aralayıp geriye adımladı. İyi olduğuna inanmak emin olmak istercesine gözlerini gayriihtiyari Nilay'ın çehresi ve vücudunda gezdirdi.
Nilay oluşan mesafeyle derin bir nefes aldığında koyu kahvelerin radarına takılan gözlerini kaçırdı. Hissettiği utancı kamufle etmek için başını eğdi, "Hakan Bey ben çok üzgünüm. Bugün biraz dalgınım özür dilerim.”
Genç adama göre ortada özürlük bir durum yoktu en az Nilay kadar kendisi de hatalıydı. Asıl önemli olan takıldığı nokta onun dalgın olma sebebiydi. Bakışlarını kısıp nedenini sorgularken psikolog görüşmesi olduğunu anımsadı. Terapilerin onu zorladığını tahmin ediyor gelişmeleri Hatice ve koruma aracılığıyla takip ediyordu. Lakin birebir şahit olmak içinin en ücra köşesine derin bir çizik attı. Nilay'ın bir nebze rahatlaması için konuyu uzatmayıp kestirip attı. “İnsanlık hâli Nilay Hanım sorun değil. Üstelik benimde hatam var dosyaya göz atarken sizi fark etmedim.” Tek solukta konuşup ardına bakmadan toplantı odasına adımlarken duyduklarıyla olduğu yere beton dökülmüşçesine çakıldı.
“Nilay niçin kahvem hâlâ masamda değil?”
Hakan'ın kaşları arasındaki vadi kapanıp dişlerini var gücüyle sıkarken elleri yumruk oldu. Bir kez olsun çay kahve istemediği asistanının Nilay'ı şahsi işlerinde kullanmasına hiddetlendi. Fevri hareket etmemek istemese de haddini aşan Merve’nin bu kadarıyla yetinmeyeceği aşikârdı.
Ofisine gelmeyen kahvesiyle sinirlenen Merve söylenerek koridora çıktı. Az önce yaşanılandan bir haber kırılan kupasını dökülen kahvesini görünce çığırından çıktı. Çalışma arkadaşlarının yanından rüzgar gibi geçip yanıt vermeyen Nilay'ın karşısına dikildi. Son günlerde asalak kızın gelmesiyle şirkette egosu tavan yapmıştı. Bunu verdiği yetkiye dayanarak gözler önünde. Patronun biraz ötede kendisini dinlediğini hesaba katmadan onu rencide etmekten çekinmedi. “Bir kahve getiremeyecek kadar beceriksizsin. Sakarlığın yetmez gibi cah..”
Nilay'ın hakarete uğraması genç adamın kırılma noktası oldu. Kızın normal yaşama adapte olması için çabalarken rencide edilmesine göz yumamazdı. Ardına döndüğünde odağına düşen görüntüyle kaşları biraz daha çatıldı. Hakaretini çirkin boyuta taşıyan Merve'yi koridor boyu yankılanan hiddetli sesiyle susturdu. "Sakın devam etme sakın!"
Merve’nin yeşil gözleri duyduğu sesle büyüdü ecel terleri dökerken sesin geldiği yöne ağ çekimdeymişçesine döndü. Bulundukları yöne kırmızı görmüş boğa misali burnundan soluyarak gelen Hakan'la yutkundu. Patronunun toplantıda olduğunu bildiğinden gevşek davranmıştı bu sebeple ona yakalanacağı aklının ucundan geçmedi.
Şirket çalışanlarının bir kısmı tanık oldukları olayda suspustu. koridorun zeminine balyoz misali inen patronlarının sert adımları sık gürültülü nefesleri duvarlara hırçın dalga gibi vuruyor çıt çıkmıyordu. Onlar koridorda kısa sürede gelişen olaylara hayretler içindeyken Merve sıtma tutmuş gibi titriyordu.
Hakan şahit olduğu olayın hesabını sormak için fırtına misali esip geçtiği koridorda hışımla ofisinin kapısını açtı. Çarpma sesinin gürültüsüyle irkililip yerinde sıçrayanlara aldırış etmedi. Yüz kasları öfkeden seğirirken avına kilitlenmiş avcı gibi baktığı Merve’ye başıyla ofise geçmesini işaret etti.
Merve vasıfsız beceriksiz kız yüzünden yine azar işitecek olmayı hazımsızlığıyla. Nilay’a duyduğu kini kısık öfkeli tonlamayla soludu. "Seninle birazdan görüşeceğiz!"
Genç kız zorlu güne kötü bir başlangıç yapmış aksilikler peşini bırakmamıştı. Üzerine birde Merve tehdit edince patlama noktasına geldi. İşe başladığı günden beri onun küçümseyen sözleri aşağılayıcı tavırlarına maruz kalıyordu, işin kötü yanı sessiz kaldıkça daha çok üstüne geliyordu. Az evvel facianın kıyısından dönmüş utanç denizinin dibine batmıştı. Merve'nin tehditti sabrını taşırınca gitmeye hazırlanan kadının kolunu tuttu. Gidişine mani olduğunda mesafeyi en aza indirgeyip hınçla soludu, "Yeter artık!" Kara gözlerini Merve’nin yeşillerine perçinledi "Kendine gel beni tehdit etmeye hakkın yok!” Şaşkınca kendisine bakan kadına aldırış etmedi. Bir şey demesine müsaade etmeden lavaboların olduğu alana yürüdü.
Merve’yi patronuna yakalanmak yeterince germiş cahil kızın tutumuyla çığırından çıkmıştı. Bu yaptığını yanına bırakmayacak intikamını alacaktı. Şuan bu mümkün değildi önceliği kendisini hâlâ olduğu noktada bekleyen patronuydu. Adı gök misali gürleyince olduğu yerde sıçrarken yutkunarak ateş saçan gözlerin hapsinde fersizce adımladı.
Hakan asistanının harekete geçişiyle ofisine girip burnundan solurken elini kısa kesim dalgalı saçlarından geçirdi. İleri geri adımlarken tüm hıncını almak ister gibi yakınındaki sandalyeye tekme attı. Çalışanlarına karşı her zaman mesafeliydi ancak onları kölesi gibi görüp kullanmamıştı. Çalışanların hakkını gözetir emeklerinin karşılığını misliyle verirdi. Hâl böyleyken tesadüfen denk geldiği olayı aklı mantığı almadı. Bir çalışan başka bir çalışanı ne hakla azarlardı? Düşündükçe delirdi, delirdikçe öfkesi arşa tırmandı.
Merve odağından çıkan bedenle gözlerini kapatıp açtığında girdiği ofisin kapısını kapattı. Derin bir nefes alıp söze girdi. "Ben" Bir hışım ardına dönüp kendisine adımlayan adamla sertçe yutkundu.
Öfkesi ürkütücü çehresine akseden Hakan mırıltılı sesle ardına dönüp aslan edasıyla kükredi. “Sen” işaret parmağını Merve'ye doğrulttu. Ses tonu tüm şehri susturan gök gürültüsü şiddetindeydi. “Ne hakla bizzat benim işe aldığım çalışanımı şahsi işlerinde kullanırsın?”
Merve güç bulmak için diz boyu elbisesinin kumaşını avuçlayıp sahte mahcubiyetini fısıltı gibi dillendirdi. "Özür dilerim Hakan Bey,” Durumu kurtarmak için yalan söylemekten geri durmadı. “Şahit olduğunuz olay ilk kez yaşandı."
Genç adam asistanının vücut dilini tahlil etti göz kontağı kurmayışı yalanını ele veriyordu. Bir an sinirden gülecek gibi oldu düşürdüğü ses seviyesi çehresi gibi ürkütücüydü. "Uzaktan bakılınca aptal bir adama mı benziyorum?”
Merve bedenini dikleştirip patronuna göz ucuyla baktı. "Estağfurullah Hakan Bey.”
Genç adam sakinleşmek için burun kemerini sıkıp işaret parmağını doğrulttu. “Seni son kez uyarıyorum! Şayet aynı şey tekrarlanırsa tek bir an düşünmem işine son veririm!” Asistanı sessiz kalıp başıyla onay verdiğinde masasına geçerken son kez ikaz etti. "Söylediklerimi aklından çıkarma! Şimdi çık dışarı." Hakan ofiste tek kaldığında koltuğuna geçip başını geriye yasladı. Oldum olası insanları hor görüp ezenlerden nefret eder öyleleriyle aynı ortamda bulunmaktan kaçınırdı. O tarz insanlarla aynı havayı solumak bile utanç vericiydi. Ona göre mesleği dini dili ırkı cinsiyeti fark etmeksizin kimse kimseden üstün değildi.
Ve keşke herkes bu düşünce yapısına sahip olsaydı.
Nilay karmakarışık duygularla mücadele ederken boş lavaboda yüzüne peş peşe su çarptı. Soğuk su biraz olsun rahatınca lavabo tezgahına avuçlarını bastırdı. Olanları zihin süzgecinden geçirirken oval aynada aksini inceledi. İlk kez Hakan dışında bir başkasına karşı kendisini savunduğu için şaşkındı ve asla pişman değildi. Hakan ve Hatice'nin desteğiyle değişmeye başlamıştı. Bugün ilk kez somut olarak gücünün farkına vardığında aynaya yansıyan yeni hâline bakıp omuzlarını dikleştirdi. Değişimi ne zaman kabul ettiğini bilmiyordu ancak bu halini sevmeye başlamış benimsemişti. Epey oyalandığı lavabodan çıktığında kendinden emin adımlarıyla ofisine geçti. Dün yarım kalan dosyayı bilgisayarına geçirmek için işe koyuldu. Klavye üzerinde seri hareketlerle gezinen parmak uçları son cümleyi yazınca dosyayı kaydetti. Ofiste yalnız olmanın getirisiyle konsantrasyonunu üst düzeye yükselmişti. İşine kendisini kaptırmış çıkışına yarım saatten az kalmıştı. Bilgisayarını kapatıp masadaki evrakları dosyalayıp yerine koydu. Gitme vaktinin gelmesiyle ofisten çıktı şirket koridorunda attığı adımlar pek istekli olmasa da seriydi. Birileriyle karşılaşmak istemiyordu isteksizliği terapisinin olmasından kaynaklıydı. Asansör alanında diken üstünde beklerken şansına boş gelen kabinine girip zemin katı tuşladı. En dibe çekilip hareket etmesini beklerken gözlerini kapattı. Asansörde farklı adım sesleri işittiğinde uzun vadede aralıksız bilgisayar ekranına bakmaktan yorulan gözlerini açmadı. Mekanik ses sonrası asansör hareket ettiğinde birkaç saniye sonrası kabinin sarsılmasıyla kirpiklerini araladı. Nilay zifiri karanlıkla karşılaşınca neye uğradığını şaşırdı. Genç kız yalnız olmadığı gerçeğiyle korkup panikledi. Sarsıntılar son bulup kabin sabitlendiğinde kim olduğunu bilmediği kişinin varlığıyla ölesiye korktu.
Karanlıkta yakın geçmişin kalıntıları katran karası anları gizliydi....