Genç adam Nilay’ın neden o duruma geldiğini düşünürken varış noktası belirsizdi. Hastane ve eve gitmek arasında sıkışıp kalmıştı. Hatice beti benzi atmış uyuyan kızın yana düşen başını omuzuna yatırdı. Eline nazik dokunuşlar bırakıp yanında olduğunu hissettirdi. Bakışları dikiz aynasından Hakan ile kesişti, sert çehresini kuşatan ikilem akıcı trafikte kaplumbağa hızında ilerleyişi dikkatini çekti. Hatice uzun yıllar hastanede çalışmış birçok olaya şahit olup tecrübe edinmişti. Bugün Nilay için ruhen ve bedenen yorucuydu mağazada olanlar bundan kaynaklıydı. Genç adamın ikilemine son vermek için duyacağı tonda mırıldandı. "Eve gidelim."
İkilemi süren Hakan amaçsızca ilerlerken Hatice’nin sesiyle önce Nilay’a ardından tereddütle kadına baktı. Göğsü aldığı sıkıntılı nefesle şişti "iyi görünmüyor emin misiniz?"
Hatice başını yana eğip Nilay'ı inceledi. Yorgunluğu yüzüne sinen kızın ateşini kontrol edip teminat verircesine gülümsedi. "O iyi merak etmeyin gün içinde çok yoruldu."
Hakan elini saçlarından geçirip uyuyan Nilay’a kısa bir bakış attı. “Tamam." hızını artırıp direksiyonu evin istikametine çevirirken ekledi. "Yine de her ihtimale karşı doktor eve gelip muayene etsin." Kısa süre sonra kendisinin de yaşadığı rezidansa ulaşınca kızı sarsmadan kucağına aldı.
Hatice elinde poşetlerle Nilay'ın kalacağı daireye girince etrafa gelişigüzel bırakılan eşyalarla afalladı. Düzenlenmemiş oluşuna anlamlandıramadı her şeyi detaylı düşünen adamın bu yaptığını garipsedi.
Hakan'ın zihninden geçenlerden bir haberdi.
Hakan talimatı üzere yalnızca kurulumu yapılan yatağa Nilay'ı dikkatlice yatırdı. Biraz geriye çekilip düşünceli gözlerini kızda gezdirdi. Sıkıntıyla nefesini verip sessizce doktoru aramak için odadan çıktı. Düzenlenmeyi bekleyen eşyalara kısa bir bakış atıp balkona çıktı. Durumu izah edip görüşmeyi sonlandırdığında tek temennisi ciddi bir durum olmamasıydı.
Hatice ne yapacağını bilmeden öylece dururken eşyaların bir kısmını yerleştirmeye karar verdi. Salona giriş yapan Hakan'la karşı karşıya gelince hafif tebessüm etti. "Müsaadenizle ben eşyaları yerleştireyim."
Hakan panikleyerek kadına mâni oldu. "Şimdilik dokunmayın Nilay kendini iyi hissettiğinde onun belirlediği yere onun istediği şekilde birlikte yerleştirirsiniz."
Hatice aldığı yanıtla dağınıklığın sebebini idrak edince gözleriyle onaylayıp geriye çekildi. Hakan her şeyi en ince ayrıntısına kadar hesaplıyor küçük detaylarla Nilay için büyük adımlar atıyordu. Adamın yaptıkları kahramanını anımsatınca saatin geç olduğunun farkına vardı. Balkonda dışarıyı izleyen Hakan'ın yanına gittiğinde doktor geleceğini öğrendi. İçeriye geri döndüğünde dairenin zili çaldı. Oyalamadan kapıyı açınca hastanedeki korumayı tanıdı hemen yanında beliren Hakan tokalaştığı adamı içeri davet etti. Kapıyı usulca kapatıp muayene esnasında doktora yardımcı oldu.
Bilgiler ışığında muayeneyi tamamlayan hekim olanlar nedeniyle daha iyi dinlenmesi için iğne vurdu. Nilay’ın stabil durumu kişilerin evhamını bir nebze olsun dindirdi. Doktor evden ayrılırken endişe edilecek bir şey olmadığını yineleyip evden ayrıldı.
Hakan hekimi yolcu edip salona dönerken Hatice'nin telefon konuşmasına kulak misafiri oldu. Saatin epey geç olduğunu farkına varınca söylenerek ensesini ovuşturdu. "Kahretsin kadını düşünmeden hareket ettim." Aralı kapıdan Nilay’ı kontrol edip Hatice'nin konuşmasının bitmesini balkonda oyalanarak bekledi. İçeriye kulak kabarttığında sesin gelmeyişiyle mutfağa kadının yanına gitti. Bitap ve dalgın görüntüsü karşısında Hakan'ın vicdanı sızlarken söze girdi. “Hatice Hanım her şey için teşekkürler çıkabilirsiniz. Yarın öğlen sizi getirmesi için birini gönderirim." Toplu taşımada zaman kaybetmeden evine taksiyle gitmesi için çıkarttığı parayı, Hatice'nin kucağındaki eline sıkıştırdı. “Taksiyle gitmeniz için.”
Kendisini epey yorgun hisseden Hatice eşiyle telefon görüşmesi sonrası adamın sesiyle duruşunu dikleştirdi. Evine gidip dinlenmek istese de kızı tek bırakmak hiç içine sinmiyordu. "Nilay gece uyanır yalnız başına bilmediği bir evde korkar. Ben eşimle konuşurum Hakan Bey problem çıkartmaz.”
Genç adam Nilay’a yardımcı olma konusunda Hatice'yi seçmekle ne kadar doğru bir karar verdiğine iyice emin oldu. Para karşılığı yüzlerce kişi bulabilirdi Hatice gibi merhametli birini aylarca arasa yine de bulamazdı. Gün içinde yeterince perişan olan kadın zaten dün gece de evine gitmediğinden Hakan eşiyle sorun yaşasın istemedi. "Yalnız kalmayacak siz gönül rahatlığıyla evinize gidip dinlenin lütfen."
Hatice karşındaki adamın boşa konuşmayacağını öğrendiğinden kabullendi. "Peki gideceğim," paranın taksiye yetecek kadarını alıp fazlasını geriye uzattı. "Taksi için bunlar fazla."
Hakan başını olumsuzca çevirip kadının parayı sıkıca tutmasını sağladı. "En azından eve gidince yemek yapmakla uğraşmazsınız. Lütfen sizin için bu kadarını yapmama izin verin.."
Hatice yüzüne yayılan tebessüm ve hayranlıkla Hakan’a baktı. "Siz çok merhametli birisiniz her şey gönlünüzce olsun."
Hakan tek kelime etmeden kadının daireden ayrılmasını izledi. Saat gece yarısını gösterirken belli aralıklarla Nilay'ı kontrol etti. Uyanma ihtimali olmadığı halde tedbir amaçlı tüm ışıkları açtı. Oda kapısını aralık bırakıp ses çıkartmadan evden ayrıldı. Kızın yalnız kalmasını içine sinmese de bazı şeylere alışması gerekti. Kendi evine geçince duş alıp bir şeyler atıştırdığında bastıran uyuma hissiyle koltuğa uzandı. Saat başı alarm kurup kirpiklerini kenetledi yorgun bedenini yarım yamalak uykuya teslim etti.
Nilay göz kapağına vuran ışıkla uyku evreninden sıyrıldı ağrı hissetmeyince gülümseyip kirpiklerini araladı. Yabancı gelen ortama şaşkınca bakarken yatakta doğruldu. Gün ışığının aydınlattığı odadaki kolilerle şaşkınlığı yerini endişe ve korkuya bıraktı. Nerede olduğunu sorgularken ayakları üzerine basıp çekingen adımlarla kapıya ilerledi. Ahmet'in yine bulmuş olma olasılığı tüylerini ürpertti. Korkusunu bastırmak için dün olanları hatırlamaya çalıştı. Ses yapmamak için çabalarken ansızın açılan kapıyla yerinde sıçradı. Oluşan acıyla gözlerini sıkıca yumup kısık sesiyle yakardı. “Allah'ım yalvarırım o adam beni yine bulmuş olmasın."
Bölük pörçük uykuyla sabah eden Hakan evinden ayrılmadan hazırladığı sert kahveyi içti. Yan daireye geçip uyuyan Nilay'ı kontrol etti ardından ses yapmamaya özen göstererek kahvaltıyı hazırladı. Çay demini alınca yeniden kızı kontrol etmek için odasına yöneldi. Kapıyı araladığı an fısıltılı sesle olduğu yerde kaskatı kesildi. Nilay'ın başına gelenler hiç kolay değildi ve normalleşmesi bir hayli zaman alacaktı. Süregelen sessizlikte düşünceleriyle boğuşan genç adam silkelendi. Karşısında gözlerini sımsıkı yummuş titreyen Nilay'a hüzünle bakarken boğazını temizledi. "Günaydın,”
Nilay'ın kalbi korkuyla çarparken işittiği yatıştırıcı sesle derin bir nefes aldı. Korkudan kasılan vücudu rahatlarken usulca kirpiklerini araladı. Günaydın demek için araladığı dudakları duyduklarıyla şaşkınlıkla açıldı.
"Kahvaltıyı hazırladım uyanmanı bekliyordum. Bugün halletmemiz gereken önemli işlerimiz var. "
Hazır kahvaltıya beklendiğini öğrenen Nilay afalladı İlk kez hazır masaya oturacaktı üstelik o masayı hazırlayan bir erkekti. Karşılaştıklarından beri Hakan'a ilk kez sinirlenmemiş birazda mahcup olmuştu. Başını hafif öne eğip gözlerini zeminde gezdirirken cılızca mırıldandı. "Günaydın elimi yüzümü yıkayıp hemen geliyorum."
Hakan kızın başını öne eğmesine sinirlense de tepki vermedi. Onu bu huyundan acilen vazgeçirmesi gerekti.
Nilay duruşunu bozmadan odadan çıkınca geniş salonun kaplayan kolilere nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Bir duvarı tavandan yere kadar camdan görünen koru manzarasıyla dudakları kıvrıldı. Endişe korku bilinmezlik aklında ne varsa buhar olup uçtu. Dudak kıvrımları eşsiz manzarayla genişlerken başını dikleştirip bir süre camın ardında kalan güzelliği seyredip ardına döndü. “Burası çok güzel biz şuan neredeyiz?” Hakan’dan tepki gelmeyince gülüşü silindi.
Genç adam kızın tepkilerini birkaç adım gerisinde kollarını göğsünde katlayarak izledi. Nilay’ın silinen gülüşüyle belli belirsiz iç çekti. "Güzelliğini bilemem ama senin yeni evindeyiz.” Saatine göz atınca hızla ekledi. “Ve geç kalıyoruz" Nilay'ın sorgulayan ifadesini ek yanıtıyla sildi. "Bugün açık öğretim kayıt işlemlerini yaptıracağız."
Nilay uyku mahmurluğunu atmadan öğrendikleriyle iyice serseme döndü. Hakan’ın gösterdiği banyoya sarsak adımlarla yürüdü.
Hakan kızın bu vaziyetinden epey hoşnuttu gün içinde vereceği olağan tepkiler hatırına düştü. Ağzının içinde geveleyerek çayları koymak için mutfağa geçti.
Genç kız rutin gereksinimlerini giderince geniş kolilerle kaplı alana bakınarak mutfağı buldu. Hazırlanmış masada çayının bile koyulduğunu görünce gözleri irileşti. Ayakları zamk gibi zemine yapıştı.
Hakan'ın hareketsiz duran kızla kaşları çatılırken çalan telefonunu yanıtladı. Karşı tarafı kısa ve net cümlelerle cevaplayıp görüşmeyi sonlandırdı. Parmakları masada ritim tutarken öylece bekleyen Nilay’a hafif sitemle söylendi. "Bir an önce gelsen de kahvaltıya başlasak işlemler için evden çıksak nasıl olur?" Tek kaşı şakağına yol alırken gelecek tepkiyi bekledi.
Nilay duyduklarıyla kirpiklerini peş peşe kırpıştırıp saçmalayarak sandalyeye oturdu. "Hah? Şey yani, tamam geliyorum."
Genç adam Nilay’ın oturmasıyla iştahla tabağındakileri yemeğe başladı. Onun çekinmeden yemesi için yalnızca tabağındakilerle ilgilendi.
Genç kız sağ kolu alçılı olduğundan masadakilere göz gezdirmekle yetindi. Sol elini kullanmaya alışkın değildi elbette evlenmeden önce koluyla ilgili sorunlar yaşamamıştı. Bu kez farklıydı ailesi evdeki işler aksamasın yediği kısıtlı lokmayı hak etsin diye sol koluna zarar veriyordu. Sol eliyle yapacakları sınırlıydı hastane süresinde yemeğini Hatice yedirmişti. Çayına zorlanarak attığı şekeri karıştırırken dilimlenmiş ekmekle gözleri parladı. Çay ve ekmekle karnını doyuracağına sevinip ekmek sepetine uzandı.
Hakan gayriihtiyari Nilay'a bakma gereksinimi duydu kuru ekmek dışında bir şey yemeyişiyle kaşları çatıldı. Durumu adlandıramazken idrak ettiği gerçekle kendisine iltifatlarını sıraladı “Siktir kızın sağ kolu alçıda aptal herif tabi yalnızca ekmek yer.” Söylemleri sürerken onun için tabak hazırlayıp rahat tüketmesi için küçük parçalara böldü.
Nilay hakaret işitmeden sessizlik eşliğinde tükettiği gıdalardan hoşnuttu. Önüne bırakılan tabakla önce afalladı ardından boğazına dolanan ilmekle yutkundu. Hiçbir yükümlülüğü olmayan birisinin bir şeyler yemesi için çabalamasıyla gözleri buğulandı. Çekingence baktığı Hakan'a duyduğu minneti dillendirdi. “Teşekkür ederim sana yine zahmet verdim.” Yanağında hissettiği nemle bakışlarını tabağına indirdi. Titreyen sol eliyle kavradığı çatalı yiyeceklere batırdı.
Hakan bilinçsiz yaptığı hatayı telefi ettiğinde Nilay'ın gözyaşları içinde söyledikleriyle dişlerini sıktı. O üzerine düşeni yapıyordu kızı yük olarak görmüyordu. Hislerini dile getirmekten kaçınıp yanlışına açıklık getirdi. "Kusura bakma ben bazen bazı şeyleri akıl edemiyorum." Çekinmesin rahat etsin istediğinden tabağındakileri didikleyerek devam etti. "Lütfen yardıma ihtiyaç duyduğunda söylemekten çekinme."
Nilay başıyla onay verdi lâkin birilerinden yardım istemek alışkın olmadığından zordu. Daha berbat süreçleri bir başına canı yana yana atlatmıştı.
Genç adam Nilay'ın kahvaltının sonlarına gelmesiyle ilaçlarını masaya bıraktı. "İçmeyi unutma,” çayından bir yudum alıp saatini kontrol etti. “Birazdan çıksak iyi olur geç kalmayalım.”
Nilay son lokmasını yutarken başını salladı ilaçlarını yarısı duran çayıyla içti. Ayağa kalkıp masadakileri toplamak için uzandığında Hakan'ın itiraz kabul görmez sesiyle eli havada asılı kaldı. “Ben hallederim" Adamın hal ve hareketlerini normal karşılaması mümkün değildi. Bir ilke daha onunla şahit oluyor garipsiyordu. Hiç içine sinmese de bugün epey sakin görünen Hakan'ı öfkelendirmek istemedi. "Peki ben hemen dönerim." Yattığı odaya geçip karmakarışık ortama göz attı. Hastaneden çıkarken giydiği elbiseyi değiştirmek için yatağa boşalttığı mağaza poşetlerinden çıkanları karıştırdı. Seçtiklerini epey zorlanarak giydiğinde kol askısını düzeltti. Odadan çıktığı gibi dairenin çıkışında bekleyen Hakan'ın yanına ilerledi.
Genç adam Nilay'ın yanına gelişiyle evinin anahtarlarını uzattı. "Evinin kapısını kilitle." Şaşkınca anahtarlara bakan kıza geç kaldıklarını belirtti. Aheste bir yavaşlıkla başını sallayan Nilay'ın avucuna anahtarı bıraktı. Epey titreyen eliyle kapısını kilitleyince asansöre yönlendirdi. Otoparka indiklerinde kendisini geriden takip eden Nilay'ı zorlamamak için temkinli adımlarla ilerledi.
Jeep'te yerlerini alınca emniyet kemerleri takıldı yeni başlangıçlara ulaşmak için araç hareket etti. Genç adam gideceği güzergahtan gözünü ayırmazken genç kız da başını cama çevirip akıp giden yolu seyretti. İlk iş cadde üzerindeki fotoğraf stüdyosunda Nilay'ın vesikalık fotoğraf çekildi. Araçta tekrar yerlerini aldıklarında genç kız tuttuğu gözyaşlarını özgür bıraktı. Yıllar sonra evden çıkmasına sebep olan gün gözlerinde belirmişti. Hakan'ın üzerinde gezinen kaçamak bakışlarından bir haber gözyaşlarını sildi. Vesikalık fotoğraf birkaç evrakın bulunduğu zarfı medet umar gibi sıktı. Daha sakin bir caddede durduklarında adamı gölgesi gibi takip etti. Yavaş adımlarla ilerleyişine minnettardı. Psikolog Çetin Tekin yazısıyla duraksadı sorgulayan bakışlarını Hakan'a çevirdi. İyileşmesine epey katkı sağlayacağını ve şart olduğu yanıtıyla içi sıkıldı. Sadece tanışıp ilk seans için randevu oluşturacak olmaları bir nefeslik ferahlamasını sağladı. Klinikte geçen yarım saatin sonunda yeniden yola çıkıldı.
Nilay epey dalgındı kara kara psikoloğa yaşadıklarını nasıl anlatacağını düşündü. Akrep ve yelkovanın amansız takibi su misali akarken son durakları İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüydü. Bunu fark eden kızın yaralı bedenindeki kalbi kanadı kırılmış kuş misali sevinçle çarpındı. Diğer yandan eğitim hayatına devam edecek olmanın şaşkınlığını yaşarken inanmakta güçlük çekiyordu. içindeydi. Öğretmenleri lise eğitimi için ailesine yalvarmış evden ayrılmalarıyla görünmeyen yerlerine aldığı darbelerle baygınlık geçirmişti. Yüzlerce kötü anı mutlu olması gerektiği anda kendisini hatırlatırken yarım kaldıklarının ateşi sönecek gibi değildi.
Psikolog belki çözüm olurdu ancak anlatmak olanları yeniden yaşamakla eş değerdi. Bu sebeple başka birine anlatacak cesareti kendisinde bulamıyordu. Genç kız karman çorman olan düşüncelerden Hakan'ın nahif sesiyle sıyrıldı. Yarım kalan öğrenim hayatını tamamlamak için memura gerekli belgeleri verdi. Açık öğretim lise kayıt işlemi yapıldı.
Hakan oradan oraya yetişme telaşesiyle geçen süreçte kızla gerekmedikçe iletişim kurmadı. Bedeni Nilay'ın yanında aklıysa son zamanlarda boşladığı şirketindeydi. Yarım kalan çizimleri ertelediği bir sürü toplantısı vardı. Çalışmaktan ibaret yaşamına dahil olan kızın yaşamını değiştirmek için çırpınırken, kendi yaşamının da kökten uca değişeceğinden bir haberdi. Son işlemi tamamlamış dalgınca jeepine ilerlerken Nilay'ın aniden durmasıyla irkildi. Düşüncelerinden uzaklaşan genç adam koyu kahvelerini sorgularcasına endişeyle Nilay'a dikti.
Nilay kısa zaman içinde kendisini koruyup kollayan adama öğretimine devam etme imkânı sunduğu için teşekkür etmek istedi. Tek hayalinin gerçekleşecek olmasının hissettirdiği minnet bambaşkaydı. Bir değil yüzbinlerce kez teşekkür etse yetmezdi.
Hakan neler olduğuna anlam veremezken kızın sağılığıyla ilgili bir sorun olduğunu düşünerek kaygılandı. Gün koşuşturmayla geçerken durumunun yine aklından çıkmasıyla kendisine kızdı. Güneş ışığının vurduğu koyu kahvelerine kaşlarının gölgesini düşürdü. "İyi misin? Çok yoruldun değil mi?" Kendisini ifade etme mecburiyetiyle atıldı "Nilay yarın itibariyle pek yanında olmayacağım. İşleri fazla boşladım bu yüzden her şeyi iki güne sığdırmak zorunda kaldım. Üzgünüm."
Genç kız adamın merak ve endişesini giderdi. "Ben iyiyim merak etme sadece," duraksayıp hislerini nasıl telaffuz edeceğini düşündü. Kömür karası gözleri biraz çekimser çokça minnetini dillendirir gibi Hakan'ın çehresinde gezindi.
Kızın davranışlarına anlam veremeyen genç adam tek kaşını kaldırıp merakla sordu. "O zaman neden durdun?"
Nilay ne diyeceğini bulmaya çalışırken onu endişelendirdiğinin farkına vardı. Aldığı derin nefesle yükselen göğüs kafesiyle şiddetli bir ağrı vurup geçti. Bakışlarını kaçırmamak için yüksek efor sarf ederken söze girdi. "Ben teşekkür etmek istedim bu hayatta tek istediğim şey öğretimime kaldığım yerden devam etmekti. Sayende tek arzum gerçekleşecek bunun benim için önemi çok başka..”
Hakan gelen yanıtla kaygısından arınırken Nilay'ın itirafı hoşuna gitti. Ürkütücü çehresine memnun bir ifade yayılırken kızın uzun uzun minnet cümlesi kurmasını istemediğinden lafını kesti. "Bak gördün mü?” kavisli kaşlarını çatıp sorgularcasına bakan kıza belli belirsiz gülümsedi. Gövdesini dikleştirip elini pantolonunun cebine soktu. “Sen kabul etmeyip istemesen de yaşama dair isteğin beklentim varmış. “
Nilay duyduğu keyifli sesle asfalt zemini incelerken bakışlarını Hakan'ın gülümseyen yüzüne kaldırdı. Ansızın beliren dürtüyle uzuvları harekete geçtiğinde aralarındaki mesafeyi kapandı. Gözleri kısılan Hakan’ın kısa kirli sakallarına kendisi gibi saf masum teşekkür öpücüğünü kondurdu. Yaptığını idrak ettiğinde gözleri irice açılırken geriye çekildi. Sol avuç içini ağzına kapattı yaptığına inanamıyordu. Hakan'ı öpüşü mutluluk diyarından utançla sıyrılmasına neden oldu. Geri geri adımlarken başını yere eğdi. İçinden bir kez olsun annesini bile öpmek gelmemişti. Hayretler içindeydi genç kız birkaç gündür tanıdığı elin adamını öpmek fazlasıyla utanç vericiydi.
Hakan ansızın yanağına konan beklenmedik öpücükle afalladı. Nilay'ın geriye çekilip geriye çekilmesiyle şaşkınlığından arındı. Kızın yine başını öne eğmesiyle dişlerini sıktı.
Nilay utanç ve şaşkınlığın kollarında kıvranırken gözlerini sımsıkı yumdu. Duyduğu utanç fısıltılı sesinde de hayat buldu. “Ben özür dilerim sadece teşekkür etmek istemiştim.” Canı yanıyormuşçasına inledi “Bunu neden nasıl niçin yaptım," duraksadı konuştukça daha çok bocalıyor ne demesi gerektiğini kestiremiyordu.
Hakan kızın bilinçli olarak öpmediğinin farkındaydı üstelik masum bir öpücüğe farklı anlamlar yükleyecek adam değildi. Nilay onun nezdinde yardıma muhtaç biriydi utanıp kıvranmasına gönlü razı olmadı. "Ne çok konuştun ufaklık," hiçbir şey olmamış gibi jeepe ilerleyip kilidi açtı. Şoför mahalline yerleşecekken kızın hâlâ aynı yerde olduğunu görünce başını olumsuzca çevirdi. “Unuttun sanırım daha yerleştirmen gereken bir evin var."
Nilay bakışlarını yerden ayırmadan ayaklarını sürüyerek araçta yerini aldı. Yol akıp giderken başını cama yaslayıp gözlerini yumdu. Varlığını hissettirmemek için elinden gelse nefes dahi almayacaktı.
Hakan kızın çocuksu haline tebessüm ettiğinin farkında bile değildi. Zaman zaman tebessümü koca sırıtışa evrilirken gözlerini bir an olsun evlerine giden yoldan ayırmadı. Yarın itibariyle rutin yaşamına kaldığı yerden devam edecek genç adamın masum öpücük eğlenceli bir anı olarak belleğine kazındı.
Nilay açısından durum çok daha başkaydı öpücüğü etkisinden kolay çıkamayacağı utanç kaynağıydı.
Genç kız dört bir yanını çevreleyen hisle zamanı geriye alıp kısacık anla birlikte kendisini de yeryüzünden silme arzusuyla dolup taştı. Aracın motor sesi kapandığında açmamak içen direndiği gözlerini açtı. Geldikleri yerle ses çıkartmadan araçtan inip zeminde ayaklarını sürüyerek Hakan'ı takip etti. Asansör alanındaki birkaç kişinin varlığı bir nebze içini rahatlattı. Yanağına öpücük kondurduğu adamla daha fazla yalnız kalmayacaktı. Eğdiği başını tek bir salise yerden kaldırmadan sabah çıktığı daireye ulaştı. Avcunda sımsıkı tuttuğu anahtarı güçlükle kilide takıp beklemeden çevirdi. Hakan'ın gürültülü nefesiyle konuşacağını zannedip panikledi. Ardına bakmadan kapı aralığından süzüldüğü gibi kaşla göz arası kapattığı kapıya sırtını yasladı.
Hakan'ın yüzüne kapanan kapıyla gözleri irileşti şoka uğrayan genç adam, alnına uzanan kaşlarıyla inanmaz gibi bir müddet kalakaldı. Sesi soluğu çıkmayan Nilay ciddi ciddi bunu ona yapmış kapıyı yüzüne çarpmıştı. Dudakları serseri bir edayla gerilirken silkelenip kendi dairesine geçti.
Nilay sırtını yasladığı kapıda gözlerini sımsıkı yummuş derin sık nefesler alırken Hatice'nin evhamlı seslenişiyle kirpiklerini araladı. Sağlığı hakkında endişe duyan kadını sorun olmadığını belirterek konuyu kapattı.
Hatice beti benzi atmış kızı görünce kaygılandı aldığı yanıtla bu histen arındı. Lâkin ters giden bir şeyler olduğuna kalıbını başardı. Nilay'ın hâli hâl değildi fazla gergindi sürekli suç işlemiş gibi bakışlarını kaçırıyordu. Aklını dağıtacak bir şeyler düşündü ona iyi gelecek yormayacak bir şey yapmak istiyordu. Bu vaziyetteyken eşyaları yerleştirmeleri pek mümkün görünmüyordu. Geçenlerde hastanedeyken sohbet esnasında kızcağızın olanlar yüzünden bayağıdır duş alamadığından yakındığını anımsadı. Bu sayede hem ferahlar hem gözle görülen gerginliğinden kurtulurdu. Fikrini beyan edince Nilay'ın verdiği olurla banyoya geçtiler. Duş almasına yardımcı olmak istemesi kız tarafından reddedilince kadın. El mahkum alçı ve bandajların suyla temasını kesmek için önlem alıp Nilay'ı yalnız bıraktı.
Genç kız yaptığına hâlâ şaşkın en çokta kızgındı üzerinde kalan iki parçayı öfkeyle çıkarttı. Duşa kabine girip ılık suyun altında hareketsizce bekledi. Tepesinden akan su vücudundaki günlerin birikintisini hafifletmişti. Aklı tek bir anda saplanıp kaldığından hâlâ gergindi. Kirpiklerini kenetleyince Hakan'ı öptüğü sahne göz kapaklarında belirdi. Hışımla gözlerini aralayıp başını hafif ritimlerle fayansa vurdu.
Zaman kavramı yok olmuş tepesinden akan su gibi akıp gitmişti.
Hatice'nin endişeli sesiyle girdiği transtan çıktı kadına iyi olduğunu söyleyip tek elinin elverdiğince duşunu aldı. Suyun altından buruşan bedenini havluya saran Nilay Hatice'nin yardımıyla üzerini giydi. Şefkatle incitmeden saçlarını tarayıp kurutan kadının zoruyla yemek yemesi için mutfağa götürüldü. Kahvaltıyla duran genç kız kendisini tıka basa doymuş hissediyordu. Etrafında pervane olan Hatice'yi kırmamak adına didiklediklerinden yemek için kendisini epey zorladı. Utanç hissi taptaze dururken yuttuğu her lokma hançer misali boğazına saplandı.
Hatice kızın hâlinden hiç memnun değildi iyi gelir dediği banyoda işe yaramamıştı. Mecburen aklı dağılsın diye mutfak gereçlerini yerleştirmeyi teklif etti. Sürekli dalıp giden Nilay idrak etmeyince yineledi. Verdiği olurla hemen işe koyulmuş mutfak gereçlerini onun istediği küçük yardımlarıyla yerleştirmişlerdi. Neyse ki bu kez çözümü işe yaramış genç kız azda olsa neşelenmiş etraf biraz olsun açılmıştı.
Biraz olsun aklı dağılan Nilay kadının evine gidiş saati gelince ilk kez yalnız kalacağı için korku ve endişe kıskacında sıkışıp kaldı. Sabah erken geleceğini belirten Hatice'ye sımsıkı sarıldı. Hatice olmayan ablası sahip çıkmayan anne edasıyla şefkatle sarılışına karşılık verdi. Kendisini Allah’a emanet eden kadın evine gitmek için yanından ayrıldı. Kapıda korumanın beklemesi dairenin üst düzey güvenlikli rezidansta oluşu. Evde bir başına geceyi sabah edecek Nilay için anlamsızdı.
Genç kız gözyaşlarıyla kapısını üst üste kilitleyip salona gelişigüzel bırakılan koltuğa uzandı. Başını kolçağa yaslayıp gözlerini yumunca biraz olsun aklından çıkan o an göz kapaklarında belirdi. Kenetli kirpikleri arasından süzülen damlalar şiddetini artırdı. Vakti belirli olmayan hiçte kısa sayılmayan zaman diliminde aynı pozisyonda ağlamaya devam ederken uyuyakaldı.