18. Bölüm

2700 Kelimeler
ELLİOT Yirmili yaşlarının başlarındaki çocuk Elliot'un görmeyi beklediği biri değildi. Çocuğun henüz yüzünde sakalı bir çıkmamıştı. Yaşına göre zayıf olmasına rağmen yakışıklı bir yüzü vardı. Ensesine kadar inen kahve saçları şimdiki gençlerin trendlerinden biriydi. Sol kulağında küpe vardı ve sağ kaşının üzerine piercing yaptırmıştı. " Dedektif Elliot Wright, " dedi kimliğini göstererek. " Merhaba ben Josef Stalin, kendim gelemediğim için üzgünüm. " Dedi. Başını eğip dizine kadar alçıya alınmış sol ayağına baktı. " Küçük bir kaza geçirdim de. " " Önemli değil. " Dedi Elliot. " Lütfen içeriye gelin, " Josef kapı eşiğinden çekilirken Elliot şömine yanan sıcak eve girdi. Donmuş yüzüne çarpan sıcaklık iyi gelmişti. Kar yüzünden ıslak montunu çıkardı ve etajerin üzerinde bıraktı. Josef bir kokunun altında deynekle önden ilerleyerek yolu gösteriyordu. Evin içi oldukça genişti. Ahşap malzeme nefes alan bir dokuya sahip olduğu için beton yapılardan ziyade çok daha temiz havalı ve ferah yaşam alanları oluşturuyordu. Bunun yanı sıra ahşabın güzelliği ve sıcaklığının psikolojik olarak da insanı sakinleştiren ve huzur veren bir etkisi olduğu da bir gerçekti. Elliot'un üzerindeki bu denli etkisinin olmasının nedeni büyükbabasının böyle bir evi olmasındandı. Elliot çok küçükken göl kenarındaki büyükbabasının evine gittikleri yaz aylarını hala daha hatırlıyordu. İkili koltuk ve iki tane de tekli koltuğun yerleştirildiği oturma odasında tekli koltuklardan birine geçti Elliot. Bu sırada televizyonda oynanan beyzbol maçı evin içindeki tek gürültüydü. Josef koltuğun üzerindeki kumandayı alarak televizyonu kapattı. Hafifçe yanan ateşte çatırdayan odun sesleri duyuluyordu artık. Cam, orta sehpanın üzerine yarısı yenmiş pizza kutusu ve birkaç bira vardı. " Bira ister misiniz ? Dolapta birkaç kutu daha olacaktı. " " Hayır, teşekkürler. İş üzerindeyken içmiyorum. " Dedi kısaca. " Arabanızın kara kutusundan çıkan video yanınızda mı ? " " Ah, evet. " Josef arka cebinden çıkardığı USP'yi Elliot'a uzattı. " İsterseniz laptop getirebilirim. " Dediğinde Elliot başını salladı. " Harika olur, teşekkürler. " Josef deyneğine tutunarak arka oralardan birine gittiğinde Elliot elindeki küçük USP'ye baktı. Eğer adamın yüzü görünüyorsa bu iş oldukça kolay olacaktı. Josef kolunun altına aldığı laptopla geri geldiğinde zar zor yürüyebilen çocuğun elinden laptopu almak için uzandı. " Teşekkürler, " " Önemli değil, şifresi yok açabilirsiniz. " Elliot orta sehpada bulduğu boş yere laptopu koydu ve ekranı açtı. USP'yi girişe sokarken Josef onu izliyordu. " Kara kutuyu izlediğimde gerçekten şaşırdım çünkü oldukça geç bir saatti. Birde o geceki fırtınayı düşününce daha da garipsedim. Daha sonra Peter Jackson Hill'i duydum ve olayın burada olduğunu öğrendim. Bu yüzden hemen polisi aradım. " Dedi olanları açıklayarak. Görüntü başladığında uzunluğu yirmi üç saat kadardı. " Adam gece yarısına doğru görünüyor. Saat gece on ikiyi çeyrek geçerken. " Dediğinde Elliot Josef'in dediği saate aldı ve videoyu başlattı. Görüntü net değildi ve gece olması oldukça kötü bir etkendi. Yağan kar tanelerinin şiddetli rüzgarla birlikte sürekli olarak oradan oraya uçuşan hareketleri seçilebiliyordu. Görüntüdeki yeri tanıdı Elliot. Uçuruma varmadan önce kenardaki durma noktasıydı. İnsanlar genellikle yaz aylarında arabayı kenarıya çeker ve denizin yükseklikle beraber sunduğu muhteşem manzarayı çekerdi. Elliot tırmanırken orayı görmüştü. Geçen kırk saniyenin ardından hareket eden karanlık Elliot'un kaşlarını çatarak ekrana yaklaşmasına sebep olmuştu. Görüntüdeki kişi tamamen siyah giyinmiş gibi görünüyordu. Kameranın açısına girmiş ve ardından yürüyerek tırmanmaya devam etmişti. Yanlızca sırtı görünüyordu. Üzerinde siyah bir palto ve başında aynı renk bir bere vardı. Elliot olası boyunu ve kilosunu çıkarmaya çalıştı. Adam karın içinde yavaş ama kararlı adımlarla ilerliyor, sürekli kara batıp çıkan botlarını umursamıyordu. En az bir seksen olmalıydı ve doksan kilo civarında görünüyordu. Bir kez bile arkasına bakmadan ilerledi dakikalar sonunda karanlığın içinde kayboldu. Elliot adam gözden kaybolduğunda fareyle videoyu ileri sardı. Eğer bu yolu tırmanmışsa mutlaka geri de inmiş olmalıydı. " Daha da görünmüyor. " Dedi Josef. Tüm kaydı izlemişti. " Geriye inmesi gerek. " Dedi Elliot. " Evet, uçurum yolunda başka bir yol olduğunu bilmiyordum. Adam bir daha hiç görünmüyor. Başka bir yol kullanmış olmalı. " Dedi. Elliot video kaydını ileriye sarsa da yanlızca güneş doğmaya başlamış ve fırtına etkisini yavaş yavaş yitirmişti. Fakat geriye hiçbir delil bırakmamıştı. Videosnun sonunda ise Joseph kameraya girmiş ve arabaya binmişti. Elliot sinirle nefes verdi. Umduğunu bulamamıştı. Tekrar uçuruma gitmesi ve başka bir iniş yolu bulması gerekecekti. Eğer gittiği yönü bulabilirlerse çevredeki kamera kayıtlarına bakabilirlerdi. Josef bacağının ağrısıyla acıyla inlediğinde Elliot'un gözleri ona döndü. " Nasıl oldu ? " Dedi alçıdaki bacağına bakarak. " Kayak yaparken düştüm. Ben Zenos kayak merkezinde hoca olarak çalışıyorum. Gelen turistlere nasıl kayılacağını falan öğretiyorum. " " Bacağın fena görünüyor. " Dedi. " Üç yerden kırık. Neyse ki ameliyat olacak kadar değildi. " " Nasıl düştün ? " " Otuz metre yükseklikten çakıldım. Aşağısı yaklaşık kırk santim kar içindeydi ki hala hayattayım. " Dedi saçlarını karıştırarak. " Kaç yaşındasın ? " " Yirmi iki olmak üzereyim. " Elliot'un tahmin ettiği gibi çok gençti. " Okumuyor musun ? " " Hayır, liseyi bitirdikten sonra üniveristeye gitmeyi hiç düşünmedim. Kayak yapmayı seviyorum bu yüzden yanlızca buna yönelmek istedim. " " Bu ev kime ait ? " " Ailemin. Yazın tatile geldiklerinde kullanıyorlar. " " Onlar nerede ? Tek mı kalıyorsun burada ? " " Yurt dışındalar şu anda. Hollanda da bir iş görüşmesine gittiler. Pislik olmak istemem ama bok gibi paramız var bu yüzden beni pek umursamazlar. " " Sen neden burada kalıyorsun o halde ? Kendi evine neden gitmedin ? " " Şey, " Gözlerini kaçırıp nefes verdi. " Sevgilim Brenda şu anda benim çalıştığımı sanıyor. Öyleydi de, fakat kaza geçirdikten sonra iki hafta rapor aldım. Eve gidecektim, Brenda ve ben beraber yaşıyoruz ama burası daha cazip geldi. Onu sevmediğimden değil ama bazen gerçekten bıktırabiliyor. " Omuz silkti. " Bende kimseye söylemeden iki haftalığına burada kafa dinlemeye karar verdim. " " Dağın başındasın, yiyecek almak zor olmuyor mu ? " " Şey buraya gelmeye karar verdiğimde önceden dolabı doldurdum. Eğer gerçekten acil bir şey olursa taksiyle iniyorum. Ama iyi para da koparıyorlar. " Dedi isyan edercesine. Elliot en başından beri onu geren soruya geldi. Video kaydığını gördüğünden beri kasları gergindi. " Peki ya kırık ayakla uçurumun kenarındaki arabayı nasıl evin arkasına getirdin ? " " Ahh, bu.. " Elliot Josef'in gözlerinde suçluluk görüyordu. Yine de görmeyi beklediği şey yanlızca bu değildi. " Pekala ben kayak merkezinde bir kızla tanıştım. Sevgilimin olduğunu biliyorum fakat onunla birbirimizi anlıyoruz. O da Zenosta Restoranda garson olarak çalışıyor. Ben bacağımı kırdıktan sonra taksiyle buraya geldim. O benden birkaç gün sonra izin aldı ve arabamı getirdi. Buzlanma yüzünden yokuşu çıkamayınca arabayı orada bırakmış. Emily sevgilim olduğunu bilmiyor, bende bu yüzden sabah erkenden arabanın yanına indim ve torpido gözündeki Brenda'nın tokalarını, eşyalarını falan aldım. Yakalanmak istemedim. Daha sonra da zaten Emily arabayı evin arkasına bırakmayı başardı. " Cümlesini bitirdiğinde utanırcasına gözlerini kaçırdı. Elliot Josef'in her türlü mimik hareketini ve beden dilini izliyordu. Yalan söylemediğini düşündü. " Pekala, o zaman Emily nerede ? " " Süpermarket'e gitti. Birazdan burada olur. " " Araba burada ? " " Taksiyle gitti. Arabayı tekrar yokuşta bırakmaktan korktu. Ama bu iyi bir şey oldu değil mi, şüphelinizi yakalamış oldu. Her ne kadar yüzü görünmese de bu da bir şeydir. " Dedi. Aynı anda Elliot'un telefonu çaldığında Elliot arayanın Matthew olduğunu gördü. Jessica ile ilgili bir haberinin olabileceği heyecanıyla telefonu açtı. " Matthew ? " " Elliot, kamera kaydından bir şey çıktı mı ? " Elliot hayal kırıklığı yaşasa da belli etmedi. Josef ilgilenmiyormuş gibi yapsa da merakla dinlediği açıktı. " Video'da bir adam var fakat yüzü görünmüyor. Bir eşgal çıkartabilir miyiz bilmiyorum. " " Kahretsin, bir şey çıkmasını umut etmiştim. " Dedi sinirle. " Matthew, Jessica'dan bir haber var mı ? " " Henüz yok. Sende kaydı al ve merkeze gel. " Telefon kapandığında Elliot ayağa kalktı. " Gidiyor musunuz ? " " Kaydı götürmem gerek. Kanıt yerine gerçeğinden. Ayrıca bir ara departmana gelip ifade verin. " Dediğinde Josef başını salladı. " Tabii. " Elliot kapıya yöneldiğinde dış kapıyı açmasıyla karşısında ona bakan bir genç kızla karşı karşıya geldi. Koyu kahve saçları kulaklarının arkasında bitecek kadar kısaydı. Mavi gözlerinin etrafına sürdüğü siyah, kalın rimel ve kulaklarındaki büyük halkalı küpeler dikkat çekiyordu. Üzerinde siyah, oldukça pahalı görünen bir mont ve ayaklarında dizlerine kadar çıkan çizmeleri vardı. O sırada taksi u dönüşü yaparak geldiği yoldan geri döndü. " Ah, merhaba. Siz bu sabah gelecek olan dedektif olmalısınız. " Dedi tokalaşmak için elini uzattığında. Elliot kızın elini sıktı. Josef'ten fazlaca büyük görünüyordu. Elliot kendi yaşlarında olduğunu farz etti. " Merhaba, dedektif Elliot Wright. " Diyerek selamladı. Kapının önünde duran Josef'e döndü tekrardan. " Yardımlarınız için teşekkürler, lütfen ilk fırsatta ifade vermek için departmana gelin. " " Geleceğim, teşekkürler. " Elliot park ettiği arabasına doğru yürürken sırtındaki gözlerin farkındaydı. Umursamadan arabaya binerken aklında kamera ekranındaki o uçurum vardı. Katilin o uçurumdan bir şekilde inmiş olması gerekiyordu. Elliot o yoldan bir şey bulmayı umut etse de arka cebindeki telefonu titrediğinde henüz kontağı bile çalıştırmamıştı. Arayan polis departmanında danışmanlık yapan David'ti. Elliot telefonu açtığında tanıdık boğuk sesini duydu. " Elliot ? " " Dave, sorun ne ? " " Jessica'yı arayan birisi geldi. " Dediğinde Elliot şaşkınlıkla kalmıştı. " Kim ? " " Bilmiyorum, bir adam. Günlerdir ona ulaşamadığını söylüyor ve kaçtığını iddia ediyor. Onu burada tutuyorum, sen gelebilir misin yoksa- " " Geliyorum ben. " Dedi Elliot hızlıca. Telefonu kapattığında doğruca polis departmanına sürdü. İçeriye girdiğinde David her zamanki danışman masasında oturuyor ve bilgisayar karşısında iş yapıyormuş gibi görünse de oyun oynuyordu. Elliot'u gördüğünde oturduğu sandalyeden kalktı. " Hey, sonunda geldin. Çocuğu zor tuttum. Senin ofisinde bekliyor. " Dediğinde Elliot hızlıca teşekkür edip ofisine yönlendi. İçeriye girdiğinde gördüğü tanıdık yüzü ilk başta çıkartamadı. Genç çocuk kollarını sinirle birbirine bağlamış oturuyordu. Elliot'u gördüğünde Elliot'un aksine o onu tanımıştı. " Hey, sen Jessica'nın sevgilisi değil miydin ? " Karşısındaki çocuk Elaine Hill ile hastanede görüşmeye geldilerinde Jessica'nın arabasına çarpan kişiydi. Elliot sinirle nefes verdi. " Neden Jessica'yı arıyorsun ? " " Araba masrafları için elbette. Ne sanıyorsun ki sevgiline sarkıntılık ettiğimi falan mı ? Alınma dostum ama o kadar güzel bile değil. " " O sikik ağzından adam akıllı tek bir kelime daha çıkmazsa- " Elliot'un sert çıkışı çocuğu korkutmuştu. " Hey sakin ol bir şey demedim. " " Adın ne ? " " Thomas. " " Jessicayla en son ne zaman konuştun ? " " Sanırım dört gün önceydi.. " " Bana kesin bir tarih ver. " Thomas telefonunu cebinden çıkarıp geçmiş arama kayıtlarına girdi. Hızlıca aşağıya inerken aşağılamak amacıyla ' kadın sürücü ' olarak kaydettiği numarayı gördü. " En son beş gün önce öğleden sonra iki elli üç'te konuşmuşum. İki dakika sürmüş. " " Ne konuştunuz ? " " Sigortayla ilgili konuştuk, cidden neler oluyor ? Şu anda neden sorguya çekildiğimi bile bilmiyorum." Elliot'a baktı. "Sizde onun nerede olduğunu bilmiyorsunuz değil mi ? " Elliot sorusunu görmezden geldi. " Eğer bir ihtimal seni ararsa, ya da onunla iletişim kurarsan hemen polis merkezini arıyorsun, anladın mı ? Şimdi gidebilirsin. " " İyi iyi, " Thomas odadan çıktığında Elliot masasına yaslanıp durdu. Jessica'nın nereye kaybolduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Beraber yemek yemeğe çıktıkları akşamı hatırlamaya çalıştı. Jessica'nın gitmesiyle ilgili bir konu geçmiş miydi ? Çok net hatırlamıyordu. Saat öğleden sonrayı geçerken karnı açlıkla guruldadı. Bir şeyler yemesi gerekiyordu. Departmandan çıkmadan önce USP'yi karakola teslim etti. Soğuk havaya çıktığında hızlıca yemek yiyebileceği bir yer düşünürken bir yandan telefonunu çıkartıyordu. Babasının bugün taburcu olması gerekiyordu. Laura'nın ikisine de göz kulak olup olamadığını merak etti. Laura'nın numarasına bastığında telefon dördüncü çalışta ancak açılmıştı. " Elliot ? " " Merhaba Bayan Laura. Hala hastanede misiniz ? " " Ah, evet. Harvey sabah normal odaya alındı. Durumu gayet iyi. Birazdan çıkış yapacağız. " " Annem nasıl ? " " Babanın sağ sağlim çıktığını görünce rahatladı. Televizyon kumandası için kavga etmeye başladılar bile. " Dedi gülerek. Bir şeylerin normale dönmesi Elliot'u rahatlatmıştı. Çünkü uzun zamandır büyük bir karmaşanın içindelerdi. Ara ara boğulduğunu hissediyordu Elliot. " Annem yemek yedi mi ? " " Evet, sanırım özel hastane olduğundan yemekleri çok güzel. Annen gayet güzel yiyor, endişelenme. " " Sevindim. Ne zaman eve döneceksiniz ? " " Birazdan kızım Samantha gelecek yardıma. Ardından eve geçeceğiz. Sen burayı merak etme Elliot. Ben ikisine de göz kulak oluyorum. " Dedi güven veren sesiyle. Elliot minnetle gülümsedi. " Teşekkür ederim Laura. Sen olmasaydın napardım bilmiyorum. " Laura güldü. " Sen sadece kendine dikkat et Elliot. Biz burada iyiyiz. " " Tamam. " Telefonu kapattığında uzun zaman sonra gelen küçük rahatlama hissi suda bir kız cesedi bulunduğundan beri boğuluyormuş gibi hisseden Elliot'un aldığı küçük bir nefesti sanki. Polis departmanının karşısındaki açık büfeye yöneldiğinde dışarıdaki taburelerden birine oturdu. Kendine kızarmış peynirli sandviç ve kahve sipariş etti. Yemeği geldiğinde hızlıca yerken omzuna dokunan elle arkasına döndü. Dedektif Jared ona bakıyordu. " Dedektifi Jared ? " Dedi Elliot ağzındaki lokmasını yutmaya çalışırken. " Elliottu değil mi ? Rahatsız ettiğim için üzgünüm. " " Evet, sorun yok. Yer misiniz ? " " Teşekkürler, az önce yedim ben. Jessicayla ilgili herhangi bir şey bulabildiniz mi ? " Elliot eskiden ikisinin beraber çalıştığını hatırladı. " Hayır, henüz bir şey yok. Siz beraber çalışıyordunuz değil mi ? " Dedi. Jared başını salladı. " Geçen yıl aynı ekipteydik. Birçok davada beraber çalıştık. Bir anda ortadan kaybolması beni şoka soktu. " " Nereye gitmiş olabileceği hakkında bir fikriniz var mı ? " "Jessica yetimdi. Ailesi o henüz on üç yaşındayken trafik kazasında vefat etmişti. Onu yanına alacak bir akrabası bulunamadığı için on altı yaşına kadar yetimhanede büyümüş. Ardından bir aile tarafından evlat edinilmiş. Onu evlat edinen karıyla koca o henüz on yedisine basmadan uyuşturucu işine girmişler. Birkaç ay sonra da tutuklanmışlar zaten. " Elliot yeni duyduğu bu hikayeler karşısında oldukça şaşırmıştı. Hiçbir fikri yoktu. " Bir yıl büyükannesiyle yaşamış. Yani üvey büyükanne sanırım. Ardından polislik sınavlarına girmiş ve kazanmış. Üvey annesiyle babası hala daha hapiste. Jessica onlarla tutuklandıkları günden beri hiç konuşmadığını söylemişti. Bu yüzden aklıma kimse gelmiyor. İki yıl önce büyükannesinin vefatının ardından zaten pek kimsesi kalmamıştı. " Dedi hüzünle. Elliot duydukları karşısında bir süre sessiz kaldı. Bunların hiçbirini bilmiyordu. Kalbindeki ağırlığa hiç şikayet etmedi. " Jessica ile en son ne zaman konuştun ? " " Sizinle hastanede karşılaştıktan sonra hiç konuşmadım. " Dedi. " Siz bir şeyler bulabildiniz mi ? " " Hayır, arabası evinin önündeydi. Evinden de bir şey çıkmamış. Şu anlık telefonun son sinyalini yakalamaya çalışacağız. " İkisi arasındaki sessizlik bir süre devam etti. Ardından Jared'ın telefonunun çalmasıyla Jared ayaklandı. " Lütfen bir haber alırsanız bana da haber ver. " Dedi departmana dönerken. " Elbette veririm. " Dedi Elliot. Hızlıca kalan son lokmalarını yedi ve hesabı ödedi. Saat çoktan öğleden sonrayı geçiyordu. Beşte Peter'ın cenazesine katılması gerekiyordu. Fakat ondan önce yapması gereken bir şey daha vardı. Başındaki beresini düzeltip arabasına doğru ilerledi ve uçurum kenarındaki, video kamerasında görünen noktaya doğru sürdü. Kar hiç durmadan yağıyor, havanında karmasıyla şiddetini ve büyüklüğünü arttırıyordu. Güneşin tepelerin ardında yavaşça kaybolurken karanlık gökyüzünde kendini hâkim kılmaya başlıyordu. Sık virajlar ve buzlanmalar yüzünden yaklaşık kırk beş dakika süren yolculuktan sonra Elliot bulduğu uygun yerde arabayı bıraktı. Saatler öncesinde laptop'un ekranında gördüğü yer şimdi gözlerinin önündeydi. Arabasını tıpkı Emily'nin bıraktığı şekilde park etmişti. Arabanın burnu ileriye, yukarıya doğru uzanan karla kapanmış yokuş yoluna bakıyordu. Elliot bir süre arabada kalıp hayal etmeye çalıştı. O korkunç fırtınada kar tanelerinin nasıl cama vurduğunu düşündü. Yolu gözleri, arkasını dönüp adamın geldiği yola baktı. Sol taraflarında orman çizgisi başlıyordu ve sağ tarafta ise uçurumdu. Deniz dalgaları şiddetle kıyıya vuruyordu. Elliot arabadan çıkıp beyaz zemine adım attı. Karanlığa yaklaşırken orman neredeyse uyanıktı. Öten birkaç kuş ve martı seslerinden başka bir ses yoktu. Elliot aracından biraz uzaklaşıp yolun ortasına doğru geldi. Eğer katil ardında hiçbir iz bırakmayacak kadar dikkatliyse nasıl olmuş da arabayı fark etmemişti ? Josef'in gri Toyotasını düşündü. Küçüktü ve o gece şiddetli bir kar fırtınası vardı. Araba karla kapanmış olmalıydı. Yine de özel ısıtmalı camları sayesinde kameranın önü kapanmamıştı. Elliot bu sefer biraz daha aşağıya inerek katilin yürüdüğü yolu tekrar etti. Onun gibi fırtınaya karşı başını yere eğerek yavaşça yukarıya tırmanmaya başladı. Bunu neden yapıyorum ? Kar fırtınası kopan bu uçurumda Peter'ın peşinden gidiyorum.. Onun burada olacağını nasıl bildim ? Çünkü sürekli olarak izliyordum. Peter'ı izledim. Onun yaptığı kötülükleri gördüm. Mia Garcia'nın Peter'a karşı olan çaresizliği bana ne ifade ediyor ? Haksızlık, sinir, şiddet,... Adalet duygusu ? Mutlu son. Mia Garcia'nın hikayesi mutlu sona ulaştı. Çünkü Peter öldü. Masallarda kötüler ölmek zorundadır. Böylece hikâye mutlu sona ulaşır. Karnına taş doldurularak denize atılan Peter.. Kurt. Büyükannesine bakan Mia Garcia.. Kırmızı Başlıklı Kız. Bunların hepsi bir masaldı ve kendi yöntemleriyle bu masala mutlu son veren bir katil vardı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE