— “Buyurun, geçin içeri.” Mir başını iki yana salladı. — “Yok abla,” dedi. “Zeyno birkaç parça eşya alacak. Sen yardımcı olursan sevinirim. Daha hastaneye gideceğiz.” Nurgül Hanım hiç tereddüt etmedi. — “Tabii,” dedi. Zeyno’yla birlikte merdivenleri çıktılar. Odasına girdiklerinde her şey olduğu gibiydi; yarım bırakılmış bir hayat gibi… Açık bir dolap kapağı, buruşturulmuş bir şal, pencere önünde unutulmuş bir bardak. Nurgül Hanım eşyaları toplamaya yardım ederken sessizliği bozan ilk cümle geldi. — “Dün evlenmişsiniz,” dedi yumuşak bir sesle. “Hayırlı olsun gülüm.” Zeyno’nun eli durdu. Bir bluzu katlarken parmakları titredi. — “Hayırlı mı, değil mi… bilmiyorum abla,” dedi. Bir an durdu, sonra içindekileri döker gibi konuştu: — “Ben sadece abimin kavlini yerine getirdim. Zaten b

