3. Bölüm: Zehirli Öpücük

1090 Kelimeler
O gece, Balat’ın daracık taş sokaklarını ağır adımlarla geçti Miraç. Üstü başı ter içindeydi, kirli beyaz tişörtü gömleğinin altında nemli kalmış, saçlarının arasına kaçan ter damlaları alnından süzülerek göz çukuruna dolmuştu. Dış kapıyı açarken demir menteşelerin gıcırdaması geceye yankılandı. Eve girdiğinde alıştığı karanlık sessizliğin yerinde bu kez cılız bir radyo sesi vardı. Mutfakla salon arasında konumlanmış, zamana yenik düşmüş ceviz masanın başında oturuyordu Halit. Sarı ışıklı masa lambasının altında yüzü gölgelenmiş, elindeki rakı bardağında buzlar erimekteydi. Bıyıkları ter içinde, gözleri puslu ve kadehi sımsıkı kavramıştı. Sanki bekliyormuş gibiydi. "İyi geceler, Halit ağabey," dedi Miraç, her zamanki gibi sakin, ama yorgun bir ses tonuyla. Merdivenlere yönelecekken, adamın sesi duvar gibi önünü kesti. "Sen Rüçhan’dan iş dilenmeye utanmıyor musun ulan?!" diye gürledi Halit, sesi içkinin verdiği cesaretle tırmanmıştı. Elindeki rakı bardağını tüm gücüyle fırlattı. Bardak, taş duvara çarpıp yere düşerken keskin bir çıtırtıyla paramparça oldu. Şeffaf cam kırıkları, ay ışığında parıldıyordu. Miraç, yine sakindi. Gözleri kırık bardaklara değil, adamın gözlerine dikilmişti. "Ben değil," dedi sessizce, “o beni buldu." Halit sandalyeden öfkeyle kalktı. Sendeleyerek yaklaştı. Keskin alkol kokusu burnuna kadar gelmişti. Geniş nasırlı elleriyle Miraç’ın ensesini tuttu, bastırdı. "Anan görse yüzüne tükürürdü. Jönlükmüş, peh!" Miraç’ın yüzü bir anlığına kasıldı. Annesi konusu açıldığında, hep orada bıçak çekilirdi sanki. Adamın bileğini hızla kavradı. İri ve güçlü elleriyle sıktı. Sesi artık daha derindi: "Annemi anma." "Ne o, bana mı saldıracaksın?" dedi Halit, alaycı bir kahkaha atarak. "O suratını façalarım, değil jön olmak, yanımda bile duramazsın lan, it! Ananı da seni de—" Kelime dudaklarında asılı kaldı. Miraç yumruğunu öyle sert indirmişti ki, adamın başı arkaya savruldu. Sonra biri, biri daha. Halit yere düştüğünde Miraç durmadı. Yumruklar bir bir yağdı. "Sana annemi anma dedim!" Nefesi kesilene kadar, adam bayılana kadar devam etti. Elinin tersiyle alnındaki teri silerken gözü aynaya ilişti. Yumruklarından biri gözüne denk gelmişti. Göz kapağı hızla morarmaya başlamıştı. Yine de umurunda değildi. Merdivenleri tırmanarak odasına çıktı. Eski, yıpranmış valizini yatağın üstüne attı. Rafın köşesindeki çerçevede annesinin gülümseyen sureti vardı. Onu aldı. Uzun uzun baktı. Sonra, büyük bir özenle valize yerleştirdi. Kıyafetlerini, birkaç kitap ve yıpranmış defteriyle birlikte çantasına koydu. Sessizce, geriye bakmadan evden çıktı. Balat’ın taş sokakları sabaha karşı nemliydi. Adımlarını hızlandırdı. Bu mahalleye bir daha dönmeyeceğini biliyordu. Kader ona gülümsediğinde, karşısına çıkan engelleri ezip geçmişti. Gözleri doluydu ama tek damla yaş düşmedi. Yakındaki orta sınıf bir pansiyona girdi. İçerisi loştu. Günlük ücretini ödeyip anahtarı aldı. Küçük, ama temiz bir odaydı. İçerideki yastık eskiydi ama ona şu an bir saraydan farksız geliyordu. Üzerine uzandı, gözlerini kapattı. Uyku, bu kez fazla direnmeden onu içine aldı. Sabah güneşi, pencere perdesinin kenarından odaya sızarken Miraç uyanmıştı. Gözaltları yorgundu ama kararlıydı. Hemen hazırlanıp aşağı indi. Resepsiyona birkaç günlük ücret daha bırakıp çıktı. Durağa yürürken yolda kimseyle göz göze gelmedi. Sanki dün geceki öfkesini sokaklara gömmüştü. Durakta beklerken tanıdık bir ses yankılandı: "Miraç! Suratına ne oldu? İyi misin? Polise gidelim mi?" Döndüğünde karşısında telaşla nefes nefese kalmış Zeynep’i gördü. Gözleri endişeyle doluydu. Miraç başını iki yana sallayarak onu sakinleştirdi. "Sorun yok. Kapı çarptı." Zeynep ellerini beline koyarak eğildi, morarmış göze baktı. "Epey sağlam bir kapıymış ama!" "Öyle." dedi, kısa ve net. Sonra konuyu değiştirdi. "Nereye gidiyorsun?" "Selim ve Suat piknik ayarlamış. Birkaç kişi daha geliyor. Bizim parkta olacağız. İşin erken biterse gel." "Bakarız," dedi Miraç, sonra Maslak dolmuşunu durdurdu. "Gelemezsem iyi eğlenceler, selam söyle." Dolmuşta cam kenarına oturdu. Yüzüne bakanların bakışlarını umursamadı. Herkes göz ucuyla morluğa takılıyor, ama kimse soru sormuyordu. Alışmıştı. Bunu afişe taşıyacak kadar iyi tanıyorlardı. Ama Miraç gocunmuyordu. Çünkü oturduğu yer onun seçimiydi. O rolü o istemişti. O hayatı o kurmuştu. Sete ulaştığında doğrudan makyaj odasına girdi. Makyöz Müge gözlerini onun morarmış gözünden alamadı. "Gözüne bu rengi kim kattı?" dedi alaycı bir ifadeyle. "Kapı," dedi Miraç yine. "İyi çarpmış," diyerek kahkaha attı Müge. Bugün kostüm daha hafifti, göl kenarında çekileceği için rahat kıyafetler seçilmişti. Göz makyajı ise morluğu gizlemek için biraz ağırdı. Set sessiz ama gergindi. Kameraman Cihan talimat veriyordu. "Bugün oldukça doğal oynamanızı istiyorum. Kıvılcımlar hissedilsin!" Feride, setin ortasında bir yıldız gibi parlıyordu. Saçları sırtına kadar iniyor, çarpıcı göz makyajı onun yüz hatlarını belirginleştiriyordu. Giydiği fırfırlı bluz, göl manzarasına romantik bir hava katıyordu. "Yakın sahne alacağız, hazırsanız!" dedi Cihan, kamerayı sabitlerken. Göl kenarında kol kola yürürlerken Miraç, Feride’ye yaklaştı. Dudakları değdiği anda içlerinde bir kıvılcım yanmıştı. Gözler kapandı, öpücük derinleşti. Setteki herkes nefesini tutmuştu. Bu sahne yalnızca bir oyun değildi, içinden bir şey geçiyordu. Tam o an, setin sessizliğini yırtan ses duyuldu: "Kestik!" Rüçhan’dı. Gözleri öfkeyle kısılmıştı. Kıskançlık, midesine bıçak gibi saplanmıştı. Günün kalan sahneleri daha çekingen ama daha samimiydi. Set bittiğinde Miraç kostümünü çıkarıp kendi kıyafetlerine döndü. Aynadaki morlukla bir kez daha göz göze geldi ama umursamadı. Set çalışanı İsmail, yanı başında belirdi. "Gülcan hanım aradı. Yarın teklif için ajansa uğraman gerekiyormuş." "Kaçta?" "Sabahtan gitsen iyi olur." Notu aklına yazdı. Setten çıktı, durağa yürüdü. Yolun kenarında beklerken siyah camlı, son model bir araba önünde durdu. Cam açıldı. "Atla," dedi Feride. Arka koltukta küçük bir kız oturuyordu. Altın sarısı saçları, masmavi gözleriyle annesinden tamamen farklıydı. "Zahmet etmeyin." "Sizi, bizi aşalım," dedi Feride hafifçe gülerek. Kornalar çalmaya başlamıştı. Elini camdan çıkarıp yolu kapayanlara beklemelerini işaret etti. "Israr ediyorum." Miraç mecburen arka kapıyı açtı ve küçük kıza elini uzattı. "Merhabalar, hanımefendi." "Merhaba," dedi Bahar utana sıkıla. "Hiç annene benzemiyorsun." Feride kahkaha attı. "Huyu bana benzesin yeter." "Nereye gidiyoruz?" diye sordu sonra. "Mahalleye. Arkadaşlarım piknikte." "Ben hiç pikniğe gitmedim!" dedi Bahar birden öne eğilerek. "Anneciğim, biz de gidelim, lütfen!" "Baharcığım, biz davetli değiliz." "İsterseniz gelebilirsiniz," dedi Miraç, bu kez Feride’ye bakarak. "Rahatsızlık vermek istemeyiz." "Anne, lütfen! Davetliyiz işte!" "Bence de gelin," dedi Miraç. Sıcak bir gülümsemeyle. "Peki, yalnızca bir saat!" dedi Feride. Bahar sevinçle alkışladı. "Teşekkür ederim, canım annem!" Balat'ın kıyısındaki ağaçlık alana geldiler. Feride’nin asla kendi başına uğramayacağı bir yerdi. Ama hiç yabancılık hissetmedi. Suat top oynuyordu, Halil mangalın başındaydı. Kızlar salata yapıyordu. Feride lüks kıyafetiyle indiğinde gözler ona çevrildi. "Lan o Feride Sönmez mi?" dedi Suat. "Bizim oğlan iki gün film çevirdi, kadını kaptı!" Feride gülümseyerek herkese selam verdi. Zeynep, dişlerini sıkarcasına, "Hoş geldiniz," dedi. Miraç ona oturması için yer gösterdi. "Üşürseniz yer değişiriz. Üstünüz is kokmasın." "Sen bizi davet ederek en büyük kibarlığı yaptın," dedi Feride. Bahar, koşa koşa top oynayanlara katıldı. Halil Miraç’ın omzuna vurdu. "Kardeşim, turnayı gözünden vurmuş." derken Miraç dirseğini karnına geçirdi. Selim şarap şişesini kaldırdı. "Şarap alır mısınız Feride Hanım?" "Feride yeterli," dedi. Bardağı uzattı. Şarabı yudumladı. Zeynep sessizce, "Feride yeterli," diye homurdandı. Selim ona döndü. "Senin derdin ne?" "Derdim yok, Selim!" "İyi," dedi Selim kısaca. Feride ve Miraç, gölgeli bir ağacın altına doğru yürüdüler. Bahar gözlerinin önündeydi, ama birkaç dakikalık huzur bulmuşlardı. Rüzgâr saçlarını savururken gökyüzü biraz daha açılmıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE