Maelyn yatağından hızlıca kalktı, evin alt katında dolaşan ayak seslerini duydu. Yastığının altındaki bıçağını eline alarak zifiri karanlıkta odasından çıktı ve merdivene doğru gitti. Çok geçmeden Sam’in sesini de duydu. Evde başka birisi ile konuşuyordu. Merdivenlerden olabilecek en yavaş şekilde indi sessizce, merdivenlerin sonunda parmak uçlarında koridorun sonuna dek yürüdü. Açık ışığın gölgesinde Sam’in ve başka bir insanın gölgesini fark etti, tekrar yavaşça yürümeye başladı. Odaya iyice yaklaştığında artık konuşmalarını duyabiliyordu...
Adam: “Bana yardım etmelisin Sam.”
Maelyn adımlarını hızlandırdı ve hızlıca odaya girdi. Maelyn birden donuverdi. Vücudunda tek hareket ettirebildiği şey gözleriydi. Önünde sağ eli havada duran ona sırtı dönük adamı izledi bir süre. Sam kafasını hafifçe sağına doğru eğdi ve Maelyn’e baktı.
Sam: “Onu serbest bırak. “
Maelyn birdenbire özgürlüğüne kavuştu. Adam yüzünü hafifçe Maelyn’e döndü. Maelyn adamın gözlerine uzun uzun bakmaya başladı. Gözlerinin akı sapsarıydı, gözbebekleri ise simsiyah.
Adam: “Koruyucu sen olmalısın.”
Maelyn tek kelime bile etmeden Sam’in yüzüne bakmaya başladı, biryandan da elindeki bıçağı sıkı sıkı kavramıştı.
Sam: “Maelyn, sakin ol. Yabancı değil.”
Maelyn: “Dost da değil belli ki. Bunu anlamak için gözlerine bakmak yeterli. Ne bu? Şeytan dostlarından biri mi?”
Sam önündeki sandalyeyi kendine doğru çekti ve oturdu, aniden Maelyn’in önünde duran sandalye de kendi kendine hareket ederek geriye doğru çekildi. Maelyn önce sandalyeye sonra da Sam’in yüzüne baktı. Sam ona oturması için işaret etti. Bunca olan doğaüstü olaya rağmen Sam’in gözlerinde ne bir endişe ne de bir korku vardı. Maelyn sandalyeye oturdu ve pardesülü adamın gözlerinin içine bakmaya devam etti.
Sam: “Maelyn, bu benim eski bir dostum ve evet kendisi bir şeytan.”
Maelyn: “Sam, koruyucun olarak seni uyarmalıyım, eğer sana zarar vereceğini hissedersem onu yok etmekten çekinmem.”
Sam: “Bunu dert etmene gerek yok Maelyn, çünkü Lucifer’ın kutsanmış bir bıçak ile yok edilebileceğini hiç sanmıyorum.”
Sam’in bu sözleri üzerine Maelyn’in vücudu heyecandan ve korkudan titremeye başladı. Vatikan’da öğrendikleri ilk şey Şeytanların babası olan Lucifer’ın tüm kötülüklerin atası olduğuydu. Tarihte kendini sadece birkaç kez göstermiş ve tüm dünyayı kaosa sürüklemişti.
Lucifer; “O haklı Maelyn, kutsanmış demir ne yazık ki beni yaralamaz bile. Eski kavimler bunu zor yoldan öğrendi fakat umarım sen bu hataya düşmezsin.”
Maelyn bu sözler üzerine donup kalmışken Lucifer Sam ile konuşmaya devam etti.
Lucifer; “Fakat ben ölümsüz değilim Sam. Ve bu yüzden buradayım. Yıllar önce sana yaptığım iyiliğin karşılığını istemeye geldim. Çünkü tüm olay sen ve senin lanet ailen ile alakalı...”
Sam ayağa kalktı, eline bir bardak aldı ve çeşmeden kendine su doldurduktan sonra içti.
Sam: “Devam et eski dostum.”
Lucifer: “Diğer tarafta işler çok kötüleşti Sam... Tanrı öldü.”
Maelyin Lucifer’ın dediklerinden sonra hemen lafa atıldı.
Maelyn: “Saçmalık! Bu şeytanın sözlerine sakın-”
Maelyn’in tüm vücudu tekrardan dondu.
Lucifer: “Tanrı öldü Sam! Kardeşlerim ise onun yerine geçmek için birbirlerini katletmeye hazırlar... Eğer Cennet'te bir savaş çıkarsa emin ol Dünya da bundan nasibini bolca alır. Fakat buraya gelme sebebim ne babam ne de kardeşlerim... Birkaç gün önce ilk alevden yarattığım bir evladım Cehennemden kaçtı.”
Sam: “Senin yaydığın kötülükleri hakkıyla ve fazlasıyla çoğaltabilir, bu neden kötü bir şey olsun Lucifer!”
Lucifer: “Çünkü Sam, onun amacı da beni öldürmek. Kardeşlerim Cennet’i ele geçirirken o da Cehennemin tamamına hükmetmek istiyor... Eğer bu olursa Sam, Cehennemin ipleri yeni doğmuş bir varlığın eline geçerse şundan emin olabilirsin, Dünya iki alem arasında kalır... Bunun ne demek olduğunu biliyorsun değil mi Sam? Bakkalın bir meleğe, manavında bir şeytana dönüşür. Siz maymunlar ise bu savaşta ancak birkaç saniye hayatta kalırsınız!”
Sam; “Lucifer... Seni yok etmek imkânsız, eğer bu mümkün olsaydı bunu önce kardeşlerin yapardı!”
Lucifer; “Haklısın Sam fakat onların bunu yapmasını engelleyen şey babamızdı ve o artık yok! Sana bu kâinatta benden sonra en güçlü şeyin cehennemden kaçtığını söylüyorum Sam! Doğru hamleler ile beni tamamen yok edecek kadar güçlü o...”
Sam; “Peki bunu nasıl yapacağını biliyor musun?”
Lucifer; “Bu şey... Bu görünüşüm sadece bir gölge. Asıl bedenim hala Cehennemin en dibinde mühürlenmiş halde Sam. Tanrı tarafından yaratılmış 66 mühür. Milyonlarca yıldır orada benimlelerdi...”
Sam; “Dur bir saniye... Ne demek benimlelerdi?”
Lucifer; “Akıllı bir çocuksun sam, birkaç ay önce mühürlerden bir tanesi ansızın kırıldı... Daha ne olduğunu anlamadan bir diğeri ve bir tanesi daha!”
Sam; “Şu Cehennemden kaçan şey seni serbest mi bırakmaya çalışıyor?”
Lucifer; “Evet Sam... Beni yok etmek için önce beni serbest bırakmalı...”
Sam; “Kaç mühür kaldı Lucifer? Seni serbest bırakmasına kaç mühür kaldı!”
Lucifer; “Beş... Sadece beş tane kaldı Sam. Başka türlü olsa serbest kalmak için her şeyimi verirdim, ama yok edilmek uğruna serbest kalmayı kabul edemem Sam! Bana yardım etmelisin! Sen ve koruyucun bana yardım edebilir...”
Sam; “Sana nasıl yardımcı olabilirim ki Lucifer! Tek dediğin şey seni yok edeceği! Mühürleri nasıl kırdığını biliyor musun?”
Lucifer; “Bilmiyorum Sam, ama tahmin edebiliyorum... Tanrı beni hapsederken her mühre ölümlülerin yapmaması gereken günahlardan kilitler vurmuştu... Ve bu günahlar evladım tarafından teker teker işlenerek mühürler kırılmaya başlandı... Her günah bir nesneye bağlı Sam... Hatta bu nesnelerden birkaç tanesi lanet baban tarafından bu evde hapsedilmişti. Ama ne yazık ki onları koruyamamış ve o nesneler evladımın eline geçmiş!”