“O zamanlar bunu kılıç bile sanabilirdim, ama çok uzun süre göremedim!” Maelyn bıçağı babasına geri uzattı. Babası aniden bıçağı Maelyn’e geri ittirdi, “Bu senin Maelyn, annenden sana kalan tek şey.” Maelyn babasına bakarken donakaldı, birkaç saniye sonra da ağlamaya başladı. Babası hemen onu tekrar kollarının arasına aldı, “Annen de tıpkı senin gibi bir koruyucuydu, bu bıçak ona ait.” Maelyn bunun üstüne daha da şiddetli ağlamaya başladı, dakikalar süren sarılma ve ağlamanın ardından sonunda Maelyn’in ağzından birkaç kelime çıkabildi, “Neyi koruyordu?” Babası buğulanmış gözlüklerini çıkardı ve elindeki bez ile silmeye başladı, “Beni... Annen henüz ele geçirilmiş bu eski rahibi korumakla görevlendirilmişti. Yıllar sonra da koruma faslı iyice ciddiye binince evlendik, tarikat da onu görevinden men etti ama onun yerine ben görev yapmaya başladım, neyse ki sadece evden çalışmama müsaade ettiler. Bu bıçak da her zaman annenin yanındaydı, onun da annesinden kalma bir yadigâr.” Gözlüklerini sildikten sonra yerine geri taktı. “Şeytan demiri, kötülüğü olduğu yere hapseder, kullanmaktan sakın çekinme.” Maelyn gururlu bir şekilde babasına bakmaya devam etti.
Yaklaşık bir yıl daha babası ile kalarak eğitimlerini evde sürdürdü. Babasının da bilgileri ile daha iyi bir koruyucu olmaya attığı ilk adımlardı, geriye kalan tek şey tarikattan onun neyi ya da kimi koruması gerektiğini söyleyecek bir mektuptu. Çok geçmeden tarikatın postalarından birisi nihayet onun kimi koruyacağını belirten bir mektup bıraktı. Maelyn ve babası mektubu açtı. Mektubun içinden Amerika Birleşik Devletleri’ne giden bir geminin bileti ve bir kâğıt çıktı. Babası bileti incelerken Maelyn de kâğıtta yazanları okumaya başladı.
“Bayan Dubois, koruyucu olarak ilk görevinizi almış bulunmaktasınız. Bu mektubu okuyarak cismi veya kişiyi ölene dek koruyacağınızı kabul etmiş olursunuz. Koruyacağınız kişinin ismi mektubun alt kısımlarında açık adres ile belirtilmiştir. Nitekim bu görev diğer koruma görevlerinden daha titiz bir ayrıcalık gerektirmektedir. Koruyacağınız kişi tarikatımız tarafından aklanana dek Şeytan olarak tanımlanmış Sam Cornhill adında bir adamdır. Gayri resmi olarak kendisi tarikatımızın bir parçasıdır. Hedefinizi Cornhill kasabasında, ailenin adına inşa edilmiş olan Cornhill kilisesinde bulabilirsiniz. Lütfen buluşma olmadan önce kilisede görevli Cane Bishop adındaki görevliyi egale ediniz. Egale için gereken şartlar ve koşullar tarafınızdan kararlaştırılacak ve tarikatımız tarafından yerine getirilecektir.”
“Sam Cornhill.” dedi babası sessizce. Maelyn kafasını babasına çevirdi, “Tanıyor musun?” babası ayağa kalktı ve bardağa su doldurmak için mutfaktaki lavaboya doğru gitti. “Belladina’nın lanetli oğlu...” Maelyn şaşkın bir şekilde babasına bakmaya başladı, “ Belladina Teyzem! Sam Cornhill benim kuzenim mi?!” Babası bardaktan bir yudum su aldı, “Evet öyle Maelyn, ve Şeytanın ta kendisi olarak bilinir, yani dedikodular öyle.” Maelyn mektubu tekrar okumaya başladı, “Şeytan olduğunu nereden çıkardılar ki? Hem burada gayri resmi olduğu ve henüz kanıtlanmadığı yazıyor...” Babası elindeki bardağı bir kenara koydu. “Biliyorsun Maelyn, Şeytanlar bir insanı öldürdüğünde ruhlarını da cehenneme götürürler. Dwell ve Belladina’nın cesetleri o gece parçalandığında oraya gelen şey ruhlarını cehenneme götürmedi... Ruhlarını da parçaladı. Ruhları ile iletişime geçerek o gece onları neyin öldürdüğünü öğrenmeye çalıştık, ruhları sanki Tanrı tarafından hiç yaratılmamış gibi ortalıktan yok oldu.” Maelyn babasının dediklerini dikkatlice dinledi, “Peki bunun Sam ile alakası ne?” Babası gözlüklerini çıkardı, tezgâhta duran bir bez ile sildi ve yerine taktı, “Şu ana kadar edindiğimiz tecrübelerimize göre Maelyn, böyle bir Şeytan rastgele birilerini öldürmez ya çağırılmıştır ya da...” Maleyn babasının gözlerine dik dik baktı, babası konuşmaya devam etti “Ya da bunu yapan şey başından beri o evdedir. İşte bu yüzden Sam’in bir Şeytan olduğunu söylüyorlar. Aklı ermeye başladığından itibaren Dwell onu eğitmeye başlamıştı, belki bir şekilde bir şeyler ters gitti ve çocuk ele geçirildi... Tabi bunu asla bilemeyiz. Yetimhanede çocuklara işkence edip bir gecede bütün haçları tersine çevirdiği de dedikodular arasında.”
“Bunu gidip görmeden bilemem baba.” Maelyn sonraki birkaç gün eşyalarını topladı, ölene dek veya Sam öldürülene dek babasını son kez görüşü olacaktı bu. Ona sıkıca sarıldı ve kokusunu içine çekti. Valizleri ile taksiye bindikten sonra limana gitti. Amerika Birleşik Devletleri’nde süren birkaç günlük tren yolculuğundan sonra Cornhill kasabasına vardı. Sonraki günlerde dinlendi ve Peder Bishop’u egale etmek için bir yol aradı. Kısa bir süre sonra onu buradan tayin etme yalanı aklına geldi. Tarikatı bu fikri hakkında bilgilendirdikten sonra cevap gelene dek bekledi. Haftalar süren bekleme sırasında ise sürekli Sam Cornhill’i araştırdı ve kasabadaki varlığından haberdar olmaması için büyük bir özen gösterdi. Her ne kadar araştırsa da Sam Cornhill’in Şeytan olduğuna dair elinde en ufak bir kanıt bile yoktu. Adamların canice katledilişinden Sam’in suçlu bulunmaması da onun yüreğine soğuk bir su serpti.
Haftalar süren bekleyişten sonra tarikattan bir mektup geldi. Mektup Cane Bishop adına yazılmıştı, aynı gün Maelyn mektubu kasabanın postasına verdi ve postacının kiliseye ulaşmasını bekledi. Postacı Peder’e postasını verdikten bir gün sonra Maelyn kiliseye girdi, Sam’in vaazını dinledi. Artık tek yapması gereken Peder’in gitmesini bekledikten sonra Sam’i sorgulamaktı. Tıpkı planladığı gibi Peder ve Sam mektubu okuduktan saatler sonra Peder valizini de alarak kiliseden tamamen ayrıldı. Maelyn sürekli babasının Sam hakkında söylediklerini aklında tekrar dinliyordu. “Acaba boşuna mı kaygılanıyorum?” dedi kendine içinden. Fakat sonraki birkaç dakika Sam’in şüpheli tavrı ve ses tonu onu iyice şüpheli hale getirmeye başladı, Maelyn Sam’i kızdırdıktan sonra bıçağı ile Sam’in koluna bir kesik attı. Amacı Şeytan'ı uyandırmaktı...
Sam; “Demek hayat hikayen bu? Koruyucum. Yoksa kuzen mi demeliyim?”
Maelyn; “Sanırım kuzen desen daha az garip olur.”
Sam; “Kalacak bir yerin var mı?”
Maelyn; “Artık görevimi yerine getirmeye başladığıma göre sen nerede kalıyorsan ben de orada kalmalıyım.”
Sam; “Bu gece sokakta yatmak istersem?”
Maelyn; “Şakanın sırası değil Sam!”
Sam ve Maelyn kahvelerini içmeye devam ettiler. Akşam vakti olduğunda ise Sam ve Maelyn eve gitti. Sam kuzenine kalacağı odayı gösterdi. Sonraki birkaç gün hiçbir şey yaşanmazken, bir gece huzurları evlerinde dolanan yaşlı bir adam tarafından bozuldu... Şeytan ziyarete gelmişti...