SİYAH PARDÖSÜLÜ ADAM (2. BÖLÜM)

855 Kelimeler
Sam; “Son kalan nesnelerin nerede olduğunu biliyor musun Lucifer?”   Lucifer bir Sam’e bir de Maelyn’e bakarak gülümsedi;   “İşte bu yüzden buradayım Sam!”   Çok geçmeden Lucifer evden çıkıp gitti. Ardında ise Sam'e kuşkulu gözler ile bakan bir koruyucu bıraktı. O gece Maelyn hiç uyumadı, yemek yemedi ve şu içmedi. Tek düşündüğü Lucifer'ın gölgesi dahi olsa ne kadar korktuğuydu. Sabahın ilk ışıkları ağardığında Sam elinde bir valiz ile merdivenlerden indi. Maelyn ise sadece birkaç saat önce gerçekleşen şeyleri sindirmeye çalışıyordu. Sam yavaşça Maelyn'in yanına yaklaştı; “Maelyn.. “   Maelyn aniden korkarak yerinden fırladı. Teni hâlâ korkudan bembeyazdı. “Hâlâ hazırlanmadın mı?” dedi Sam. Maelyn bir süre Sam’in gözlerinin içine baktı; “Ne için?” dedi titreyen sesi ile. “Lucifer'ı duymadın mı? Nesneleri bulmalıyız... Uçak birkaç saat sonra kalkacak.” Maelyn'in Sam’in ne dediği ile alakalı hiçbir fikri yoktu. Yaklaşık yarım saat sonra Sam babasından kalma valizi ile kapıda bir süre Maelyn’i bekledi. Maelyn de araç gereçlerini yanına aldıktan sonra Sam’in yanına indi. “Önce kiliseye uğramalıyız.” dedi Sam. Birlikte kiliseye gittiler. Sam kilisenin kapısındaki büyük kilidi açtıktan sonra içeri girdi birkaç dakika sonra geri geldi. “Bir şey mi unuttun?” diye sordu Maelyn. Sam beyaz bir bezin içinden siyah deri ile kaplanmış bir kitap çıkardı, kitabın deri kaplamasının üstünde insanlarınkine benzer deri çatlakları ve bir kısmı silinmiş bir motif vardı. “Bu nedir sam?” dedi Maelyn merakla. “Bir kitap, Lucifer’ın kitabı.” Maelyn’in yüzü tekrar donakaldı. “Sam... lucifer ile olan bu dostluğunu onayladığımı söyleyemem ve koruyucun olarak ne ile uğraştığımızı da bilmeliyim.” Sam kitabı biraz havaya, Maelyn’in göz hizasına kadar kaldırdı. “İlk inananların derisi ile kaplanmış ve ceylan kanı ile yazılmış bir kitap, inananlar buna kara incil diyor. Bundan dünya üzerinde başka bir tane yok, aslında ne cennette nede cehennemde bir kopyası yok, Lucifer'a karşı tek ve en etkili silah.” Sam bunları söylerken Maelyn biraz daha kitabı inceledi. “Bakabilir miyim?” Sam Maelyn'in gözlerinin içine bir süre baktıktan sonra kitabı ona doğru uzattı, tam Maelyn elini uzatmış kitabı alacaktı ki birden kitabı geri çekti. “Ölümlü bedenler için çok tehlikeli.”   “Peki ya sen sam?” Maelyn ve sam arasında kısa bir süre sessizlik oldu. “Ölümü görmüş ruhlar bir nebze katlanabiliyor koruyucu.” Sam bunları söylerken gayet soğuk ve resmî bir tavırdaydı. Sam kitabı mantosunun iç cebine soktuktan sonra valizini yerden alarak yürümeye başladı. Maelyn ise hala kitabin etkisindeydi ve birden Sam’in sesi ile kendine geldi “Gelmiyor musun Maelyn?” Maelyn uykuda ürkütülmüş çocuk gibi silkelendikten sonra valizini alarak Sam’i takip etmeye başladı. “Şimdi nereye gidiyoruz Sam?” dedi Maelyn.   “Tren garına ve sonra da havalimanına, oradan da ilk uçakla Hindistan’a gidiyoruz.”   “Hindistan mı? O nereden çıktı şimdi!”   “Duymadın mı? Lucifer kendisi söyledi, bir sonraki kilit Hindistan’da kırılacak.”   “Hindistan büyük bir yer Sam! Onu asla bulamayabiliriz.”   “Maelyn, bir kuzenden diğerine küçük bir tavsiye; eğer büyük bir yerde kötü bir şey arıyorsan her zaman kaosu takip etmelisin!”   Sam ve Maelyn konuşmanın ardından hızlıca tren garına gittiler ve ilk trenle de Hindistan'a seferi olan ilk havalimanına yol aldılar. Yolculuklarının yedinci saatinde anca havalimanına varmışlardı ki kapıda bekleyen güvenlik onları karşıladı. “Çantaları aramak zorundayım efendim, rutin kontrol.” Maelyn çantasındaki türlü kesici aleti nasıl açıklayacağını düşünürken aynı zamanda Sam tereddüt bile etmeden valizini açtı. Maelyn gördükleri karşısında şaşkınlığa uğramış bir halde bakakaldı. Valizin içinde çeşitli dini sembol, kitap ve şeytanlara etkili silahlar olması gerekirken valizin içinden çıkan şeyler sadece elbiseler ve iki çift ayakkabıydı. Güvenlik görevlisi hızlıca çantayı aradı, bu sırada diğer güvenlik görevlisi ise Sam’in üstünü aramaya başladı. Tekrardan, olması gereken şeyler yerinde yoktu elbette. Sam’in araması bittiğinde sıra Maelyn’e gelmişti. Maelyn daha olaylara anlam vermemişken gerginliğini de saklayamadı, tabi bu güvenlik görevlilerinin de gözünden kaçmadı. Tam Maelyn kollarını yana doğru açmış aranmayı beklerken Sam ile göz göze geldi, Sam Maelyn’e göz kırptı. Bu küçük hareket her nedense Maelyn’in kafasında “Merak etme her şey yolunda.” Anlamına geldi birden. Maelyn’in kalbi yavaşladı ve sakinleşti. Güvenlik görevlisi onun üstünü ararken Maelyn’in gözü kendi valizindeydi. Güvenlik görevlisi valizi açar açmaz Maelyn daha da sakinleşti. Valizin içi tığı Sam’de olduğu gibi kıyafet ve eşyalar ile doluydu. Oysaki onun valizinde de türlü türlü silahlar mevcut olmalıydı. Arama bittiğinde Maelyn valizini alarak doğruca Sam’in yanına gitti.   “Bu neydi şimdi? Beni uyarmalıydın Sam! Aklımdan buradan kaçmakla ilgili türlü senaryolar geçti!”   “Bir lütuf Maelyn, bunu Vatikan'da öğretmiyorlar. Zayıf beyinler için küçük bir illüzyon numarası sadece pek önemli bir şey değil.”   Maelyn’in aklında birden korunan kişinin kendisi olduğu gibi bir düşünce canlandı. İster istemez yüreğinde emin ellerde olduğunu hissetti. Belki de Sam’in gerçekten korunmaya ihtiyacı yoktu. Öyle ki Sam, bu haliyle bile çoğu eğitimli koruyucudan çok daha iyiydi. Tüm bu düşünceler Maelyn’in aklından geçerken tekrar Sam’in sesi ile kendine geldi.   “Maelyn, uçak!”   Maelyn adımlarını hızlandırarak Sam’in peşine takıldı bilet aldıktan ve ikinci kontrol noktasından da geçtikten sonra birlikte uçağa bindiler. Artık yapmaları gereken en önemli şey Hindistan’da bulunan kötü nesneyi bulmak ve Lucifer’in yarattığı varlık onu kullanmadan önce yok etmek ve şanları varsa Lucifer’ın yarattığı gölgeyi de beraberinde bertaraf etmekti.  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE