Rose...

1282 Kelimeler
“Gece burada mı kaldı peki?” diye sordu Astrid İdril’e. “Seçilmiş uyusun diye gitti ama öyle şaşkındı ki ve sürekli eline bakıyordu, anlaşılan o da bağa sahip,” dedi. “İşler karışacak, Asya çocuğun babasına onu Kim ailesinden biriyle evlendirebileceğini söylememiş miydi?” “Söyledi,” dedi İdril düşünceli bir şekilde. “Ama o da boş değil sanki değil mi?” “Değil gibi,” dedi dudaklarını büzerek. Bugün Asya’yı çalıştırma işini Akira ve Cort almışlardı. Bahçenin dışında onu çaktırmadan izleyenler vardı, kimsenin bilmediği gece uyandıktan sonra sadece bir saat daha uyuyup dinç bir şekilde kalkmasıydı. Asya kendini kesilene kadar zorluyordu ve açıkçası çalışmaları her gün biraz daha uzuyordu. “Çocuk bunu duyunca çok bozulacak,” dedi Maral nihayet konuşmaya katılarak “fakat bağ var ve tamamen kopmaları imkânsız.” “Kız çok küçük ve ilgiye aç, şimdi daha kötü durumda aslında. Uğur yanında olan, hayatını kurtaran kişilerden biri ilgi duyması normal ama oğlanın ki gibi olmaya bilir,” dedi İdril. Üç kadın aynı anda ellerindeki fincanlardan birer yudum çay içtiler. Balkonda dikilmiş Asya’nın çalışmasını izliyorlardı. Maral’ın gözleri etrafı kolaçan eden Kaya Tuzu’na kaydı. Ejderha bir yandan Asya’yı canından bezdirecek laflar ediyor bir yandan da etrafı kolaçan ediyordu. Hepsi Ejderhanın amacının Asya’nın dikkatini tek bir olaya odaklama alışkanlığını gidermek olduğunu biliyordu. Asya yarım saatin sonunda hata vermese sorun yoktu ama genç kız o sürekli konuşurken bir türlü doğru alıcıya odaklanamıyor dikkati tamamen dağılıyordu. “Bugün hiç isyan etmedi,” diye kıkırdadı Maral, kızlar onu mırıltıyla onayladılar. “Müdahale etmeyeceğimizi anladı,” dedi Astrid keyifle. “Rose’la bağlandığını ona ne zaman söyleyecek?” diye sordu Maral. “Çalışmadan sonra onun yanına gidip konuşmayı düşünüyor,” dedi. “Söylemek istemedi,” dedi İdril hala düşünceliydi. “Neyi? Kim?” dedi Maral merakla. “ Rose, son sınanmaya kadar geldiğini söylemek istemedi. Çok güçlü biri ama bunu söylemekten korktu,” dedi, düzgün kaşları çatıldı “Johan söylerken meydan okur gibiydi, okları üstüne çekmek istiyordu sanki.” “Bu boyutun seçilmişleri onlar konusunda gereksiz bir egoya sahiplerdi ve babası hakkında söylenenler doğruysa son sınanmaya kalanları resmen ölüme göndermiş, ”dedi Astrid. “Beş kişiden ikisiyle aynı gece bağ kurdu, beklenilenin çok ötesinde. Sizce gücü ne?” diye sordu Maral. “Kutsanmış biri olmadığı halde boyut kapısından tek başına çıkmış, yüz yıllardır boyutundaki seçilmişlerin kuramadığı bağı kurdu… Işığın bir amacı olduğu çok açık, gücüde tahminlerin ötesinde olacağı da kesin,” dedi İdril. “Şaşırt bizi kızım!” diye bağırdı Maral neşeyle. Asya kan ter içinde ona ciddi misin der gibi baktı. Akira hemen olaya müdahale edip yaptığı işe geri dönmesini söyledi. Sırtı su kesmişti ama hala çalışıyordu. “Onu öldürmek için daha basit ve kesin yöntemler var!” Asya sesin geldiği yöne döndü hızla, tüm yorgunluğu gitmiş gibi ayağa fırladı, bahçe kapısına gidip açtı ve eliyle içeri davet etti. Rose içeri girmek istemedi ama sonra Asya’nın hevesli halini görünce iç çekip bahçe kapısından geçmekle yetindi. “Aslında seninle konuşmak istiyordum,” dedi eliyle atkuyruğu yaptığı kızıl saçlarını geriye itti “Dışarıda dolaşırız bende buranın düzenini gözlerimle görürüm diye düşünmüştüm,” dedi. Asya vücudunu gösterdi önce sonra gülümsedi, geldiği için memnun olduğu her halinden belli oluyordu. “Hızlıca duş alıp geliyorum, sende arkadaşlarla tanışırsın,” dedi. Rose kararsız duruyordu fakat sonra kabul edip Akira, Cort ve Kaya Tuzu’nun yerleştiği çardağa yürüdü. Asya koşar adımlarla içeri girmeden önce balkondan onları seyreden üçlüye kaş göz işareti yaptı onun bu haline Maral kıkırdadıysa da başıyla onaylayıp aşağı atladı ve çardağa yöneldi. Astrid ve İdril daha insancıl bir yol deneyip içeri girdiler. Asya onlarla merdivenlerde karşılaştığında Astrid kolunu tuttu. “Anlamaya çalışıyor, şüpheleniyor ama imkân da vermiyor. Doğrudan söylersen bizim yaptığımız bir büyü olduğunu düşünür. Ona ispat etmek zorundasın,” dedi. Asya ona dehşet içinde bakınca kurt kız onu onayladı. “İşte bu yüzden onun anlamasına izin vermek zorundasın. Bırak kendi kabul etsin önce, sen sadece ima et.” Sonrada onu bırakıp aşağı indi. Asya’nın merdivenleri tırmanan sesini duyduğunda çoktan evden çıkmışlar ve çardağa yönelmişlerdi. Akira her zamanki o her şeyi ben bilirim ifadesiyle oturup Rose’la sözde sohbet ediyordu. “Yönetimde olmaya alıştın mı?” “Henüz tanıma kısmındayım, şimdilik işleyiş eskisi gibi ilerliyor. Kendi eğitim gördüğüm ve fikirlerine güvendiğim arkadaşları eskilerin yanına verdim. Onlar yoluyla daha detaylı öğreneceğimi düşünüyorum,” dedi Rose rahatça. “Annen yönetimdeydi alışkın ve bilgili olmanı beklerdim,” dedi Akira ve ekledi “gerçi insan doğasının yönetmeye olan merakı da var tabi.” “Annem kendi yerine hep ablamı düşünmüştü, onu kendisine benzetirdi ki ailemdeki herkes de onun gelecekteki liderleri olacağını düşünüyordu. Ben daha çok göreve gönderilen çocuktum,” dedi samimi sözleri Akira’yı tabi ki etkilememişti. “Peki, bu durum ablanla aranda problem olacak mı?” diye sordu Maral, aynı samimiyetle konuşmuştu. “İlkin çok bozuldu ve bana belli etmese de hala hazmetmeye çalışıyor, sonuçta bir lider olarak yetişti. Ancak o ablam, hazmettiğinde yanımda olacaktır,” dedi. “Saklamıyorsun,” dedi Astrid. Rose ona gülümsedi, gülümsediğinde olduğundan çok daha küçük gösteriyordu. Kaç yaşındaydı yirmi iki mi? “Eğer saklasaydım bunu sen bilirdin sanırım,” dedi. bu sefer Astrid’de gülümsedi. “Elbette ama belli etmezdim,” işaret parmağıyla pıt pıt şakağına vurdu “bunu yapabiliyor olmak saygı duymayacağım anlamına gelmiyor,” dedi. “Ben olsam duymaz tüm yalanlarını hemen ortaya dökerdim ve bundan kesinlikle zevk alırdım,” dedi Akira. Astrid haince sırıttı. “Rose’u oldukça çekici bulmanı söylememe darılmazsın o zaman,” dedi. Ancak Büyücü utanacak gibi değildi. “Saygısızlığın gözlerimi doldurdu,” dedi dudakları alayla kıvrılırken şeytani bir parıltı yerleşti gözlerine “ancak hala ahlaklı olman oldukça hoş.” “Oldukça yüzsüz,” dedi Rose dik dik Akira’ya bakarak. “Bu daha buz dağının görünen kısmı,” dedi Maral. Kaya Tuzu’nun kıkırtısını duydular. Rose hoş sohbet biriydi ve onlara hemen uyum sağlamıştı. En çok İdril’le kafaları uyuşmuş gibiydi. Rose’a bakışlarında farklı bir ışık vardı, onu sevmişlerdi. Asya kurutmadığı saçlarıyla kapıdan çıkınca Cort homurdanıp elinin tek hareketiyle saçındaki suyu çekip aldı. “Ben olmasam kesin kafanı üşütürsün,” dedi ters ters. “Moos bunu öngörmüş olmalı,” deyip gülümsedi Asya. Rose ayağa kalkıp çıkalım mı diye sordu. Asya onu başıyla onaylayınca birlikte evden çıktılar. Asya’nın yanında bu sefer Maral, Cort ve Astrid vardı ancak tıpkı Rose’un yardımcıları gibi ikisini birkaç metre geriden takip ediyorlardı. “Doğrudan konuya gireceğim,” dedi Rose etrafı inceliyordu bir yandan “ışık seni takdir etti kısmına zerre inanmadım,” dedi Asya’ya dönüp ellerine baktı. “Aklıma gelen en iyi yalandı oysa,” dedi ve omzunu silkti “Ne olduğunu düşünüyorsun bilmiyorum ama bu seni zayıf düşürecek bir şey değil. Söylesem de ihtimal vermeyeceğin için ve istesem de şimdi ispat edemeyeceğim için cevabını şimdi vermeyeceğim. Ancak seni temin ederim ben babam değilim ve senin için bir oyun planlamıyorum!” Rose bir süre düşündü ve onu başıyla onayladı. Yolları kaleye dönmüştü. “Babanın öldüğü gece tam olarak ne oldu?” Asya bu soruyla derin bir nefes aldı. “Biz babaanneme gitmeye karar vermiştik çünkü annem bizi evden kovmuştu ve gecenin bir vakti gidecek başka bir yerimiz yoktu. Yol tenhaydı sonra babam irilerinin bizi takip ettiğini söyledi arkama baktığımı ve oldukça kalabalık bir far dizisinin bizim tam arkamızda olduğunu gördüm. Babam beni hemen koltuktan indirim aşağı sakladı. Bir süre kovalamaca oldu sonra,” deyip bir derin nefes daha aldı. Oysa bu hikayeyi kaç kez anlatmıştı… “Babam arabayı şarampole çevirdi. Bir ara havalandığımı hatırlıyorum ya da öyle sanıyorum bilmiyorum ama onlar peşimizi bırakmadılar. Arabadan çıktığımızı ve ormana daldığımız kısımda çok karışık ama onlarla karşılaştığımız anı çok net hatırlıyorum. Babam beni tam arkasına saklamıştı ve asla ses çıkarmamamı söylemişti,” dedi. Rose onu başıyla onayladı. Şimdi kaledeki balkonlardan birindeydiler. Rose birden Asya’yı kendine çekip onun kolunu büktü ve balkondan sarkıttı. “Bana şimdi durmamı söylemek zorundasın Asya. Işığın beni durdurmasının başka hiçbir yolu yok,” dedi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE