SHAWN CORNHILL (2. Bölüm)

861 Kelimeler
«Bu silahın hakkını vermelisin.»   Silahı masaya bıraktıktan sonra çantayı aldı ve merdivenlerden aşağıya indi. Ortalıkta kimseciklerin olmadığı farkettiğinde mutfak kısmına ilerleyerek arka kapıdan çıkmak istedi. Kapıyı açtığında tam karşısındaydı. Altı polis memuru silahlarını ona doğru doğrultmuş bekliyordu. Gülümsemesi hiç dinmedi. Ne polisler onu arabaya bindirirken ne de mahkemeye çıkarken.   Mahkeme onu yaşından ötürü sadece on yıl cezalandırmıştı ayrıca doktorlar da çok sağlıklı olmadığı ve bu yüzden mağdur olabileceği konusunda bir rapor hazırladı. Çocuk hapishanesine gönderildiğinde ilk vukuatını yaşaması hiç uzun sürmedi. Hücre arkadışının ona tecavüz girişimine verdiği bir yanıt vardı. Penisini yerinden kopardıktan sonra elleriyle parçaladığı boğazından içeri sokarak onu öldürmüştü.   İki yıl tek başına hücrede kaldı. Bu sürede namı bolca duyulmuştu. 18 Yaşına geldiğinde başka bir hapishaneye nakledildi. Namı ondan önce varmıştı. Tüm mahkumlar ona çok temkinli yaklaşırken o bu durumu fırsat bilerek aralarında bir üstünlük kurdu. Çok geçmeden yeni arkadaşlar edinmişti. Fakat aralarından biri onun için çok önemliydi. Eski bir dövme ustası olan genç bir adam. Diğer mahkumlar ona çokça tecavüz etmişti. Defalarca intihar girişiminde bulunan bu mahkum hiçbirinde başarılı olamamıştı. Shawn bilerek ve isteyerek ona göz kulak olmaya başladı. Aradan aylar geçti. Artık kimse ona dokunmuyordu. Shawn zamanı geldiğini anladığında ona bazı çizimler verdi. Karmaşık ve anlamsız çizimler. Tüm vücudunun bu dövmelerle kaplanması aylarını alsa da artık o diğerlerinden farklıydı. Dövmeleri diğerlerine göre çok güçlüydü. O, en kötüsünü hayal ederek kendi dövmelerini kendisi yazmıştı.   Sonraki yıl hapishanede çıkan ayaklanmada arkadaşını kendi elleriyle öldürdü. Dövmelerin anlamlarını bilmese de sırrını ele veremezdi. Onun ölümü Shawn’ı tamamiyle güçlü bir hale getirmişti. Beş yıl daha yattıktan sonra artık cezası sona ermişti. Dışarı çıkarken ona verilenler arasında yakalandığı zamanki eşyaları ve bir mektup vardı. Üstündeki mühürden hemen nereden geldiğini anlamıştı. İlk uçakla Vatikan’a giderek tarikata tam anlamıyla üye oldu. Ona «Koruyucu» ünvanı verilmişti. Kimi koruyacağı henüz söylenmemişken o tarikatın nimetlerinden faydalanmaya başladı. Demirhaneye giderek önce kendine yüzlerce tılsımlı gümüş kurşun döktü. Tarikat tarihinde ilk defa birisi bu tür bir koruma techizatı kuşanıyordu. Ve en çok sevdiği silah olan altı patlar Smith Colt’una da kavuşmuştu. «Neden iki tane olmasın?» dediğinde ise tüm gözleri üstüne çevirdi.   Baştan aşağıya kuşanmıştı. Tarikat dövmeleri hakkında soruşturma açmış olsa da o hiç buna yanaşmıyordu. Gümüş kurşun dolu ve kendi elleriyle üstüne tılsımlar oyulmuş iki silahıyla artık hazırdı. Günler geçti, eline bir mektup ulaştı. Mektubun içeriğinde kimi koruyacağı yazıyordu ve birde adresi.   «Koruyacağınız kişi ölene dek veya siz ölene dek.»   Shawn yemini etmişti. İlk uçakla tekrar Amerika kıtasına geri döndü. Mektubun içeriğinde yazan adresi buldu ve evin içine daldı. Karşısında orta yaşlı bir adam vardı. Elindeki mektupla ona doğru baktı.   «Koruyucu sen misin? Lütfen beni o Şeytandan kurtarın!»   Peşine kinci bir Şeytan takılmış bu adamın yanında geçen iki günün ardından Shawn bir plan yaptı. Adamın anlattığına göre Şeytan geceleri geliyordu ve adamı ele geçirmeye çalışıyordu. Fakat daha önceden oraya uğramış bir uzman evin her tarafını mühürlemişti. Shawn’ın yaptığı ilk iş evin içindeki tılsımları teker teker yerlerinden kazımak oldu.   «Ne yapıyorsun sen! Onlar..»   «Planımın bir parçası.»   Soğuk kanlılıkla cevapladı. Tüm tılsımları kaldırdıktan sonra kanepeye oturdu ve adamı izlemeye başladı. Gece olmuştu. Adam yorgunluktan ölecek gibi hissetse de korkusundan uyuyamıyordu. Gece saat on iki’yi gösterdiğinde evin içinde garip sesler duyulmaya başlandı. Shawn kılını bile kıpırdatmıyordu. Adam yalvarırcasına konuştu.   «Ne yapıyorsun! Lütfen bana yardım et!»   Shawn güldü, «Edeceğim..» Sesler çok geçmeden kesildi. Sesler kesildiği anda adamın gözleri birden dönüverdi. Dakikalarca yerinde çırpınırken Shawn hiçbir şey yapmadı. Adam çırpınmayı bıraktığında yavaşça ayağa kalktı. Yüzü bir garip hale gelmişti. Aniden onun üstüne atıldığında tüm blokta bir el silah sesi yankılandı. Shawn’ın silahından çıkan bir merminin sesi. Adamın beynini parçalamıştı. O yerde cansız yatarken Shawn duvara saplanmış mermiye baktı. Kor ateş kadar kırmızıydı.   «İşe yarayacağından şüphem yoktu..»   Sakince yerinden kalktı. Silahını kılıfına geri soktu ve şapkasını da taktıktan sonra neşeli bir ıslık çalarak evden çıktı. Sadece iki gün sonra Shawn’a gelen bir haberci onun Tarikattan men edildiğini söyledi. Fakat artık özgürdü ve ihtiyacı olan her şey zaten elindeydi. Eylemleri burada son bulmadı elbet. O her türlü ele geçirilme vakasının peşinden gitti ve geride kimseyi sağ bırakmadı. Öyle ki tarikatın görevlendirdiği koruyucular ve kovucular Shawn’dan önce hedeflerine varabilmek için dua eder oldular. Böylece yıllar geçti. Shawn yıllar içinde ardında yüzlerce ceset bıraktı ve «Cornhill celladı» olarak anıldı. Tarikat onu bu ad ile tanırken yıllar sonra tek bir iş için geri çağırıldı.   «Pentagram katili» Lakaplı bir adam tarikatın eline geçmişti. Altı kızın canice ölümünden ve keyfi olarak Şeytana kurban verilmelerinden suçluydu. Shawn bu haberi aldığında hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde gitti Vatikan’a. Onu gören herkes iğrenen gözler ile baksa da ne yapacağını çok merak ediyorlardı. Tıpkı ondan beklendiği gibi de yaptı. İçine Şeytan girmemiş bir insana şeytan çıkarma ayini düzenledi. Ve bunu olabilecek en keskin olmayan aletler ile yaptı. Rivayetler arasında adamın tüm derisini yüzdüğü ve sonrasında bile onu öldürmediği vardı. Sonunda adam öldüğünde ise beyni açıkta, tırnaksız ve gözleri yerinde yokken bulunmuştu. Tarikat için son işini yaptığında tekrar gözlerden kayboldu fakat lakabı onu hiç yalnız bırakmadı.   Aradan yıllar geçti. Sam Cornhill adında bir gencin kasabadaki varlığını öğrendiğinde hemen peşine düştü. Kasabaya vardığında onun kilisede olduğunu biliyordu. Silahını ve kutsal yağ ile kaplanmış palasını hazırladı. Hızlı adımlarla kiliseye doğru yürüken onu gördü. Çok fazla tanımadığı ama varlığını bildiği başka bir genç. Maelyn Dubois. Aniden durdu.   «Şanslı çocuk..»
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE