Dönüşte loncaya giderken ileri ilerleyip öne Geralt'ın yanına geçtim. Benim öne geçmem ile loncadan biri olan Luck yavaşlayarak arkaya geçti. Bu hamlesi ile kaşlarımı çattım. Geralt'a dönüp " Neden arkaya geçti? " diye sordum.
Geralt ise " Liderler konuşurken saygı gereği üyeler dinlemez. " dedi.
Bu dediği ile anlamamış bir şekilde Geralt'a baktım. " Ne alaka? " diye sordum.
Geralt yeniden gülüp " Lidersiz bir toplum olamaz Melanie. " dedi. İma ettiği şey ile ağzım açık kaldı. " Ben lider değilim. Onlarda üye değil. Kardeşlerim. " dedim hızlıca itiraz ederek. Grubun lideri olduğumu düşünüyordu. Ama değildim.
Geralt bana bakarak " İlk olarak Melanie. Sen Brogan Black'in kızısın. Yani herkese göre sen gelecekte iyi bir lider olacaksın. Senden beklenen bu. Ayrıca belki farkında değilsin ama bir lider gibi davranıyorsun. Onlar da sana uyuyor. Mesela belki çok önemli bir şey değil ama çoğu zaman birlikte gezerken sen önde onlar arkada geziyor. " dedi. Sonra daha büyük bir şekilde gülümseyip " En önemlisi bugün ilk görevin olmasına rağmen saniyeler içinde ya da daha önce düşündüysen dakikalar içinde kontrolü eline alıp koordine ettin Michael'i ve o da buna uydu. " dediğinde kafamı eğdim ve omuzlarımı düşürdüm.
Gerçekten böyle mi gözüküyordum. Ben liderlik mi taslıyordum? Peki onlar buna isteyerek mi uyuyorlardı?tavırlarımdan rahatsız oluyorlar mıydı? Niye dediklerimi yapıyorlardı? Ayrıca düzgün bir yere gelemezsem Brogan'a kötü laf gelir miydi? Benden bekleneni vermediğimde soyadına leke sürülür müydü? Bunlar Brogan'a zarar verir miydi?
Aklımda oluşan bir sürü soru ile yutkundum. Şimdi ne yapmam lazımdı?
Geralt'ın sesi ile ona döndüm. " Bu arada yatkınlığını kullandığını biliyorum. Ve baya iyi olduğunu itiraf etmem lazımdı. Onu tek başına kaldıramaz ve elinden gelecek her şeyi kullandın. Biraz daha zorlansaydınız müdahale edecektim. " demişti.
Bu dediğiyle deminki ruh halimden hızla sıyrılıp tebessüm ettim. Boğazımı temizleyip " El çekmeden kılıç ile kurtardı. Ama bende öyle yapabilirdim. Ayrıca sen yatkınlıklarımızı kullanmamızı istemiştin. Ama o an aklıma bunun daha güvenli olduğu düşüncesi geldi. " dedim.
Geralt beni onaylayıp " Kullanmanızı istemedim ama Ellery'in yaptığı tehlikeliydi. Ellery mesela ya ayarlayamayıp Axel'e zarar verseydi kılıç. Ya da ayarladı ama öcü ölünce Ellery'i onu Axel'in üstünden alamadan Axel'in üstüne düşseydi. Kılıç öcünün diğer tartından çıktığı için Axel'e girecekti. " dedi.
Geralt'ın dedikleri ile gözlerimi kırpıştırdım. Felaket senaryoları bir an gözlerimde canlanmıştı. Bir anda irkildim. Tüylerim diken diken olmuştu. Kendimi silkeleyip önüme döndüm.
Douglas'a bakıp " Gördün mü? " diye sordum. Douglas kafasını bana döndürüp " Neyi? " diye sordu.
" Ananın nasıl takla attığını. " dediğimde birden beni üstünden atmak için hamle yaptı. Ama benim ona sıkı sıkı sarılmam ile barışız olmuştu.
Douglas'ın bu hamlesiyle diğerleri durup bana döndü. Bu hallerine karşı sevimlide gülümsedim. " Anlaşmazlık yaşadık da. " dediğimde yeniden önlerine dönmüşlerdi.
Yanımda giden Geralt bana kısa bi bakış atıp " Annesinin nasıl takla attığını mı Melanie? Cidden mi? Masumca neyi diye sordu altı üstü. " dedi gülerek.
Geralt'a göz devirip " Tabiki saldırımızı. " dedim. " Yorum yap Douglas. " dedim heyecanla.
O ise benim hevesimi kıracak şekilde " İyiydi. " dedi. Bu haline dudak büktüm. " Gıcık. " diyerek önüme döndüm.
Bir süre sonra şehre girmiştik. Şehre girmemiz ile herkes bize dönüp bakmaya başlaması bir oldu. Bakışlardan rahatsız olmamda başımı dikleştiniz dik durdum. Demin Geralt'ın dediği sen Brogan'ın kızısın lafı beni buna itmişti. Brogan'a söyleyeyim de bir ara Geralt'ı yeniden otursun ağaç dalına.
Yalnız bence insanlar Brogan'ın kızı olduğum için bakmıyordu. Bence üstümüz yara bere içinde olduğu için bakıyordu. Ax'ın kıyafetinin göğüs kısmı komple yırtıkken bizde ufak sıyrıklarla ve yırtıklar vardı. Yani bakmaları normaldi.
Douglas bana dönüp " Şöhretin artıyor küçük Black. " dediğinde kıkırdadım. Geralt'ın habire bana küçük Black demesine gönderme yapmıştı.
Douglas'ın boynuna sarılıp " Dalga geçme. " dedim. Bu dediğimle Geralt bana dönüp " Evet benimle dalga geçmeyin. " dedi hızlıca. Ve yeniden önüne döndü.
Geralt'ı umursamadan Douglas'a dönüp " Şöhreti sevmiyorum. " dedim
Douglas alayla gülüp " Sen şöhreti sevmiyorsun? Yeme bizi ya. " dedi.
Tavrına gülüp " Yerim seni " dedim. Sonra kendi kendime konuşuyormuş gibi göründüğümü fark ettim. " Hasta gibi gözüküyorum Douglas. Konuşturma beni insan içinde. Tuhaf tuhaf bakıyorlar. " dedim bana garip garip bakan insanda dönerek. Onlara gülümsedim hafifçe ve doğrulup dikleştim. Douglas gülerken Geralt ise sadece gülümsemişti.
Geralt'a döndüm. " Ne kadarını anlıyorsun. Yoksa sadece benim dediklerimi mi duyuyorsun? " diye sordum.
Geralt ise bana dönmeden " Şöhretin artıyormuş küçük Black. " dei. Bu dediği ile Douglas'ı anlayabildiğini anlamıştım.
" Bütün hayvanlarla konuşabiliyor musun? " diye sordum heyecanla. O konuşabiliyorsa bende yapardım.
Bu soruma Geralt " Odaklandığım hepsi ile. " dedi.
Tam nasıl odaklandığını soracağım zaman ilerideki kalabalığı fark ettim. Kaşlarımı çattım hafifçe. Kalabalığın toplandığı yer bizim loncanın önüydü.
Bizim gelmemiz ile insanlar açılırken insanların arasında gördüğüm Brogan ile gözlerim kocaman açıldı. Lncadakiler insanları ondan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Brogan ise kenarlardaki bazı insanlarla konuşuyordu. Gözleri bize döndüğü an bizde takılı kaldı. Yanında olduğu kişilere onlara dönmeden bir şeyler diyip bize doğru ilerlemeye başladı.
Geralt ve Luck'de atlarından inmişlerdi. Luck atları tutarken loncadan bir kişi olan George'da yanımıza geldi. Atları alacaktı galiba. Brogan benim yanıma gelip koltuk altlarımdan tuttu. Brogan beni attan indirirken Ast'ı da aynı şekilde Geralt attan indiriyordu. Diğer üçlü ise attan aşağı atlamışlardı.
Brogan beni yere bıraktıktan sonra yavaşça üstümü süzdü. Etrafına bakmadan bize bakarak " İçeriye girip konuşalım. " dedi. Biz onu onayladığımızda ise Brogan loncaya doğru ilerlemeye başladı. Biz ise arkasından ilerlemeye başladık. Luck ve George atları ahıra götürürken diğer lonca üyeleri ise kalabalığı dağıtmaya başladı.
Loncaya girip her akşam toplandığımız odaya ilerledik. Daha doğrusu Brogan'ın takip ettik. Çünkü Brogan oraya ilerlemese hiçbirimiz oraya gitmezdik. Önceliğimiz yıkanıp kıyafetlerimizi değiştirmek ve yaralarımızı temizlemek olurdu.
Hepimiz şöminenin etrafına toplandığımızda içeri birisi girdi. Öğlen olmasına rağmen perdeler tamamen kapalıydı. Pencerenin açık kalan kısmından içeriye sızan güneş, giren kişinin yüzünü seçmemize izin vermiyordu. Ulan ne saçma olay. Niye öğlen öğlen perdeler kapalı lan.
Bize bir kaç adım atıp yaklaştığında bunun Luck olduğunu gördüm. Şifacıydı Luck. Ağır yaramız olmadığı için ormandayken yaralarımızı iyileştirmemişti. Şimdi ise Brogan ile birlikte Ax'tan başlayıp hepimizin yaralarını detaylı inceleyip iyileştirdi. İyileştirdikten sonra ise bizi yalnız bırakmıştı.
Luck gittikten sonra hiç kimseden ses çıkmadı. Sessizlikte sadece birbirimize bakıyorduk boş boş. Bir süre daha bu sessizlik devam edince ofladım. Gülümseyerek ayağa kalkıp " Geldin mi kız? Ben dedim bu adam bizi unuttu. " diyerek güldüm. Gerçekten bunu düşünüp söylemiştim. Galiba güven problemim vardı. Ama bunu umursamayarak Brogan'ın yanına ilerledim. Yanına gidip sarıldığımda o da kollarını bana dolamıştı.
Bir süre de sarılarak bu sessizliği devam ettirdik. Yalnız sarılırken fark ettimde bu adam çok uzun. Resmen adamın beline sarılıyorum. Hatta karnına geliyorum. " Sen ne kadar uzunsun ya. " diye söylendim kendi kendime.
Birden Brogan'ın bana dönüp " Efendim Melanie. Ne dedin? " diye somasıyla irkildim. Duymuş muydu ya?
Brogan'a yalancı bir gülümseme atıp " Bu boy farkı ile duymaman normal. Ben konuşuyorum ama sesim sana gelene kadar yok oluyor. " dedim alayla.
Brogan da aynı benim gibi alayla gülüp " Kısa olman benim suçum değil. " dedi.
Bu dediğiyle gözlerimi büyüttüm. Ona sanki dünyanın en saçma şeyini söylüyormuş gibi bakıp " Ben? Ben mi kısayım? " diye sordum. Bir yandan da kendimi gösteriyordum.
Brogan da aynı benim gibi ona dünyanın en saçma şeyini söylemişim gibi bakıp " Yok! Ben kısayım. " dedi.
Söyleyiş şekline kahkaha attım. Çok tatlı söylemişti. Brogan'a daha sıkı sarılıp bir süre bekledim. Sonra ise Brogan'dan ayrıldım. Brogan'dan ayrılmam ile Brogan kollarını diğerleri için açmıştı. Diğerleri bunu görür görmez önde Ast olmak üzere Brogan'a koşup sarıldılar.
Ben kenardan onları izlerken Mic ile göz göze geldim. Mic bir koluyla Brogan'a sarılırken diğer kolunu bana doğru açmıştı. Bu yapmış olduğu şey ile kocaman gülümseyip ona doğru koşarak kolunun altına girdim. Mic'e sokulurken gülümsedim. İşte burada huzurluydum. Yıllardır almadığım huzuru Brogan sayesinde bulmuştum. Ve ona ne kadar teşekkür etsem azdı.
Arkamdan gelen " Tamam ayrılın. Yeter. " diyen ses ile arkamı döndüm. Küskünce kollarını bağlamış bir şekilde bize bakan Geralt ile güldüm.
" Gel. Kıskanma! " diyerek tek kolumu ona doğru uzatarak açtım.
Bunu demem ile Geralt kollarını çözüp Brogan'a baktı. Bende bu yüzden Brogan'a döndüğümde Brogan'ın alayla ona baktığını gördüm. Brogan tek kaşını kaldırıp " Naz yapma. Gel. " dedi.
Geralt bu cevapla hızla bize gelerek kollarını doladı. " Özlemişim seni gerizekalı. " dediğini duyduğumda güldüm.
" Kaç yaşında adamlarsınız? Hareketlere bak. " dedim gülerek. Bu dediğim ile Geralt bana dönmeden omzumu çimdikledi.
Hızla kolumu tutup çığlık attım. Çığlığım ile Mic kollarını bana dolayıp kendine çekti. Geralt'a kötü kötü bakmaya başlayan Mic ile gülümsedim ve iyice göğsüne sokuldum.
Brogan " Ne oldu Melanie? " diye sordu bana bakıp. Gözleri bizim üstümüzde gidip geliyordu. Anlamaya çalışıyordu muhtemelen olayı.
Cevap vermek için ağzımı açtım ama cevap veren Mic oldu. " Mel'in omzunu çimdikledi. " diyerek kötü kötü Geralt'a bakmaya devam etti.
Bu cevap ile Brogan Geralt'a dönüp Geralt'ın kafasına vurdu. Ama Geralt kel olduğu için kafasından çok fazla ses çıkmıştı. Çıkan ses ile istemsiz gözlerim büyürken gülmemek için dudağımı ısırdım. Ama Geralt'ınnyüzünğ gördüğümde kendimi tutamayıp kahkaha attım. Benim gülmem ile diğerleri de gülmeye başladı.
Gülerken Geralt'a döndüm. " Hayatımda duyduğum en iyi sesti! " dedim gülerek. Diğerleri beni onaylarken Geralt kafasını okşuyordu.
Biz Geralt'a bakıp gülerken Brogan'dan ayrılıp yerlerimize geçtik. Brogan bize bakıp " Eeeee! Yokluğumda ne yaptınız? " diye sordu.
Bu dediğiyle hevesle ayaklandım. " İnanılmaz güzel şeyler öğrendik. Habire çalıştık. Her gün seninle yaptığımız gibi yapıp erkenden kalktık. Önce yaratıklar üzerine tekrar yaptık. Sonra kahvaltı yapıp Geralt'ın söylediği şekilde yatkınlıklarımız ile çalıştık. Sonra ise hepimizin karşısına bir lonca üyesi geçip silahlar üzerine çalıştık. " dedim. Sonra aklıma gelen ile olduğum yerde zıplayıp " Geralt ne kadar ilerlediğimizi söylemedi. Sen gelince söyleyeceğini söylemişti. " dedim ve hızla Geralt'a döndüm.
Benim gibi herkes heyecanla Geralt'a döndüğünde beklentiyle ona baktım. Geralt bana bakıp " Sen söyle bakalım Melanie. " dedi.
Bu dediğiyle yüzümdeki gülümseme yavaşça soldu. Gerginlikle kafamı eğip " Daha önce seviye ile denemedim. " diye mırıldandım.
Geralt ise bana güven verircesine gülümsedi. " Sana anlatmıştım. " dediğinde derin bir nefes aldım. Anlatmıştın ama üstünde çalışmamıştık Geralt.
Gözlerimi yavaşça Mic'e çevirdim. Onu baştan aşağı sapık gibi süzüp hissetmeye çalıştım. Ruh için önsezilerim güvenmekten başka şansım yoktu. Çokta anlaşılabilen bir şey de değildi. Deneme yanılma yöntemi ile öğreniyordun.
İçime birden doğan sayı ile istemeden Mic'e bakarken " 17 " dedim. Geralt'a dönüp onaylaması için baktım. Geralt bana bakarak kocaman sırıtıp onayladı. Doğru olması bende de büyük bir gülümsemeye yol açtı.
Gözlerimi usulca El'e çevirdim. El bana bakıp gülümseyerek " Söyle bakalım Mel. " dedi.
Bu dediği ile göz devirdim. " Gözümün önünde aniden sayı belirmiyor El. Hissetmem ve içime doğması lazım. " dedim. Bu dediğim ile El ağzını kapattı.
" 14 " diye mırıldandım. Geralt yine beni onaylarken bu sefer Ast'a döndüm. İçime doğan sayı ile hızla " 12 " dedim. Geralt'tan yine onaylama ifadesi çıktığında Ast kocaman gülümsedi.
Ax'a döndüm. Resmen odada yanda yanan ateş dışında ses çıkmıyordu. Ve şahsen bu benim odaklanmama yardımcı olmak yerine geriyordu.
" 13 " dedim birden. Geralt yine onayladığında kocaman gülümsedim.
Heyecanla Geralt'a döndüm. Bir süre bakıştıktan sonra Geralt'a kafasını sallayarak " Niye bakıyor be? " dedi.
Bu haline göz devitip " Eeee! Benimkini söylemeyecek misin? " diye sordum merakla.
Bu dediğim ile Geralt bana dönerek tek kaşını kaldırıp " Onu da sen söyleyeceksin. " dedi.
Kendimi nasıl hissedeceğimi bilmeyip kaldığımda birden kulağıma biri fısıldamış gibi hissettim. " 14. " dediğimde şaşkınlıkla ne zaman eğdiğimi bilmediğim kafamı kaldırdım. Geralt'a bakarak " Doğru mu? " diye sordum.
Geralt yavaşça kafasını salladı. Bununla " Sanki birisi kulağıma fısıldadı seviyemi. " dedim şaşkınlıkla. Geralt ise gülümseyip " Çünkü bedenin içten içe seviyeni biliyor ve sen bunu öğrenmek isteyince söyledi sana. " dedi.
Geralt Brogan'a dönüp " Bu arada 79. Seviye olmuşsun. " dedi.
Şaşkınlıkla ağzım açıldı. Daha yeni 67. seviye değil miydi. " Sen daha yeni 67. Seviye değil miydin? " diye sordum.
Bu sorum ile Brogan bana dönüp " Bakalı 2 yıla yakın oluyor. Belki geçmiştir bile. " dedi. Sonra hepimizde gözlerini gezdirip " Seviye atladıkça ilerleme hızın düşüyor. Mesela çoğunlukla akademiden 45. Seviyelerde mezun oluyorsun. 35. Seviyede girmene rağmen. " dedi.
Biz onu onayladığımda Brogan bize bakarak " Hadi yatın. Bu gece yarısı sabaha doğru yola çıkacağız. Normalde 1 gün kalırız diyordum ama dönmem lazım. O yüzden iyice uykunuzu alın. " dedi. Bu dediğine itiraz etmeden ayaklandık hepimiz. Anladığım üzerine Geralt ile bir şey konuşacaktı.
Ast ile odamıza çıkıp yatağa direk yattım. Yorgunlukla direk gözlerim kapanırken yastığıma daha sıkı sarıldım.
• Bölüm nasıldı?
• Brogan'dan geldi arkadaşlar. Sırada kral ile tanışma var. Sizce kral nasıl biridir?
• Sizce Geralt Melanie'nin bir lider olduğunu söylerken haklı mıydı?
• Bundan sonra sarayda sizde ne yaşarlar?
• Nasıl olaylar görmek istersiniz? ( Benim ile paylaşırsanız olabilir belki... )
• 6 - 7 bölüm sonra Mic ü'e görüşürüz diyeceğiz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? ( Yani tabi belki 10 bölüme sarkabilir. Ama daha fazlası olmaz mıuhtemelen. )