10. Bölüm ( Görev )

2263 Kelimeler
Hepimiz toplanmış yumuşak koltuklara oturmuş bir şekilde Geralt'ı bekliyorduk. Loncasıda etrafımızda toplanmış Geralt'ı bekliyordu. Brogan Black'in anılarını dinlemeyi istediklerini düşünüyordum. Zaten bize geldiğimizden beri ayrı önem gösteriyorlardı. Özellikle bana saygıda kusur etmiyorlardı. Biraz daha zorlasalar bana leydi diyecekleri için korkmuyor değildim. Geralt elinde içeceklerle girdiğinde gülümsedim. Hepimizin önüne birer tane bırakırken kendine de bir tane aldı. Loncası onlara verilmemesiyle Geralt'a bakmaya başladığında kıkırdadım. Resmen Geralt'tan içecek bekliyorlardı şu an. Geralt onlara döndüğünde bakışlarını fark etti. " Ne oldu lan? " dedi anlamazlıkla. Bu haline yeniden gülüp " Senden içecek bekliyorlar galiba. " dediğimde Geralt hızla onlara döndü. Bu hızlı dönüş ile bütün lonca kafalarını eğmişti. Bu otorite çok hoşuma gitmişti. Geralt'ın konuşmaya başlamasıyla ona döndüm. " Şimdi biz bir gün akademide gizlice dışarı çıktık. Salaklık işte. Ne sikim yaramazlık varsa yapıyorduk. Okuldan kaçmak da dahildi. Muhtemelen Brogan son Black olmasa atmışlardı bizide. Neyse. İşte okulun ilk yılı. Düzgün bir şeyler bilmiyoruz. Tamam ana şeyleri yapıyorduk ama karşımıza bizden güçlü bir şey çıksa geberdik yani. " diyip güldü. " Akademinin de belli bir sınırdan sonda ormanları tehlikelidir. " diye devam ettiğinde Ast ortaya atlayıp " Niye temizlenmiyor orman? " diye sordu. Bunu bende merak etmiştim şahsen. " Çünkü orası eğitim sahası bir nevi. Ne kadar eğitim görmekte tecrübe ile öğretmek için can atıyorlar. 3. sınıfta tecrübe olarak sık sık ormana giriyorsunuz. " dedi. Sonra durup " Ay aklımı karıştırmayın. Nerede kalmıştım? " diye sordu kendi kendine. Birkaç saniye düşünür gibi yapıp " Heh hatırladım. İşte kaçtık biz. Sonra karşımıza bir irade tutucu çıkmasın mı? " dediğinde yüzümü buruşturdum. Geralt'a bakıp " Çıkmasın. " dediğimde Geralt göz devirdi. Diğerleri ise kıkırdamıştı. " Tabi biz o zamanlar 7 kişilik bir arkadaş grubuyduk. " dedi üzüntüyle Geralt. Neden üzüntü ile dediğini anlamadığım için " O zaman? " diye mırıldandım sorar bir sesle. Geralt ise " 1'isi hain çıktı. Hain çıktığı zamanda yanında bir arkadaşımızı götürdü. Brogan'a saldırmıştı ama arkadaşımız Brogan'ın önüne atlayınca... " dedi ve devam edemedi. Gözlerini bir süre sıkıca kapatıp bekledi. Ben ise sorduğuma pişman olmuştum. Elimdeki içeceği yavaşça yere bıraktım ve Geralt'a yaklaşıp sımsıkı sarıldım ona. Geralt bu satılığımla bana sarılıp gülümsedi. Gözlerini açıp bana bakarak güldü. " Yalnız Brogan sana sarıldığını görse kollarımı keser. " dediğinde güldüm. " Kıskanç herif. " dedi kendi kendine Geralt. Sonra beni kendinden uzaklaştırıp " İşte şu an 5 kişiyiz. Ben, Brogan ve Celestie lonca açmıştık. Bu loncayı. Beyaz Diş loncası. Neyse işte Benedict ve Emilie ise akademide kalıp profesör oldular. Sonra Brogan ve Celestie kral'ın savaşçı seçimlerine katıldılar. Ben ise loncada kalmak istedim. Brogan'da 1. olunca ilk altına Celestie'yi aldı. Sonra da bir sürü kişi daha seçti. İşte. Neyse. Ben bu konuya bereden geldim ya. Neyse. Konumuza dönelim. " dedi ve oturduğu yerde iyice dikleşip anlatmaya başladı. " İşte irade tutucu ile karşılaştık. Ama daha tecrübemiz yok. Kan dökmememiz gerekiyor. " dediğinde aklıma Brogan'ın bize irade tutucuyu anlattığı zaman geldi. 2 ay önce... Koltuğa oturmuş elimizdeki kitapları inceleyerek Brogan'ı dinliyorduk. " Önünüzdeki kitaplarda zaten irade turucunun resmi var. Karnında belli olan taşa kalp gözü diyoruz. O kalp gözü ile sizin kanınız döküldüğü an kontrol edebilir. 1 damla kan dökülse bile iradeniz kuvvetli değilse kontrol eder. Zaten bu göz alınıp kullanılıyor. Aynı şekilde bu kalp gözünü kullandığınız silahlar ile karşınızdakinin kanını dökerseniz kontrol edebilirsiniz. " dedikten sonra Ast ortaya atladı. " Peki nasıl yeneriz onu? " diye sormuştu. Brogan onun bu sabırsız haline güldü. Kılıcında kalp gözü olduğu için irade tutucu daha fazla dikkatini çekmişti diğer yaratıklara göre. " Kalp gözünü sökersen ölüyor. Çünkü ona güç veren ve yaşam veren o taş. " dediğinde onayladık ve kitaptaki verilen bilgilere de bakmaya başladık. 2 ay sonra... ( Şimdiki zaman ) " İşte kanımız dökülmesin diye biz uğraşırken bir yandan da saldırmaya çalışıyoruz. Sonra birden yaratık beni unuttu gibi oldu. Ben yavaşça arkadan yaklaşmaya başladım. Böyle tam kılıcımı saplayıp kalp gözünü alacağım. Döndüğü gibi beni kuyruğu ile fırlatmasın ölmüş anasının yanına. " dedi şaşkınlıkla Geralt. Anlattığı şeye şaşkın olması beni güldürürken gözlerimi büyüttüm. Ve alayla " Onların anası mı vardı ya? " diye sordum dalga geçerek. Geralt ise omuz silkerek " Valla nasıl çoğaldıklarına dikkat etmiyorum. Tek bildiğim şey öcülerin nasıl çoğaldığı. " dediğinde göz devirdim. Neyse işte beni fırlatınca ben uçtum bir ağaca çarptım ve yere düştüm. O sırada hepsi durmuş beni izliyor. İşin tuhaf yanı ekip durmuş izliyor tamam ama irade tutucuda durmuş izliyor beni. Sonra ben yavaşça kalktım yerden. Yerden kalkarken ellerimden destek almıştım. Yerden destek alırken yanlışlıkla elimi kestim. " dediğinde göz devirdim. Mic alayla gülüp " Sen gel göklerde Kartal gibi uç. Ama bir şey olmasın. Sonra taşla vurulmuş kuş gibi yere çakıl. Yine bir şey olmasın. Ama git ayağa kalkayım derken elini kes. " dediğinde kahkaha attım. Harbi şaklabandı bu adam. Geralt eli ile kel kafasını okşayıp " Ne var yani yerdeki sivri dalı görmediysem. " diye sitem etti bize. Geralt " Sonra işte ben irade tutucuya bakıyorum o bana bakıyor. O an irade tutucunun güldüğüne gördüğüme eminim ama diğerleri inanmıyor. Neyse irade tutucu birden yere oturdu. Biz şok. Ben ne olduğunu anlamadan kıvırta kıvırta kılıcımı almaya gidiyorum. Hayır arada ellerimin üstünde ayağa kalkıp yürüyorum ayaklarım yukarda. Arada dizlerimin üstünde yürüyorum 4 ayaklı hayvan gibi. " dediğinde kahkaha attık. Biz gülerken loncadakiler ise gülmemeye çalışıyorlardı. Heyecanla " Eee sonra ne oldu? Yaratık seni bir ağaç gövdesine mi oturttu? " diye sordum. Sorum ile herkes bana tuhaf tuhaf bakmaya başlarken omuz silktim. " Ne bakıyorsunuz be? ben yaratığın yerimde olsam öyle yapardım? Çok ilginç bir manzara olurdu. " dedim sakince. Dediğim ile Geralt göz devirip " İşte bu yüzden yaratık değilsin zaten. " dedi. Bu haline göz devirdim. Geralt ise devam etti. " İşte ben silahı alıp bizimkilere saldırınca 4'ü benim zarar görmememde uğraşarak beni oyaladı. O sırada Brogan ve Adı Lazım Değil yaratıkla uğraşıyorlardı. Tabi o sırada Brogan'ın güçlü olduğu zamandayız. Ne de olsa gece olmuş Ay çıkmış filan. Brogan bunu bir güzel haşat etti. " dedi. Merakla " Nasıl bir plan uyguladı? " diye sordum. Geralt gülüp " Gücü ile bütün ilgiyi üstüne çekti. Ayrıca Ay ışığından habire halatlar yapıp kolunu bacağını filan tuttu. O sırada da Adı Lazım Değil kalp gözünü söktü İrade Tutucunun. " dedi. Bir süre Geralt dahil hepimiz sustuk. Ben aklımda o anlatı canlandırmaya çalışıyordum. Geralt gülüp " İşte İrade Tutucunun kalbini almış Brogan. " dedikten sonra duraksadı. Bana dönüp " Sen kesinlikle Brogan'ın kızısın. " dedi alayla. Sonra gülüp " Kalp gözüyle beni gövdesi kesilmiş ince bir ağaç gövdesine oturttu. " dediğinde kahkaha attım. Alayla gülüp " İşte benim babam. " dedim. Herkes gülerken Geralt kızgınca bize bakıp " Gülmeyin lan 4 gün oturtamadım. " dediğinde dudağımı dişledim. Hayır hayal etmemem lazım. Hayır etmemem lazım. Gözümde anlar canlanırken kafamı eğdim gülerek. Bunun ile Geralt bana kızgınca bakıp " Hayal ettin di mi lan? " dedi. Kafamı evet anlamında yavaşça sallarken Geralt'a bakmadım. Hayallerimde çok kötüydü çünkü. Tabi ben orada olup oturan olmasam gülerdim kesin. Ama bir an empati yapmıştım istemeden. Loncadan biri gülerek " Geralt lidercağızım nasıl bir histi? " diyerek dalga geçmesi Geralt onlara öldürücü bakışlarını atmıştı. Sonra kendi kendine " Loncaya da rezil rüsva oldum. Unutmuşum bir an onların da burada olduklarını. Artık yıllarca ağızlarından düşmez. " diyerek söylendi. Bir süre daha gülüşüp Geralt ile dalga geçtikten sonra Geralt bizi odalarımıza postalamıştı. Onunla dalga geçen lonca üyelerine olduğu için bürün loncayı eğitim alanına gönderip arkalarından gitmişti. Loncaya üzüldüm. Ama 1 saniye filan. 3 gün sonra... Gözlerimi karşımızda olan 2 öcüden ayırmazsan bir yandan da Geralt'ı dinliyordum. " Sağdaki öcüyü Micheal ve Melanie alacak. Soldakini ise Ellery, Astrid ve Axel. Güçlerinizi kullanmanızı istemiyorum. Sadece elinizdeki kılıçlarla. Bir sonraki görevde hançeri dahil ederim. Ama şimdi sadece elinizdeki 4. kademe kılıçlarla saldıracaksınız. Birbirinize zarar vermemeye çalışın ve öcüden de birbirinizi koruyun. " dedi Geralt. O sırada Ast " Biz niye düşük kademeli kılıç ile saldırıyoruz. Brogan'ın bize aldıkları 6. Seviye ve üstü kılıç takımı vardı. " dedi. Bu dediği ile kafamı Geralt'a çevirdim. Ast haklıydı. Biz niye Brogan'ın bize aldığı kişisel silahlarımız ile çalışmıyorduk. Ayrıca normal zamanda eğitimlerde kullanmamız içinde 6. seviye silah takımı almıştı. Hepimize birbirinin aynısı olan kılıç, ok, yay, hançer gibi. Hatta tahtalardan onlara geçmiştik biz çalışmada. Geralt hepimiz ile göz teması kurduktan sonra Ast'da kaldı gözleri. Gıcık olduğu belli olan bir gülümseme ile " Çünkü bunlarla daha fazla zorlanacaksınız. " dedi. Bu haline göz devirip " Ne kadar iyisin sen öyle. " dedim alaylı bir heyecanla. Bu Halime herkes gülerken Geralt arkamıza baktı. Bu bakışıyla hızla arkamızı döndüm. Öcüler bizi fark etmiş olacaklarki bize doğru ilerlemeye başlamışlardı. Yutkunup " Bu öcülerin tercihleri ne? " diye sordum. Bu sorum ile Geralt arkama geçip " Ruh kullanıcısı olan sensin. Bu görev sana kalıyor. " dedi. Öcülere odaklanırken " Neye odaklanmam gerektiğini bilmiyorum ki. " dedim. Bu dediğim ile Geralt kulağıma eğilip " Hisset. Vücutlarında en çok ne var? Canları ne istiyor? Hisset. Düşündükleri şeyi nasıl hissetmeye çalışıp öğreniyorsan aynı şekilde. " dedi. Bu dediği ile olabildiğince hissetmeye çalıştım. Belli belirsiz sağdaki öcüden kan ve kalp isteği alırken soldakinden organ ve kalp isteği alıyordum. Nasıl bir olaysa bu öcülerin bile tercihleri oluyordu. Et, kemik, organ ve kalp. Çok nadir kan. " Evet! Melanie? " dediğinde yutkundum. " Sağdaki kalp soldaki organ mı? " diye sordum. Bunun ile Geralt kafasını sağa sola salladı. " Bir değişi. Sağdaki kan soldaki kalp. " dedimmbunj demesiyle modum düşmüşmüştü. Geralt modumun düştüğünü fark etmiş olacak ki hemen ardından " Ama zaten kalp ile kan ve organ ile kalp çok karıştırılır. Bir de aranızdaki 15 metreyi var sayarsak çok normal daha eğitimin başındayız. " diye ekledi. Bir süre hepimiz sessizce dümdüz bir şekilde karşımıza bakarak beklerken Geralt gülerek " Korktun mu küçük Black? " diye sordu. Bu sorusuyla kaşlarım çatıldı. " Hiçte bir kere. Korkmuyorum. " dedim sitem ile. Hızlıca Mic'e dönüp etrafını saracağız ve habire yer değiştireceğiz. Aklını karıştıralım sonra bir boşluk bulduğunda direk saldırırız. Ama saldıracaksakta birbirimize söylüyoruz. " dedim ve hızlı adımlarla öcüye ilerlemeye başladım. Kılıcımı düzgün pozisyona alıp sıkıca tuttum. Arkamdan hızlı adımlarla gelen kişiyi hissettim. Muhtemelen Mic'ti. Geralt'ın şaşkın bir şekilde " Aynı Brogan bu kız. " dedikten sonra gülerek " Deli! " dedi. Bana mi demişti deli diye? Öcüye iyice yaklaştığımda kılıcımı çekip etrafında dönmeye başladım. Benden bir süre sonra da Mic dolanmaya başladığında sırıttım. Öcüyü yeterince şaşırtmıştık. Çünkü bir bana bir Mic'e yöneliyordu. Mic'e döndüm. Kılıcı elime getirip dururken " Hamle sende Mic. " dedim ve hafifçe elimi kestim. Kesik ile yüzüm buruşurken kılıcı çektim elimden. Elimi sokarak yere damlattığımda Mic'e şaşkınca " Mel? " diyişini duymuştum. Ama yinede gözümü öcüden ayırmadan kaçmaya devam ettim. Aynı zamanda ise " Şaşırmayı sonraya bırak ve hallet şu öcüyü. " dedim Mic'e. Ben bunu dedikten hemen sonra öcü üstüme atlamıştı. Kenara sıçrarken bir yandan da kılıcımı savurdum öcüye. Ama benim hamleme gerek kalmadan çoktan Mic'in kalıcı boğazını kesmişti. Öcü yerinde dururken bir bana bir Mic'e bakıyordu. Üçümüz arasında tuhaf bir bakışma geçerken birden anladığım şey ile " Hay sikeyim. Mic Geralt'ın bahsettiği şey buydu. " dememe kalmadan öcü bu sefer Mic'in üstüne atladı. Kılıcımı sıkıca tutup Mic ve öcüye ilerledim hızlıca. Geralt zorlanacaksınız derken bir hamle ile yenemeyeceğimizi anlatmıştı. Ben ise güçsüz olduğu için kolay kırılabileceğini ve üstünde yatkınlık kullanamayacağımızı düşünmüştüm. Ve galiba Mic'te öyle düşünmüş olacak ki sadece 1 hamle yapmıştı. Mic'e saldıran öcü ve Mic'in yanına geldiğimde boğuştuklarını gördüm. Öcü Mic'in kanını elleri ve ağzı ile akıtmaya çalışıyorken Mic elleri ve kolları ile onu engellemeye çalışıyordu. Şu anda yapacağım herhangi bir saldırı Mic'e zarar verebilirdi. Öcüyü geri çekmeye çalışsam muhtemelen gücüm yetmeyecekti. Aklıma gelen tek şey rüzgar olurken derin bir nefes aldım. " Mic sana seslendiğimiz öcüyü bütün gücün ile itmeye hazır ol. " diye bağırdım. Hızlıca rüzgara hissetmek için gözümü kapattım. Hisseder hissetmez ise öcü ile Mic'e yönlendirip öcüyü itmeye çalıştım. " Mic şimdi. " diye bağırdım. Aynı zamanda bunlar da tek başına yetmeyeceğinden odağımı bozmadan hızla öcüyü sırtından çektim. Öcü bir an üstüne binen üç güç ile geriye giderken sendeledi ve Mic'ten uzaklaştı. Mic'e bırakıp bir kaç adım gerisindeki bana saldırdığında geriye kaçmak yerine kılıcı kaldırıp onun boynuna doğru hızla indirdim. Nefes nefese önümdeki öcüye bakarken omzuma dokunan birini hissettim. Hafifçe başımı çevirip oraya bakarken gördüğüm Mic ile yeniden gözümü öcüye çevirdim. Birkaç saniye daha göz göze geldikten sonra kafasının ve bedeninin ayrı ayrı yere yığılmasıyla derin bir nefes aldım. Mic'e dönüp " İyi misin? " diye sordum. Aynı zamanda vücudunu inceliyordum. Kollarında ve yüzündeki birkaç çizik dışında bir şey gözükmüyordu. Mic'in " İyiyim. Sen iyi misin? " diye sormasıyla derin bir nefes verdim. " İyiyim. " diye mırıldandım. Mic bana birden sıkıca sarıldığında bende kollarımı ona doladım. Bir süre sonra yandan gelen bağırış ile oraya döndüm. Ax'ın üstündeki öcü ile oraya ilerledim. Ama bana gerek kalmadan El'in öcünün kalbine kılıcını saplamasıyla adımlarım kesilmişti. El kılıcını öcünün kalbinden çıkarınca öcüde Ax'ın üstüne yığıldı. Ast koşarak ikizinin yanına gittiğinde El öcüyü omuzlarından tutup Ax'ın üstünden yana doğru attı. Ast ise Ax'ın elinden tutarak yerden kaldırdığında hızla yanlarına ilerlemeye başladık. Hepimiz birbirimizde bir şey var mı diye süzerken gülümsedim. Hiç kimsede ciddi bir yara yoktu. Üstümüzde küçük çizikler vardı. Ağır olabilecek kişiler ise Ax ve Mic'ti. Mic'in vücudunda kan akacak kadar derin bir sürü çizik vardı. Ax'ın ise üstündeki kıyafet yırtılmıştı. Kalbinin üstünde 5 tane kan akan tırnak izi vardı. Ama o da derin değildi. Yanımıza Geralt ve yanında loncada bir üye olan Jacob geldiğinde onlara döndük. Hepimize bakıp " Bu kadar kısa sürede bu kadar gelişmeniz çok iyi. Şimdi dönelim. Temizlenip yaralarınıza bakılsın. " dediğinde onu onayladık. Hepimiz yorgun argın atlara doğru yürüyüp üstlerine bindik. Ve Geralt liderliğinde loncaya ilerlemeye başladık. AYYY BENİ TAKİP EDER MİSİNİZ? Lütfen?... • İlk görev nasıldı sizce? • Savaş stratejileri hakkında ne düşünüyorsunuz? • Anı hakkında ne düşünüyorsunuz? • Anıda Brogan'ın yaptığı?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE