9. Bölüm ( Geralt’ın Dersleri )

1687 Kelimeler
3 ay sonra... Bu 3 ayda baya bir ilerlemiştik. Yatkınlıklarımızı kontrol edemesek de hissedebiliyorduk. Bu süre de ayrıca seviyelerimiz artmıştı. Ben 8. Seviye olmuştum. Ast 10 olmuştu. Ax 9 olurken, El 12 olmuştu. Mic ise 14 olmuştu. Ama bizim daha 4 yıla yakın zamanımız varken Mic'in 1 küsür yılı vardı. Şimdi ise Brogan hazırlanmış yola çıkmayı bekliyorduk. Çünkü Geralt'a bırakacaktı bizi. Kral ile başka bir krallığa görüşmeye gidiyordu. Görüşmeden geldikten sonra ise bizi saraya götürecekti. Bu yüzden hem heyecanlıydım bende gergindim. Brogan'ın kapıyı çalmasa ile içinde kıyafetlerimin olduğu çantamı aldım. Ast'ta kendi çantasını alıp bana baktığında kapıya ilerleyip açtım. Merdivenlere gelip çantam ile ineceğim zaman Mic elimdeki çantayı aldı. Gözlerimi kırpıştırarak ona bakarken aynı işlemi El'de Ast'a yapmıştı. Arkalarından şaşkınca bakıp bende inmeye başladım. Taşıyabilirsin o çantayı. Ama onlar bilirdi. Aşağı indiğimizde Brogan çantaları atlara yüklemişti. Kendi de atını binip bize baktığında ona aşağıdan baktım. " Brogan. Biz 1.55 ve 1.65 arasındayız. " dediğimde gülerek ay ışığıyla atlarımızın yanına merdiven yapmıştı. Bu adam her gücünü kullandığında kendisine yükseliyordum. Olmazdı ama böyle ya. Herkesin atlara binmesiyle Brogan atı ile koşmaya başladı. Onun arkasından biz koşarken ben Douglas'a baktım. " Naber kız? " dedim gülerek. O ise gülüp " Kız değilim. " dedi. Bu haline göz devirip " Hitap o hitap. Neyse nasıl gidiyor senin hayat? Bu ara her akşam ve her sabah orman falan gezdik ama orada gezemeyeceğiz. " dedim. Douglas beni onaylayıp " Ay dinlenirim bende. Acaba loncalardakilerin atları var mı? " diye sordu. Kaşlarımı çatıp " Vardır heralde. Neden sordun ki? " diye sordum. " Şu Cindy... " derken sözünü kestim. " Bir dakika. O kim? " siye sordum. Dediği kişiyi tanımıyordum. Douglas " Şu El'in atı. İşte o habire benimle uğraşıyor. Diğerlerinde bizim kavgalarımıza gülüyor. Yeni arkadaşlar edineceğim. Kıskansınlar. " dedi. Bu dediğine güldüm. Yolda bir süre daha konuşmuştuk. Sonra ise sessiz bir şekilde ilerlemeye devam etmiştim. Yüzüme sertçe vuran rüzgar ile gülümsedim. İlk rüzgar'ı hissetmeye çalıştığım ders aklıma gelmişti. 3 ay önce... Yüzüme değen soğuk su ile hızla gözlerimi araladım. Gözümün önünde bir bardak dururken doğrulmaya çalıştım. Ama bir anlık korkuyla hızlı doğrulmuş olacağım ki bardağa kafa atmıştım. Vurmanın etkisiyle başım acırken inleyerek elimi başıma çıkarıp sertçe okşadım. Yanımdan gelen kıkırtı ile oraya döndüm. Ast bana bakıp gülüyordu. Kaşlarım çatılırken Ast 'a " Vicdansız. Su buz gibiydi. Bari sıcak su olsaydı. " dedim. Bu dediğim ile bu sefer Ast kaşlarını çatıp " Peki hanımım. Yarın ki suyunuz sıcak sıcak üstünde buhar tüterken dökülür üstünüze. " dediğinde göz devirdim. Ast'a doğru gülümseyerek " Onu mu diyorum kızıl gözlüm. Yani hayır mümkünse hiç dökme de maden döküceksin normal sıcaklık olsun. Donmayayım ya da yanmayayım. " dedim. Bu dediğime Ast omuz silkip " Düşünürüm belkii. Neyse ikinci derse başlayacakmışız bugün. O yüzden uyandırdım seni. " dediğinde onu süzdüm. Üstünde Brogan'ın aldığı kırmızı takım vardı. Bir tek pelerinini takmamıştı. Hızla ayağa kalkıp siyah takımımın yanına gittim. Onu alıp banyoya girdim. Banyoda giyinmeye başladım. Giyinip hızla aşağı indiğimde hiç kimseyi görememiştim. Bahçede olabileceklerini düşündüğüm için bahçeye ilerledim. Dışarı çıktığımda biraz ilerde oturmuş bir şekilde çalışan ekip ile onlara ilerledim. Ast'ın yanında olan boşluğa ilerleyip yere oturdum. Yanıma gelen Brogan ona döndüm. Tek dizini yere koyarak bana doğru eğildi. Diğerlerini rahatsız etmeyecek bir şekilde " Bugün rüzgarı hissedeceksin. Gözlerini kapat ve yüzüne dokunan, saçını okşayan rüzgarı hisset. Sanki senden bir parçaymış gibi davranmanı istiyorum. " dedi. Dedikleri ile yavaşça gözlerimi kapattım. Uzun bir süre sadece hissetmeye çalıştım. Şimdiki zaman... Ruha göre çok daha kolaydı. Çünkü zaten o anlarda hava rüzgarlıydı. Birkaç hafta önce ise sanki rüzgar ellerimin arasındaymış gibi hissetmiştim. Rüzgarın iyice sertleşmesiyle gözlerimi kapattım. 3 aydır süren kontrol çalışmalarım ile hızını hafifletmeye çalıştım. Hafifleyen rüzgar ile gözlerimi açtım. Sanki kalbimde ve beynimde rüzgarlar esiyormuş gibi hissediyordum. Dişlerimi sıkıp hafifletmeye devam ettim. Çok az ama fark edilebilir şekilde hafifilemişti. Bunu Brogan hissetmiş olacak ki yavaşlayıp bana doğru ilerledi. Yanıma geçtiğinde bana kaşlarını çatarak bakmaya başladı. Bize sadece hissedip ortaya çıkarmayı öğretmişti. Kontrol etmeye daha geçmemişti. Bir tek ufak ufak Mic'e başlamıştı onun zamanı daha az diye. Ama ben Mic'e anlatırken dinliyordum. Onu kendime uyarlamaya çalışıp üstünde uğraşmıştım. Brogan " Melanie. Kendini zorluyorsun. Kendine zarar verirsin çok zorlarsan. Yavaş yavaş ilerlersen daha sağlam olur adımların. " dedi. Sonra ise omzuma dokunup " Ayrıca rüzgar çok da sert değil. Yani o yüzden bırakabilirsin. " dediğinde dudak büzdüm. Brogan ise tebessüm ettiğinde yavaşça bıraktım. Bırakmam ile beynim rahatlarken dişerimi sıkmayı bırakmıştım. Rahat bir nefes verirken Brogan bana bakarak öne geçmemi işaret etti. Douglass'a bakıp hızlanırken Brogan'da hızlanmıştı. Brogan liderliği alırken bende onun yanına geçmiştim. Bir süre daha dört nala ilerlediğimizde loncayı görmüştük. Atları yavaşlatıp loncanın önünde durduk. Loncadakiler gelceğimizi bildiği ve atları durdurduğumuzda sesimizi duymuş olacaklar ki dışarı çıkmışlardı. Biz atlardan Brogan'ın yaptığı merdiven ile inerken loncadakiler ise atları tutuyorlardı. Biz Brogan ve Geralt ile içeri geçerken loncadakiler ise atları ahırlarına götürüyorlardı. Sen gel 3 yıl oku savaşçı ol. Sonra bir loncaya katıl. Onlar sana atları ahıra koydurtsun. Geralt bize ilk önce kendi katındaki odaları göstermiş eşyalarımızı bırakmamızı sağlamıştı. Sonra ise Brogan ile odasına geçmişti. Odalar aynı evdeki gibiydi. Yanyana iki odaydı. Bir odada Ast ve ben kalırken diğer odada üçü kalıyordu. Odalara yerleştikten sonra Geralt'ın odasına ilerledik. Biz daha odaya girmeden Brogan ve Geralt çıkmıştı. Brogan bize bakıp " Benim gitmem lazım. Görüşürüz çocuklar. Muhtemelen 2 - 3 haftaya gelirim. En geç 1 ay sonra burdayım. " dediğinde onu onayladık. Brogan hepimize sarılıp bize veda ederek loncadan ayrılmıştı. Brogan'ın arkasından bir süre baktıktan sonra Geralt'a döndüm. Geralt ise bana bakıp sırıtarak " Çok eğleneceğiz. " demişti. Bu haline ben sırıtırken El " Bu sizin içinizden geçicem mi demek oluyor. " diye sordu. Bu soruyla Geralt daha büyük bir sırıtma gönderip " Görürsün genç adam. " dedi. Sonra bize bakıp " Gidin ve çalışmalarınızı yapın. Bende şimdi gelip size yardım edicem. " dedi. Yutkunup dediği gibi çalışmak için boş olan bahçeye çıktık. Hepimiz yerlere oturduğumuz zaman elinde eşyalarla Geralt bize doğru geldi. Hepimizin önüne bir eşya bıraktı. Biz ona baktığımızda ise " Güçlerinizi kullanacaksınız bunlar üstünde. " dedi. O sırada Ax'ın önüne koyulan şeyi eliyle tutup kaldırarak " Bu bir havlu? " dedi şaşkınlıkla. Bu haline kıkırdadım. Ax'ın önünde havlu vardı. Ast'ın ve El'in ortalarında bir cam parçası vardı. Benim önümde bir kitap varken Mic'in önünde ise abajur vardı. Mic, Ax'a alayla gülüp " Sende en azından havlu var. Bende abajur var. " dedi. Bu hallerine gülerken Geralt Ax'a " Topraktaki nemi çekip havlu ıslatmaya çalışacaksın. " dedi. Sonra Mic'e bakıp " Karanlığı somutlaştıracaksın. Gölgeyi al ve istediğin bir şeye dönüştür. Kitap olur kalem olur. Hançer olur. Sana kalmış. " dedi. Ast ve El'e dönüp " Siz ikiniz birlikte çalışacaksınız. Ellery sen güneş ışığını cama tutarak ateş çıkartacaksın. Astrid'de kontrol edecek. Ellery ateş çıkartana kadar Astrid ona yardım edecek. Camı ısısını arttıracaksın. " dedi. En sonda bana dönüp gülümsedi. " Sen ile ruh için ayrıca uğraşacağız. O yüzden şimdi rüzgar. " dedi. Yüzünde eksilmeyen sırıtması ile " Kitabı havaya kaldır. Rüzgar ile kitabı taşı. " dedi. Dediği ile ağzım açılırken " Ne? " diye mırıldandım. Geralt ise şşakınlığımı umursamadan " Brogan sizi yavaş ve sağlam adımlar attırıyor olabilir. Ama ben size Brogan ile çalışma tarzımızı uyguluyorum. " dedi. O sırada Mic " Madem Brogan'da böyle çalışıyordu. Bize niye böyle çalıştırsın? " diye sordu. Bana da mantıklı gelmişti bu soru. Geralt " Çünkü zarar görmenizi istemiyor. Biz arkadaş grubumuzla böyle çalışırdık. Ve Brogan Ay ışığı ile kendini dondurdu. Arkadaşlarımızdan biri ateş ile kendini yaktı. Bir diğeri yıldırım ile kendini çarptı. Bir başkası rüzgar ile kendini ağaca çarptı. Buna benzer bir sürü şey yaşadık. O size bunu yaptırmamasının nedeni zarar görmenizi istememesi. " dedi. Bu dediği ile gerilmiştik. Anlattığı şeyler kötü yaralanmalardı. Bize başlamamız için işaret verdiğinde hepsi önlerindekine odaklandılar. Ben ise önümdeki odaklanmak yerine gözlerimi kapattım. Gözlerimi kapatmadan önce beni dikkatle izleyen Geralt ile göz göze gelmiştim. 3 hafta sonra... Gözlerim kapalı bir şekilde ellerimdeki rüzgarı hissettim. 1 aylık süre zarfında nasıl yapacağımı az çok öğrenmiştim. Ellerimde hissettiğim dalgalanma ile gülümedim ve yavaşça gözlerimi açtım. Direk kitaba baktım. Ellerimi yavaşça kitaba uzatarak rüzgarın ellerimin arasında kaydığını ve kitabın altına geçtiğini hissettim. Hissetmem ile yavaşça kitabı kaldırmaya çalıştım. Kitap hafif titreyerek kalkarken birden yere düştü. Dişlerimi sıkıp bir daha kaldırmaya çalıştım. Bir sürü denemeden sonra hâla başaramamanın yorgunluğu ile kendimi sırt üstü yere attım. Yandan diğerlerine baktığımda Ax'ın havlunun bir kısmını ıslatabildiğini gördüm. El ve Ast'a döndüğümde onların hâla camda olduklarını görmüştüm. Mic'e baktığımda ise yerde abajurun altında bir kalem olduğunu gördüm. Şaşkınlıkla hızla yattığım yerde doğrulup dizlerimin üstünde Mic'e ilerledim. Yanına gittiğimi gördüğünde ise bana dönmüştü. Gülümseyip önündeki kalemi göstererek " Böyle yapabiliyorum. Ama somutlaştıramıyorum düzgün. " dedi. Ve elimi tutup kaleme yaklaştırdı. Bende merakla kaleme bakarken elimin kaleme değmesi ile birleşen karanlık dağılmıştı. Mic'e baktığımda yorgunlukla öfledi. Yapamadığı için yüzü düşmüştü. Onun yüzünü güldürmek için onun gibi öfledim. O sırada sıkıntıyla dudağının kenarını kaşımıştı Mic. Mic gibi bende dudağımın kenarını kaşıdım. Bu yaptığım iki şeyi fark etmiş olacak ki bana döndü. Yaptığım şeyi alıp gülümsediğinde bende gülümsedim. O sırada yanımızda birden patlayan ateş ile yerimde sıçrayıp oraya döndüm. El ve Ast sonunda başarmış olacakki yerde ateş yanıyordu. Ama ateşin durmayıp bize ilerlemesiyle hızla ayağa kalktım. Mic de ayağa kalkıp beni arkasına alırken ayak uçlarımda yükselip omzunun üstünden bakıyordum. Ax ve El de geri çekilmişken Ast yavaşça geri çekilip kontrol etmeye çalışıyordu. Ateşlerin ilerlemesi yavaşlayıp durduğunda gülümsedim. " Hadi Ast yaparsın. Şimdi sadece küçültme kaldı. " dedim. Ast biraz daha uğraşıp küçültmeye çalıştığında birden ateşler küçülüp yok oldu. Şaşkınlıkla ateşlerin olduğu yere bakarken birden alkışlama sesi geldi. Oraya döndüğüm Geralt ve yanında bir adam vardı. Yanındaki adam demin ateşlerin olduğu yere bakıyordu. İçimde hissettiğim bir şey ile adamın ateş yatkınlığına sahip olduğunu düşünüyordum. Geralt adama dönüp " Teşekkürler Rick. " dedikten sonra bize döndü. Gülümseyerek " İyi gidiyorsunuz. 3 gün sonra sizi bir göreve götürücem. Bilginiz olsun. Bu arada bugünlük bu kadar yatkınlık yeter. Silahlarla çalışın. " dedi. Sonra gülümseyip " Akşamda yine gelin anılarımdan biri yerine Brogan ile anılarımızdan birini anlatayım. " dedi. Biz sevinirken onlar ise bize izledi. Akşam anlatacağı şeyi merakla bekliyordum. • Bölüm nasıldı? • Yatkınlıklarındaki ilerleme hakkında ne düşünüyorsunuz? • Geralt sizce nasıl bir şey anlatacak? • Görev ne olur? Ne ister sizce Geralt ekipten? • Görevde neler olur?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE