"YENİ HAYAT"

1731 Kelimeler
Sabah erkenden kalkıp hazırlanmaya başlamıştı genç kız. Yola koyulmadan önce , otelin terasına çıkıp bir kaç lokma atıştırmak istedi. Açık büfeden tabağına koyduğu bir kaç zeytin, bir dilim peynir , domates, salatalık , bir tane haşlanmış yumurta ve doldurduğu açık çayıyla balkona doğru adımladı. Boş olan masalardan birine geçip otururken , sabahın o temiz havası yüzüne çarpıyordu . Derin bir nefes alıp , tabağındakileri yemeğe koyuldu. Bugün gerçek kendi olmanın ilk günüydü. Sanki hiç yaşanmamış gibi geçmişi düşünmek istemiyordu artık. Tabağındakileri bitirip çayını da içtikten sonra en alt kata inip caddeye çıktı. Dün otelin iki dükkan sağındaki kırmızı renkli gsm satış şubesi olan dükkana doğru adımladı. Kapısına geldiğin de dükkan hala kapalıydı. Camdan içeri doğru bakarken, akasından bir ses duydu; "Günaydın , yardımcı olmamı ister misiniz? Neslişah arkasını döndüğünde, hemen hemen kendisiyle yaşıt bir kızla göz göz geldi. Mağazanın kapısını açan kıza; "Günaydın , erken geldim sanırım." diyerek gülümsedi.Kız kapıyı ardına kadar açıp; "Aslında açılışımız saat dokuz, ancak bugün sayım olduğu için biraz erken geldim." diye cevapladı. Kızın peşinden içeri giren Neslişah, standın arkasına geçen kıza doğru yürüyüp; "Yeni bir hat almak istiyorum, Çok sürer mi?" diye sordu. Kız bilgisayarları açarken; "On dakikadan fazla sürmez. Kimliğiniz yanınızda mı?" dedi. Neslişah cebinden kimliğini çıkarıp ona doğru uzattı. Kız dikkatle bilgisayar ekranına bakarak tüm bilgileri girdikten sonra , numara alternatifleri sundu ve içlerinden birini seçmesini istedi. Neslişah hemen karar verirken, öte yandan gerekli sözleşme belgelerine imzasını attı. Ödemesini yapıp kimliği aldıktan sonra teşekkür edip ne zaman kullanabileceğini sordu. "Öğleden sonra kullanıma açılır hanımefendi." dedi çalışan. Bu işi de hallettiğine seviniyordu Neslişah , hızla otele dönüp çıkışını yapmak için valiziyle lobiye indi. Önce kendisi için bir taksi çağırmalarını istedi. Oda kartını resepsiyona teslim edip, faturayı almasının hemen ardından, görevlilerden biri gelip ; "Taksiniz geldi hanımefendi." dedi. Neslişah kapıya yönelip, valizini çekerek dışarı adım attı. Taksiye yaklaştığında şoför valizini alıp bagaja yerleştirdi. Genç kız arka koltuğa geçip oturduğunda ; şoförde araca binip motoru çalıştırmıştı, "Hava alanına lütfen." dedi . Şoför başıyla onaylayıp yola koyuldu. Bir süre yavaş ilerleseler de, ana yola çıktıklarında trafik azalmıştı. Hava alanına giden yola girdiklerinde yol tıkanmış gibiydi. Birden tek şeride düşünce taksicinin sesiyle önüne döndü Neslişah. "Of, of, of, Allah yardım etsin. Sağ çıkmaları mucize." dediğinde. Genç kız yanındaki camdan dışarı baktı. Bir araç , tıra yandan çarpmış, araba hurdaya dönmüştü. Tır yan devrilmiş, bariyerlere sıkışmıştı. Yerdeki kan lekelerini görünce tüyleri diken diken oldu. Bariyerlerin hemen altında üzeri siyah bir örtüyle örtülmüş biri yatıyordu. Gözlerini sımsıkı kapattı Neslişah. İçini bir sıkıntı kaplamıştı. Gördükleri karşısında nutku tutulmuş gibi öylece kalakalmıştı. Kaza yapan araçların yanından uzaklaştıklarında arkasına dönüp tekrar baktı. İtfaiye aracı, Polisler ve ambulanslar, seferber olmuş birilerini kurtarmaya çalışıyorlardı. "Umarım sağ çıkan olmuştur." diye fısıldadı dudaklarının arasından. Ancak bilmediği bir şey vardı. O kazayı yapan kişi kendine gerçek ailesinin kim olduğunu söylemek için yola çıkan Karahan'dan başkası değildi... Hava alanının önüne geldiklerinde, taksiciye ödemeyi yapıp araçtan inerken, valizini bagajdan çıkaran adama teşekkür etti. Valizi çekerek önce güvenlik kontrolünden geçti, ardından da bagaj teslim ve biletini alacağı alana giriş yaptı. Kimliğini verip bileti aldıktan sonra, valizini teslim edip , ikinci bir kontrolden geçtikten sonra bilette yazan kapıya doğru adımladı. Hava alanının uzunca koridorunda yürürken, aklına akşam telefonunu kapattığı gelmişti. Gerçi Nur'a haber vermişti telefonu kapatmadan önce. Yeni bir hat alacağından haberi vardı. Uçak saatini de biliyordu. Uçuşun ne kadar sürdüğünü de. Ona göre çıkardı. Kapıya gelip beklemeye başladığında eski hattını çıkarıp ,kırdı ve attı. Yenisini takıp telefonunu açtı, yaklaşık yarım saat sonra yolcular içeri alınmaya başladığında bilet kontrolünden geçip uçağa girdi. Ardından kol çantasını kabin bagajına yerleştirip yerine oturdu. Dakikalar sonra yolcular tamamıyla yerleşmişler, hostesler kontrolleri sağlamış. Herhangi bir tehlike anında ne yapacaklarını anlattıktan sonra uçak yavaş yavaş hareket etmeye başlamıştı. Bir süre sonra kalkış için gerekli hızı yakalamış gök yüzünde süzülmeye başlamıştı. Neslişah'ın kemeri bağlı, kulak tıkaçları takılı bir şekilde geriye yaslanmış gözlerini kapatmıştı. Yaklaşık bir buçuk saatin ardından, Hostes iniş için yolcuların uygun konuma gelmesi için uyarmaya başladığında , Neslişah gözlerini aralayarak , doğrulurken; "Ne ara uyumuşum ya.." diye mırıldandı. İstanbul'un üzerinde süzülürlerken pencereden dışarıyı seyre koyuldu. "İstanbul" dedi kendi kendine. "Seni yenmeye gelmedim ama yenilmeye de hiç niyetim yok." Uçak süzülerek piste iniş yaparken çok heyecanlıydı genç kız uzun zamandır görmediği arkadaşlarını görecek. O çok sevdiği sahnelere geri dönecekti. Biliyordu Ekrem hocasının yanında her zaman yeri vardı. Uçak kapıya yanaştığında başının üzerindeki bagajdan kol çantasını aldı ve adım adım kapıya doğru yürüdü. Çıkıp valizini almak için beklemeye başladı. Bantta ilerleyen valizlerin arasından , kendine ait olanı alıp çıkışa doğru ilerledi. Son olarak kendini dışarı attığında , kollarını iki yana açıp derin bir nefes almaya başlamıştı ki, birden çığlık çığlığa iki yanından dört kol sarıldı bedenini . Seslerinden kim olduklarını biliyordu. Gülümseyerek açtı gözlerini. Bir yanında Nur, diğer yanında Hurşit vardı kollarını ikisininde boynuna iyice doladı. Nur patlamış mısır gibi zıplarken, Hurşit ağlıyordu. Tam Neslişah, ağlama diyeceği zamanda deli arkadaşı ondan önce davranıp; "Ne ağlıyorsun be! Ay başın mı geldi? Hı." diye dalga geçince Neslişah gülmemek için kendini zor tuttu. Hurşit göz yaşlarını silerken gülerek; "Al işte şekerim, yine yaptı yapacağını." diyerek arkasını döndü. Neslişah Nur'u dürtüp kaş göz işareti yaptı gönlünü al dercesine. ama Nur; "Her zaman ki halimiz takma şekerim." dedi. Hurşit kollarını göğsünde bağlamış, hızla kızlara dönüp, Nur'a yandan bir bakış atarak tek kaşını kaldırdı. "Bana bak yelloz , geçen gün Furkan'ın yanında beni nasıl rezil ettiğini daha unutmadım." Neslişah; "Furkan?" dedi. Nur, Hurşit'e bakarak; "Sen mi anlatmak istersin yoksa ben mi söyleyeyim Hurşitcan ." dedi gülerek, Hurşit'in cacıkları gevşemişti gök yüzüne bakarak ; " Ahhh ahhh." dedi derin derin. "Furkan'da , Furkan'da," Birden kaşlarını çatıp Nur'a baktı; "Senin yüzünden taş gibi herif elimden uçup gitti." "Benim hatam mı? Sende söyleseydin eve gelme diye. Ne bileyim ben çocuğu eve attığını." İki dostunun arasında olup biteni şaşkınlıkla izliyordu Neslişah. Hiç durmadan birbirlerine laf sokup duruyorlardı. Ve yanlarında gelip geçenler de onları izliyordu. Gerçi tartışmasalar bile dönüp bakarlardı; Hurşit'in tarzı yüzünden. O biraz farklıydı. Giyimi, konuşmaları, zevkleri, istekleri hatta cinsel yönelimi bile. En son Nesli dayanamayıp ; "Yeter! Gidelim mi artık. Evde tartışırsınız.." deyince Hurşit gözlerini devirip ; "Kutsal bakireyi bile sinirlendirdin Nurcan." diyerek önden önden yürümeye başladı. Nur, Nesli’nin koluna girip Hurşit'in arkasından; "Sana, bana öyle deme, demedim mi!? Benim adım Nur! Allah’ın cezası !" diye bağırdı. Onların bu hali çok eğlenceliydi. Hep birlikte arabaya bindiklerinde. Neslişah arka koltukta ortada, ön sağ koltukta Nur , direksiyon'a da Hurşit geçmişti. Arabayı çalıştırıp, park ettiği yerden çıkarken, Hurşit dikiz aynasından bir valiz gördü. Birinci viteste giderken ; "Neslişah?" dedi. "Efendim?" "Senin valiz hangi renk şekerim?" "Bordo, ne oldu ki?" "Haa, arkamızdan el sallıyor da." deyince, arka koltukta oturan Nesli, hızla geriye dönüp baktı. Valizi bagaja koymayı unutmuşlardı. Nur kahkaha atarken. Neslişah ;"Dursana manyak , valizi alalım ." diyerek Hurşit’in omzuna vurdu. Hızla geri geri gelen Hurşit , valize çarpmadan durabilmeyi başarmıştı. El frenini çekip; "Bekleyin." dedi. Araçtan inip valizi bagaja attı ve tekrar direksiyona döndü. Bu defa kesinkes evin yolunu tutmuşlardı. Yol boyunca gülmekten Neslişah'ın çenesi ve ensesi ağrımıştı. Nur ve Hurşit baya sıkı dost olmuşlar, uzun süredir aynı evde kalıyor, birbirleri hakkında her şeyi biliyorlardı. Eve vardılarında Hurşit arabayı park ettikten sonra hep birlikte indiler. Bagajdan valizi alırken , Neslişah başını kaldırıp ikinci kattaki daireye baktı. Nur'un babası ölmeden önce bu daireyi satın almıştı. O üniversiteye başladığındaysa, okula yakın diye bu evde kalmayı tercih etmişti, dört yıl boyunca alıştığı için tekrar annesiyle kalmaya cesaret edememişti. Çünkü annesi otoriter ve takıntılı bir kadındı. Ve Nur hiç sıkıya gelemiyordu. Eski bir apartman olmasına rağmen o kadar güzeldi ki buram buram tarih kokuyordu. Avrupa yakasında Fatih deydi. Hep birlikte apartmana girdiler. Merdivenlerden çıkıp ikinci kata geldiklerinde Nur çantasından anahtarını çıkarıp kapıyı açtı. Her kat iki daire olmasına rağmen , Nur'un oturduğu kat çift daireydi. Ev oldukça büyük altı tane odası vardı. Kocaman bir mutfağı , her odasında banyosu ve tuvaleti olan , üç kişiye bile fazla gelebilecek bir evdi. İçeri girdiklerinde Nur çantasını bir kenara fırlatıp ; "Ben bize kahve yapıyorum kızlar." dedi. Neslişah ;" Bende sana yardım edeyim." dese de . Hurşit onu kolundan çekip ; "Elleme yapsın, şu eve taşındığımdan beri bir çöp bile kaldırmadı. Her şeyi ben yapıyorum. Yanına arkadaş değil , hizmetçi almış resmen." diyerek laf sokunca. Nur içeriden bağırdı; "Evet öyle yaptım noldu? Zoruna mı gitti. Eğer öyleyse söyle ben giderim.." dedi. Nesli oturduğu koltukta geri yaslanıp bakışlarını tavana dikti; "Allahım! Yardım et Rabbim! Ben bunları nasıl çekeceğim ." diye yalandan yakarırken, Hurşit gözlerini devirip üst dişlerini gösterdi. Onun bu hali çok komikti. Neslişah’ta dayanamayıp aynı hareketi Hurşit’e yapınca, koca evi kahkahaları doldurdu. Mutfaktan, elinde tepsi, üzerinde kahve bardaklarıyla, Nur kıvırarak içeri doğru girdi. Hurşit; “Kız önüne baksana fingirdek, kahveleri dökeceksin, ben temizliyorum sonra.” diyerek kalkıp tepsiyi Nur’un elinden aldı ve orta sehpaya bıraktı. Herkes kupasını alırken, Neslişah eline aldığı bardağı çevirip dikkatle baktı; “Yaaa, hala saklıyor musun?” derken dudaklarını büküp, çizmeli kedi gibi Nur’a bakış attı. “Yapma şunu Nesli yaa. Bu yeteneklerini sahnede mi göstersen acaba . Oraya daha çok yakışır.” dedi ve göz kırptı. Kahvelerini yudumlarken, ilk tanıştıkları andan sohbet bir açıldı pir açıldı. Konuştukça Neslişah’ın kafası dağılıyor, birlikte yaşadıkları anıları, o günlere gitmiş gibi hafızasında canlanıyordu. Hayatının en mutlu günleriydi o zamanlar. “ Hatırlıyor musunuz?” dedi Hurşit. “Bir gün Kanlı Nigar’ın son çalışmasını yaparken, kostümleri giyip sahne dekorunu da tamamlamıştık.” dediği an Nur ve Neslişah birbirlerine bakıp kıkırdamaya başladılar. Çünkü o sahnenin başrolü Nigar’ı Hurşit canlandırmıştı. “Şu şıllıklara bak hele. Ne gülüyorsunuz kız. İnsan dostuna hiç güler mi? Hep şu yellozun suçu Nigar’ın kıyafetini bana göre dikmiş. Hiç birinize olmamıştı mecburen Nigar olmuştum. Asla unutamıyorum. Yeminle travmam oldu.” diyerek kirpiklerini kırpıştırdı. Kostümü Nur bilerek öyle dikmişti. Sırf Hurşit’e gıcıklık olsun diye. Sohbet sohbeti açıyor, “Dört yılda neler yaşamışız be diyorlardı.” O kadar çok konuştular ki hiç susmadan akşam yemeğini yaptılar, yediler, temizlediler. En son koltuklara yayıldıklarında Nur birden olduğu yerden kalkarak Nesliye yaklaştı ve orta sehpanın kenarına oturup eğilerek Nesli’nin gözlerinin içine baktı; “ Neslişah..” Nur Neslişah dediyse bilin ki ciddi bir konuşma yapacaktı. Neslişah’da, Hurşit’de aynı anda doğruldu ciddiyetle Nur’a odaklandılar. Nur; “ Senin annen le baban burada çalışmana karşı değiller miydi? Nasıl ikna ettin onları?” diye sorduğunda, Artık bakışlar Neslişah’a dönmüştü. Şimdi ne söyleyecekti arkadaşlarına. Tabiki doğru olanı, çünkü bu yola çıkarken “Artık hayatımda yalana yer yok.” diye kendine şart koşmuştu. “Aslında…” dedi Neslişah. Bir anlığına gözleri doldu ama yinede devam edecekti. “Ailem sandığım insanlar , benim gerçek ailem değilmiş…” …
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE