Karahan hiç beklemeden bastı gaza. Direksiyonun başında gözleri öfke ve korkuyla doluydu. Yola koyulduğunda Hurşit’e dönmeden, sadece dişlerinin arasından çıkardığı kelimelerle konuştu: “Bilmediğim başka ne var?” Hurşit başını öne eğdi, sesi sakin ama kararlıydı: “Hepsi bu… Ne biliyorsam anlattım.” Karahan ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeden sürdü arabayı. İçindeki öfke, çaresizlikle birleşmişti. Sert bir frenle durduğunda kendini Serkan’ın evinin önünde buldu. Araçtan inip merdivenleri tırmandı. Kapıyı yumruklarcasına çaldı, nefesi hızlanmıştı. Kapı hızla açıldığında karşısında Serkan vardı. Karahan’ın gözleri öfkeyle parlıyordu, ne yapacağını bilmiyordu. Serkan kapıyı aralık bırakıp dışarı adım attı. “Sakin ol.” dedi. Ama Karahan’ın kendini sakinleştirmesi imkânsızdı. Dişler

