
Sabah uyandığımda geceden kalmanın etkisiyle başım çatlıyordu. Alp'in duşta olduğunu seslerden anlayıp sosyal medyama giriş yaptım. Ama gördüğüm rezilliklerimden sonra ekranı kapatmam bir oldu.
Storymde saçma salak ona hitaben videolarla karşılaşmam benim için hiç iyi olmamıştı. Videoda onu özlediğimi gelmezse başka biriyle olacağımı söylediğim yaklaşık altı tane video vardı ve görüntülenme sayısı yüz bini geçikti.
Kafama defalarca vurup çığlık attım. Alp heyecanlı bir şekilde yanıma geldi. ''S-sen ne yaptın lan. Her magazin sayfasına düşmüşsün çabuk kaldır onları.''
''Ben ne bileyim Alp senin beni durdurman gerekirdi aptal.'' kafamın altındaki yastığı kafasına geçirdim ve telefonu eline verdim.
Sildikten sonra ''Sildim ama artık çok geç, millet zaten ne arıza çıkarsan da üstüne yürüsek diye bakıyordu. Ellerine mükemmel bir koz vermiş oldun şuan.''
Kafamı sağa sola salladım sanki rüyaymışta ayılmam gerekiyor gibi. ''Ben ne yaptım, siktir, siktir çok fena boku yedim. Zaten dönmek için bir işaret bekliyordu. Gittim altın tepside sundum adama.''
''Cidden düşündüğün bu mu şuan? Kızım tüm Türkiye senin Ateş'e hala deli gibi yanık olduğunu öğrendi daha ne olsun. Zaten işaret bekliyorsa senin hala boş olmadığını biliyor demektir. Tamam zamanında olmuş olabilir bir şeyler ama bence yeniden bir şans verebilirsin.''
Omzuna sertçe geçirdim. ''Oldu paşam, ben ne acılar çektim iki siktiri boktan bir çük için kendimi yeniden kurtlar sofrasına oturtamam tamam!''
''Tamam be ne kızıyorsun, siktiri boktan dediğin şey için ülkenin yarısı sıraya girer Deniz. Çarpılırsın.''
Sinirle kafa attım ''Alp kuşum sabrımı sınıyorsun yap-ma''
Kafasını ovuştururken bir iki küfür edip kahvaltı hazırlamak için mutfağa gitti. Sıçtığım boku temizlemem gerekiyordu onun buraya gelmesinden önce hemde. Odanın içinde volta atarken telefonuma gelen aramaya baktım, en büyük sponsorlarımdan biriydi.
''Efendim Selda hanım?''
''Ay kız barıştınız mı yoksa, bizim marka için de çok iyi olur bu bak. En iyisini yapmışsın.'' sinirlerim zıplamaya başlıyordu.
''Hayır Selda hanım hangi habere dayanarak bunları söylüyorsunuz bilmiyorum ama yok öyle bir şey.'' Üzülmüş gibi bir ses çıkardı.
''Hiç mi yok şans?''
''Yok'' Üstüne bastıra bastıra söylesemde defalarca kez sordu ben de en sonunda yüzüne kapattım.
Alp de pişmiş kelle gibi yüzüme bakarken daha fazla şiddet göstermemem için kendini korumaya aldı.
Kapı çaldı ve koşarak gitti.''Siparişler gelmiş olmalı sabah sabah acılı mis gibi bir ramen yiye-LİM DİCEKTİM.''
Sesini yükseltmesine baktım ve bana ağzını oynatarak 'koş' dedi ben ne olduğunu anlamadan içeri tanıdık kokuyla alev alan gözleri girdi.
''Daha ne kadar kaçmayı düşünüyorsun?''
''Has-siktir''
Hayatım boyunca ailem için her şeyi yaptım, onlar ise beni gözden çıkarmakta hiç tereddüt etmedi. Ateş’in parasıyla borçlarını kapattıklarında, benim acımı görmezden geldiler, beni sattılar. Şimdi uzaklaştım, kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum. Tokyo’da hayallerimin peşinde koşarken, geçmişin gölgeleri peşimde. Ama biliyorum ki geri dönmek zorunda kalacağım. Ve bu defa Ateş’le yüzleştiğimde, sadece onunla değil, geçmişin yaralarını yeniden kanatmak zorunda kalacağım.

