12

1093 Kelimeler
(Kübra'dan) Ayağımı gergin bir şekilde hızlıca hareket ettirmeye devam edip Yağmur'un gelmesini bekliyordum. Bana mesaj atan çocuğun kim olduğunu bilmiyordum ama dediği şeyi yapmak istiyordum ve Yağmur'u her an bir açığını yakalayıp onu paramparça edebilecek bu insanlardan kurtarmak istiyordum. Buraya sadece dersleri için gelip gitse ona yeterdi de artardı. Yağmur girişte belirdiğinde ayağa kalkıp yanıma gelmesini bekledim. Kuzenlerim arasında en çok onu sever kardeşim gibi görürdüm. "Günaydın." "Günaydın." dedim güler bir yüzle. "Otursana." Yağmur işaret ettiğim yere oturup yüzüme baktı haklı olarak benden bir açıklama bekliyordu. Ben olsam sabahın köründe beni niye okula çağırırlardı merak ederdim. Onunla evde de konuşabilirdim ama nedense sanki okulda ikna olabilecekmiş gibime geliyordu. "Bu kadar erken buluşmamızın nedeni ne? Biraz geç gelseydim konuşacağın konu mu önemini yitirecekti?" "Bir kere de bozma be kızım. Bu kadar erken çağırmamın bir nedeni var demekki." "Söyle bakayım o çok önemli nedeni." "Kantindeki işin nasıl gidiyor?" "Bunun için mi çağırdın beni Allah aşkına?" "Hayır sadece merak ediyorum. Sana yardım etmeme bile izin vermiyorsun. Her şeyi tek başına yapmaya çalışıyorsun. Oysaki ben de sana elimden geldiğince yardım etmek istiyorum. Şimdi tekrar soruyorum. Kantindeki işin nasıl gidiyor?" "Bildiğin gibi." derin bir iç çekip. "Her an diken üstündeyim. İnsanların vazifesi olmayan şeylere burnunu sokmasından korkuyorum. Her an biri çıkıp hayatımda olup biten her şeyi birilerine anlatacak korkusuyla yaşıyorum." Yağmur'un sesi titremeye başladığında elimi onun elinin üstüne koyup sıktım. O benim için sadece bir kuzen değildi. Hem çocukluk arkadaşım hem kardeşim hem de sırdaşımdı. "Lütfen sana yardım etmeme izin  ver Yağmur. Bir kere de hayır demeden önce düşün. Sana söylemek istediğim şeyleri daha ben söylemeden reddetme. Bugün  beni dinle lütfen." "Tamam. Söylemek istediğin bir şey varsa söyle ama çabuk söyle. Çalışmam gerekiyor." "Hayır. Artık burda çalışman gerekmiyor." dedim kendimden emin bir şekilde. Fake hesaptan yazan çocuğa güvenmekten başka hiçbir çarem kalmamıştı. Yağmur'un burda çalışmayı bırakmasını ben herkesten daha çok istiyordum. "Nasıl yani?" "Sana bir iş buldum." Yağmur yüzüme şaşkınca baktığında konuşmaya devam ettim. "Daha rahat olabileceğin ve ders programına göre iş saatlerinin olacağı güzel bir iş hem de." "Nasıl buldun ve neden buldun?" "Geçen gün okula gelirken bir ilan gördüm. Yarı zamanlı ya da tam zamanlı işçi aranıyordu. Bize de yakın olduğu için aklıma direkt sen geldin. Zaten ikimizin de bildiği bir yer olduğu için bunu gönül rahatlığıyla sana söylüyorum. Bence eline geçen en iyi fırsat bu ve bunu sonuna kadar değerlendir." "Nerde bu iş?" "Telefonumu aldığım telefoncuda." "Ne!?" Yağmur şimdiye kadar gördüğüm en şok olmuş bir ifadeyle yüzüme bakarken biraz gerildim. Her an yalan söylediğimi anlayabilirdi. İlan falan gördüğüm yoktu ama sonuç olarak çalışan birini arıyorlardı. "Öyle işte." "Ben hergün ordan geçiyorum neredeyse ve bir gün bile ilan görmedim. Sen nasıl gördün?" "Şöyle." dedim kendime zaman kazandırmak adına derin bir nefes alırken. Mantıklı bir şey söylemem gerekiyordu ki yalan söylediğim ortaya çıkmamalıydı. "Ordaki çocuk ilanı yapıştırdığı gibi görüp yanına gittim ve senden bahsettim. O da iki gün içinde onların yanına gidip görüşmeni istediler. Bu yüzden ilanı kaldırdılar. O kadar yalvardım ki bu iş için lütfen kabul et." "Hangi çocuk?" O kadar şey söylememe rağmen Yağmur'un sorduğu soru garipti ama şu an bunu düşünecek durumda değildim. "Biz gittiğimizde iki tane vardı ya birisi benimle ilgilendi birisi de kasada oturuyordu. İşte kasada oturan çocuktu." Bizimle ilgilenen çocuğu az da olsa tanıdığımız için öbür çocuğu söyledim çünkü işler karışsın istemiyordum. O kadar çok yalan söylemeye başlamıştım ki bunların hepsini teker teker fake hesaptaki çocuğa söylemem gerekiyordu yoksa sağlam sıçardım. "Onunla tam olarak ne konuştun?" "Merak etme güvenilir birine benziyor." dedim Yağmur'un ona güvenmesi adına. "Yani gönül rahatlığıyla gidebilirsin." "Güvenilir olup olmadığından sormuyorum. Yani... Ne bileyim, şey." Yağmur başını gökyüzüne çevirdiğinde bir şey söylemek istediğini anladım. "Bir şey mi söylemek istiyorsun?" "Bu işi sen mi buldun? Başkası sana ulaşıp bu işi almam için uğraşmadı değil mi?" Yağmur'un fake hesaptaki çocuktan şüphelendiğine adım kadar emindim. Büyük ihtimalle daha önce bu konu hakkında aralarında bir konuşma geçmişti. "Hayır. Kimse bana ulaşmadı. Ben ilanı görüp direkt sana söyledim o kadar. Şimdi söyle bakalım o kadar yalvarmama karşılık gidip onlarla konuşacaksın değil mi?" "Evet." "Ne?" dedim mutlulukla. "Gerçekten mi? Bu kadar çabuk mu kabul edeceksin." "Evet." "Yaa çok teşekkür ederim. Sana ilk defa yardım etme olanağı tanıdığın için çok teşekkür ederim biricik kuzenim." "Biraz daha bu şekilde konuşursan gitmem ha." "Tamam pardon arkadaşım. Ee şu boktan kantinden kurtulacağın için nasıl hissediyorsun?" "Daha kurtulmadığım için bir şey hissetmiyorum." "İlk paranla ne yapacak-" soracağım sorunun ne kadar saçma olduğunu anlayıp hemen başka bir cümle kurdum. "Bana ne alacaksın? Birlikte bir yemeğe çıkalım mı? Yarısını ben yarısını da sen ödersin. Yemin ederim bu sefer de hayır dersen beni artık sevmeyeceğini düşüneceğim." "Tamam tamam çıkalım." Yağmur'un neşeli sesi ardından da gülme sesi kulağıma gelince kendimi Dünya'nın en şanslı kızı hissettim onu güldürdüğüm için. Normalde bana hep tebessüm eder ama hiçbir zaman gülmezdi. Daha doğrusu son yıllarda böyle olmaya başlamıştı. "En sevdiğim kuzenim sensin biliyorsun değil mi?" "Biliyorum." "En sevdiğim arkadaşım da sensin biliyorsun değil mi?" "Onu da biliyorum." "Peki en sevdiğim sinir bozucu insanın da sen olduğunu biliyorsun değil mi?" "Cidden onu da biliyorum." "Ayy sormayı unuttum. En önemli soru aslında bu. Telefonlar hakkında iyi bilgilerin olduğunu ve bu işi başaracağını biliyorum ama yine de sormak istiyorum. Bu işe alınırsan eğer yapabileceksin değil mi? Daha önce teknoloji aletlerinin olduğunu hiçbir yerde çalışmadın." "Her işi yapabilirim merak etme. Hiçbir şey bilmesem bile öğrenmek için elimden gelen her şeyi yapar ve kimseye zorluk çıkarmam." "Mutlu musun peki?" Yağmur yürümeyi bırakıp birkaç saniye öylece durdu sonra da yüzüme bakıp konuşmaya başladı. "Evet mutluyum." dedi gülümseyerek. "Hatta uzun zamandır hissetmediğim bir mutluluk yaşıyorum ama bu böyle devam eder mi bilmiyorum. Ne ile karşılaşacağım, neler yaşayacağım bilmiyorum ama yine de bana bu fırsatı verdiğin için teşekkür ederim." Yağmur benden uzun olduğu için boyum ona yetişmiyordu ve ona sarılmak için ayağımı kaldırmak zorunda kalıyordum. Her zaman yaptığım gibi ayağımı kaldırıp ona sarıldım. Aslında teşekkür etmesi gereken kişi ben değil güvenini kazanmış ve onunla konuşan çocuğa etmesi gerekiyordu. Yağmur ona güvenip konuşmakta sonuna kadar haklıydı. Şimdi de bu kadar mutlu olmasını bana değil ona borçluydu. Yağmur'a her ne kadar bunu söylemek istesem de söz verdiğim için söyleyemezdim. "Sana küçük bir yalan söyledim ama en kısa zamanda ne yalan söylediğimi söyleyeceğim tamam mı? Sen de üstüme gelme. Zaten pek önemli bir şey değil." Yağmur'a yalan söylediğimi şimdiden söylüyordum çünkü ilerde ona söylediğim zaman hayal kırıklığına uğrasın istemiyordum. "Tamam en kısa zamanda söyle ama. Şimdi ben gidiyorum. Sana iyi dersler. Görüşürüz." "Görüşürüz." dedim gülümseyerek. Sonra da Yağmur'un yürüyüp gözden kaybolmasını dakilarca izledim. Derin bir nefes alıp telefonu elime aldığımda şimdi de Yağmur'un işe girmesi için bir dakikada attığım bir milyon yalanı o çocuğa anlatmam gerekiyordu... BÖLÜM SONU
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE