Bir telefona, bir yere, bir duvara, bir saate baka baka geçen saatlerin ardından nihayet beklediğim mesaj gelmişti. Bu mesaj sesini cidden saatlerdir bekliyordum.
kubraozturk_: Selammm Yağmur'la konuştum.
omerkayabasi: Ne dedi?
kubraozturk_: Kabul ettiiiiii
Okuduğum mesajla "işte bu be." diye yüksek sesle bağırıp dibimdeki Anıl'ın yerinden sıçramasına neden oldum. Anıl birden korkunca bu sefer gülmekten morardım. Korkudan altına sıçmıştı resmen.
"Ne oluyor amına koyayım? Ödüm bokuma karıştı. Neden öyle bağırıyorsun?"
"Yağmur iş teklifini kabul etmiş. Ona sevindim."
"Kur'an çarpsın kızın yerinde olsaydım senin gibi gerizekalı birini görür görmez kaçıp giderdim. Her gün senin yüzünden ölümle burun buruna geliyorum. Az önce az daha korkudan geberiyordum."
"Senin ödüne de sana da sıçayım." dedim mesaj atmaya devam ederken. Ben Anıl'la konuşurken Kübra birkaç mesaj daha atmıştı.
kubraozturk_: Ama ben birkaç tane yalan söyledim ve bunları senin de bilmen gerekiyor.
kubraozturk_: Yoksa yandık.
omerkayabasi: Ne söyledin?
kubraozturk_: Yağmur işe girip girmemesinde başkasının parmağı olup olmadığından şüphelendi sonra da bu işi nasıl bulduğumu falan sordu ben de aklıma gelen ilk şeyi söyledim.
omerkayabasi: Ne söyledin?
kubraozturk_: Hani telefoncuda bir tane çalışan var ya hep kasada olan uzun, esmer çocuk?
Benden bahsediyordu.
omerkayabasi: Ee?
kubraozturk_: Onun üstünden yalan attım işte.
kubraozturk_: Yağmur işi nasıl buldun ben her gün ordan geçmeme rağmen hiç iş ilanı görmedim falan diye sorunca ben de o çocuk ilanı asarken gördüm ve yanına gidip konuştum dedim.
omerkayabasi: Bir dakika. Yağmur her gün ordan mı geçiyor?
Kübra'nın bu mesajı yanlışlıkla mı yoksa bilerek mi attığını bilmediğim için sordum çünkü eğer Yağmur ordan her gün geçiyorsa dün tesadüfen karşılaşmamıştık. Demek ki her gün o saatlerde oralardaydı ve benim bundan haberim yoktu.
kubraozturk_: Evet Yağmur ordan arabaya binip okula gelir her zaman.
omerkayabasi: Başka ne sordu?
kubraozturk_: İçimden bir ses senden şüphelendiğini söylüyor bu iş hakkında ama o kadar yalan söylemek zorunda kaldım ki şüphelense bile artık bu düşüncesinden vazgeçmiştir.
kubraozturk_: Ordaki çalışanları tanıyorsun değil mi? Bunların hepsini onlara söylemen gerekiyor. Eğer tek bir açık bile verirsek çok kötü olabilir çünkü Yağmur yalana hiç tahammül edemiyor.
omerkayabasi: Çabuk kabul etti mi? İşi duyunca şaşırdı mı? Tepkisini söyler misin?
kubraozturk_: İşten ilk bahsettiğimde sadece dinliyordu. Sonra telefoncudan bahsedince aşırı şaşırdı ve birkaç dakikalık konuşmadan sonra hemen kabul etti.
kubraozturk_: Ve en önemlisi de bana teşekkür etti ama asıl teşekkür etmesi gereken kişi sensin. Bu yüzden onun yerine ben teşekkür ederim. Uzun zamandır yardımcı olamadığım kuzenime yardım edebilme fırsatı verdiğin için sana çok minnettar olacağım her zaman.
omerkayabasi: Asıl ben teşekkür ederim. Beni sabırla dinledin ve kim olduğumu bilmemene rağmen yine de bana güvenip dediğim her şeyi yaptın.
kubraozturk_: Bir şey soracağım.
omerkayabasi: Tabii
kubraozturk_: Yağmur'dan hoşlanıyorsun değil mi? Kabullenmeyeceğini biliyorum ama yine de sormak istedim.
omerkayabasi: Bilmem.
yazdığım mesaj anında görüldü olduğunda ben de mesajı defalarca kez okudum. Artık inkar etmek istemiyordum çünkü ben inkar ettikçe daha çok üstüme geliyorlardı.
Hem belki de gerçekten ondan hoşlanıyorumdur... Onu bu kadar düşünmemin, her dakika yanımda olmasını istememin, neden bu kadar üzgün olduğu gerçeğini deli gibi bilmek istememin ve onunla her dakika konuşmak istememin tek nedeni belki de ona çoktan aşık olmuş olmamdı.
Hatta belki de onu gördüğüm ilk andan beri onu sevmeye başlamıştım. Hiçbirini bilmiyordum. Şu an bildiğim ve istediğim tek şey ona elimden geldiğince yardım etmekti. Bu kadar.
kubraozturk_: Belki de biliyorsundur? Hiç bunu düşündün mü? Bir kere bile kendine ona karşı ne hissediyorum acaba dedin mi?
omerkayabasi: Demedim.
kubraozturk_: Üstüne gelmek istemiyorum ama eğer onu seviyorsan ya da sevmek istiyorsan bu beni çok mutlu eder.
kubraozturk_: Çünkü hiçbir karşılık beklemeden ona yardım etmen ve asıl yardım edenin sen olduğunu bile bilmemesini istemen çok hoşuma gitti.
kubraozturk_: Artık Kübra'ya birlikte destek oluruz hem. O sana her şeyini anlattığında ve kendini her yetersiz hissettiğinde bazen benden önce koş ona.
kubraozturk_: Kim olduğunu ve sana neden bunları söylediğimi bilmiyorum ama yine de Yağmur'u sevme gibi bir düşüncen varsa bunu sonuna kadar yapmalısın.
omerkayabasi: Elimden gelen her şeyi yapacağıma emin olabilirsin.
kubraozturk_: Neyse şimdi iş kısmına gelelim. Yağmur bu akşam telefoncuyla görüşmeye gidecek. Sen ona haber verirsen şimdiden daha iyi olur.
Konuşacağı telefoncu benim Kübra...
omerkayabasi: O kadar erken mi ya? Ben yarın gelir diye düşünmüştüm.
kubraozturk_: Ne kadar erken o kadar iyi. Şimdi sen gidip telefoncuyla konuş ve her şeyi ona anlat ben seni tutmayayım.
omerkayabasi: Tamam o zaman haberleşiriz sonra. Görüşürüz.
kubraozturk_: Görüşürüz.
Derin bir nefes alıp telefonu kapatınca kendimi gergince sandalyeye attım. Yağmur bu akşam buraya benimle konuşmaya gelecekti ve ben çok gerilmiştim.
"Ne oldu? Ne diyor Kübra?"
"Yağmur bu akşam buraya gelecekmiş konuşmak için."
"Ooo hadi yine iyisin."
"Acaba Kübra'ya telefoncunun ben olduğunu söylesem mi? En azından o bilse daha iyi olacakmış gibime geliyor. Yağmur kim olduğumu öğrenmek istemiyor ama Kübra'ya söylesem mi acaba?"
"Onu bunu bilmem ama Kübra hem iyi hem de akıllı bir kızmış bu arada. Baksana resmen her şeyi halletti ve Yağmur'u buraya gönderiyor."
"Evet aşırı sempatik bir kız. Yağmur'un neşeli hali gibi bir şey. Zaten birbirlerine benziyorlar."
"Bunlar kuzendi değil mi? Birbirlerinin neleri geliyorlar acaba?"
"Kübra Yağmur'un halasının kızı sanırım."
"İyiymiş. Kübra'yı da mı işe alsak? Bu iki ibneyi de kovarız daha rahat ederiz."
Anıl'ın kurduğu cümleye hem güldüm hem de baya mantıklı bir şekilde düşündüm.
"Aslında onu da işe alsak çok iyi olacakmış gibime geliyor. Hem Yağmur daha rahat olur hem de biz."
"Ben çok ciddiyim bence bunları kov o ikisini al. Sonra da bana teşekkür edersin bu olağanüstü düşüncem için."
"Şaka maka bir yana senin bugünlerde aklın iyi çalışıyor ha. Dikkatimden kaçmadı."
"Lan olum ben her zaman böyleyim de sen kör olduğun için beni hiçbir zaman görmedin."
"Off iki iltifat edince hemen cıvıtıyorsun sen de."
"Ömer biliyor musun? Çağla ve sevgilisi kavga etmişler galiba."
Anıl konuyu dönüp dolaştırıp yine Çağla'ya getirmişti. Cidden biz ne zaman muhabbet etsek bir süreden sonra sohbetimizin ana konusu bir şekilde Çağla oluyordu.
"Bundan sana ne Anıl? Neden hala şu kızı düşünüp duruyorsun ki? Kiminle çıktığı ya da kiminle kavga ettiği cidden hiç umrunda olmasın."
"Ee umrumda değil ki zaten. Sadece böyle acı çektiğini görmek hoşuma gidiyor o kadar."
Yalan söylüyordu. Çağla'nın acı çektiğini görmek belki de Anıl'ın en nefret ettiği şeyler arasındaydı ama Anıl bunu her zamanki gibi inkar ediyordu.
"Sana bunları kim söylüyor?"
"Umut mesaj attı. Herkesin içinde tartışmışlar."
"Konu neymiş?"
"Çağla erkek arkadaşıyla samimi olunca bu çocuk da kıskanmış galiba."
Anıl iki ayağını da hızla oynatıyordu. Bu da ne kadar gergin ve sinirli olduğunu gösteriyordu.
"Orospu çocuğu." Anıl kendi kendine mırıldanırken benim de sinirlerim tepeme çıktımıştı. Elimden gelen her şeyi yapmama rağmen Anıl Çağla'dan bir türlü vazgeçemiyordu.
"Anıl bak son kere ciddi ciddi soruyorum. Hala Çağla'ya karşı hislerin var mı? Bana karşı dürüst ol lütfen. Bunu sana yüzlerce defa sordum ama bana hiçbir zaman doğru dürüst bir cevap bile vermedin ama şimdi senden ciddi bir cevap bekliyorum. Evet mi hayır mı?"
Anıl az önce salladığı bacağını durdururken kısa bir süre yere baktı ve sonra da yüzüme bakıp ofladı. Sanırım bu defa hislerini gerçekten anlatacaktı.
"Sen de biliyorsun Ömer. Çağla benim ilk aşkım. Ben sevmeyi bildiğin onunla öğrendim. Sevmeyi, kıskanmayı, sahiplenmeyi, değer vermeyi yani aşk ile ilgili her şeyi ondan öğrendim. Yaşadığım bütün ilklerin sahibi oyken kimse bana kalkıp onu başka biriyle el ele görünce kıskanma ya da sinirlenme demesin."
"Benim de onunla bir geçmişim var ve bana yaptığı bütün hareketlerin sadece bana özel kalmasını isterdim. Hep sevdiğim kadın olmasını isterdim anlıyor musun? Hepiniz çok üstüme geliyorsunuz, bana çok sinirleniyorsunuz ama hiçbiriniz çıkıp da bir gün bana acı çekiyor musun ya da iyi misin demedi."
"Herkes bana her zaman Çağla'nın beni hak etmediğini söyleyip durdu ama ben teselli istemedim hiçbir zaman. Hele ki Çağla'nın kötü duruma düşmesini hiç istemedim ama kime bu konuyu anlattıysam hep boşver o seni hak etmiyor dedi. Ben zaten boşverebilseydim şu an burda bu konuşmayı yapıyor olmazdım. Demekki boşveremiyorum."
"Gidip başkasıyla da ondan ayrıldığım gün çıkabilirdim, onun bana yaptığı her şeyi ben de ona yapabilirdim ama ben her zaman bekleyen taraf oldum. Kimsenin ne hissettiğini bile bilmediği bekleyen taraf. Umursamaz gibi görünen ama günden güne kafayı yiyen bekleyen taraf. Herkesin Çağla seni hak etmiyor demesine rağmen yine de köpek gibi hak ettiğini düşünen bir gerizekalıyım işte. Şimdi oldu mu? Öğrenmek istediğin her şeyi öğrendin mi? Hala Çağla seni hak etmiyor mu diyeceksin?"
"Özür dilerim Anıl ama sen gerçekten dediğin kadar gerizekalının tekisin. İlk aşkım diye diye kendini o kadar küçük duruma düşürdün ki onun yüzünden. Çağla'yı bir kere bile olsun unutmayı denemedin. Seninki artık aşktan öte bir şey. Sen ona takıntılısın."
"Ne desen haklısın Ömer. Ben sigara içmeye gidiyorum."
Anıl ortamdan adeta kaçıyordu. Söylediğim şeylerde dibine kadar haklı olduğumu biliyordu ve bunların hiçbirini dinlemek istemiyordu ama gerçeği kafasına bir şekilde sokacaktım. Bundan başka şansım yoktu.
"Kaç tabi kaç. Her zaman yaptığın şey ama bu konuşma burda bitmedi Anıl. Şu an kapatacağım ama işimiz biter bitmez o taş kafana artık hayatına yeni birini alman gerektiğini sokacağım. Ya güzellikle olacak ya da zorla."
"Sen niye bu konuyu bu kadar takıyorsun ki?"
"Çünkü senin yerinde ben olsaydım sen benden daha çok takıp atlatmam için elinden geleni yapardın buna adım kadar eminim."
"Ama sen yine de bu konuya karışma Ömer. Çok hassas olduğum bir konu. Hazır sana her şeyi anlatabilmişken beni anlamaya çalış."
"Sen sigara içmeye gitmiyor muydun?"
Anıl göz devirip çıkışa doğru yürümeye başladığında ben de saate baktım. Yağmur büyük ihtimalle iki saate burda olurdu. Bunu düşünmek yüzümü gülümsetmişti.
Sanırım yarından itibaren duvar kağıdındaki kız iş arkadaşım ben de onun patronu olacaktım....