~KIRIK KALPLER SOKAĞI~

1670 Kelimeler
Bu hayatta bazen istediğin yerde olamıyordun fakat bir an geliyordu ki asla bulunamam dediğin o yerde kendini bulabiliyordun. Hayatı her zaman planlarla yaşayan bir insan olarak plan kurmamam ve hayatı akışına göre yaşamam gerektiğini bir kez daha anlamıştım. Normalde Mahirin baş başa yemek teklifti benim için ütopik bir hayalken şu an hayalini bile kuramadığım olayı yaşamaya gidiyordum. Mahirle haberleştikten sonra, hatırladığım mekana doğru yola çıkmış ve kısa sürede gelmiştim arabamı park edecek bir yer bulup park ettikten sonra Mahiri aramak için telefonu elime aldım. "Alo." "Mahir ağabey biz geldik mekanın giriş kısmında hiç park alanı yok arka tarafa doğru gel, ben aracımı park ettim bekliyoruz seni." "Ben de geldim sayılır, bir kaç dakikaya yanınızda olurum." tamam deyip telefonu kapatmıştım ki cimcime sonunda uyandı, hafif hafif ağlamaya başladığında yanında olduğumu belli edip ağlamaması için arabadan inip arka kapıya gittim. Kapısını açınca kucağıma almam için kollarını kaldırdı. "Günaydın miniğim, ne çok uyudun bugün. Gece uyuyamayacaksın bu gidişle." kucağıma aldığımda terlediğini fark ettim. Mahir gelmeden üstünü değiştirsem iyi olacaktı çünkü bu şekilde arabadan çıkarmam hastalığa açık bir davetiyeydi. Miniğimi arabaya tekrar bırakıp bagaja çantasını almaya yöneldiğimde Mahirin arabasını benimkinin arkasına park ettiğini gördüm. Arabadan inip bize yöneldi. O arada ben de çantayı alıp bagajı kapatmıştım. "Ela daha yeni uyandı, terlemiş üstünü değiştirelim de öyle geçelim içeriye." Mahir hızlıca yanımıza geldi, kızını özlemişti belli. "Çok teşekkür ederim Feride, beni nasıl bir zorluktan kurtardın bilemezsin. Seni biraz yorduk bugün. Ver çantayı kıyafetini ben değiştireyim, daha fazla yorulma." "Severek baktım lütfen daha fazla teşekkür etme, yorulmadım ama tabi sen değiştir." ben çantadan uygun kıyafetleri çıkarırken Mahir de kızının kıyafetlerini çıkarmaya başladı ancak devamını getiremedi, gün içinde uysal olan miniğim şu an çok huysuzdu. "Babacığım hadi çıkartalım üstünü." Mahir üstünü çıkarmaya çalıştıkça Ela çığlık atıyordu.Ben sıkıntının ne olduğunu anlamak için Elanın bakış açısına girdim. Minik beni görünce kollarını kaldırdı. Bu Elanın dilinde beni kucağına al demekti. "Hayır Ela önce üstünü değiştireceğiz." Mahirin tekrar yönelmesiyle Ela bir çığlık daha attı ve ilk kelimesini söyledi. "Anne.." bana bakıp kollarını kaldırıyordu. Bize mi anne dedi Feride. Yok bence yanlış duyduk. Mahirin Elaya yönelen elleri havada asılı kaldı, ben ise benim varlığımı unutmaları için nefesimi tuttum. İkimiz de bir kaç saniye hareketsiz kalmıştık ki Elanın bir kez daha attığı çığlıkla kendimize geldik, "Anne" ağzından kelimeyi tam çıkaramıyordu ancak ne dediği bariz belliydi , bu sefer çığlığının yanına ağlaması da eklenmişti. İçinde bulunduğum durumu idrak etmemle gözlerim dolu dolu oldu, miniğim bana anne diyordu. Mahirin bakışları bana döndü, ne o konuştu ne ben. Mahirin yana kayması için Elaya daha çok yaklaştım, ağlıyordu küçüğüm. Mahir ona yönelmemle uykudan uyanmış gibi yana kayarak bana yer açmıştı, "Gel miniğim üstünü değiştirelim." ben konuşunca Elanın da ağlaması kesilmişti, Mahirin arkamda kalmasını fırsat bilerek gözlerimden benden izinsiz dökülen bir kaç damla yaşı sildim ve miniğimin kıyafetlerini değiştirdim. Ben işimi halledene kadar kimseden ses çıkmadı Ela da bir kez daha ağlamadı. İşimi halledip önce çantamı sonra miniğimi kucağıma aldım, doğrulup arabanın kapılarını kilitledim. Mahire döndüğümde oldukça karmaşık bir şekilde bizi izlediğini görmüştüm ancak yüzünde daha çok üzgün bir ifade barındırıyordu. Elanın annesizliği yüzüne vurmuştu ve bununla nasıl başa çıkacağını bilemiyor gibiydi. Sesimi bulmak için boğazımı temizledim ve Mahire yönelik konuştum, "Mahir ağabey, muhtemelen son günlerde Asiye teyzeden veya İpekten başka bir kadın figürü görünce beni farklı bir yere koydu." Mahir durgun bir şekilde kafasını salladı, "İlk kelimesi anne oldu..." ben de durgunlaştım, bebeğinin annesi aklına gelmişti muhtemelen, hala seviyor olabilirdi ,belki de onun için üzülüyordu şu an. Ortamdaki kasvetli havayı dağıtmak için konuştum, "İçeri geçelim mi, hava akşam üstü biraz serinledi, Ela hasta olmasın şimdi." burukça gülümseyip başını peki anlamında salladı, "Bana çantaları ver istersen, malum kızım babasına gelmek istemiyor hiç değilse onları taşıyayım." Çantaları Mahire uzatıp içeri geçtim. O da arkamdan geliyordu, önüme geçip bir masaya yöneldi ben de kucağımdaki Elayla onu takip ettim, Ela kendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu, Mahir karşıma oturmuş üzgün gözlerle kızına ve bana bakıyordu. Ben ise sanki ona ait bir şeyi çalmış gibi hissediyordum bu his oldukça kötü bir histi. Garson geldi siparişlerimizi verdik daha fazla Mahirin mahzun haline dayanmayıp konuşmaya başladım, “Ela sanki biraz sakinleşti, çağırmak ister misin? şimdi gelir belki kucağına.” Ela kendi adını duymasıyla bana döndü, Mahir de ayaklandı gözlerinin içi parlamıştı, “Bence de uykudan yeni uyanmıştı, ondan öyle huysuzdu benim kuzum.” Mahir kendini kandırıyor Feride, çocuğu basbayağı bizi annesi yerine koydu. Düşüncelerime gülmemek için kendimi zor tuttum, miniğim resmen bana anne demişti. “ Gel kızım babaya, gel bitanem.” Ela kollarını uzatmış onu kucağına almak için hazır bekleyen babasına baktı, ben de küçücük çocuk sanki anlayacakmış gibi arkadan gaz veriyordum , “Hadi miniğim bak baban seni çok özlemiş, git babana. Babası gel gel yap Ela senin kucağına gelecek. Di mi miniğim.” Mahir heyecanlanıp hemen söylediğimi yaptı, bu halleri bana çok komik gelmişti gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Oh olsun ona Feride, bizi ağlattığı günlere saysın. Ela babasının konuşmasına daha fazla dayanamayıp arabada yaptığı gibi çığlık attı. Yerimden sıçramıştım, sesi de epeyce yüksekti miniğin. Ağlayacak korkusuyla hemen Mahirin kolunu tutup indirdim, “Tamam sen yerine geç, karnı doyunca kendine gelir. Aç şimdi ondan böyle muhtemelen.” Mahir hüsrana uğramış bir şekilde yerine geçti, normalde babasına çok düşkün bir bebekti bugün ki halleri pek normal değildi, Babasının bizi üzdüğünü mü hissetti acaba? Mahire döndüm, Elanın yemek yemesi için bir sandalyeye ihtiyacı vardı, “Mahir ağabey sen garsondan bir bebek sandalyesi iste istersen.” Mahir söylediğimi hemen yapmış garsondan sandalye istemişti. Ayağa kalkıp Elayı sandalyeye oturttum bu sefer sıkıntı çıkarmamıştı. Ellerini masaya vurup bir şeyler anlatmaya çalıştı, “Ma ma ma ma” güldük, “Bak acıktı dedim sana, ondan böyle huysuz.” “Dediğin gibi acıkmış kızım, yemekler gelsin de karnını doyursun.” Yemeklerin gelmesini beklerken önümde duran bardaktan bir yudum su aldım ancak yutamadan Ela yine yaptı yapacağını, “Anne ma ma ma ma ma” içtiğim suyla boğuluyordum az daha, Biz ne günah işledik de bu kız bugün babasının yanında bizi böyle utandırıyor Feride? Ne denirdi ki şimdi, ne diyeceğimi nasıl bir cevap vereceğimi düşünüyordum ki bir şey söylememe gerek kalmadan kurtarıcım olan garson yemekleri getirdi. Mahire bakmamak için tabağımdaki yemekten küçük küçük parçalar ayırıp ek olarak istediğimiz küçük servis tabağına küçük küçük dilimlediğim yemekleri koydum. Elanın çantasından plastik çatalını çıkardım ve yemekle beraber önüne indirdim. Ela yemeği görünce ellerini çırpmıştı. Gülümsedim,acıkmıştı fındık kurdumuz. Kendimden geçmiş bir şekilde Elayı izlerken kafamı kaldırmamla Mahirin gözlerini dikmiş bana baktığını gördüm, Bu adam bize niye böyle bakıyor Feride. Nasıl bakıyor? Böyle işte kızgın boğa gibi, gözleri de bir garip. Göz rengi böyle koyumuydu bu adamın? Elim ayağım birbirine dolaştı, “Mahir ağabey, niye başlamadın?” Bakışlarını hiç çekmeden aynı şekilde konuştu, “Seni bekliyorum.” “Teşekkür ederim,hadi başlayalım.” Sesim git gide kısılıyor muydu yoksa bana mı öyle geliyordu, “Kızıma ne yaptın Feride, Ela anneme ve İpeğe bile çok zor alıştı. Sen gelip bir kaç haftada nasıl kendine bağladın.” Senin gibi değilmiş kızın , sen yıllardır önündeki cevheri göremesen de kızın hemen gördü ve bağlandı de. Boğazımı temizledim, “İpek ve Asiye teyzeden farklı bir şey yapmadım. Ama biraz önce de dediğim gibi.” Nefeslendim artık açık açık söyleyecektim, “İkisinden farklı bir kadın figürü görünce annesi yerine koydu beni demek ki.” Mahirin kaşları şaşkınlıkla kalktı, “Annesi yerine koydu seni demekki?” Yaşlanmış bu, kulakları da duymuyor galiba. Kızı yanında kaç kez anne dedi bize ,hala annesi yerine koydu seni demek ki? Diyor. Başım dik konuşmaya devam ettim, “Evet.” Sesli bir nefes verdi, sinirlenmişti, “Ah Feride ah! Yemeğimizi yiyelim soğumadan afiyet olsun.” Bu ne şimdi? Bu tavrına gözlerimi devridim, benim suçum neydi? Ne yapmıştım? Kızını sevmiş, annesine, kardeşine yeri gelince de kendisine yardım etmek için kızına bakmıştım. Her şey karşılıklıydı, verdiğim sevgiyi de kızı tarafından geri almıştım. Neydi beni suçlu yapan, annesiz bir yavruyu sevip onunla zaman geçirmek mi? Tutamadım kendimi, eski Feride olsa asla cevap vermezdi fakat yeni Feride üzülmeyi de hor görülmeyi de kaldıramadı, “Neye sinirlendiğini anlayamadım Mahir ağabey?” Gereksiz bir şeye cevap veriyormuş gibi kafasını kaldırmaya bile tenezzül etmedi, keyifle yemeğini yerken, “Sinirlenmedim Feride ,yemeğini ye.” Bu galiba bizim onu yeni tanıdığımızı sanıyor ,bas bayağı sinirlendi. “Emir mi veriyorsun şimdi de? Bir şey soruyorum kafanı kaldırıp doğru düzgün cevap dahi veremiyorsun.” Kafasını kaldırıp gözlerimin en içine baktı, “Demek ki kafamı kaldırıp cevap vermeye değer görmüyorum.” Sözleriyle beynimden vurulmuşa döndüm.Gözlerim doldu, istemiyordum artık bu adam tarafından ağlatılmak, güzel geçti dediğim günü bilerek veya bilmeden işte böyle rezil ediyordu. Ağlamamak için derince nefeslendim, “Kızını seviyorum diye mi sinirlendin, yoksa annesi tarafından terkedilmiş bir çocuğun senin için hiç bir şey ifade etmeyen bir kadına anne demesine mi? Aslında dur ya ben bu geçen sürede senin karakterini unutmuşum , senin sinirlenmen için her hangi bir nedene ihtiyacın yoktu değil mi.” Çantamı toplarken konuşmaya devam ettim, “İnan sana senin gibi cevap verirdim fakat karakterim buna el vermiyor söyleyeceğin tek şey şu, düşün. Düşün Mahir ağabey bu çocuk bana neden anne dedi düşün. Bu kadar kısa sürede neden bana bağlandı veya beni neden sana tercih etti? Bunların hepsini düşün.” Ayağa kalktım, “Otur yerine Feride nereye gidiyorsun?” İpeğin de dediği gibi bu erkekler gerçekten aptal Feride. “Sağ ol doydum, yediğim laflardan yemeğe yer kalmadı. ” Gözlerinde küçücük bir pişmanlık aradım, yoktu… Neydi bu kadar kendine güvenmesini sağlayan, kimsesiz olmam mı yoksa benim onu sevdiğimin farkında olması mı? Her ikisi de bana böyle davranabileceği anlamına gelmezdi, karşısında artık eski Feride yoktu. “Bu günü asla unutma Mahir ağabey.Karşıma geçip af dilediğinde sana bu günü hatırlatacağım.” Son sözlerimi söyleyip çekip gittim arkamdan adımı sesleniyordu, miniğim de ağlıyordu fakat dönemezdim. Feride Ela çok ağlıyor. Kendimi telkin etmek için sessizce fısıldadım, “Babası yanında bir şey olmaz.” Onun babası yanındaydı peki ya ben, benim yanımda kim vardı? İçli bir şekilde nefeslendim. Bu dünyada en kötü şey sanmak Feride. Bir şeyler düzelir sanmak, insanlar değişir sanmak. Sevdiğin seni sever sanmak. Sanmak bizi bitirdi Feride. Sanmak bizi bitirdi…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE