Hayaller💔

1182 Kelimeler
Yazar Anlatımı Güven, Zeliha’nın anlattıklarını dinlerken içindeki öfke boğazına düğümlenmişti. Yumruklarını ne kadar sıktığını ancak tırnaklarının avucuna acı vermesiyle fark etti. Kendi bedeninde bir yerler kasılırken, sanki her kelime… onun ruhundan bir parçayı söküyordu. Bu nasıl bir acı? Bir insanın başına nasıl bu kadar şey gelir? Ve o hâlâ karşımda oturup güçlü görünmeye çalışıyor… Lan nasıl dayanabildin Zeliha? Nasıl hâlâ nefes alıyorsun? O düşünürken bir anda gözleri Zeliha’nın sigara içen titrek parmaklarına kaydı. Parmaklar… kırılmış bir geçmişin izlerini taşıyordu. Yüreği burkuldu. Kalktı ve yavaşça onun elinden sigarayı aldı. Söndürdü. Bir şey demedi önce. Ne desin ki? Bazı acıların karşısında kelimeler… küçücük kalıyordu. Bir abi nasıl bu kadar acımasız olabilirdi ki?? Sadece ona baktı. Gözlerinin içine. Kaçmadı. “Zeliha…” dedi sesi derin ve karanlık bir yerden gelircesine. “Sen ölmemişsin. Ölen insanlık.. Bir yerde bir günah varsa o herkesindir.. 'Her koyun kendi bacağından asılır' derler ya inanma. O kuyunu as mahallenin ortasına tüm mahalleyi kokutur.. Sana yardım elini uzatmayanların insanlığı ölmüş.. ” Zeliha başını yana eğdi. Gülmeye çalışır gibi yaptı ama yüzüne ulaşmadı o gülüş. “Yaşıyor muyum yani sence? Peki neden hiçbir şey hissetmiyorum?” Güven’in içindeki bağırma isteği dudaklarının kıyısına geldi: "O herifler yüzünden! Ailen yüzünden! O pislik Murat yüzünden! En çokta umut verip, umudunu elinden alan Tolga şerefsizi yüzünden.." Ama kendini tuttu. Zeliha’nın yaralarına kendi öfkesiyle dokunmak istemiyordu. Yanına, çok yakınına oturdu. Dizleri birbirine değiyordu artık. Göz göze geldiler. “Sen hâlâ buradasın. Karşımda. Konuşuyorsun, nefes alıyorsun. Ve savaşmaya devam ediyorsun. Farkında değilsin ama… bunu herkes yapamaz. Pek çoğu çoktan pes ederdi.” Zeliha bakışlarını kaçırdı. Güven izin vermedi. “Elini ver.” Ne olduğunu anlamadan, refleksle elini uzattı. Güven avucunun içine aldı. Sıcak değil… yanıyordu resmen. Ne kadar zaman boyunca titreyerek sigara tutmuş olabilirdi? “Baksana…” dedi Güven yumuşakça. “Bu eller ne kadar korkunç şeyler yaşasa da hâlâ güzel. Hâlâ güçlü.” Zeliha’nın gözlerinden bir damla yaş kaydı. Hızlıca silmeye çalıştı ama Güven görmüştü. “Ben güçlü değilim…” diye fısıldadı Zeliha. “Sadece… alıştım.” Güven başını olumsuz anlamda salladı. “Hayır. Alışmak güçsüzlerin işidir. Sen direndin. Hiçbir şey bitirmedi seni. Hiç kimse tüketemedi. Sen, kimsenin görmediği bir karanlıkta yalnız başına ayağa kalktın.” Zeliha konuşmak istedi ama kelime bulamadı. Güven devam etti: “Ve bu… seni tanıdığım en cesur insan yapıyor.” Güven yutkundu. Yıllardır sustuğu duygular dilinin ucuna kadar gelmişti şimdi. Ama şimdi hiç zamanı değildi. Güven hafifçe gülümsedi. Ama o gülümsemenin arkasında fırtınalar kopuyordu. Onu inciten her kim varsa… Onu kıran kim varsa… Bir gün karşılarına çıkacaktı. Her günah sırasını beklerdi. Tıpkı ölüm gibi.. Güven’in listesi gittikçe kabarıyordu.. Bazıları bu dünyada olmayı hak etmiyordu.. Onlar yüzünden bu dünya bu kadar kötüydü.. Güven biliyordu ne kadar teselli cümleleri kullansa da Zeliha’nın gözlerinde ki acı geçmeyecekti.. Kendi acısını saklamayı çok iyi öğrenmişti.. Ama acılı insanı gözlerinden tanırdı.. Zeliha bir kez daha geçmişin yükü altında ezilmişti. Abisinin sesi hala kulaklarında çınlıyor gibiydi.. Kaç kez kabus olup üzerine çökmüştü.. Bir kez daha yaşadıklarını düşündü. Gerçekten namussuz olan kendisi miydi? Murat her haltı yiyip bir de gidip ailesine kaçtığını söylemişti.. Kendi elleriyle verdiği evladına öldü demişti.. Zeliha hala elinin Güven’in elleri arasında olduğunu fark edince kalbi gereksiz bir heyecanlandı bir anda.. Bir anda geçmişi unutup ana odaklandı. Hatta bir geleceği olur mu diye düşündü.. Göz ucuyla ellerine bakıp ah çekti.. Olmayacağını biliyordu ama işte kalp denen şeyde çokta nankördü. Hep bir umudun peşinde koşmayı seviyordu.. Zeliha ellerini istemese de çekti. "Ben biraz üşüdüm galiba içeri geçeyim.. Hem saatte geç oldu. İyi geceler.." diyerek kalktı. Güven "Sana da iyi geceler" dese de ikisi içinde iyi bir gece olmayacağı belliydi.. Zeliha içeri girince Güven önce telefonunu alıp Önder'i aradı. "Şimdi sana bir isim bir de adres vereceğim. Bu kişiler hakkında bilgi istiyorum. Ne yapıyor, ne ediyorlar. Evden kaçta çıkıp kaçta giriyorlar. Yediklerine kadar bilmek istiyorum. Bir hafta içinde öğren bana dön. " deyip telefonu kapattı. Bakalım, bakalım... Bu şerefsizler ne yapıyorlar... Güven’in en sevdiği şeylerden biriydi intikam almak.. Güven telefonu cebine koyduktan sonra bir süre olduğu yerde kaldı. Soğuk gecenin ayazı yüzüne çarparken, az önce Zeliha’nın avucunda hissettiği o yanmayı düşündü. O avuçların neler tuttuğunu… hangi çığlıkları içine hapsettiğini tahmin etmek bile insanı delirtiyordu. Sigaranın izmariti yerde hâlâ tütüyordu. Eğildi, onu da çiğneyip tamamen söndürdü. Keşke geçmişin acılarını da söndürebilseydi.. Keşke o acılar en olmadık yerde kor olup alevlenmeseydi.. Zeliha odasına girdiğinde ışığı dahi yakmadan yatağına uzandı cenin pozisyonun da. Yine üzerine battaniyesini çekti kafasına kadar.. Kendini en güvende hissettiği yerdeydi. Kimse korumamıştı, şu battaniyenin koruduğu kadar. Kimsenin vermediği güveni şu battaniye veriyordu. Tabi bir de şimdi Güven vardı.. Ona da üzerinde ki battaniye kadar güveniyordu.. Ama bir kaç ay sonra bu anlaşma bitecekti. O zaman ne olacak diye düşündü bir an.. Güven söz vermişti bu hayata bir daha düşmeyeceğin tüm imkanları sana vereceğim diye.. İstediği bir yerde ev ve geçimini sağlayacak bir iş kurma imkanı demişti. Ara ara konuşup ne iş yapabileceğine karar vermeye çalışıyorlardı.. Zeliha’nın bildiği bir iş yoktu aslında. Ama çalışıp parasını alnının teriyle kazanmak istiyordu. Başkalarının vücuduna bulaştırdığı terle değil.. Aklına en yatan şey yemek yapmaktı. Güven yemek kurslarına gidip eğitim alırsan çalışacak iş imkanın olur demişti. Burayı sevmişti.. Belki burada kalırdı. Küçük bir ev, birde iş bulduktan sonra hayat güzelleşirdi.. Tüm bunları düşünsede kalbi imkansız için atıyordu. Ya Güven gitmez burada kalırsa.. Yine çalışırım diye aklından geçirdi.. Belki ikisi sıfırdan yeniden başlardı.. Güven oturup kitaplarını yazardı.. Zeliha'da hem çalışır, hem de Güven'in sığınağında yaşar giderdi.. Umut bu ya bir an hayal etti.. Güven'le evlenmiş hatta çocuklarının olduğunu.. Önce bir erkek çocuğu olsun istedi. Ona öğreteceği çok şeyi vardı.. Kadınlara nasıl davranması gerektiğini öğretecekti. Hayvanları sevmesini öğretecekti.. Sonra bir kızı olsun istedi.. Korktu önce ya kızımı koruyamazsam diye.. Ya benim yaşadıklarımı yaşarsa diye.. Bu hayatta en zor kadın olmaktı.. Umutsuzluğu silip kızını düşündü.. Ona kimseye güvenmemesi gerektiğini öğretecekti.. Erkeklerin iki yüzlülüğünü... Zeliha gözlerini kapattığında bile hayallerinin sıcaklığı yetmedi içini ısıtmaya. Yastığa düşen bir damla yaş, sessizce battaniyenin içine karıştı. Ben kimim ki böyle şeyler isteyeyim? İşte o soru… Boğazına düğüm olup her gece cevapsız bırakıyordu onu. Ama yine de kalbi… akılsız bir at gibi koşmaya devam ediyordu hayalin peşinden. Bir süre sonra göz kapakları ağırlaştı, karanlık onu içine alırken tek bildiği şey şuydu: Yarın yine uyanacak. Yine savaşacak. Bu bile başlı başına cesaret değil miydi? Bazı cesaretler sadece yaşamak kadar basitti.. Belki de bu karanlık dünyada en büyük cesaret yaşamaktı.. Aynı anda, dışarıda Güven hâlâ bahçede bekliyordu. İçeri geçmek aklının ucundan bile geçmedi. Sanki bu soğuk, kafasının içindeki fırtınayı biraz olsun durdurabilirmiş gibi. Gökyüzünde ay, sanki onun öfkesine ortakmış gibi soluktu. Zeliha’nın son sözleri, yüzündeki o sahte gülümseme, titreyen sesi… Güven yumruğunu sıktı. O şerefsizlerin nefes aldığı her saniye ona azap gibi geliyordu. Çenesini gergin bir şekilde sıktıktan sonra yavaşça başını kaldırdı. “Bir daha kimse seni incitemeyecek, Zeliha.” diye fısıldadı kendi kendine. “Ben izin vermeyeceğim.” Güven adımlarını ağır ağır attı eve doğru. Karanlık koridora girerken içinden geçen tek şey vardı: Önce affedemediğin kendinle yüzleşeceksin, Güven. Sonra onların yüzüne bakacaksın… o bakışı asla unutamayacaklar. O gece, aynı evin iki odasında iki kalp aynı ritimde attı. Korkuyla umut arası bir yerlerde… Öfkeyle sevgi arası bir çizgide… Kader ise yeni senaryoları çoktan yazmıştı bile...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE