"O zaten orta parmağınız." Dediğinde parmağımı gözümün önüne kaldırdım, sonra omuz silkerek kalabalığa göz gezdirdim. "Oradaki beni kocam!" Diye bağırdım, bana döndü bakışlar. "Görüyor musunuz ne kadarda heybetli! Benim kocam o benim! Hadi bahse girelim benim kocam kzanacak ben on bin TL koyuyorum ortaya kaybederse ben öderim size ama kazanırsa hepiniz basarsınız 50 biner TL!"
"Bu nasıl bahis kardeşim!" Diye itiraz etti biri. Neyi vardı ki?
"Tamam abicim sen yüz bin bas benim kocama ona az gelir zaten," dediğimde söylendiler. Çantamın ağzını açtım ve tek tek dolanmaya başladım insanların önünde, "hadi ablacım hadi koy şuraya kocam kazanacak görmüyor musun ver gönlünden ne geçiyorsa o kazanırsa iki katını alırsın bak kaybederse beş kuruş alamazsınız!" Dediğimde kararsız bakarlarken gözleri bir bana bir adamı berbat eden Boran'a gidiyordu. Bir anda herkes para koymaya başladı çantama deste deste öyleki kapanmıyordu.
"Sizde amma meraklıymışsınız dövüşe kardeşim!" Dedim sitemle o bana karşı çıkan adama geldiğimde, "Sen yüz bin vereceksin!" Dedim.
"Yok ya niye ben tek bu kadar çok veriyorum?"
"Çok mu? Ay sen nasıl zenginsin be Tl nin zaten değeri yok bir yemek parası senin için bu yemek! Ey ahali duyun duyun aranızda fakir zengin kol geziyor faki-"
"Tamam tamam! İban at o kadar nakit yok!"
"Ya bırak! Ne ibanı nakit yokmuş koy şuraya cebindeki dört bin doları yeterde artar!" Dediğimde morarmıştı rezil olmamak için cüzdanını çıkardı ve dolar destesini sayarken elinden kaptığım gibi çantaya attım. Engel olamadı bile.
"Hadi Boran hadi!" Diye bağırdım ona yaklaşarak. "Kazanmak zorundasın, zengin olduk oğlum zengin! Sakin kaybedeyim deme bak yatırmam seni yoksa yanımda!" Küfürler ederken beni duymadı bile. Bahsi doğru oynadığım konusunda hâlâ kararsızdım ama...
Ateş basmıştı bedenimi acayip derecede sıcaklığımı hissedebiliyordum nabzımın seyri değişmiş, salon etrafımda dönüyordu. Salondaki o kısık sesle başlayan şarkı beynime girdi yavaş yavaş, nerden buldum bilmiyorum bir bardak içecek daha almıştım, çantayı elimde sıkıca tutarken bir sandalyeye çıktım.
Çalan o şarkıyı Naughty Girl remiksliydi üstelik onu söyleyerek ahenkle sallanmaya başladım.
Fazla ateşli sözler olduğunun bilincinde kendimi durduramayarak yüksek sesle bağırarak bağıra söylerken bakışlar bir bana dönüyordu bir de çok güzel kavga eden kocama.
"Tonight I’ll be your naughty girl.
Bu gece senin terbiyesiz kızın olacağım.
I’m calling all my girls.
Tüm kızlarımı çağırıyorum.
We’re gonna turn this party out.
Bu partiyi açacağız.
I know you want my body.
Biliyorum vücudumu istiyorsun."
Boran'ın gözleri keskin yırtıcı bir kartalın bakışları kadar etkili bir şekilde baktı bana, elindeki adam cansızca yerde yığılmış duruyordu ben ise hâlâ kıvırarak şarkıma devam ediyordum sırıtarak.
"I love to love you baby.
Bebek, seni sevmeyi seviyorum."
"Napıyorsun lan sen!" Diye bağırdı beni telefonuyla çeken bir adama ve anında onun üzerine atılıp telefonu aldığı gibi parçalara ayırdı, baskın sert adımları bana yöneldiğinde gözlerim karardı bir an için. Neler oluyordu kavrayamıyordum bile tam olarak.
"Ağhh!" Çığlık attığım sıra baş aşağı birinin omzunda duruyordum.
"Katil olma sebebimsin lan katil!" Diye bağırıyordu biri.
"İmdat!" Diye bağırarak çırpındım, "İmdat, kaçırıyorlar beni! Boran! Karını kaçırıyorlar aptal herif!" Üst üste vurmaya başladım adamın sırtına. Saçlarım önümü kapattığından kimseyi de göremiyordum. Bacaklarımdaki eli sıkılaşıp beni tutmaya çalıştı bu her kimse.
"Kimsin be sen kimsin! Adam kaçırıyorlar niye izin veriyorsunuz pislikler!.. Boran! Kaçırıyorlar beni kurtarsana!"
"Ulan sus sana bi' sus!" Diye bağıran Boran'dan başkası değildi.
"Boran?" Dedim şaşkınlıkla. Baş aşağı olmak ve sürekli sarsılmak hiç iyi gelmemişti. "Neredesin Boran?"
"Gece sus, polislere yakalanıp günlerimizi karakollarda geçirmemizi istemiyorsan rahat dur!" Diye bağırdığında merdivenleri bitirmiş mekandan çıkıyorduk.
Elimle belini sıkarak yokladım, küfür etti, "Aa! Kocam kacırıyormuş beni, sorun yok tamam sakin olun!" Diye bağırdım mutlulukla.
Ama aklım çok karışmıştı.
"Bizim kabanları ver hemen!" Diye bağırdı birine sonra kabanları diğer omzundan atarak sallandırdı.
Dışarı çıkar çıkmaz soğuk bir hava karşıladı bizi, tüm tüylerim ürperdi, başımı kaldırıp etrafa bakarken sokağı döndüğümüz gibi polis arabaları durmuştu sokakta.
"İşte burada," diye mırıldandığında Boran, durdu, "Ay sonunda midemi karman çorman ettin!" Beline baskı uygulayarak doğrulamaya çalıştığımda pat diye arabanın arka koltuğuna sokulmuş bırakılmıştım, kabanlarımızıda üstüme bırakmıştı öylece. Kapıyı sertçe kapattı hemen. Çantamı kolumdan savurarak bıraktım o sırada Boran'da aceleyle ön koltuğa geçtiğinde araba anında yol almaya başlamıştı.
"Koduğumun piçi, senin ben sülaleni silkicem ben sülaleni!" Diye bağırdı arabanın içinde. Üstümdeki kabanları firlatırcasına attım, ayağımdaki topukluları ayaklarımı birbirine sürterek çıkardığımda koltuğun önündeki boşluğa düştü. Tutunmakta zorlanarak şöfor koltuğunu tutarak doğruldum arka koltukta.
Elbisemi dizlerimin üstüne kadar toplayıp iki koltuk arasından başımı öne doğru uzattım bir anda, "Sen beni nasıl bir çanta gibi arkaya atarsın!" Diye konuştum dilim dolanarak.
"Otur yerine, bunun hesabını sana ayrı soracağım! Nasıl alkol alırsın sen! Ulan sadece bir kaç dakika ayrıldım lan yanından bir kaç dakika!"
"Bağırma bana! İçki falan içmedim ben hem, haram haram nasıl içeyim."diye karşılık vermeye çalıştım. Sonra ayağımın birini ön koltuğa uzatmaya çalıştığımda ayağımı tutarak engel olmaya çalıştı.
"Ya bıraksana!"
"Otur oturduğun yere kaza yapacağız bak!"
Ona direnerek ayağımı ön koltuğa attım, "Ben eşya değilim, senin malın hiç değilim beni öylece arkaya atamazsın!" O ne kadar engel olmaya kalksada diğer ayağımıda attım kendimi ön koltuğa itecektim ki ani manevrası yüzünden geriye doğru sendeleyip tam onun kucağına oturdum.
"Direksiyon kemiğimi acıttı," diye sızlandım belimin yanını tutarak.
Boran hayretler içinde bakıyordu bana. "Sabır ver Allah'ım!" Diye mırıldandı sesli bir solukla.
Elinin biri direksiyondayken diğerini belimden geçirip yukarı doğru çekiştirerek kucağında oturuşumu düzeltti, "Rahat dur sakın kıpırdayayım deme!" Diye uyardı çatık kaşları ile.
Ayaklarımı uzattım iyice, saçlarımı olabildiğince geri attım. "Bir filmdede böyle bir sahne vardı biliyor musun?" Dedim heyecanla, ellerimi boynuna sardım ve yaklaştım yüzüne, "Rahat dur demiştim üstüne basa basa!" Diye tısladığnda gözleri yoldaydı sadece. "Niye sürekli bağırıp duruyorsun bana..." Yüzüm düşmüştü.
Bakışları bana değdi zaten dibindeydim buda onu iyi hissettirmiyordu. "Resmen sarhoş olmuşsun, birde konuşuyor musun hâlâ! Üstelik- üstelik nasıl dans edersin sandalye tepelerinde!" Bağırmamam için direniyordu ama bağırsa daha az korkardım.
"Tonight I’ll be your naughty girl...
(Bu gece senin terbiyesiz kızın olacağım)" diye şarkının en can alıcı kısmını dillendirdiğimde Boran nefesi tıkanmış halde direksiyonu sıktı.
•••••
Gece adamın gözlerinden adeta ateş çıkaracağını fark ettiğinde ellerini yanaklarına koyarak sevdi yavaşça, "Sakin ol Boran, sakin..." Dediğinde, sabır çekti üst üste Boran. "Güzel dans ediyordum değil mi?"
"Gece!" Diye bağırdığında eliyle ağzını kapadı adamın, "Şşht, başım dönüyor sus bakalım!" Dediğinde Boran'ın dillendirdiği tek şey; "Allahım sen sabır ver!" Demekti.
Gece başını adamın omzuna yasladı dalgınca, kafası fazlasıyla dönüyor ve bilinci kayboluyordu iyice. Boran eliyle kızı iyice sarıp tutarken düz yolda hızını artırdı durumu hiç iyi değildi ama dayanmaya çalışıyordu. Direksiyondaki elini arabanın arama ekranına koyup Özgür'ü aradı anında.
Telefon ikinci çalışta açılmıştı, Boran gözleri yoldan ayrılmadan konuşmaya başladı. "Senden çok acil bir şey isteyeceğim aç kulağını iyi dinle!"
"Ne halt ettin acaba bu sefer?!"
"Kes sesini de dinle!" Diye konuştu sinirle Boran, Gece homurdanarak başını adamın boynuna gömdüğünde sırtını okşadı kadının.
"Biz şu sergiye gittik orada bir tatsızlık çıktı ben bu ressam kılıklı piç herifin taşaklarını söktümde eline verdim! O sırada oradaki diğer piçlerde benle Gece'nin videosunu falan çektiler galiba, hiçbiri yayınlanmadan hepsini bul sil hemen onları!"
"Ne diyorsun lan sen," diye cevap verdi hayretle Özgür, "ne sanıyorsun sen bizi oğlum uluslar arası hacker falan mı? Ben ne bileyim kim neyle neyi çekmiş, nereden bulupta birde sileyim!"
"Ulan delirtme beni kırk yılda bir halta yarayacağın çok konuşma! Ne yaparsan yap ne bilim ben telif hakkı de soruşturma başlat gerekirse o videolar yayınlanmadan silinecek Özgür ne yaparsan yap!" Diye bağırarak kapatmıştı telefonu.
"Ah Gece ah! Ne işin vardı da dans ediyordun nasıl içersin sen nasıl!"
Gece başını kaldırdı adamın boynundan, saçları yüzüne dağılmış göğüslerini kapatıyordu, "Ben seni destekliyordum Boran," ah tıpkı mızmızlanan çocuklar gibi Boran diyordu ve Boran adını ondan her böyle duyuşunda içi eriyordu sanki.
"Gördüm nasıl desteklediğini," diye homurdandı gözünü yoldan ayırmadan. Gece Boran'ın yüzünü tutarak kendine çevirmeye çalıştı, "Bana baksana Boran," diyordu.
"Kazamı yapalım istiyorsun rahat dur otele gidince ne yaparsan yaparsın!" Diye sert bir dille konuştuğunda Gece omuzlarını düşürerek başını tekrar adamın boynuna gömdü, Boran ise boynunu tersi yöne gererek ona yer açmaya çalışıyordu.
"Boran," diye mırıldandığında Gece, sabırla gözlerini kapatıp açtı, daha bir kaç saniye olmamıştı başını boynuna gömeli. "Çok sıcak oldu, çok sıkıldım böyle durmaktan," doğruldu bir anda Gece, eli askılarına gittiği an araba sağa sola sarsıldı.
"Rahat dur diyorum sana çıkmayacak bu elbise!" Diye bağırdı Boran, Gece'nin tutup indirmek için hazırladığı askıyı omzundan düşürmesine izin vermemeişti.
"Sen beni sevmiyorsun!" Diye cırladı bir anda. Boran irileşen gözlerini dikti onun gözlerine. "Sevsen böyle davranmazdın!" Bir anda ağlamaya başladığında ise gözünden düşen iri damlalarla eli ayağına dolaştı Boran'ın.
"Saçmalama yavrum, ne demek sevmiyorum! Hastayım diyorum ben sana hasta!" Diye anında onu ikna etmeye çalışırken otele yaklaşmışlardı, Gece omuz silkerek gözlerini ovalamaya başladı, sahiden ağlıyordu hemde hıçkıra hıçkıra.
"Yalan söylüyorsun! Sevseydin bağırıp durmazdın bana, bu mu senin sevgin?! Söyle ne kadar seviyorsun o zaman beni?!" Aniden böyle bir çıkış beklemediği için duraksasada, "Ölçüsüz!" Demişti Boran.
"Seni sevmemin bir ölçüsü yok ki, öyle sonsuz ki hiç bir kalıba sığmadan yaşıyorum seviyorum seni." Dudaklarını kızın şakağına bastırdı ancak Gece omuz silkti ağlaması dursada kollarını göğsünde birleştirmişti.
"Sevmiyorsun işte, ne kadar sevdiğini bile söyleyemiyorsun!"
"Sen bu kafadayken ben sana ne desem boş zaten..." Diye homurdandı Boran. Arabayı zor bela otele sürebildiğinde vale arabayı almak için bekledi ancak arabaya binmek kadar inmekte zahmetli olacaktı. Önce kadının dizlerinin üstüne kadar sıyrılmış eteğini göz ucuyla bakarak çekiştirerek düzeltmeye çalıştı.
"Bacaklarıma dokunmak için böyle bir şey yapmana gerek yoktu," dedi sırıtarak Gece, sağ bacağını dizinden kırıp yükselttiğinde Boran anında bacağını tutarak düzeltti öfkeyle baktı Gece'ye. "Bana bak kadın! Sınama beni kafan yerinde değil yemin ederim bu yaptıklarını ödetirim sana!" Yerine sindi Gece huysuzca.
"Boşuna kucağıma yerleşme geç yan koltuğa aşağı ineceğiz," derken Boran, karısının saçlarını geriye doğru çekmeye başladı. Ancak Gece omuzlarını silkip kakmak yerine daha da sarındı adama, kollarını boynuna sıkıca doladığında kalmıştı öylece Boran. "Kucağına al beni, inmek istemiyorum lütfen!"
"Sen içinde kaç farklı kişilik taşıyorsun yavrum böyle?" Şaşkındı Boran insan alkol alınca elini kaldıramazdı bu kadın yerinde durmak ne bilmiyordu üstelik kişiliği bile değişmişti. "Normalde elini tutmama bile homurdanır söylenirsin şimdi kucağımdan inmek istemiyorsun," boynundaki kollarını okşadı dudaklarını yanağına sürttü kadının saçları yüzünün her yanindaydı ve kokusu deli ediyordu. "Kendine geldiğinde yine böyle davranırsan seni paramparça ederim," dedi boğuk bir tonda.
"Taşıyacak mısın odamıza kadar?" Diye sordu her şeyden bağımsız Gece, Boran burnundan güler gibi ses çıkardı. "Sen ne istedin de ben yapmadım şimdiye kadar." Daha da sıkı sarıldı Gece.
"Ama şimdi diğer kotuğa geç, bende eşyalarımızı alayım ondan sonra senide alacağım kucağıma," dil döke döke yan koltuğa oturttuğunda kadını, kendini dışarı attı hemen, soğuk hava yanan içine işlesin istedi. Sonrasında arka koltuğu açarak karısının çantasını aldı, bu kadar dolu ve ağır olmasına şaşırırken üstünde durmadı topuklu ayakkabılarını parmağının uçlarına takar gibi tuttuğumda kabanlara dokunmadı onları yarın alabilirdi.
"Gel bakalım şimdi," diyerek ön kapıyı açtığında mavi gözler anında gözlerini bulmuştu, kollarını anında adama uzattı kucağına alması için, bir bilseydi böyle tatlı tatlı gülümsemesi karşısındaki adamın kalbini nasıl hızlandırıyor nasıl sarıyordu. Çok geçmeden kadını kucağına almıştı bile vale arabayı alırken Boran kucağındaki karısıyla kimseye bakmadan ilerlemeye başladı.
Gece burnunu adamın boynuna sürttüğünde bedenindeki eller sıkılaştı, "Çok güzel kokuyorsun." Dedi bilinçsizce. "Kollarında çok güçlü." Başını geri çekti bayık bakışlarla süzdü Boran'ı. Asansörün karşısına geldiklerinde, "Düğmeye bas Gece." Dediğinde, Gece Boran'a bakmayı sürdürüyordu.
"Gece, seni indirmemi istemiyorsan bas şu düğmeye, biri gelecek şimdi bu halde görmesinler seni hadi." Gözleriyle düğmeyi işaret etti.
"Ne düğmesi ya?" Dedi anlamayarak. "Başını çevir göreceksin." Dedi sabırla.
Başını iki yana salladı Gece olumsuzca, "Sana bakmak istiyorum çevirmeyeceğim başımı!" Dudaklarını dişledi Boran. Bu duydukları rüyadan halliceydi hayalden öte ama bir sorun vardı kucağındaki kadın bunları ne isteyerek ne de bilinçli söylüyordu bu sebeple bunları duymak sadece canını yakıyordu.
Zorda olsa düğmeye basıp asansörü çağırdığında içi boş olduğu için şükretti, kendi katlarını dirseğiyle tuşladığında sırtını duvara yasladı. "Neden bana bakmıyorsun?" Diye sordu Gece gözlerini adamın yüzünden ayırmadan bol bol inceleyerek. Yanağını kavradı, kendine çevirmek istediğinde karşı çıkmadı Boran, arabada ağladığı için mavi gözlerinin beyazlarına kan çökmüş damarları belirgileşmişti bile, makyajı hiç bozulmamıştı bile tertemiz duruyordu güzel yüzü.
"Bana bak böyle... Gözlerini ayırma." Boran zaten ona bakmayı nimetten sayıyordu ancak şimdi sadece kendini zaptetmek için ondan kaçınıyordu o kadar, tabi Gece buna izin vermemeye niyeyliydi yanağını sıkıca tutmuş çevirmesine izin vermiyordu dahası bunu yaparsa yine ağlayacak kadar da hassastı şu an. "Sarı gözlerin de çok güzel biliyor musun?" Diye sorduğunda dudak kıvrımları yükseldi Boran'ın.
"Bilmem, sen güzel diyorsan güzeldir."
Yanağını sevdi, "Güzel güzel, resmedilecek kadar güzel hemde." Öyle büyülenmiş gibi bakıyordu ki adamın gözlerine, Boran bu ana bile inanamadı bir gün gerçekten böylesine cesurca ve şevkle bakabilecek miydi karısı ona? Göğsüne doğru başını koyan karısının saçlarının tepesine derin bir öpücük bıraktı.
Asansör durduğunda asansörden çıkmış odaya ilerliyordu kısa sürede odanın önüne geldiklerinde Boran çaresizce Gece'ye baktı, başı hâlâ göğsüne yaslıydı şimdi kart olmadan bu kapıyı nasıl açacaktı dahası Gece inmem diye tuttursa ona karşı da çıkmazdı ki.
"Odaya geldik hadi in bakalım, kapıyı açmam lazım." Dedi usulca.
"Ne kapısı?" Diye sordu yavaşça Gece.
"Odanın kapısı tabiki, bas bakalım ayaklarının üstüne hadi." Diyerek söz hakkı vermeden indirdi kadını ancak belini bırakmadı. "Ne odası ya al beni kucağına!" Diye homurdanarak adamın boynuna sıkıca sarıldı. Boran başını geri çekerek ceketinden çıkardığı kartı hızla okuttu ve kapıyı açtığı gibi belinden kavrayıp ayaklarını yerden keserek kaldırdığı gibi odaya girdi ve ayağıyla kapattı kapıyı. Elindeki çanta ve ayakkabıyı öylece yere attı.
Yatak odasına doğru yürüdüğünde öylece yatağa bıraktı kadını ve odanın telefonunu aldı hemen eline, resepsiyon'dan bitki çayı istemişti. Derin bir nefesle arkasını dönmüştü ki dibindeki kadınla bir adım bile atamadı, "Sen," diyerek parmağını göğsüne bastırdı Gece, "Benden kaçıyor musun?"
"Saçma sapan konuşma, cay istedim sana, sabaha baş ağrısı ile uyanamak istemiyorsan içeceksin." Burnunu kırıştırdı Gece, "Çok sıkıcısın." Dedi.
Tek kaşı kalktı Boran'ın, "kusura bakma küçük hanım yeterince olaylı geçti bugün yetmezmiş gibi birde sen çektiriyorsun neyin sıkıcılığıymış bu! Çayın gelince içeceksin sonrada yumucaksın gözlerini uyuyacaksın bu olanları yarın sen kendine geldiğinde konuşucağız, içki içmek neymiş ben yokken göstereceğim sana." Gece anında sarsak adımlarla uzaklaştı Boran'dan.
"Öf be ne çok konuştun," camın önüne geçmiş ona dönmüştü, kendini gösterdi parmağıyla, "Ayrıca ben içki falan iç-me-dim! Enerji içeceğiydi o, sen dedin ya hani, benim elime verip gittin bardağı bende içtim işte!" Boran aydınlanma yasıyor gibi kaşlarını kaldırırken dişlerini sıktı hemen sonra. "Ben onu yalandan demiştim sende her haltı anladın onu mu anlamadın!"
Gece bu sefer tekrar Boran'a doğru ilerledi amacı yalan söylediği için Boran'ı paralamaktı, tam düzgün bir şekilde ona yaklaşmıştı ki ayakları birbirine dolandı Boran ise bir an için tutamadığı gözleri kadının göğüs dekoltesine kaymış yürüdükçe sarsılan dolgunlukları kalbini sıkıştırmıştı. Son anda gözlerini ordan ayırıp kadını kollarından kavrayarak kendine çekmişti. O anda onu paralamak için gelen Gece'nin aklı uçmuş baygın bakışlarla adama dikkat kesilmişti alttan alttan bakarak. Ellerini kocasının ceketinin iki ucuna koyarak tuttu, zaten mesafe yokken yaklaştı, Boran dikkatle onu izliyordu.
"Çok sıcak olmadı mı, çıkarsana bunu," diyerek ceketi omuzlarından aşağı kaydırmaya çalıştı, sertçe yutkundu Boran ancak kadına engel olmadı, ceketini çıkardı ve arkasında bulunan tekli koltuğa attı o sırada Gece ellerini adamın kravatına attı tek eliyle tutarak kendine çektiğinde Boran mecburen eğildi ona doğru, burun buruna gelmişlerdi, genişçe gülümsedi Gece inci gibi dişleri ortaya dökülmüştü ışıltısıyla.
Tek kelime etmeden dudaklarının kocasının dudaklarının hemen kıyısına bastırdı yumuşakça, Boran anında gözlerini kapatmıştı, "Bu ne tatlı bir öpücüktü böyle." Diye mırıldandı hoşnutça. Karısını belinden kendine çekip yasladı, göğüslerini göğüsleriyle ezdi, daha dolgun yassılaşmış görünüyordu artık, kararmış bakışlarını çekti oradan Boran.
"Beni buraya kadar taşıdığını için öptüm seni," diye karşılık verdi Gece yavaşça, sonra tekrar uzandı ve diğer ucunu öptü dudaklarının. "Bu da beni sergiye götürdüğün içindi." Boran derince yutkundu, "Peki senin için bir şerefsizi dövdüm, onun öpücüğü nerede?" Diyince Gece hak verircesine tekrar uzandı ve yanağına bastırdı dudaklarını.
"Seni buraya getirdim o kadar," dedi Boran, Gece tekrar öptü. "Elbise hediye ettim sana," Gece tekrar öptü adamı Boran'ın her cümlesinde Gece öptü dudakları boynuna indiğinde Boran üst üste taş yutmuşcasına yutkunmuştu.
"Bu kadar yeter," diyerek geri çekilmek istediğinde kollarını sıkılaştırıp izin vermedi ona Gece, "Bırakma beni nolur," dedi huysuzca söylenerek.
"Şu an için ayrı durmak daha mantıklı, rahat dur bak soğuk suyun altına sokarım seni!" Diye kızgınca konuştuğunda Gece kaşlarını çatarak uzaklaştı ondan. "Yavaş yürü düşeceksin-"
"Sanane karışma bana!" Diye bağırdı saçlarını savurarak Gece. Tam o sırada kapı çaldığından sinirle oraya yürüdü ve açtı, bitki çayını getirmişti görevli kadın, teşekkür ederek onu yolladığında fincanla içeri girdi Boran, "Buraya gel çay iç hadi." Dedi ikili koltuğa oturarak, Gece camın önünde dururken ters bir bakışla döndü ona.
"Neyinim ben senin evcil hayvanın mı! Az önce uzak dur demiyor muydun?" Diye bağırdı öfkeyle. Yüzünü buruşturdu anında Boran sesi yüzünden, "Buraya gel Gece, iç şunu daha fazla delirtme beni!"
"İçmeyeceğim, al sen iç onu!" Diye inat etti. Kollarını göğsünde birleştirdiğinde sıkıntıyla nefes aldı Boran. "Yavrum benim, güzel karım hadi gel iç şunu sonra güzel güzel uyuyalım." Gece bir anda yumuşamıştı yüz hatları gevşemişti, kocasına doğru ilerlemeye başlayacağı an başı döndü. Boran anında kalkıp ona iki koca adımda ulaşmıştı bile. "Anlaşıldı ayakta bile zor duruyoruz artık."
"Yoo," dedi gülerek Gece, koluna sarıldı Boran'ın, "sen yanıma gel diye bilerek yaptım." Dediğinde Boran kafasını olumsuzca sallayarak onu koltuğa götürdü. "Yiyorsa ayık kafaylada böyle konuşta göreyim ben seni!"
"Ben zaten ayık kafaylayım aslan parçası."
Boran onu dinlemedi koltuğa oturttuğunda çayı üfleyerek onun ağzına yaklaştırdı, saçını kulağını arkasına sıkıştırdı yavaşça. Gece çayı önce kokladı sonra ise anında yüzünü buruşturarak geri çekti başını. "Ben bunu içmem."
"Saçma sapan konuşma iç biraz kendine gel, sabaha kalkamazsın diyorum anlamıyor musun!" Fincanı dudaklarına yaklaştırdıkça Gece başını geri çekiyordu.
"Kalkmayayım napacaksın hem sanane başım ağrırsa ağrısın!"
"Olmaz öyle şey, kıyamam hem ben sana, üstelik benim yüzümden bu haldesin... Hadi bebeğim azar azar iç işte." Dedi yumuşak gözlerle kadının yüzüne bakarken.
"Halimde ne var ki, Boran? Kötü mü görünüyorum yoksa?" Diyerek üzerine bakmaya başladı, Boran anında çenesini tutarak engel oldu.
"Hiç olmadığın kadar gerçeksin, şimdi zorlama iç şunu," diyerek fincanı dudaklarına yasladı, bir yudum aldığında anında geri çekilmek istedi ama Boran kızın çenesini alttan tutarak içirmeye devam etti. Son yudumda Boran'ın eline tırnaklarını geçirerek onu ittiğinde derin bir nefes aldı Gece.
"Hayatımda içtiğim en iğrenç şey!" Dedi ağzını silerek. Fincanı yere koltuğun altına doğru itekledi Boran. "Bu daha iyi hissettirecek seni," dedi ama Gece onu dinlemedi bile.
"Kalk hadi üstünü değiştirelimde yatalım, çok yorgunum." Gece bayık gözlerle bakarken Boran kalkıp dolaba ilerledi, Gece'nin her zaman giydiği pijamalarından mor olanı aldığında dolabın kapaklarını kapattı. "Bunları giymen gerek Gece," dedi elindekileri kadına göstererek.
Üzerindeki elbiseye sarındı bir anda Gece, "Bunu hayatımın sonuna kadar çıkarmayacağım, çok güzel." Dediğinde gözleri irileşti Boran'ın. "Gece!" Dedi sabırla. "Birde bunun kavgasını yapmayalım Allah rızası için!"
"Yapmayalım zaten, çıkarmayacağım elbisemi!"
Boran elindekileri yatağa atıp oturdu, saçlarını karıştırdı sıkıntıyla. "Yatmamız gerek anlıyor musun, zorlama beni al bunları giy ben salona geçer beklerim seni." Tane tane anlattı, Gece yavaşça başını sallayarak ayağa kalktığında Boran'a doğru ilerledi, Boran sanki ayaklarında topuklu ayakkabı varmış gibi parmak uçlarında salına salına kendine doğru gelen kadınla nabzı hızlandı. Nasıl bir varlıktı bu böyle.
Gece ağzının içinden bir şarkı mırıldandığında elini Boran'a uzattı, nazikçe kızın elini tuttuğunda Gece elbisesinin eteğini tutarak şarkısını dillendire dillendire yatağa çıktı. Şarkıyı öyle güzel ve dingin dillendiriyordu ki Boran sadece bakmakla yetindi. Hayran bir şekilde. Kehribar hareleri böyle bir güzelliği asla kaçıramazdı.
"Sólo de errores se aprende
Hata yapmadan öğrenemeyiz
Y hoy sé que es tuyo mi corazón
Biliyorum ki artık kalbim tamamen senin."
Şarkının sözlerini bilmiyordu ancak etkili olduğu kesindi. Gece eteklerini tutarcasına sağa sola nahifçe sallandığında, Boran sabırla kadını izliyordu. Saçlarının sallanışı teninin parlaklığı hareketlerinin güzelliği mest ediyordu ama aklından geçenler ve yapmak istedikleri sabrını sınırlarını zorluyordu.
"Bu kadar yeter, otur artık," diyerek elinden tutup hafifçe çekiştirdiğinde Gece kendini öylece dizlerinin üstünr yatağa bıraktı, yüzüne düşen saçlarını üfleyerek çekmeye çalıştı. Boran saçlarını iki yandan parmaklarını geçirerek başının arkasında topladı. "Giyecek misin artık pijamalarını."
Gece Boran'ı dinlemek bir yana adamın sınırlarını zorlamayı pek çok seviyordu, saçındaki kolunu tutarak kucağına çekti, gömleğin üstünden okşadı kolunu. Gözlerini kehribar gözlerine çevirdi adamın. "Gömleğini çıkar," dedi usulca.
Boran yanlış duyduğunu varsayarak kaşlarını çattı, "Benim elbisemi çıkarmamı istiyorsan ilk önce sen gömleğini çıkaracaksın." Dedi gözlerinden taşan keskinlikle.
"Pijamalarını giyeceksin yani?"
"Evet giyeceğim... Hadi çıkar." Dedi hızla.
Boran sert bir soluk vererek kolunu çekti ve gömleğinin düğmelerini açmaya başladı, gömleğinin yarısını açmıştı ki karşısında dizleri üstünde oturan kadının bakışları ile duraksadı. Gerçek miydi bu resmen aç gözlerle bakıyordu kendine, "Devam etsene!" Diye söylendiğinde, gözleri irice açılmıştı Boran'ın. Titreyen parmaklarıyla devam ederek gömleğini tamamen çıkardı.
"Oldu mu, beğendin mi?" Diye sorunca Boran, Gece yutkunarak onayladı onu. Gözleri üst bedeninde gezinip durdu, sonra elini ona uzatınca kasıldı Boran, "Boran Ağam, çok iyisiniz Maşallah." Parmaklarını esmer göğsünde yavaşça gezdirerek karın kaslarına dokundu hafifçe.
"Çok sert ve pürüssüz karnın var..." Üzerine doğru eğilerek omuzlarına çıkardı ellerini, iki eliylede kavradı omuzlarını, zavallı Boran ise dokunma dese ağlayarak gidecek diye korkuyordu bir şey söylemeye.
"Çok güçlü omuzların var, beni nasılda taşıdın omuzuna atarak," sıkıp durdu çıplak omuzlarını, "kollarında çok güzel bana çok güzel sarılıyorsun, bir daha sarılsana." Diye konuşmasını bitirir bitirmez Boran kızı sararak kendine çekti. Anında kucağında yer etmişti bile Gece.
"Amacın beni delirtmek mi senin," diye konuştu boğukça boynuna doğru, saçlarını severek sırtına attı çıplak sırtına değen parmakları oralarıda okşadı. "Boran..." Allah'ım dedi içinden Boran, adını öyle bir söylüyordu ki, o son harfi bastıra bastıra uzatarak söylüyordu ya bayılıyordu Boran ne dese yapacak kıvamda geziyordu. Hoş zaten öyleydi de.
Başını geri çekti adamın çıplak omuzundan, saçını kulağının arkasına sıkıştırdı, kolunu okşadı yavaşça adamın kolundaki damarlarını bileklerine kadar okşayarak ilgiyle izledi. "Ay!.. Kolların çok güzel Boran! Damarlarına bir bak çift şeritli yol gibiler." Tırnağıyla uzun uzadıya dokundu damarlarına.
"Kurban olayım sana kendi iyiliğin için sus artık Gece'm..." Diye konuştu dayanamayarak zor çıkan sesiyle. Kolunu elinden çekerek kucağından indirdi. Gece kaşlarını huysuzca çatmış tam konuşacaktı ki, "Sakın konuşayım deme!" Diye sertçe konuştuğunda Boran, susup kalmıştı. Omuzları bile anında düşmüştü.
"Ayağa kalk hemen üstünü değiştir!" Diye tekrar sert bir dille konuştuğunda karısının da öfkelendiğinin farkındaydı ama ikisinin de iyiliği için bunu yapmak zorundaydı.
Gece gözlerini kısıp yataktan indi yavaşça, "Yaklaşma sakın!" Diyerek geri geri adımladı Boran, Gece'nin adımları başlamadan durmuştu. "Seni gidi manüpüleci hani gömleğimi çıkarsam giyinecektin? Değiştir üzerini hemen!" Diyerek yataktaki pijamalarını gösterdi ona.
Gece her şeye rağmen adamın üzerine adımlayacakken, "Gece!" Diye uyardı bağırarak.
"Öyle mi?" Dedi tehditvari bir dille Gece ancak Boran anlamayarak, "Öyle!" Dedi. "Hemen değiştir üzerini."
Saçlarını iki yandan omuzlarından geriye attı Gece, düz saçları yer çekimiyle süzülmüştü kalçalarına doğru. Geri dönüp sarsak ancak yavaş adımlarla odanın dış kapısına yöneldi, Boran anlamayarak arkasından baktığında dışarı çıkacaktı ki hızla yetişip kolundan tuttuğu gibi geri çekti.
"Napıyorsun sen!"
Başını dikleştirdi, kolunu çekti öfkeyle, ancak pekte yerinde değildi gücü tabi, "Elbisemin fermuarını açsın diye birini bulacaktım," dedi çıkışarak.
"Ne demek fermuarımı açtıracaktım!"
"Sana yaklaşmama izin vermiyorsun, bağırıyorsun bana istemiyorsun! Birde üzerini değiştir diyip duruyorsun!" Boran dişlerini öyle bir sıktı ki artık dayanamadı. Gece'yi kolundan tuttuğu gibi çevirdi ve duvara yasladı, saçlarının hepsini tek omzunda toplarken kollarındaki kadın nefes nefeseydi. Dudaklarını çıplak ensesine doğru yaklaştırdı, "Kafan yerinde değil ama bu halinle bile beni delirtebiliyorsun!" Nefesi tüm tüylerini diken diken yaptı kadının.
Parmaklarını, avucunu tamamen soğuk duvara yasladı Gece, sırtındaki fermuarı tutarak yavaşça indirmeye başladı, pürüssüz çıplak sırtı açıldıkça sıktı kendini boran.
"Sütyen giymedim, sen kızıyorsun ya hani o yüzden giymedim. İyi yapmış mıyım?"
Parmağı arasındaki fermuarı sıktı, "Eminim ben söylediğim için giymemişsindir!" Dedi dişleri arasında.
Fermuar kalçasının tam üstünde bitiyordu, daha da yaklaştı kadına dudaklarını ensesine bastırdığında titredi Gece sessizce. Parmakları hareket etti ve fermuarı tamamen açtı. İri elini karnından dolayarak sardı ve bastırdı kendine. Hırlarcasına nefesini bıraktı ensesinden boynuna.
"Boran..." Diye sızlandı Gece, alnını soğuk duvara bastırdı.
"Ömrüm, bebeğim benim." Diye içli içli söylediğinde boynunu diliyle ıslatarak emdiğinde Gece anında karnına sarılmış çıplak kola tutundu.
"Bunu mu istiyorsun cidden, sabahtan beri istediğin bu muydu?!" Kendini hâlâ daha tutuyordu hâlbuki bu duvarda daha ne işkenceler yapabilirdi ona.
"Dövmemi göstereyim mi sana?" diye istekle konuştu nefes nefese, Boran, kolunu tutarak tek seferde bu sefer önüne çevirdi kadını, boynunu kavradı, Gece tek eliyle elbisenin göğsünü tutuyordu, bıraksa elbise düşmezdi ama üst bölgesi tamamen açılırdı.
Dudaklarını dudaklarına değdirecek kadar yaklaştı Boran, "Çok mu zekisin sen?" Diye sordu dudaklarının üstüne sıcak nefesini bırakarak. Üst üste kırpıştırdı gözlerini karşısındaki karısı, hipnoz olmuş gibi.
"Ateş basmış sana belli, söndüreceğimde acımıyor değilim hani." Gece kaşlarını çattı, Boran ellerini dizinin altından geçirip kucağına doğru yükselttiğinde kollarını boynuna doladı istekle Boran'ın. Üstündeki elbise artık sadece Boran'a yaslandığı için duruyordu.
"Öpsene artık!" Diye yükseldi bir anda Gece, dudaklarını yaklaştırdı üstüne. Boran kararmış bir ifadeyle izledi sadece, "Dediklerimi yaparsan öperim." Dediğinde yatağa uzandırdı yavaşça ve hiç çekilmeden üstüne uzandı.
"Üstünü değiştirirsen seni soluksuz bırakana kadar öpeceğim, söz veriyorum." Diye fisıldadı dudaklarına. "Yalan söylüyorsun!" Dedi inanmayarak Gece, ancak Boran sert bir solukla aşağı doğru bedenini kaydırarak boynunu öptü, önce sesi kesildi kadının, daha da aşağı indi göğüslerine doğru ufak öpücüklerle ilerledi. Teninde bıraktığı her iz önce kendini yakıp sonra kadına ateş düşürüyordu. Dudakları göğüs çatalına geldiğinde dilinin ucuyla arasını hafifçe ıslattı engel olamayarak kendine, teninin tadını dilinde hissetti fazlasını istedi asla yetmedi ona, yalayarak arasına daha da girdiğinde Gece sık nefeslerle saçlarını kavradı adamın.
Henüz tamamen göğüslerinin arasına girmemişti bile ancak Boran aldığı bu yoğun kokuyla hissettiği yumuşak dolgunluklarla kendine belalar okurken dilini ağzının içine yuvarladı ve anında geri çekilerek yüzüne eşitledi kendini kadının. "Şimdi, teminatını aldığına göre hemen giyin! Ama bil ki Allah şahidim olsun bu durumun hesabını sana o güzel aklın yerine gelince soracağım!" Diye hırladı adeta bir hayvan gibi kadının yüzüne. İri eli karnından göğsüne doğru yol aldı, düşen elbisenin üzerinden alt kısmına koyarak sağ göğsünü hafifçe sıktığında gözlerini kapayarak başını geriye doğru yasladı. İnce boynu gerildi.
Nutku tutulmuştu bile, "Fazlasını alacağım," dedi bir yemin gibi, boynuna doğru bıraktı sıcak nefesini. "Olanların ve yaptıklarının acısını bunları severek çıkaracağıma emin olabilirsin!" Diyerek parmakları arasındaki kadının göğsünü biraz daha sıktı. Fazlasını istiyordu ama karısı bu kadar alkollüyken olmazdı, sadece sabahı beklemeyi tercih etti, nasılsa daha iki gün baş başalardı burada...
••••••Bölüm Sonu••••••