53. Bölüm Part:3

1997 Kelimeler
(+18 KONUŞMA VE CİNSELLİK OLACAĞINDAN RAHATSIZ OLANLAR BURADA BÖLÜMÜ BİTİRİP YENİ BÖLÜMÜ BEKLEYEBİLİRLER) Başını ağırca kaldırdı yüzüme. Öyle yoğun bakıyordu ki bayılmam an meselesiydi. Hafiçe geri çekildiğinde gözlerini asla ayırmadı benden. "Tam burada," dedi iri esmer elini bacağının iç kısmına koyarak, gözlerim o noktaya kaydı. "Hareket etmek ister misin?" Zaman yavaşladı sanki benim için, gösterdiği nokta tam olarak kucağıydı ve şişkiliğini görmek utançla yanmama neden oldu. "Ben," içime kaçmış sesimi bulamadan Boran kalçalarımdan tuttuğu gibi tam olarak kucağına çekti, nefesim kesildi hisettiğimle. "Her şey senin elinde olacak, seni hissetmeye ihtiyacım var birbirimizi hissetmeye alışmaya yabancılamamaya." Dedi yoğun bir ifadeyle yüzüme yüzüme konuşurken. Geri çekilmeme de asla izin vermiyordu elleri kalçalarımın üstünde duruyordu edepsizce ve milim milim sıkıyordu. Öyle bir duruyordum ki kıpırdasam ayrı dertti kıpırdamasam ayrı dert. Karnımın içi oyuluyormuş gibi kasılıyordu, eli kalçamdan yukarı sırtıma beni kışkırtıcak bir yavaşlıkla çıkmaya başladığında bastan aşağı titredim, parmakları ensemden saçlarıma girdi, "Yaklaş," dedi arzuya bulanmış sesiyle. Emrine uymak isterdim ama o yetkiyi kendimde bulamadım o an bu sebeple bunu o yaparak başıma baskı uygulayarak yaklaştırdı kendine. Dudaklarımız arasında milimler varken durdu, "Sadece birbirimizi hissedeceğiz söz veriyorum, daha fazlası olmayacak." Dediğinde yetkiyi gözlerimden almış gibi dudaklarımı bu sefer yoğun bir yavaşlıkla kavradı. Bedenim deli gibi titrerken kasılıp kasılıp dururken o bana her dokunduğunda her öptüğünde kendimden geçerken kaçmak kolay değildi. İzin verdiğim o değil kendimdi. Dilini ağzımın içine yollarken kalçamdaki eli kalçamı sıkarak öne doğru hareket ettirdi, belim kavislenip öne doğru ona sürtünürken gözlerimi sıkıca yumdum hissettiklerimin yoğunluğuyla, Boran ise ağzımın içine öyle bir hırladı ki iliklerime kadar sarsıldım. Etkileyiciydi. Hemde çok fazla. Kalçamdaki parmaklarını gevşettiğinde hareket etmemi belirtti, bu çok utanç vericiydi ancak olduğumuz durum etrafımızı saran ateş ona uymamı fısıldayıp dururken kayıtsız kalmak çok zor olmuştu. Bu sebeple geri çektim kalçamı büyük bir cesaretle ve fazlasıyla hissettiğim erkekliği daha da kabardı sanki o eli ile yönlendirerek kalçamdan tekrar öne doğru sürterken heyecandan bayılacağım sandım, diliyle ağzımın içindeki dilimi yaladığında inledim anında. Onu tam olarak alt bölgemde hissederken yanmaya başlamıştım işte. "Hissediyor musun?!" Diye hırladı dudaklarıma sertçe. Gözlerimi kapadım utançla, "Bunu hissetmemek imkansız!" Dedim sinirle. Güldüğünü hissettim, diğer eli saçlarımdan kayıp kalçama indiğinde, beni sertçe kendine sürtmeye başladı ve bende ona uymaya, başını boynumun sol kısmına koyduğunda utançla adeta çığlık atarak başımı boynuna gömdüm bende. Boynumu ısırdı karşılık olarak. "Henüz hiçbir şey yaptığım yok sana!" Dedi keskin bir sesle. Kendini kasıyordu. Kalçalarımı sıktı acımadan ve hareket ettirmeye devam etti, ona ayak uydurmaya devam ettiğime inanamazken, "Boran!" Diye haykırdım tutamayarak kendimi, bacaklarım karıncalanıyor tüm hislerim orama toplanıyor gibi hissediyordum. "Ömrüm..." dedi boğuk bir şekilde. "Sıkma kendini bırak kendini kocana, korkma." Dedi kulağıma fısıldayarak nefesi saçlarımı okşadı. Ellerini kazağımın uçlarına koyarak tutunduğunda çıkarmak için yukarı sıyırdığında izin verdim ve saniyeler içinde kazağımı çıkarmıştı. Yere attı, karşısında göğsü dantelli askılı ince atletimle kaldım, göğüslerim fazlasıyla iyi görünüyordu. Omuzlarına tutundum tırnaklarımı geçirircesine. "Bunlar o kadar güzeller ki," dedi dudaklarını yalayarak, alnı boncuk boncuk ter olmuştu. Sonra hiçbir şey anlamadan bir anda koltukta altına aldı beni, neyseki fazlasıyla geniş ve ferah bir koltuktuda sığabildik. Kendini bana bastırarak varlığını hissettirdi, sanki unutulabilirmiş gibi. Saçlarımı boynum ve gerdanımdan çekerken parmağını atletimin askısına yerleştirdi kanca gibi, ve gözlerimin içine baka baka onu indirirken engel olmadım sadece sık sık nefesler alarak göğsümün şişip şişip inmesini sağladım gözlerinin önünde. Ona güveniyordum zarar göreceğim ya da üzüleceğim bir şey yapmazdı... Zaten pekte durdurmak istediğim söylenemezdi, neler yapacağını merak ediyordum ama utancım kalın bir duvar gibi önümde duruyordu. Karşımdaki Boran Asparşah iken nasıl bir anda fazlasıyla cüretkar ve utanmaz biri olabilirdim ki. Atletimin iki askısını da nazikçe indirdi koluma parmağını sürte sürte, ah bu bile tüylerimi diken diken yapmıştı, atlet belimde toplanırken göğüslerimi kapatan tek şey yine siyah dantelli bir sütyendi. Tabi birde artık tamamı görünen dövmem. Artık rahatça bakabilirdi muradına ermişti. Dayanamadım ve utançla yüzümü kapadım ellerimle. "Gece yapma yüzünü görmek istiyorum!" Diye yoğun bir sesle konuşurken elimi tutmuş çekmeye çalışıyordu. "Napıcaksan yap nolur!" Dedim sızlanarak. "Beni bırak." "Olmaz öyle," dedi arzuya bulanmış sesiyle. Sertliğini kadınlığıma ağırca sürttü, kalp gibi atmaya başlamıştı kasıklarım ve sanırım daha fazlasını istiyordum. Çıplak bel oyuntuma yerleştirdi ellerini tenim yanıyordu cayır cayır. Nefesimi kesiyordu yine. "Yüz ifadeni görmek her detayını ezberlemek istiyorum. Beni güzel mavi bakışlarından mahrum etme." Ellerimi tuttu bu sefer ve ağırca çektiğinde kıpkırmızı bir yüzle altındaydım. "Yüzünü kapamak yok," diye uyardı, hemen ardından yoğun bir öpücük bıraktı dudaklarıma. Geri çekilecekken kazağını tutarak engel oldum. "Ben ne kadar çıplaksam sende o kadar çıkarmalısın." Kaşları havalandı. "Her şey karşılıklı yani? Hay hay sevgilim." Dediğinde ensesinden tuttuğu gibi kazağını çıkardı ve attı yere. Üstünde sadece pantolonu kalırken taş gibi olan üstü çıplaktı şimdi. "İstediğin gibi dokun bana," diyerek fısıldadı kulağıma, elimi karnına yasladı tutarak, "Dün akşam ki gibi keşfet beni bana dokunmana ihtiyacım var." O bunu derken göğüslerime indirdi bakışlarını tekrar, dolgun göğüslerim yassılaşmıştı uzandığımdan. Ben ellerimi onun çıplak omuzlarına koyarken o burnunu ağır ağır göğüslerime yaklaştırdı, titredim. Burnu göğüs arama dokunduğunda seslice yutkundum. Kokladı, iri elinin tersini dolgun kısımlarımda dolaştırdı, o bunu yaptıkça ben dudaklarımı dişlemeye başladım. "Sen her şeyin üstüsün benim için." Diye hayranca çıkan sesiyle tenime fısıldadı. Parmaklarım saçlarına kaydı o ise dudaklarını dövmemin üstüne yaslayarak öpmeye başladığında saçlarına tutundum dayanamayarak. Ancak Boran'a asla yetmezdi bu ve şansa bak ki sütyenim önden klipsliydi parmaklarını bu sefer oraya takmıştı. Allah'ım ben bunlara bile dayanamazken bu adam doyumsuzca fazlasını istiyordu. Kaldırabileceğime inanamıyordum. Gözlerimin içine baktı alttan alttan kehribarları, sonrada ufak bir hareketle açtı klipsi bense aynı anda kapadım gözlerimi. "İki mükemmel parçanın arasında o kadar güzel duruyor ki ona dokunmazsam üzülürmüş." Lafı dövmemeydi. İki göğsümün arasına parmağını koyarak göğüs kafesimin bittiği noktaya kadar ilerledi dövme üzerinde. Daha fazlası olmaz dedikçe oluyordu, diliyle dövmemi yalamaya başladığında iki göğsümü tuttum sütyenle, kapak gibi üstünde durup düşmemişken belkide onları korumak için bunu yaptım. Belimin iki yanından sıkıca tutarken boydan boya defalarca kez yaladı yetmedi ben nefessizce başımı geriye yatırırken o ellerimin üstünden göğüslerimi sıkmaya çalıştı. Dolgun kısımları dayanazmış gibi ısırırken ellerimi çekmem için diretmediği için şükreder hâle geldim. "Ağhh!" Çığlık attım acıyla. Dişlerini dövmeme deşmek ister gibi geçirmişti resmen. "Hayvan mısın ya sen!" Dedim nefes nefese. Telafi etmek ister gibi öptü göğüs oluğumu üst üste. "Birde dövme sevmem diyordun! Bu sevmemiş halinse!" Dedim yutkunarak. Sakalları göğüslerimin arasında sürtünüyor tenimi huylandırıyordu. Başını göğüslerimin arasından kaldırarak baktı bana. "Dövmeleri hâlâ sevmem seninki sadece istisna, hem nasıl sevmem bunu." Diyerek bu sefer gözlerimin içine baka baka dilini değdirdiğinde gözlerimi kaçırdım dayanamayarak. Bu düşündüklerimin de ötesiydi, bazen arada bir sadece onun bana dokunuşlarını hayal ederdim, olsa nasıl olurdu diye... Her şey yüzeyselmiş gibi düşünürken bile elim ayağım dolanır kendime kızardım ama şimdi elim ayağımda güç yoktu titriyolardı, titriyordum heyecandan. "Sokayım bal gibi çok tatlısın nasıl bir şey bu!" Dedi dişleri arasından zorlukla, yüzüme eşitledi yüzünü. O arada sütyenimin klipsini kapatmıştım hemen. Ellerimi nemlenmiş göğsüne yerleştirdim, kalbi öyle bir atıyordu ki alıştığım bu ritmi benimsemiştim artık. Kehribarları gözlerime yoğun bir tutkuyla bakarken o perdenin arkasında birde şefkat gizliydi, dokunmaya kıyamayan tarafı. Dudaklarıma eğildiğinde yapıştı tekrar, bacağımı sıkarak kendini bana iterken, "Bacaklarını belime sar!" Dedi istekle. Yapamadım. "Yavrum hadi yap şunu," dedi kendini bana sürtmeye devam ederek. Topuklu ayakkabılarım hâlâ ayaklarımdayken kot pantolonum esnek olduğu için çok rahat bir şekilde ona uyarak bacaklarımı kalçasının üstüne hemen beline sardım. "Nasıl hissediyorsun söyle?" Dedi elleri bedenimde dokunmadık yer bırakmayarak her yerimde dolaşırken. Ellerimi omzundan boynuna kaydırdım alnından nemlenmiş saçı sallanıyordu bana doğru onu alıp diğerlerinin arasına sokmak istedim ama durdum. Üstelik terlemiştim bende, zaten burası sıcakken biz odanın ısısınıda artırmış olabilirdik. "Cevap ver bana utanma bebeğim," yanağıma ufak bir öpücük bıraktı, bacaklarımın arası alev topu gibi yanıp karıncalanırken yabancı olduğum bu hisleri tanıyıp ölçmeye çalışırken ona ne diyebilirdim. Üstelik üzerimde git gel yapıyorken.... Ellerim güçlü pazularına kaydı, ciddi anlamda güçlüydü bedeni taş gibiydi. "Gözlerin baygın bir halde bakarken kollarımda tir tir titrerken ve ben aletimin senin küçük kızın yüzünden ateş gibi olduğunu hissederken nasıl olduğunu bana anlatmalısın." Gözlerim irice açılırken utançtan ağlamamak için zor durdum belkide fazla denilebilirdi ama elimde değildi yapamıyordum. "Neredeyse gelmek üzereyim senin için sende bana akacak mısın?" Diye dudaklarımın üstüne fısıldadığında dayanamayarak gözlerimi kapadım. "Benim bilgili ancak tecrübesiz olan karım kendine çok güveniyordu halbuki bu sözleri kullanırken." Ah şimdi de alay mı edecekti. "Sus lütfen!" Dedim cılız bir sesle, bakışlarımı ondan kaçırdım. Omuzlarına tutunurken kendimi ona itiyordum istekle. "Boş konuşma icraata geç diyorsun yani," dedi. Parmağını göbek deliğimin etrafında hissettim karnımı refleksle içime çektim inleyerek. "Bu kadar kötü olmak zorunda mısın?" Diye sordum isyan edercesine. "Kötü mü?" Dedi inanamayarak. Burnunu boynuma sürttü kışkırtıcı bir edayla. Ben boynumdaki hareketine kendimi bırakırken bir anda iri o damarlı esmer elini kadınlığımda hissettim. Avuçladığı an, "Boran!" Diye haykırdım inleyerek. Bu öyle bir şeydi ki ne denir bilemedim. "Şşht," diyerek susturmaya çalıştı. Sık sık nefesler alırken kuruyan dudaklarımı ıslattım hızla, Boran'ın sert göğsüne elimi bastırdım dayanamayarak, tırnaklarımı da batırdığımda kasıldı fazlasıyla, gözleri koyununda koyu tonunda bakıyordu gözlerime. Kotumun üstünde hissettiğim eller daha fazla ileri gidemezdi artık anladım. "Gerçekten kötü olsaydım şu an tam burada içinde olurdum," dediği an parmağıyla baskı uyguladı, yukarı doğru kaçmak istediğimde belimin yanından sıkıca tuttu. "Kaçamazsın artık Gece'm." Doğru artık sikse kaçamazdım ondan. "Korkma ilk birlikteliğimizi, ateşli seksimizi burada yapmayacağız, çok daha farklı planlarım var seninle ilgili." Kusura bakma Boran şu an bu hâldeyken pek kulak veremiyordum sana. "Elini çekecek misin acaba?" Diye sordum çekinerek. Zira nabzım tam oramda ve avucunda atıyordu. Tehlikeli bir gülümsemeyle olumsuzca salladı başını. Elini bastırarak tekrar oramı avuçladığında, "Ah!.." diye inledim, başım geriye doğru gerilirken belim kavislendi ona doğru. "İşte böyle," dedi teşvik edercesine kulağımın dibinde. Elini hareketlendirerek okşamaya başladığında dudaklarımı dişledim. Parmaklarını kadınlığımdan çektiğinde kendimi boşluğa düşmüş gibi hissettim böyle dipsiz bir kuyuya düşüyor gibi ancak parmaklarının yerini hissettiğim taş kadar sertliği aldı. "İnan bana bu sefer işimi banyoda kendimi çekerek halletmek istemiyorum." Dediğinde başta kavrayamadım ancak jeton düştüğünde tepkide veremedim ona alıştığımdan. "Birlikte boşalmalıyız yoksa acılar içinde kalırım." Dediğinde kendini sertçe bana vurmaya başladı. Kalçamı sertçe avuçlayıp kendine bastırırken tırnaklarımı omzundan göğsüne doğru sürterek çizdim ne yaptığımı bilmeden. "Amına koyim siktir!" Diye inlediğinde onun sesi hiç olmadığı kadar tahrik etti beni. İç çamaşırımın ıpıslak olduğunu hissediyordum artık. Dudaklarıma kapandığında saçlarına asılarak karşılık verdim, elinin aramıza girip kemerini açtığını farkettiğimde dudaklarımın hareketi durdu bunu farketti. "Sıkıştı zavallı pantolonun içinde hiç mi acımıyorsun insafsız!" Diye söylenirken gözlerimi kapadım tahammül edemeyerek. Pislik diyordum tam olmuştu artık. Kemerini açıp fermuarını indirdiğinde pantolonunu açmıştı bir şey indirmediğinden kendini bu sefer çok daha rahat bir hareketle bana yasladı. "İlk dokunduğumdan beri alev gibi yanıyorsun Gece." Diye hırladı yüzüme hayvan gibi. O söylemese fark etmeyecektim sanki ben! Omzuna tırnaklarımı geçirdim kendimi tutamayarak. "Rahatla, sakin ol," diye ikaz etti beni ancak kendimi kasmaktan vazgeçemiyordum. Boynumu okşadı elinin tersiyle. "Sıkma kendini bağır, yapman gereken bu Gece'm utanma hadi bağırarak gel bana kendini bırak bak bende patlamak üzereyim yardım etmeyecek misin bana." Sözleri ve ses tonu yakıyordu. "Boran!" Diye bağırırken başımı geriye doğru bastırdım, gerilen boynuma dudaklarını bastırdı elini kadınlığıma koydu ve okşamaya başladı hızla. "Hadi yavrum bırak kendini." Dudaklarımı sertçe dişlediğim esnada kalp gibi atan kasıklarımda bir patlama oldu sanki. Ne olduysa o an oldu onun adını haykırarak büyük bir titremeyle rahatlamaya gevşemeye başladım. Elini çekip kendini yaslarken bana sertçe sürtünmeye devam etti . Karnım titrerken kasıklarım büyük bir rahatlama eşsiz bir zevkle dolarak bıraktı kendini. Gözlerim kararmıştı bir an kendimi göklerden yere paraşütle atlıyor gibi hissetmiştim. Zirveye dolarak çıkmış inişi rahatlayarak yapmıştım. "Gece'm benim!" Diyerek haykırdığında, onunda geldiğini hissettim. Adımı tekrarlaya tekrarlaya bıraktı kendini üstüme. "Canını yakmadım değil mi?" Diye fısıldadığında başını kaldırmadan kulağımın dibinde, "I ıh." Diye mırıldandım yorgunca. Ağırlığı tamamen olmasa da üstümdeydi ancak bunun hoşuma gitmesi normal değildi öte yandan ben neler yaşamıştım böyle son saatte?! "Güzel," diye mırıldandı, canımı yakmadığı için mutluydu. "Sert davranırım diye kendimi nasıl tuttum hiç haberin bile yok Gece'm bundan sonra aramızda sadece ikimizin anlayacağı ufak kurallar koymalıyız, birlikte olurken sana zarar vermek istemiyorum." Ağzım açıldı kocaman, bundan sonra derken bu işin devamıdamı olacaktı, ve kendi de pek emindi bundan. Aferin sana Gece, bir kez daha elimi vereyim derken kolunu kaptırdın, kurtul bakalım kurtulabilirsen. Hoş aslında fena değildi bu olanlar... Ben şimdi bu adamın yüzüne bana bu kadar yaklaşmışken nasıl bakacaktım! ••••••Bölüm Sonu••••••
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE