55. Bölüm Part:3

3191 Kelimeler
Başını hafifçe iki yana salladı olumsuzca, "Kızma abine. O sadece senin iyiliğini istiyor o demese sen hayatta söylemezdin." "Evet demezdim!" Sabır dolu bir nefes aldı, "Bunu bildiğinden anlattı bana-" "Bana acımana gerek yok! Şöyle davranmayı bırakın artık gittiyse gitti cehennemin dibine kadar yolu var!" Bir koluyla sıkıca tutmaya devam ederken diğeriyle saçımı okşadı baştan aşağı ve yüzündeki sıcak gülümsemesi kehribarlarındaki şefkat canımı yakıyordu iyi falan yaptığı yoktu. Başımı çevirdim öfkeyle, "Şöyle bakmayı da kes!" Dedim sinirle. Saçımdaki eli omzuma kaydı, "Nasıl bakıyor muşum." Diye sordu yoğun bir ilgiyle. Sert bir soluk verdim ona bakmaktan kaçınırken, "Sevgiye, şefkate muhtaç biriymişim gibi bakma Boran! Rahatsız oluyorum iyi geldiği falan yok bana!" Düşünür gibi mırıldandığını duydum. "Bu konuyu da kapatalım artık." Dedim daha sakin bir dille. Saçlarımı okşayarak omzumdan geriye doğru itekledi, "Ben içimden nasıl geliyorsa öyle davranıyorum Gece'm. Sen bir şeylere muhtaçmışsın gibi değil." Dedi yumuşakça. Kalbim her hareketiyle atış seyrini değiştiriyordu engel olamıyordum. "Üstelik burada muhtaç biri varsa o da benden başkası değil." Buz mavisi irislerim sıcak kehribarlarına tutundu. "Sana muhtacım ben, utanıyor muyum bundan." Dediğinde boğazım kurudu yutkunamadım. "Bu öyle bir şey değil ama," diye mırıldandım zor çıkan bir sesle. Daha da şefkatle sardı beni. "Bir bebek düşün nelere ihtiyacı vardır hayatta." Diye sordu gözleri gözlerimden kopmazken. Sorduğu soruyu kendi cevapladı. "Yemek, su, sıcak bir yuvadır ihtiyacı olan. Yeterli mi sence bu yavrum." Olumsuzca salladım başımı yavaşça. "Hayvanların bile sevgiye ilgiye ihtiyacı varken bizlerin neden olmasın, bir bebekte öyledir onun şefkate, ilgiye, sevgiye, sıcak bir kucağa ihtiyacı var herkesin olduğu gibi." Titrekçe nefes aldım bu adam ne yapması gerektiğini hep biliyordu malesef. "Seninde bunlara ihtiyacın var muhtaç değilsin ama ihtiyacın var her insan gibi. Benimde senin sevgine, ilgine güzel gözlerinin içinin gülmesine ihtiyacım var. Susuz kalmış toprak gibi suyuna muhtacım." Dayanamadım daha fazla gözlerimden tek tek düştü yaşlar sarıldım sıkıca boynuna başımı da gömdüm kuytu sıcak yuvama, boynuna. Sesli sesli değil sessizce ağladım, durdurmadı beni izin verdi aksine, sırtımı saçlarımı okşadı sarılarak. Onun sıcaklığı varlığı en ufak dokunuşu bile içimi titretiyordu ve bu beni korkutuyordu. Bağlanırsam ve bir şey olurda giderse mahvolurdum biliyordum. Kendime şu an bile engel olmaya çalışırken kontrol edememek kötü hissettiriyordu. Fark etmeden sıktım onu biraz. "Umrumda değil aslında annem, gerçekten," diye konuştum başımı gömdüğüm yerden çıkarmadan, canımın işte şimdi hakikaten yandığını hissedebiliyordum. "Sadece ona ne yaptığımı bilmiyorum onları sildiğimden beri bir kez olsun aramadı beni babaanneme olduğu kadar kimseye öfkeli değilken o bile arıyor beni sürekli ama annem bir kez olsun aramadı. Şimdi ise gitmiş buradan ama vedalaşmak için bile gelmedi, görüşürüz bile diyemeyecek kadar vicdansız ve aciz! Ne Hevdem'i, ne abimi, ne de beni asla düşünemeyecek kadar aptal o! Annem olduğu için utanıyorum ondan! Nefret ediyorum!" "Şşhtt," dedi sakinleşmemi istercesine. Başardı da sustum ağlamam durdu öfkem yüzünden. "Geri geleceğini söylemiş, babanla araları iyi olmadığı için uzaklaşmış evden." Dediğinde başımı çıkardım boynundan burnumu çektim yanaklarımı silerken ağlamakta sinirlerimi bozuyordu. Yemin ederim dengesizdim. "Cehennemin dibine kadar yolu var dedim ya gelsin gelmesin umrumda değil yazık ki bu insanlar anne baba oluyor o kadar hak eden insan varken." Parmaklarıyla o sildi yüzümü ilgiyle. "Çok iyi biliyorum ki sen dünyanın en mükemmel en iyi annesi olursun." Hiç düşünmeden, "Olurum tabiki! Kimsenin dokunmasına bile izin vermezdim öyle çok severdim ki kimsede aramazdı sevgiyi." Dedim. Boran öyle bir iç çekti ki tüm ilgim o oldu. İri elini karnıma yaslayınca titredim, okşadı karnımı gözlerime bakarak. "Sence ben nasıl bir baba olurum." Diye sordu ama öyle bir bakıyordu ki günlerdir susuz kalmışım gibi kurumuştu boğazım. Gözlerimi kaçırdım istemsizce. "Beni böyle seviyorken babalığını sorgulamayalım bence." Dedim kaçamak bir cevap verircesine. Ama Boran Ağamıza yetmezdi bu asla. "Sorgulayalım bence, nasıl bir baba olurmuşum ben." "Ya Boran uzatmasana işte." Utanıyordum, farkındaydı ve bilerek yapıyordu şerefsiz. Elini karnıma daha da bastırdığında nefesim kesiliyordu farkında değildi. "Duymak istiyorum Gece'm, senden olan her parçama nasıl baba olurum bilmek istiyorum." Burnunu boynuma sürterek dürttüğünde yutkundum sertçe. "İyi bir baba olursun," dedim kısıkça, "Çocuklarımıza da gayet iyi bakarsın, korursun zarar görmelerine izin vermezsin en önemlisi sevmekten çekinmezsin bazı babaların aksine." Gözleri ışıl ışıldı, ince uzun parmaklarımı yanağına yasladım yavaşça dört parmağım ensesine doğru dururken baş parmağım yanağını okşadı. "Sen Boran Asparşah, sen tam benim sahip olmak isteyeceğim bir baba olacaksın." Yutkunamadı bir parça açılmış dudaklarıyla öylece bana bakakaldı. Güzelim dudaklarına ufak bir buse bıraktım biraz sesli. "Teşekkür ederim, ihtiyacım olan her şeye sahip olduğun ve beni sevdiğin için." Bu sefer içimden geldiği gibi sıcacık bir hisle sarıldım boynuna. "İyi ki varsın Boran Ağa." Diye fısıldadım kulağına. Sadece bir kaç saniye içinde oturduğumuz yatağa beni öyle bir gömdü ki. O üzerimde ben altında sarsılmış bir halde buldum kendimi. Elini başımın yanına koyarak üstümde durmaya çalışırken bir dizini bacağımın arasına soktu. "Delirteceksin beni en sonunda!" Diye tısladı yüzüme. Parmakları saçlarımı çekiyordu yüzümden. "Sen zaten delisin ruh hastası." Dedim sırıtarak ancak bunu der demek yanağımı dişleriyle öyle bir kaptı ki çığlığı bastım anında. "Boran bırak!" Diye bağırdım o ise dişleriyle yanağımı daha da sıktı, etim dişlerinin arasındaydı resmen. Çenesinden itmeye çalışınca yanağımı da çekiyordu dişleri. "Ya tamam Vallahi bir daha öyle demem, acıyor aptal bıraksana!" Diye yakındığımda ısırmayı bırakmadan sulu bir şekilde öperek çekti dişlerini benden. Anında yanağımı silerek ovdum, "Pisliksin yemin ederim pisliksin ya!" Diye söylendim ters ters. "Az önce iyi ki varsın diyordun ama." Dedi bilmiş bilmiş zevkle. "O ayrı bu ayrı, pisliksin işte!" Güldü beyaz dişlerini göstere göstere. "Tatlısın kızım sen bir lokmalıksın canım çekiyorsa ne yapayım. Yazık değil mi bu adama." Burnunu boynuma sürttüğünde derin bir iç çektim. Parmaklarımı saçlarına soktum, "Isırmadan sevmene izin veriyorum zaten yoksa acıtıyorsun Vallahi." Dedim masumca. Bu halime karşın boynuma ıslak bir öpücük bıraktı. "Harbi harbi delirttin beni." Diye söylenmeyi de ihmal etmedi. Bir bacağımı kendime çekip dizimi büktüğümde eli belimden kalçama kaydı usulca, durdu üzerinde öylece kalbim gibi. "Yalnız yavrum bir şey farkettim sen az önce konuşurken." Kaşlarımı hafifçe çattım. "Sürekli çoğul konuşup durdun çocuklarımız dedin. Sende farkındasın değil mi kendimizi bir çocuk yapmakla sınırlandırmayacağımızı." Öyle bir keyifliydi ki bu durumdan ona ayak uydururken buldum kendimi. "Çocukları severim biliyorsun, birden fazla olsun isterim çocuklarımızın." Gülüşü yavaşça soldu dişlerini sıktı bana bakarken, korktum bi', "Kalçamı sertçe avuçladığında dudaklarım açıldı bir parça. "Böyle konuşmaya devam edersen kalbim durabilir Gece!" Dedi ciddiyetle. Dudaklarıma eğildi, "Sen bana ters ters cevaplar vermeye devam et yoksa ilk bebeğimiz için çalışmalara şu an başlarız." Sıcak tahrik edici nefesi dudaklarıma çarptığında karnımdan aşağı doğru bir sızı belirdi bedenimde. Kıpırdandım istemsizce altında. Tüy kadar ufak bir öpücük bıraktı çeneme ardından öpücüklerini sıralayarak yanağıma taşıdı. Her dokunuşu ayrı bir ateş düşürdü içime, "İçimden nasıl geliyorsa öyle konuşurum sana Boran." Dedim zorlukla yutkunarak. Dudağımın ucuna baskın bir öpücük bıraktığında sızlanırcasına bir mırıltı döküldü dudaklarımdan. Kalbim dayanmıyordu artık. "Diyorsun." Dedi sorar gibi Boran. Parmaklarım saçlarına kaydı sevdi usulca, ona sadece, "Hıhım diyorum." Diye cevap verdim ama ne dediğimizden haberimiz yoktu bence. Kalçamdaki elini bastırınca parmakları tenime gömüldü bu gözlerimin kapanmasına sebep oldu. Öpücükleri durulmadan çenemin altına boynuma kaydığında nabzımı hissedebilirdi. Şah damarımın üstünde gezindi ıslak dudakları. Ağır büyük cüssesi altında olmak öyle tuhaf hissettiriyordu ki anlatılmaz yaşanırdı. "Kalpten gitmeme az kaldı senin yüzünden," dedi ıslak nefesi boynuma çarparken. Sertçe yutkundum burada kalpten gidecek biri varsa o da bendim. "Deliriyorum sana ulan deliriyorum!" Boynuma sertçe gömüldü, sıcak dudakları art arda gezindi boynumda. Bu yaptığı tüm bedenimi basta aşağı titretti olmadık yerlere olmadık sinyaller gidiyordu. Dişlerini boynumda hissettiğim an saçlarını kavradığım gibi çekiştirdim, "Boran ısırma!" Diye yükseldim uyararak. "Kapatmakla uğraşamam lütfen." Diye yakındığımda acımış gibi dişlerini geri çekti onun yerine sertçe dudaklarını bastırdı derime. Başını boynumdan çıkardığında yüzüme eğildi, gözlerine bakamazken yutkundum art arda. "Gözlerime bak bebeğim." Diye fısıldadı dudaklarıma. Kalçamdaki eli ağırca bacağıma kaydı, parmağının tersiyle okşadıkça içimde bir şeyler uçuşuyordu. Ona alışmak çok zordu. Dudaklarını dudaklarıma sürttüğünde baygınca kapadım gözlerimi ona bakmak yerine, alt dudağımı kavradığında ona karşılık vermeye hazırdım ancak o alt dudağımı emer emmez dişleriyle kavrayıp çekiştirdi dudağımı. Çok pislik bir adamdı kıvrandığımın farkındaydı ama devam ediyordu. Dudağımı yine kavrayıp ısırarak çekiştirdiğinde başım geriye düştü dayanamayarak. "Boran..." sessiz bir haykırış vardı dudaklarımda. Çenemi öptü, "Söyle bir tanem. Ne istiyorsan söyle bana ama önce gözlerime bak." Saçlarını okşayarak gözlerimi gözlerine indirdim. Kehribarları genişlemiş koyulaşmaya yüz tutsada yoğunlukla şefkat barındırıyordu. Bu afallamama neden oldu. Bacağımdaki eli yüzüme çıktı, yanağımı okşadı nazikçe. Burnunu yanağıma sürttü derin soluklarla, "Düşündüm ve buradan ayrılmaya karar verdim." Ne? Duraksadım, "Nasıl yani?" Yanağıma ufakça öpücükler bıraktı. "Başka bir ev olur yeni bir konak olur sen karar vereceksin ona ama burada kalmayacağız artık." Sert bir solukla doğrulduğunda elini tutarak bende doğruldum yatakta. "Boran saçmalama buna gerek yok." Dedim anında ciddiyetle. "Ne saçmalaması napayım o zaman, herkese iyi bir ders gerekli kimse öyle kafasına göre sana karışamaz! Dayanamıyorum hele de bugünki halini görünce, seni korumaya çalışıyorum." "Zaten koruyorsun beni Boran sana laf eden mi var üstelik başka bir konağa geçsek taşınsak kurtulacak mıyım sanki. İnsanlar her yerde Boran, senin beni anca böyle bir kuleye falan hapsetmen gerek koruman için o da mümkün değil zaten." Dedim sitemle. Yorgun haline içim el vermedi ona dayanamıyordum artık, sarıp sarmalayasım geliyordu ve kendime şaşırıyordum bu kadar insan canlısı biri değildim ki ben. Dizlerimin üstünde doğrularak ona uzandım ve boynuna sarıldım sıkıca yanağına üst üste öpücükler bırakırken belimi kavradı sıkıca. "Ben senden şikayetçi değilim ki kocacım, hem sayende kimse o kadarda üzerime gelemiyor, Mara'nın canı sıkkın olduğu için parladı o kadar." Geri çekildim hafif yüzüne baktım. Mara ile ne yapmıştı merak ediyordum ama konuyu korkudan açamıyordum olay bana dönerse biterdim. "Sana öyle bağırdığım içinde özür dilerim, bunu istememiştim... Sinirlenince kendimi kaybediyorum malesef." Bu konuda ciddi anlamda problemim vardı, Boran ilaç bile aldırmıştı doktora götürmüştü ama işe yaramıyordu. Ailem olacak insanlar yüzünden bu hale geldiğim için onlardan tekrar tekrar nefret ediyordum. "Sana kırıldığım falan yoktu gayet doğaldı istediğin, yalnız kalmak isteyebilirsin, uzaklaşmak isteyebilirsin insanız sonuçta yavrum. Sen sadece çekinmeden iste benden, güvenli bir ortam kurayım sana istediğini yap. İyi ol yeter bana." Dudaklarımda derin bir gülümseme vuku buldu. Ensesindeki kısa saçlarını okşarken ilkel bir istekle yaklaştım ve dudaklarını kavradım. Sesli bir nefes bıraktı Boran burnundan hemen ardından karşılık verdi bana. İçimde volkanlar patlıyordu ancak biz fazla sakin bir şekilde birbirimizi hissederek öpüşüyorduk. Ellerini bacaklarıma koyarak çektiğinde kucağına oturttu beni, ayaklarımı uzatmadan dizlerimi açarak kucağına oturduğum da dudaklarımız şehvetle ıslak bir tutkuyla kavradı birbirini. Eli bel oyuntumda gezdi ürpertici bir şekilde. Bir anda sertçe çektiğinde tam olarak oturdum kucağına ve onu hissetmemle inlemem bir oldu ağzının içine. Eli kazağımı aşarak pantolonumun beline geldiğinde parmakları lastik kıstımını da aşarak içine kaydı bu tıpkı İstanbul'daki gibi içimdeki tüm o ihtiyaç dolu hisleri uyandırdı. Dudaklarımı ısırarak geri çekilip daha büyük tutkuyla birleşirken kalçama kayan parmakları kendine bastırdı beni. Fazlasıyla hissettiğim aleti tam olarak yuvasına yerleşmiş haldeydi ve Boran'ın beni kendine bastırmasıyla sürtündüm ona. Başını geri çekecek olursa utançtan morarırdım ancak şu an bana saldırırcasına yapışmışken daha rahat hissediyordum kendimi. Bir ateş düştü ikimizin arasına. Beni kendine tekrar bastırıyordu ki dilimi ağzına itmemle yaralı bir hayvan gibi inledi dudaklarını geri çekmek isteyerek ancak ensesini kavrayarak izin vermedim ona, inlemesi o kadar büyük etkilemişti ki beni altımda bir ıslaklık oluşmuştu bile. Çok beter bir hale sokmuştu beni ve tenimin alev alev yandığını hissediyordum. Dilimi diline dokundurup dudaklarımla dudaklarına daha da asıldığımda kendimi tanıyamıyordum sadece hissettiğim bu acıyı geçirsin istiyordum tıpkı ilkinde yaptığı gibi. Ona bu sefer ben kendimi bastırdığımda feci halde büyüdüğünü ve sertleştiğini farkettim ancak Boran buna dayanamadı. Belimdeki eli saçlarıma kaydı saçlarımı kavradığı gibi geriye doğru çekti sertçe ve o anda büyük bir inleme koptu dudaklarımdan. "Boran..." diye haykırdım resmen. Anında yatağa yatırdığında beni, ellerimi bileklerimden tutarak başımın üstünde sabitledi yatakta. Bacaklarımın arasına iyice yerleştiğinde çenemi kavrayarak yüzümü yana doğru çevirdi, "Sana durmanı belirttiğimde duracaksın Gece!" Diye kükredi resmen kulağımın dibinde. Evet geri çekilmek istediğinde izin vermemiştim ama bu benim suçum değildi ben sakin bir öpücük peşindeyken dayanamayarak beni kendine bastıran oydu. Ben tecrübesizdim yanmam normaldi ama o tecrübeliydi kendine hakim olması gerektiğini bilmeliydi. "Durdursaydın o zaman!" Diye bağırdım ona hâlâ çenemi tuttuğundan bakamayarak. Rahatça bastırdı kendini bana yine, ya da bu tamamen istemeyerek oldu bilemem, acıyla inledi. "Ben kendimi tutabilseydim bu halde olmazdık zaten," diye tısladı kulağımın dibine. "Dayanamıyorum anlıyor musun?! Bunu biliyorsan zorlamayacaksın beni, seni çevirdiğim gibi içine girmem saniyelerimi alır! Her şey senin için özel olsun bu anları hatırladıkça," dediği an sürtündü kızlığıma, "Yan istiyorum sonrada kendi ayaklarınla bana gel ve daha fazlasını iste!" Gözlerimi dayanamazca kapattım, karnımı öyle bir kasıyordum ki ölecektim sanki, ciddi ciddi canım acıyordu, zonkluyordu bölgem. Ve gelmiş bana durmasını bileceksin diyordu. "Senin gibi tecrübeli değilim ben! Daha önce kimseyle yatmadım toyluğum için özür dilememi mi bekliyorsun! Özür dilerim o zaman Boran Ağam!" Derken öfkeyle. Ellerimi çekiştirdim bıraksın diye ancak o ciddi anlamda tutuşunu sertleştirerek üzerime eğildiğinde yüzüne bakma gafletine düştüm. Çehresi öyle bir sertleşmişti ki ürperdim korkuyla. Gözleri öfkeyle yanıyorken eğildi yüzüme tamamen. Yurkundum sertçe. "Sen yokken yaptığım hatalar yüzünden beni yargılayamazsın Gece. Ben zaten bu konuda yeterince acı çekiyorum inan." Dedi öfkesine tezat bir sakinlikle ancak patlamaya hazırdı. "Bunu inan diye demiyorum iste kanıtlarla geleyim sana ama onunla bir kez olsun öpmedim bile! Bizimki karı koca ilişkisi bile değildi, o onu altıma almıyorum diye babama kadar giden biriydi onunla sadece o dönemin öfkesiyle birlikte oldum inan bunun o da farkında. Üç buçuk yılda olan birlikteliğimiz bir elin parmak sayısını geçmedi! Kirli olduğumu biliyorum hatamın farkındayım ama yemin ederim ben ne senin geleceğine, ne sana bu derece tutulacağımı bilmiyordum. Senden önce basitti kızım benim, hayatım, yaşama enerjim yoktu benim, kendimden bile geçmiştim... Umarım dediklerim seni tatmin edebilmiştir Gece." Etmemişti çünkü onu kötü hissettirmiştim. Geri çekildi hemen üstümden, öylece kaldım yatakta doğrulamadım bile. "Bu arada ben her konuyu sana istediğin gibi açar dürüstçe anlatabilirim ama sen bunu yapabilir misin pek bilmiyorum işte." Doğruldum anında yatakta, "O ne demek şimdi?" Ensesini kaşıdı gergince. "Mara ile olan olayı anlatmak ister misin mesela?" Dediğinde duraksadım. "Anlatmayacak mısın?" "Annen ve kardeşin anlatmadıysa bana düşmez Mara da beni ilgilendirmiyor zaten." Dedim net bir şekilde. Dudağı kıvrıldı yavaşça. "Öyle bakma sana yalan söylemek istemiyorum git onlardan öğren bana bulaşma bu konu hakkında." Çenesini sıvazladı sertçe, "Aramızda gizli saklı hiçbir şey olmayacak demiştik ama değil mi Gece? Zorlama beni anlat!" Dedi dişlerini sıkarak. Yataktan emekleyerek indiğimde karşısına geçtim, "Evet öyle demiştik ben bir şey saklamadım, Mara beni ilgilendirmiyordu buna rağmen annene anlattım olayını merak ediyorsan ona sor, üstelik... Aramıza ilk sır sokan da sendin." Kaşları çatıldı anında, "Mustafa-" Çenemi kavradığı gibi kendine çekti, anında bileğine tutundum refleksle. Bir deliden farksız bakıyordu, "O piçin adını ağzına almak yok demiştim Gece!" Dedi bastırarak. "Ondan başka adı o olan insan yok mu Boran, manyak mısın sen!" Dedim sinirle. Büzüşen dudaklarıma yaklaştı ağırca, "Onu kastederek adını ağzına alamazsın, bu güzel dudaklarına yakışmıyor bebeğim." Harbi ruh hastasıydı bu manyak, alt tarafı bir isimdi yani! "Her neyse onun meselesini benden sebebi ne olursa olsun sakladın sen, bende aynı sebeplerden senden saklıyorum ve söylemiyorum tamam mı? Zorlama beni lütfen." Söylesem olacaklar ortadaydı Boran o pisliği yaşatmazdı asla ve bende bile bile Boran'ı tehlikeye atamazdım. "Gece o kız benim kardeşim onun hakkında her şeyi bilmeye hakkım var hele de bugün olanlardan sonra! Anlat diyorsam anlat!" Diye yükseldiği sıra uzaklaştım ondan. Az önce ne konuşuyorduk şimdi ne konuşuyorduk ikimizde ruh hastasıydık kesinlikle. "Bunun bir sevgilisi var tamam mı?!" Diye karşılık verdim yükselerek. "Ee," dedi devamını merak ederek. "Ne esi, sevgilisi var diyorum kızmadın mı?" Dedim anlamaya çalışarak. Ters bir ifadeyle baktı, "Biliyorum çünkü sevgilisi olduğunu, tek bilmediğim kim olduğu!" Asıl sorunda kim olduğuydu zaten. Ağzım açık kaldı, bunu beklemiyordum kesinlikle. "Ve sen sesini çıkarmadın mı Mara'ya, öylece sevgilisi olduğunu bilip sustun mu?" "Ne yapacaktım Gece, kızın boğazına mı sarılacaktım neden sevgili yapıyorsun diye. Sende beni iyice kötü belledin bak!" Şaka mı lan bu! "Kusura bakma ultra kıskanç ve takıntılı biri olduğunu yakinen bildiğimden inanamıyor ve şasırıyorum. Lütfen anlayışla karşılayın efendim beni." Diye kinayeyle konuştuğumda gözlerini yumdu sertçe. "Yavrum uzatma. Söyle kiminle sevgili olduğunu ne haltlar döndüğünü hayde." Fazlasıyla sabırlı bir şekilde kalmaya çalışsada dayanamıyordu. Gerizekalı Mara yüzünden Boran'la aramı bozamazdım ama söylersemde çok kötü şeyler olacağının bilincindeydim. "Az önce bana bağırıyordun yatakta," dedim konuyu değiştirerek hemen. Ciddi misin der gibi baktı bana. Burun kemerini sıktı, "Delirtiyorsun beni çünkü Gece, bundan olabilir mi?" Olabilirdi ama bağırmasına gerek yoktu hoş canı nasıl yanıyorsa ateşi başına nasıl vurduysa kükremişti hayvan gibi. Burnumu dikercesine kaldırdım havaya, "Olabilir," dedim umursamazca. "Hakkın yoktu bağırmaya." İki koca adımda yeniden dibimde bittiğinde üstten üstten baktı yüzüme. "Haklısın sana bağırmaya hakkım yoktu ama sende bir daha beni bu kadar zorlama infilak etmeye hazır bir bombadan farksızım." Yanağımı avuçladı iri eliyle. "Canını yakmak istemiyorum bunu en iyi sen biliyorsun." "Herkes için çok basit ve olağan bir durum ilk gece konusu, bende sana en başından beri gelen biriyim ama her defasında isteyerek duygularımızın en yoğun olacağı şekilde isteyip duruyorsun. Sen neden bu kadar takıntılısın tam olarak Boran, bana dürüstçe cevap ver." Diye sordum merak ettiğim aklıma takılan bir başka sorusuyu. "Bunun cevabını aslında dolaylıda olsa bir çok kez vermiştim sana bebeğim," dediğinde anlayamadım. "Benim için içi boş ve anlamsız sadece iki bedenin ihtiyacı olarak gördüğüm bir durumdu. Haz etmiyordum. Senin içinde boş ve anlamsız sadece ihtiyaçlara dayalı olmasın istiyorum ilişkimiz. Anlıyor musun şimdi beni." Anlıyordum ve ona daha da çekiliyordum. Başımı usluca sallamıştım dediklerine karşı. Dudaklarına güzel bir gülümseme yayıldı. Saçımla oynarcasına kulağımın arkasına sıkıştırdığında dudaklarıma eğildi ağırca, "Seni yerim." Dedi iştahla. Dudaklarıma yapışacağı an geri çekildim anında. Dumura uğradı. Başımı olumsuzca salladım, "Öpmek falan yok artık sana." "Ne demek yok!" Dedi sinirle. Yine üstüme gelmek istediğinde geriledim. "Yok işte! Kendimi kontrol edemeyip seni zor duruma sokuyorum ya ben hani, o yüzden yok artık öpüşme falan!" O inanamazca bakakalmışken ufak bir öpücük yolladım yüzüne baka baka hemen ardından göz kırptım. Aşağı inmek için yanından geçtim, akşam yemeği için mutfağa gitsem iyi olurdu. Kapıyı açtım ancak açtığım gibi arkamdan bir el uzanıp kapıyı küt diye kapatırken beni de kapıyla arasına utanmazca sıkıştırdı. Kız bu adam niye böyle edepsiz arsız birine dönüşmüştü böyle. Vay benim başıma gelen. "Nereye gittiğini zannediyorsun!" Nefesi saçlarıma çarptı. Avuçlarımı kapıya yasladım ancak göğüslerim eziliyordu kapı yüzünden. Bedenini iyice yasladığında bana elini karnıma sarıp kalçamı kendine bastırdı güçle. Nefeslerim sıklaştı. "Boran napıyorsun?" Dedim hayretle çokça heyecanla. "Ne mi yapıyorum uslanmaz karımı eğitmeye çalışıyorum. Kocasıyla alay eder gibi öpemezsin beni diyor. Ama haklı olduğu konularda yok değil hani." "Evet." Dedim güçlü olmaya çalışarak. "Haklıyım tabiki." Yanağımı kapıya yasladığımda burnunu yanağıma sürttü saçlarımın ardından, "Geri çekil hadi." Dilini damağına vurarak cık'ladı. "Çekilmiyorum." Kıpırdandım huzursuzca bu ona sürtünmeme neden oldu. Benimle oyun mu oynuyordu şimdi. "Ee, ne yapacağız böyle o zaman, hayır kapıyla birleştim sayende ne zaman evleneceğiz diyor." Anın erotik havasını dağıtmak istiyordum ama çok güçtü Boran'ın heybetli bedeni böyle üstüme çullanıp yaslanmışken çok zordu. "Sakinleş bebeğim, titriyorsun." Dedi kısık ve çıldırtıcı bir tonda. Gözlerimi kapadım sertçe, yutkunamadım. Burnunu müptezel gibi koklayarak gezdirdi saçlarımda. Kalbim duracaktı sanki. "Boran," dedim sessiz bir yakınma ile. "Sana kurban olsun Boran." Diye karşılık verdi anında. Biraz daha yaslandı bana. "Sadece bir kaç gün sonrası için kendini hazırlasan iyi edersin Gece'm." Gözlerimi araladım anında. Karnıma baskı uyguladı parmakları. "Bu hafta sonu seni tamamen kendime ait kılacağım. Tamamen benim olmanın, her bir zerrene hakim olmamın, her noktanda izim olmasının zamanı epeydir geldi sevgilim." "Boran-" "Şsht sakin ol. Dediğim gibi hazırlansan iyi edersin çünkü inan bana bugünki ihtirasından, gözlerindeki ateşten, teninde hissettiğim sıcaklıktan seninde beni istediğine emin oldum. Seni kendime katmak istiyorum sana karışmak istiyorum Gece." Nefesi, sesi içimi deşti geçti her kelimesinde. "Artık vuslata erme vaktimiz geldi." ••••••Bölüm Sonu••••••
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE