48. Bölüm Part:3

2059 Kelimeler
"Gelelim benim konuya," diyerek yüksek sesiyle dikkatleri üstüne çekti yine Boran Ağa. "Güneş Varol olmayacak işlerle konağımda huzur bırakmamış ve konağın hanımağasına defalarca kez terbiyesizce davranıp hakaret etmeye onun namusuna dil uzatmaya kalkmıştır!" Dediğinde derin bir nefes alıp vermiştim ve çıkan buhar gözle görülür şekilde dağılmıştı önümde. "Bu ne demek böyle, kimse bir hanımağaya istenmedikçe cevap bile veremez!" Dedi hiç konuşmayan yaşlı Ağalardan biri. "Doğrudur," diye sesler yükseldi. "Ben bu evliliği berdel yoluyla mecburi yaptım ancak kimse ölmesin huzur getirsin istedik, konağımın hanemin huzuru kalmadı malesef her gün farklı bir olayla karşıma çıkıyor kendisi!" Zaten millet aşinaydı pek çok şeye bu sebeple kafalarını salladılar. Güneş gerileyerek görüş alanlarından çıkmak istese de imkansız gibiydi. "Her şeyden öte kendi canımın!.. karımın sağlığı ve huzuru benim için her şeyden önemlidir bunun için yapamayacağım şey yok!" Geliyordu sanki işte o an. Kollarımı çözdüm stresle. "En başta kendim verdim bu kararı ve en iyisinin bu olacağını bilerek. Ben iki kadınla asla ilerlemem, ilerleyemem ve Güneş Varol'u boşayıp berdeli bozacağım!!" Sesi defalarca kez yankılandı konakta ve insanların kulağında. Gözlerimi yumdum yavaşça. Abim ve amcamda kalakalmışlardı böyle bir şeyi kimsenin beklemediği açıktı. Doğrusu ben bile bir şey olacak ve engellenecek diye düşünüyordum. Lalezar hanım ağzını kapattı ağlamamak için zor durarak, korktuğu tek kişi kızıydı. Zara ve Mara şaşkınlık nidalarıyla soluksuz izliyorladı aşağıyı. "Sen ne dersin Boran Ağa, berdeli bozmak ne demek bilir misin?!" Diye ilk ses yükseldi aralarından. "Alenen ölüm kararlarını mı verirsin!" Boran başını büyük bir soğuklukla çevirdi konuşan adama. "Kimsenin ölüm kararını vermiyorum ben!" Diyerek karşı çıktı Boran. "Siz vermezseniz kimseye bir şey olmaz! Bir kerede affetmeyi sineye çekmesini bilin! Güneş'i boşadıktan sonra üçü de kendi hayatlarına bakabilirler illaki karışmanız mı gerekiyor, öyleyse olmayacak bilin aradan yıllar geçti ilerleyince de kimse hatırlamaz." "Sen ne dediğinin farkında mısın Boran Ağa! O kadın senin namusundur boşanma yoktur bizde bilmez misin keyfine boşayıpta öylece hesapsız kitapsız bırakamazsın her şeyin bir bedeli vardır!" Dedi yaşlılardan biri. "Oğlum sen dediğinin farkında mısın başka türlü çözelim bu işi böyle olmaz!" Diye bastırmaya çalıştı Bertan Ağa ancak dinlemedi Boran. "Bugün bu konakta bu berdel bozulacak! Kimse benim hükmüme karşı çıkamaz kendinize gelin beni yapmak istemediklerimi yapmaya zorlamayın!" Diye bağırdığında Bahoz arka çıktı anında ona. "Bu işi ilk yaptıklarında karşı koymaya gücü yetmedi belki ama şimdi en sağlıklısı buysa ayrılmalarının arkasındayım ben!" Dedi. "Sen arkasında olsan ne yazar bu kadar aşiret varken!" Diye çıkıştı hiddetle orta yaşlardaki o adam. "Bende yanındayım," dedi Amil Alaz. "Karaman aşiretide benim hükmümle yanındadır. Hem çocuğu olsun dersiniz hemde iki kadınla aynı eve sokarsınız herkes sizin gibi acımasız değil öyle üç dört kadın alabilsin! Sevdiği ve istediğiyle olması herkes için en hayırlısıdır." Amil Alaz'ı kendi tarafına çekmekten bahsetmişti Boran Ağa ancak pekte uğraşmış sayılmazdı çünkü adamın karakteri bile diğerlerini desteklemezdi asla. "Bak Boran Ağa Güneş kadın rahat durmuyorsa zaptedemiyorsan her türlü cezayı uygula acıma ancak berdel olmaz olacaksa da usulüne törelere uygun olmalı!" Boran seslice soluk verdi kolay olmayacağını biliyordu ama dayanamıyordu da sabırlı kalması güç olmuştu artık üstelik vazgeçemezdi de asla çünkü bana söz vermişti benimle bir yola girmek istiyorsa eğer bi' bedel ödemek zorunda olduğunu biliyordu elbette. "Riva aşireti olarak bizde kararını destekliyoruz!" Dedi Ferman Riva babasını temsilen buradayken ve kardeşi için böyle bir kararın karşısında duramazdı. "Hiçbir ceza işlemez kimseye, yapan yine yapar ama şu yönden düşünün Ağalar, bu şekilde bir kadın kendine yeni bir hayat kurabilir ve bir adamı başka bir kadınla paylasmak zorunda kalmaz neden biraz olsun empati yapmıyor insanların yerine koymuyorsunuz kendinizi? Kaç tane ocak söndürdünüz kaç kişinin canını yaktınız kaç seveni ayırıpta sevmeyenleri birbirine mahkum ettiniz... Bir kere olsun vicdanınızla karar verin, bu kadına da yazık değil mi?" Dedi Güneş'i işaret ederek. "Ben şikayetçi değilim!" Diyerek ileri atıldı Güneş. "Yaptıklarım için sizinde önünüzde o kadına yalvarırım affetmesi için ama boşanmak istemiyorum!" Diye bağırarak dizlerinin üstüne çöktü soğuk zeminde. Boran yüzünü sıvazladı, öfkeyle yerinde durmadığı o kadar belliydi ki? Dahası beni öldür diye yalvarıyordu resmen bu kadın her şey bir yana o kadar insanin içinde bile onu istemediğini boşanmak istediğini söyleyen adamı hâlâ nasıl isteyebilirdi? Hırs mıydı öfke miydi neydi bu böyle? "Kadın bile istemezken neyin boşanması bu? Olmayacak öyle bir şey üç aşiret desteklese ne yazar biz kabul etmiyoruz! Sizi sineye çekersek yarın öbür gün kaçan kızları kim zaptedebilir? Berdelle evlenmek zorunda kalanlar demez mi bize niye bunu yaptınız diye onlarda senin gibi baş kaldırırlarsa kaç yuva dağılır kaç insan ölür haberin var mı Boran Ağa?! Çocuk oyuncağı değil bu!" Diye bağırarak karşı çıktı Derzan Ağa. Boran dizini sürekli oynatırken yumruk yaptığı eli az biraz bile açılıp gevşemedi. "Eh! Yeter lan!" Diyerek ayağa kalktı Boran. "Hepinizin iplerini benim elimde tek bir hareketimle ellerinizde ne var ne yok evleriniz arabalarınız hayvanlarınız topraklarınız her şeyinizi alır sizi bu meleketten öyle bir sürerim ki parmağınızı bile kaldıramazsınız!" Diye bağırdı tehditvari bir şekilde. "Ne demek bu tehdit mi edersin sen bizi? Sende güç varsa biz senden daha fazla ederiz Boran Ağa!" Diyerek ayağa kalktı Ağalardan biri. Derzan Ağa kaşlarını çatmış anlmaya çalışıyordu sanki Boran'ın dedikleri. "Ne diyorsun lan sen hepiniz bir olsanız ne yazar! Ben tek başıma hisselerinizi tüm servetlerinizi yatırdığınız o bankanın sahibiyim sahibi! Ben ne dersem yapmak zorundasınız bu kadını boşayacağım ve defolup gittiklerinde tek biriniz bile namus davası diye dokunmaya kalkamayacak onlara!" Diye gürledi adeta. Kadir'in Pare'nin kolunu tutup çekmesine ve kulağına bir şeyler dediğini gördüm sonrasında ise Pare'nin yüzünün rengini nasıl attığını, kafam allak bullak olmuşken Pare kafasını iki yana sallamaya başladı deli gibi. "Ne diyorsun sen Boran Ağa!" Diye bağıran yaşlı adamlardan biri bir anda silahını çıkarıp Boran'a doğrulttuğunda kalbim tekledi korkuyla, Lalezar hanım ve kızlar korkuyla çığlık atarlarken diğer Ağalarda ayaklandı ve tam o anda Cahit ve Riva konağının adamları silahlarını Boran'a silah doğrultmuş adamlara doğrulttu. Abim ve Jiyan amcam ayağa kalktığında Cahit'e ve diğer adamlarına şaşkınlıkla baktı kısa bir an, onlardan önce Boran Ağa'yı korumaya kalkmalarına şaşırmış olmalıydılar ki Boran da öyleydi ancak sanki anlamış gibi başını yukarı bana balkona kaldırdığında göz göze geldik. Cahit benim adamımdı ben ne istersem yapmakla mükellefti ve daha günler öncesinde ona bunu söylemiştim böyle bir toplantı olacağını bildiğimden tembihlemiştim. Cahit öldürmekten asla çekinmezdi. Saniyeler içinde herkes birbirine silah çekmiş vaziyetteydi Derzan Ağa yerinde oturup çayını içerken Boran onca silah ona dogrultulmamış gibi kendi silahını kimseye doğrultmadan tutuyordu elinde. Merih ve Bertan Ağa öfkeyle karşılarındaki adamlara silah doğrultmuşken amcam ve abimde Borana silah doğrultanlara silah doğrultmuşlardı. Bahoz elbette geri kalmazken Amil de Boran'ın tarafındaydı. Gerçek şuydu sadece salaklık yapıp öfkeyle hareket edecek olursa elindeki silahı ateşleyip sıkarsa ardı kesilmeyecek ve kan dökülecekti oluk oluk. Biri sadece laf attı diye bıçaklanıp öldürülüyorken onca silah kendisine dogrultulmuş olan Boran'ın böyle rahatça durması delirtti resmen beni. Bunlar böyleydi isteklerine karşı gelinince karşı geleni öldürmekten asla vazgeçmeyecek tiplerdi. "Bu avluda tek bir silah ateşlenecek olursa Boran Ağa'ya karşı bilinki tek biriniz dahi sağ çıkamazsınız!" Diye bağırdım aşağı doğru. Merdivenlere yönelcektim ki Boran'ın bakışlarıyla durdum, inme diyordu alenen bakışlarıyla. Durdum ama dediklerimin arkasındaydım. "Boran Ağa oyun oynarsın bizimle sen ne demek banka benimdir!" Dedi ilk silah çeken adam. "Kimse törelere karşı gelemez bu sen olsan bile al bütün malımızı ama bil ki öleceğimizi bilsekte geri durmayız davamızdan!" Diyen orta yaşlardaki daha önce konuşmuş o adamdı. Ellerim titremeye başlamıştı böyle olacağını çok iyi biliyordum işte. Ancak Boran rahatça gülümsedi, "benim diyorsam benim! Ya dediklerimi yaparsınız ya da iki gün için de tek bir iğneniz bile kalmaz! Karar sizin! Malından olmaya meraklılar otursun koltuklarına da göreyim!" Dedi, eğer kabul ederlerse gerçekten hiçbir kayıp olmadan kurtulabilecekti bu işten. "Ama bilin ki bunlara yanlışlıkla bir şey bile olsa yakarım sizi!" Diye eklediğinde nedeni açıktı bir komplo düzenleyip öldürülmelerini istemiyorumdu. Üst üste konuşup bağırıştıklarında etraftaki korumalara adamlara baktılar Ağalar ancak malları ve paraları ağır basmış olmalı ki silahları yenilmişcesine indirdiler. "Vallahi size aferin, nasıl oldu da birbirinizden habersiz daha da zengin olma yolunda ilerlemeye çalışarak aynı bankaya yem oldunuz." Diye alay edercesine güldü Derzan Ağa. Buna kanmayan tek kişi Derzan Ağa ve iki aşiretti sadece. "Biz hâlâ törelerimizin yanındayız!" Dedi öfkeyle o iki aşiret bu onlar kabul etse biz etmiyoruzdu ancak herkese karşı o ikisi etkisiz eleman olarak kalıyorlardı bu sebeple cevap bile verilmedi onlara. Herkes rahatça bir nefes alırken abimler yerlerine oturduklarında Boran ise hissedebildiğim şekilde rahatlayarak babası ve kardeşiyle sedire oturduğunda bizde yukarıda derin bir nefes almıştık. Ancak bir gerçek ortadaydı onca aşiretin düşmanlığını çok rahat bir şekilde kazanmıştı Boran Ağa. Güneş'i boşayacak ve o üçü buradan evlerine gidecek bir daha bu aileyle bağlantıları olmayacaktı Güneş'te hem dersini alacak hem en büyük korkusunu yaşayacaktı... Tabii Kadir ortaya atılmasaydı. "Kardeşimi boşarsa eğer kardeşini kapının önüne atarım Boran Ağa! Benim kaybedecek hiçbir şeyim yok onların aksine, istersen öldür şimdi ama bilki ben kardeşim için canımdan olmaya hazırım!" Dediğinde acı içinde ağlayan Güneş duraksayarak yukarı abisine kaldırdı başını. "Ne diyorsun lan sen!" Diye bağırdı Merih dayanamayarak. Boran Ağa hızla ayağa kalkarak ona doğru yürümeye başladığında silahının tetiğini çekerek Kadir'e doğrulttu, "ben onca aşireti dize getiripte kendime bela edeceğim bu işi halledeceğim sen çıkıpta engelleyeceksin öyle mi? Şunu o aklından sakın çıkarma ki ben bu saatten sonra ölsem vazgeçmem, madem sen ölmeye meraklısın o hâlde çök dizlerinin üstüne getir son duanı!" Diye bağırdığında aynı anda Haşim abi yaklaşmış ve dizlerinin arkasına vurarak diz çökmesini sağlamıştı Kadir'in. Allah'ım sen sabır ver neden böyle oluyordu sürekli bir şey çıkıyordu ortaya. Silahı onun alnına yasladığında Lalezar hanım dayanamayarak göğsünü tuttuğunda Zara ve Mara onu tutarak oturtmuşlardı koltuğa ben ise aşağıyı izlemekten kopmadım. Gerçekten öldürecek miydi? "Boran dur!" Diyerek kolunu tuttu Boran'ın ağlayarak can havliyle Pare. "Yalvarırım dur." "Ne durması Pare ben bu kadını boşayacağım sende bu konağa geri geleceksin bu it ölmeye meraklıysa geberecek!" "Öyleyse önce beni öldür! O ölürse bende yaşayamam!" Diye karşı çıktı Pare. "Boran Ağa gorüyoruz ki bu işi isteyen tek sensin beni malımla tehdit edemeyeceğine göre törelerimize karşı gelirsen her şeye de hazırlıklı ol! Boşanacaksan eğer o ikisini öldürmekten başka çaren yok, kendileri de bunu istiyorlar zaten!" Diyerek onu öldürmesi için destekledi resmen Derzan Ağa. Ellerimi mermere yasladım ve sıktım kalbim korkuyla kasıldı ben kimse ölsün istemezdim ama bunları yaptıkları içinde deliriyordum resmen. Öyle berbat bir andaydık ki ne yapsak doğru onu bile kavrayamıyorduk. "Törelere uy Boran Ağa, öldür ikisinide!" Dedi biri ancak tam o an abim girdi gür sesiyle araya. "Kesin lan sesinizi artık!" Diyerek susturdu onları. "Et son duanı!" Diye bağırdığında Boran silahı başına vurarak tuttuğunda Pare dizleri üstüne çökerek, "beni de öldür şimdi o hâlde! Çünkü ayrılırsam bu konağa beni zorla tıksanız bile kendimi öldürmekten çekinmem! Lütfen vazgeç bu işten Boran!" Dediğinde Boran Ağa bu sefer silahı kardeşinin kafasına dayadı öfkeyle. "Madem bizi ve aileni yanındaki bu piçe tercih edecek kadar çok sevip canından vazgeçiyorsun, bende senin için hiçbir şey yapmam bundan sonra!" Diye bağırdığında sesindeki acıyı tam buradan en derinlerimde hissettim. "Boran oğlum yapma!" Diyerek bağırdı Lalezar hanım merdivenlere yönelecektiki Zara ve Mara tuttu onu korkuyla. Boran'ın sırtı gerildi, Bertan Ağa acı içindeki bakarken Merih abisinin yanında yerini aldı Pare'ye adeta yalvardı ancak Pare asla vazgeçmeden Kadir'i bırakmayacağını söyleyip durdu. Boran bir anda silahı Pare'nin kafasından çektiğinde iki adım geriledi yüzünü sıvazladı sertçe ve Güneş'in karşısında durdu. Güneş dizleri üstünde doğrulup ayağa kalktığında "lütfen yapma, yemin ederim dert olmam bundan sonra. O yukarıdaki kadın uğruna kardeşini öldürmeye değer mi?" Diye yakındığında herkes onları dinliyordu. "Değer!" Diye konuştu tok sesiyle. Tek kelimesi yetmişti sanki her şey için. "Bu kadın benim kardeşim falan değil!" Dedi ve gök gürültüsüyle aynı anda gürledi resmen. "Buradaki herkes şahittir ki seni boşuyorum Güneş!" Dediğinde sanki zaman yavaşladı Güneş başını şiddetle iki yana sallarken Boran devam etti. "Boşol! Boşol! Boşol!" Diye tek nefeste bağırarak tamamladığında Güneş dermanı çekilmişcesine küt diye düştü dizlerinin üzerine. An itibari ile gerçekten resmen boşanmış nikahları bozulmuş ve tek karısı olarak ben kalmıştım. Şaka gibiydi ama gerçekti şimdiye kadar bunun olabileceğine inancım yokken şimdi olması rüyada mıyım dedirtiyordu. Boran Ağa'nın bundan sonra tek karısı bendim. Hemde her şekilde. Artık ne burada ne de hayatımda yer alamayacaktı Güneş. Boran hız kaybetmeden ama kendini kaybederek silahı Pare'nin başına dayadığında daha fazla dayanamayarak merdivenlere yöneldim. Kadir ve Pare birbirlerine baktıklarında Pare umutsuzca önüne döndü, ardından ise parmaklarını silaha sardığında merdivenlerin bitiminde duraksadım. "Senden son bir şey isteyeceğim Boran yemin ederim beni öldürmen hiç acıtmıyor canımı, senden sadece sekiz ay istiyorum..." Zorlukla yutkundu, gözleri bana değdiğinde burukça gülümsedi. "Hamileyim... Onu doğurmama izin ver ondan sonra ben kendi ayaklarımla geleceğim sana söz izin ver o güne kadar sağ kalalım." Bir kırılma sesi geldi... Abim elindeki su bardağını düşürmüş ağzı açık hâlde Pare'ye bakakalmıştı. ••••••Bölüm Sonu••••••
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE