"İyi akşamlar?" Dedi Hevdem'e sorgular bir şekilde. Bakışları Zara'ya kaydı kısa bir an.
"Misafir var, Bertan Ağa'lar." Diye cevapladı Hevdem. "Gece de geldi mi?" Diye sorduğunda Hevdem başını olumsuzca salladı.
"Ferman'a bakacaktım ben, nerede o?" Dedi gözleri etrafı tararken.
"Telefonla konuşuyordu yukarıda gel sen çay vereyim bir bardak abimde iner aşağı zaten." Dediğinde Adar başını salladı sadece çünkü Hevdem'in yanındaki kız çekinmeden hayran hayran bakıyordu kendisine.
Rahatsız olmuştu anında.
Mutfağa girdiklerinde boştu mutfak, yardımcılar çekilmişti odalarına. Adar üstündeki kamuflaj ceketi çıkarıp sandalyesine asarak oturdu Zara da hemen çaprazına geçti, Hevdem çay doldururken Zara çenesini ellerine yaslamış kocaman açtığı gözlerle Adar'ı taciz ediyordu resmen.
Hevdem çayı sesli bir şekilde masaya bıraktı arkadaşının dikkati dağılsın diye, olmuştuda Zara kendini toparlayıp öyle izlemeye başlamıştı Adar'ı.
"Tövbe yarabbim tövbe!" Dedi sesli bir şekilde Adar, çaprazında ki kıza ters bir bakış atarak.
"Amin!" Dedi Zara hemen ona karşılık olarak. Hevdem onlara pek odaklanamadı oturduğu sandalyede Merih'i düşündü, yanlış yapıp yapmadığını sorgulamaya başladı içinden. O sırada Zara ise karşısındaki adamı dikkatle izlemeye devam etti.
"Sen şimdi asker misin?" Diye sordu aval aval Zara.
Adar, ince bel bardaktan koca bir yudum aldı. "Kör değilsen evet!" Dedi ters bir bakış atarak yine.
Zara alınıp çekineceğine, "yok çok şükür görebiliyorum." Dedi. "O zaman sen şimdi askeriye de çalışıyorsundur!" Dedi heyecanını bastıramayarak Zara.
"He, evet askeriyede çalışıyorum kardeşim!" Dedi bastıra bastıra Adar. Zara genişçe gülümsedi. "Ne güzel," dedi hülyalı bir sesle. "Şimdi senin olduğun yerde birden fazla askerde çalışıyordur değil mi?" Diye sorunca Adar duraksadı.
"Ne tür bir manyaksın sen!" Dedi hayretle. "Şu ünüforma aşığı kızlardan mısın yoksa? Bak kardeşim senin iyiliğin için söylüyorum bırakın şu ergenlik huylarını."
"Ergenlik tavırları mı? Asıl siz bırakın şu tavırları sizden ufağız diye niye hemen ergen muamelesi yaparsınız ki! O hâlde sizde ergensiniz çünkü erkek olduğunuzu hisseder hissetmez otuzbi-"
Adar telaşla kapadı kızın ağzını, Zara şokla ağzını kapatan adama baktı. "Bana bak ufaklık koparırım o dilini terbiyeli ol bakayım!" Dedi sinirle Adar. Zara başını aşağı yukarı salladığında elini kizin ağzından çekerek oturdu.
"Noluyor burada?" Diye sordu Hevdem anlamayarak.
Ancak ikili cevap vermedi ona çünkü onu duymuyorlardı. "Sende özür dile benden ergen dediğin için!" Diye baskı uyguladığında Adar'a, dişlerini sıktı adam. "Özür dilerim ufaklık, kes sesini artık!"
"Bir şartla keserim sesimi bey amca!" Diye karşılık alan Adar öfkeden ne yapacağını bilemedi kız resmen çekinmeden damarına basıp duruyordu.
"Şimdi sen bana şöyle oturaklı yerine göre davranmasını bilen, olgun ama çocuk ruhlu sevdiğine karşı ultra korumacı, şöyle yapılı sakalsız bebek gibi suratlı ama çatık kaşlı olduğu için düşmana daima korku salan, boyu boyumu geçen, huyu huyumu delen bir asker ayarlarsan bana, rahat dururum o zaman!" Dediğinde elini anlaşmak için uzattı Adar'a.
Adar Hevdem ile bakıştı afallamış halde. Bu kız gerçek miydi.
"Yanlış anlama seninde giderin var ama ben o elektriği alamadım senden dünya ahiret abimsin artık!.. E halletcen mi bizim işi, ayarlayacan mı?" Diye sordu tekrar.
"Şaka mısın kızım sen, benim senin elinde oyuncak edeceğin arkadaşım yok! Git yaşıtlarına bulaş hayde!" Diyen Adar masadan kalktığında Zara da telaşla kalktı ve kolunu tuttu.
"Adar abi dur! Ya ben kimseyle oynamam ki, hem on sekizimde akıllı mı akıllı bir kızım ne var şöyle oturaklı bir bey arıyorsam kendime?! Neyi yanlış bunun bak sana soruyorum ne var sanki şu kardeşine yardımcı olsan Vallahi hep asker sevgilim olsun istemişimdir! Nolur nolur nolur..." Hevdem arkadaşını şokla izledi gerçi Zara hep bir tık manyaktı ama bu kadarını beklemiyordu. Ne ara adamla bu konuları konuşacak kadar ilerlemişti.
Adar kolunu zor kurtardığında sesli bir nefes bıraktı. "Tamam ulan!" Dedi. "Ayarlacağım sana ama hiçbir sorumluluk almam bilesin!" Dediğinde Zara çoktan onaylamıştı onu.
Masaya yan yana oturduklarında Adar telefonunu çıkarıp arkadaşlarının hesaplarına girip durdu ve fotoğraflarını gösterip durdu.
"Ay bu ne! Hanzo kılıklı geç bunu bacım geç!" Diyerek eleye eleye atlamaya başladı adamları. "Sakalsız olsun Adar abi, napayım orman kaçkını adamları, geç... Boyu boyumu geçsin dedim, ben geçeyim demedim! Bunu da geç... Ay ne vizyonsuz arkadaşların var senin bunu da geç!" Dediğinde umudunu yitirmişti Zara.
Adar telefonu kapadı bakacak biri kalmayınca. "Bu kadar mıydı yani?"
"Napayım kızım Allah Allah bir düzine erkek gösterdim hepsine bir kılıf buldun!"
Omuz silkti Zara moreli bozulmuştu. "Üzülme kardeşim kısmet değilmiş napacaksın." O sırada Adar'ın telefonu çalınca susmak zorunda kalıp açtı telefonu. "Neredeysen buraya gel komutan bozuntusu askeriyede devriye sende bu gece!" Dedi karşıdaki taraf.
"Siktir piç! Ben bugün yoktum bilerek yaptın demi lan!" Diye karşılık verdi Adar, karşıdan soğuk tavırlı bir kahkaha yükseldi. "E ne demişler her yiğidin harcı yenmez! Sende akıllı ol bana oyun kurmaya kalkma bir daha, hadi iş başına Adar Komutan!" Diye dalga geçer gibi konuşup kapatmıştı karşı taraf telefonunu. Adar öfkeyle çekti kulağından telefonu, arkadaşı olacak piç ne kinciydi arkadaş resmen bile bile nöbete yazmıştı kendisini!
"Ben karargaha kaçar, Ferman ile sonra görüşürüz." Dediğinde gözleri moralsiz ve dalmış olan kıza kaydı o anda aklına gelenle pat diye oturdu kızın dibine öyle ki Zara sıçradı yerinden.
"Son bir kişi var, ona da baksan olmaz mı belki beğenirsin?" Dedi istekle. Zara kaşlarını çatsada umutsuzca salladı başını, çok bir şey istemiyordu ki oturaklı bir asker koca adayı o kadar.
Adar sosyal medyadan bulduğu hesabı açıp ona verdiğinde Zara yavaşça baktığı fotoğrafta duraksadı. Adar kıza umutla bakarken Hevdem bu manyaklar ne yapıyor diye düşündü.
Adar'ın istediği tek şey bu belalı kızı o piçin başına sarmaktı o kadar.
Zara baktı bir süre fotoğrafa, bebek gibi bir yüzü vardı adamın ama keskin hatlara sahipti kara kaşı kahverengi gözlerini sahiplenircesine çatılmış yanak çukurları ben burdayım diyorlardı siyah saçları yandan temiz tıraşlı önden alnına dökülmüştü. Omuzları yedi düveli taşıyacak genişlikte ve güçlükte görünürken yapılı vücudu insanı karşısında ezip geçecek gibi görünüyordu. "tam adı ne bu adamın?" Diye sordu ama sesinden hiçbir şey anlamadı Adar. Ceketini kollarından geçirerek giyerken, "Safir Noyan." Dedi.
"Hayır," diyerek itiraz etti Zara, telefondaki fotoğrafı büyütüp durdu. "O artık taş bebeğim benim!" Dedi sevinçle. "Allahım şu bakışlara şu keskin ifadeye bir bakın! Hemen ayarlıyorsun bu adamı bana!" Dedi sertçe son kısımda. Adar keyifle telefonunu aldı kızın elinden.
"Elimden geleni yaparım ama sorumluluk asla kabul etmem!" Dedi Zara ise hemen onaylamıştı. Adar Zara'nın numarasını alıp aramış böylece kendi numarasını da vermişti. Kalbi çok hızlı atıyordu adamın fotoğrafını görür görmez bir sinerji hissetmişti hem konuşmaktan kime ne zarar gelirdi şimdiye kadar tek bir sevgilisi olmamış olsun diye uğraşmamıştı çünkü askerlere çok ayrı bir düşkünlüğü vardı, konuşmak istiyordu sadece onunla o kadar, oluru var mı yok mu o zaman görürdü...
"Taş bebeğim bir virüs gibi yayılacağım hayatına!"
••••••Bölüm Sonu••••••