Elimdeki küçük metal anahtarı sımsıkı kavradım. “S13”… ne anlama geldiğini bilmiyordum ama hissettiğim tek şey şuydu: Bu, Lucas’ın geçmişine ait bir şeydi ve cevaplar çok yakındaydı. O gece gözlerimi kırpmadan sabah ettim. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki düşünmeye vakit bile kalmamıştı. Lucas’ın gidişi, o kutu, gelen gizemli telefon ve bu eski fotoğraf… Artık geri dönüş yoktu. Bir karar vermiştim: Geçmişin peşine düşecektim. İnternetten eski hastaneleri araştırmaya başladım. Fotoğraftaki bina bana tanıdık gelmiyordu ama arka plandaki tabela çok silikti. Büyütüp netleştirmeye çalışırken “St. Helena Kurumu” yazısı belirdi. St. Helena… İçimde bir ürperti hissettim. Orası, yıllar önce şehir dışındaki ormanın kenarında kurulan, sonra çıkan bir yangınla kapatılan bir akıl hastanesiydi

