Gözlerimi sabahın ilk ışıklarıyla açtığımda, içimde garip bir sızı vardı. Ne rüyaydı ne de kabus… Sanki ruhum geceden kalan bir yarayla uyanmıştı. Uykusuz geçen gecelerin ardından alıştığım bir histi bu; ama bu kez daha farklıydı. Bu sabah... bir karar sabahıydı. Lucas kayıptı. O not defteri, geçmişin sessiz çığlığı gibi hâlâ başucumdaydı. Ona ne olmuştu? Kaçmış mıydı? Yoksa Mira’nın gölgesi onu bir kez daha yutmuş muydu? --- Sabah kahvemi yaparken radyodan çalan eski bir caz melodisi, zihnime Lucas’ın sesi gibi süzüldü. “Bazı melodiler, kalbindeki karanlığı susturmak için yeterlidir,” demişti bir gün. Şimdi susturulması gereken, onun kalbindeki değil… benim içimdeki çığlıktı. Lucas, neredesin? --- Kendimi dışarı atmam fazla uzun sürmedi. Hastaneye geri dönemezdim, Mira artık or

