11. Bölüm: Fadime Teyze

1212 Kelimeler
Son iki haftada öylesine yorulmuştum ki, hem bedenen hem de ruhen çok yorgun hissediyorum. Zihnim sürekli yorgun olduğundan son zamanlarda bir şeylere odaklanmak da çok zor oluyordu. İlk defa böylesine zorlanıyordum. İş konusunda hiçbir zaman böylesine bitik hale gelmemiştim. Ama nedense Çağrı'nın projesinde hem zorlanmıştım hem de aşırı yorulmuştum. Ama her şeye rağmen devam etmiştim. Sonunda projenin çizimi bitmiş ve tüm kontrollerden sonra Çağrı yapımını başlatmıştı. Her detayına dikkat ederek özellikle kendi istediği kısımlar üzerinde çok yoğunlaşmıştı. Projeye başladığı için keyifliydi. İşinin başlaması dört gözle bekliyordu. Bu süre zarfında Pelin'in tedavisi ile ilgili görüşmeleri yapmıştı. Bahsettiği doktorla ve başka birkaç doktor ile beni görüştürmüştü. Doktorların her detayı bana anlatması içimi rahatlatmıştı. Öte yandan buradaki doktorumuz da mümkün olursa ameliyata katılabileceğini söylemişti. Çağrı'nın hayatıma girmesiyle bir anda Pelin ile ilgili çok fazla gelişme olmuştu. Çağrı her görüşmeyi titizlikle yapıp pasaport işlemlerini de başlamıştı. Pelin'in pasaportu bir hafta içinde bize ulaşacaktı. İç çekerek kahvemi yudumlayıp bardağı masama bıraktım. Yurt dışına ben gitmeyecektim. Pelin burada kalıp işlerime devam etmemi söylemişti. Çağrı ile beraber gideceklerdi. Her ne kadar başta kabul etmesem de Pelin çok ısrar etmişti. Çağrı da bana güvence verince kabul etmiştim. Ben daha sonrasında gidecektim. Zaten pasaportum olduğu için sıkıntı yaşamazdım. Çağrı'nın Pelin ile gitmesinin bir diğer sebebi de iki sene boyunca orada yaşamış olmasıydı. İki senelik zaman zarfında orada kalmıştı ve çoğu şeye hakimdi. O yüzden içim bir nevi rahattı. Çağrı gittikten bir süre sonra geri dönecekti. Çünkü onun da başında durması gereken bir inşaat yapımı vardı. Pelin yalnız kalmış olacaktı ama Çağrı oradaki insanların onunla çok iyi olduğunu söyleyip beni ikna etmişti. Ama yine de Pelin'in tek başına orada olması biraz tedirgin hissettiriyordu. Pelin tek başına başka bir ülkedeyken nasıl tedirgin olamazdım ki? Kafam karman çorman iken iç çektim. "Hey!" diyen sesi duyunca irkildim. Başımı kaldırdığımda Çağrı'yı gördüm. Onu fark etmediğim için bir an için şaşırdım. "Kapına tıklattım birkaç defa. Duymadın galiba. Ki fena da dalmışsın," dedi tek kaşını kaldırarak. Başımı salladım. Zaten son birkaç gündür böyle dalgındım. Aklım beş karış havadaydı. Ne yaptığımı, ne işle ilgilendiğimi bile sonradan fark ediyordum. "Evet," diye mırıldandım. "Dalmışım. Kusura bakma." Sözlerimin üzerine önce bir yüzümü inceledi. Sonra da kapıyı kapatıp bana doğru geldi ve karşımdaki koltuğa oturdu. İkimiz de bir an için sessiz kaldık. Ben o kadar dalgındım ki, zaten ne konuşacağımı bilmiyordum. Çağrı da benim bu halimden dolayı bir süre konuşmadı. "Pelin'i mi düşünüyorsun?" dediğinde yine başımı salladım. Konuyu bu şekilde açmıştı. "Gerçi benimki de laf. Beni düşünecek halin yok ya," diye devam ettiğinde gözlerimi devirdim. Bir de son günlerde böyle konuşmaları başıma çıkarmıştı. Kendini acındıracak bir şey bulup hemen mağdur rolüne giriyordu. Çağrı benimle iletişim kurarken her yolu deneyebilecek bir adamdı. Bunu zaten bu zamana kadar onu tanıyan herkes anlardı. Tuhaf olan ise benim buna alışmamdı. Her ne kadar bu duruma alışsam da tepkimi göstermeyi de unutmuyordum. Yani en azından aramızdaki sürtüşme bana göre devam etmeliydi. Böylesi daha eğlenceli oluyordu. "Bir kere de gıcıklık yapma Çağrı ya!" dedim hemen. Yine çirkef Duru moduna girmiştim. Sırıttı. Ama sonra yüz ifadesi değişti ve boğazını temizledi. Ne zaman bunu yapsa hep önemli bir şey söyleyeceğini anlıyordum. Çağrı ile aramızdaki iletişimde artık önemli şeylerin olması da bizim için bir gelişmeydi. "Tamam tamam. Sana bir haberim var," dediğinde kaşlarımı kaldırdım. Dirseklerini masaya yaslarken ellerimi de yanaklarıma yaslamıştım. Ona dikkatle ve merakla bakarken sordum. "Ne haberi?" Sorum üzerine derin bir nefes alıp verdi ve arkasına yaslandı. Bu hareketi yaparken bir yandan da etrafa bakmıştı. Sonra da gözleri benim gözlerimi buldu. "Bizimle birlikte yıllarca çalışan Fadime Teyzem var," dediğinde tek kaşımı kaldırdım. Konunun ne olduğunu anlayamadım için başımı salladım. Cevap vermedim. Sonra güldü. "Teyze dediğime bakma. Dinç ve dayanıklı bir kadın maşallah. Bizim evde yardımcı olarak çalıştı hep ve beni de büyüttü diyebilirim. En azından annemin çalıştığı zamanlarda benimle ilgilenen her zaman o oldu. Ailemden biri gibi." Sözlerine karşılık olarak gülümsedim. "Ne güzel," dediğimde Çağrı da gülümsedi. Yüzünde tatlı bir ifade oluşmuştu. Ama dikkatimi çeken bir şey vardı. Ve belki de bunu ilk defa fark ediyordum. Çağrı bana üniversite zamanlarımızda da annesinden hep bahsederdi. Ama bir kez olsun babasından bahsettiğini ya da onunla ilgili sohbet ettiğimizi hatırlamıyordum. Sadece bu aldığımız projenin sayesinde biraz konuşmuştuk ama o da bir sohbet sayılmazdı. Aklımda soru işaretleri oluşurken bunu şimdilik es geçtim. Aslında burnumu da sokmak istemiyordum. "Öyle işte," dedikten sonra iç çeken Çağrı'ya dikkatimi verdim. "Pelin ile ilgili endişen olduğu için ben de onunla konuştum ve hemen kabul etti. Ne zaman ondan bir şey istesem hiç geri çevirmedi. Pelin ile birlikte gidecek ve onunla ilgilenecek." Şaşkınlıkla doldum, taştım ve aniden gözlerimi açtım. "Ne?" dediğimde sırıttı. "Pelin ile ilgilenecek kişiyi buldum. Sen de bunu istemiyor muydun?" Hala şaşkın olduğum için birkaç saniye tepki veremedim ve ne diyeceğimi düşünmeye çalıştım. Teklifi oldukça güzeldi ama ben bunu kabul edemezdim. Kendimi bu sefer daha kötü hissetmeye başlamıştım. Sanki Çağrı'ya yük oluyormuş gibi... Ve ayrıca bizim için bu kadar çabalaması da beni utandırıyordu. Yapmak zorunda değildi. Üstelik benim olan tavırlarıma rağmen bunu yapıyordu. Ondan uzaklaşmaya çalışsam bile yine de benden kaçmıyordu ve gitmiyordu. "Eee?" diyen sesini duydum. "Ne diyorsun?" Yutkundum. Omuzlarımı kaldırıp indirdim. Kuruyan boğazım yüzünden yeniden yutkundum. Önümdeki kahvemden bir yudum aldıktan sonra Çağrı'nın gözlerinin içine baktım. "Çağrı bunu düşündüğün için çok teşekkür ederim," dedim minnet dolu sesimle. "Gerçekten düşünmen yeter ama Fadime Teyze'nin rahatını bozmak istemem ben. Hem yurt dışında o da yapamaz ki. Alışamaz belki." Tebessüm etti. Yine vazgeçmeyecek gibi duruyordu. Çağrı tabii ki vazgeçmezdi. "Fadime Teyze kolayca uyum sağlayabilir. Çünkü daha önce de Pelin gideceği yere gitmişti bir süreliğine. Orada akrabası var. Benim vasıtamla gelmişti," diye cevap verdi. "Sahi mi?" diye sordum kaşlarımı kaldırarak. "Evet," deyip başını salladı. Sonra tek kaşını kaldırdı. "Kabul ediyor musun?" Güldüm ve ardından iç çektim. "Önce bir tanışayım Çağrı," diye mırıldandım. "Öyle olmaz hemen. Hem ayrıca kadını zorlamadığını nereden bileceğim?" İnanamaz bir şekilde bana baktı. Neyine inanamıyordu acaba? Sonuçta onda öyle bir potansiyel vardı. Gayet de haklıyım. "Ben öyle bir şey yapar mıyım Duru?" dedi ve ardından cık cık cık diye söylendi. Kaşlarımı kaldırarak ona baktım. "Yapmaz mısın?" Önce kaşlarını çattı ama sonra birden güldü. "Doğru valla. O potansiyel bende var." Ben de hafifçe güldüm. "Duru," deyip yaslandığı sandalyesinden sırtını ayırdı ve bana doğru yaklaşarak ellerini masanın üstüne koydu. "O zaman şöyle yapalım," dedi bilmiş bilmiş. Bu haline güldüm. "Ne yapalım?" diye alayla konuştuğumda tatlı tatlı sırıttı. Son zamanlarda Çağrı'nın yüz ifadelerine karşı bir sempatimin olduğunu inkar edemezdim. Ama onun bunu bilmesine gerek yoktu. Öğrenirse zaten neler olacağını tahmin edebiliyordum. Uzattıkça uzatıyordu. "Senin Fadime Teyze ile görüşmeni sağlayalım. Sen de onun samimi tavrını gördükten sonra hemen seveceksin ve kabul de edeceksin. Buna eminim." Dudaklarım kıvrıldı. "Peki, dediğin gibi olsun. Kararımı da göreceğiz." Gülümsedi. "Tamamdır o zaman." Ona biraz baktıktan sonra nefesimi dışarı verdim. "Teşekkür ederim Çağrı," diye mırıldandım. "Gerçekten." Bir anlık cesaretle masanın üstündeki sol eline uzandım. Önce şaşırsa da gözlerime bakıp derince beni izledi. Dudakları daha çok kıvrıldı ve gözleri de kısılmıştı. Sağ elini elimin üstüne koyup nazikçe okşadı. "Rica ederim," dedi benim gibi. "Gerçekten." Yeniden güldüğümde o da güldü. Ellerimiz ise ayrılmadı. Ne ben çektim, Ne de o çekmeye yeltendi. Sanırım... Bazı şeyler değişiyordu. Aramızda garip bir şeyler vardı ama henüz açığa çıkmamıştı. Değişen şeylerin farkında olsam da bundan sonrasında ne olacağını yine bana zaman gösterecekti. Çağrı ile anın tadını çıkarıyor gibiydim. Ve aynı zamanda duygularımı bastırmamayı da öğrenmeye başlamıştım. Bu benim açımdan gayet iyi bir şeydi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE