Duyduğumuz ses ile ben hemen Çağrı'dan ayrılınca Çağrı'nın güldüğünü fark ettim. Biraz da şaşkın olduğum için ilk başta tepki veremedim. Hatta sesin geldiği yere bile başımı çevirip bakamamıştım. Sonra ağır ağır başımı çevirip sesin sahibine baktım. Belki de altmışlı yaşlarının başında olan bir kadındı. Yüzündeki sevecen ifadeyle bir bana bir de Çağrı'ya bakıyordu.
Gözlerimi kırpıştırıp elimle de ovuşturduktan sonra yeniden Çağrı'ya baktım. Bana sırıtarak bakıyordu. Sanki bu kadının burada olması ve sarılırken bizi görmesi onu gayet mutlu etmiş gibiydi. Başta anlam veremesem de sonra aklıma birden Fadime Teyze geldi. Onun olabileceğini anladığımda Çağrı'nın sırıtmasının da nedenini anlamış oldum. Yanaklarım yanmaya başlayınca boğazımı temizledim ve kendimi toparlamaya çalıştım.
"Merhaba," deyip kadına bakarken bir an önce kendisini tanıtmasını ve üzerimdeki gözlerin en azından biraz kendini geri çekmesini istemiştim. Çünkü gözlerindeki imalı ifadeden dolayı yanaklarım iyice alev almaya başlamıştı. Zaten Çağrı ile beraber beni gören herkes bir anda imalı imalı bakmaya başlıyordu. Herkes mi fesat olur...
"Fadime Teyze," dedi Çağrı. Düşüncelerimden sıyrılıp Çağrı'ya baktım ve dikkatimi ona verdim. "Sen evde değil miydin ya? Ne ara dışarı çıktın?" Çağrı'nın sorusu üzerine Fadime Teyze olduğunu kesin olarak anladığım için yeniden ona baktım. Bakışlarının zaten benim üzerimde olduğunu görünce gerginliğim daha da arttı. Bakışları asla rahatsız edici değildi. Aksine çok sevecendi. Ama nedense ben çok rahatsız hissetmiştim.
Belki de bunun nedeni beni Çağrı ile sarılırken görmesiydi. Bu kadar gerilmem çok saçma gelebilirdi. Hatta bana da saçma geliyordu. Ama kendime hakim olamıyordum. Özellikle Çağrı konusunda hemen geriliyordum. Belki de bu kadar gerilmesem her şey daha kolay olacaktı. Kendi kendimi strese sokuyordum.
"Oğlum sen gelmeyince merak etim. Ne yapıyorsunuz dışarıda?" Gözlerimi şaşkınlıkla açtım. Az önce şiveyle konuşan kadın şimdi nasıl bu kadar düz konuşuyordu? Buna gerçekten şaşırdığımı Çağrı anlamış olacak ki, güldüğünü duydum. Ona bir bakış attıktan sonra tekrar Fadime Teyze'ye döndüm. Bana gülümseyerek tepki verdiğinde ben de istemsiz bir şekilde gülümsedim.
Ne kadar da tatlı bir kadındı. Çağrı ve ailesiyle yıllarca çalışmasının sebebini şimdi anlıyordum. Bu sevecen kadınla herkes çalışmak isterdi. Üstelik sadece bir çalışan olarak da kalmamıştı. Aynı zamanda Çağrı için aileden biri gibi olmuştu.
"Duru bir türlü benim evimi bulamamış," dedi Çağrı. "Ben de onu bulmaya çalışıyordum Fadime Teyze. Biraz uzun sürdü." Başımı salladım. Çağrı'nın sözlerini onaylamak istercesine ben de konuştum.
"Evet," dedim Fadime Teyze ile bakışırken. "Ben sokağı diğer sokakla karıştırıp tekrar buraya geldim." Fadime Teyze başını salladı ve bana gayet tatlı bir şekilde gülümsemeye devam etti. Bu gülümsemeden hoşlanmalı mıydım, emin değildim. Az önce dediğimin aksi bir şey de olabilirdi. Onu tanımasam da içten nasıl biri olduğunu sonuçta bilmiyordum.
Aynı Pelin'in zor durumlarda dediği gibi. Bok da çıkabilir yani.
Pelin ne zaman bunu söylese saçma sapan bir şüpheye düşerdim ve her şeye karşı aynı şüpheyle yaklaşırdım. Şimdi de Fadime Teyze'yi hem sevip hem de sevmeme şüphesine düşmüştüm. İkilem yaşadığım için de nasıl davranacağımı bilemeyip bir Çağrı'ya bir de ona bakıp duruyordum. Çağrı da bana biraz yardımcı olup Fadime Teyze hakkında bir şeyler söyleseydi güzel olurdu. Ama yok, Çağrı'nın her şeyi o anda yaşaması lazımdı. Özellikle benim bocaladığım zamanlar bayağı eğleniyordu.
"Anladım güzel kızım," dedi Fadime Teyze ve benim yanıma geldi. Çağrı'ya bakıp gülümsedikten sonra benim gözlerime baktı. "Demek Çağrı'nın sürekli bahsettiği kız sensin. Yani Duru." Şaşkın bakışlarımı Çağrı'ya çevirip ona bakmaya başladığımda önce tepki vermesem de sonra gözlerimi kıstım.
Resmen gidip beni Fadime Teyze'ye de anlatmıştı. Üstelik nasıl anlattıysa Fadime Teyze'nin bana olan bakışlarını görmemek için büyük çaba sarf ediyordum. Çağrı yine yapmıştı yapacağını. Beni Fadime Teyze'ye nasıl anlattığını anlamaya çalışsam da anladığım tek şey Çağrı'nın bayağı abartarak anlatmış olduğuydu. Zaten Çağrı'nın bir şeyi abartmadığını gören olmamıştır. Bun emindim.
"Evet," dedi Çağrı. "İşte Duru karşında," deyip güldüğünde ben de gözlerimi devirdim. Fadime Teyze de bize gülümserken Çağrı'ya ben sana sonra gösteririm dercesine bakıyordum.
"Beni nasıl anlattı?" diye sordum merakla. Fadime Teyze bu sorum üzerine boğazını temizledi ve Çağrı'ya bir an bakıp tekrar bana döndü. Ona merakla bakmaya devam ettiğimde dudakları kıvrıldı.
"Kalbin çok güzelmiş," dediğinde bunu beklemediğim için yutkunma gereği duydum ve onlarla fark ettirmemeye çalışsam da sesli bir şekilde yutkundum. "Çok çalışkan, disiplinli, hanımefendi ve başarılı kadınmışsın." Fadime Teyze bana bunları söylerken utanmaya başlamıştım. Çağrı'ya baktığımda bana ne oldu dercesine bakıyordu. Çemkirecek bir şey bulamadığım için eğleniyordu.
"Teşekkür ederim," diye mırıldandım. Çağrı'ya bakarak söylemiştim. Göz kırptı ve bir şey demedi. Fadime Teyze'ye bakıp gülümsedim. "Ve eğer sen de böyle düşündüysen sana da teşekkür ederim. Tabii beni pek tanımıyorsun." Hafifçe güldü.
"Aslında tanıyorum. Çünkü Çağrı böyle görüyorsa benim için de öyledir. Çağrı bu konuda gayet profesyonel gerçekten. Tanımadığı bir insana böyle biri dediğinde cidden doğru çıkıyor." Ben de güldüm ve başımı salladım.
"Onun da yeteneği bu işte," dediğimde Çağrı'ya bakmıştım. Sırıttı. Hoşuna gittiği belliydi.
"Sadece bunları söylemedi ama," dedi Fadime Teyze. Kaşlarımı kaldırdım. Çağrı'nın başka neler diyebileceğini tahmin etmeye çalışırken Fadime Teyze yeniden konuştu. "Aynı zamanda bayağı inatçı ve dik başlıymışsın. Dediğini yapar ve kimsenin müdahale etmesine de izin vermezmişsin." Yanağımın içini ısırırken Çağrı'ya da gözlerimi kısarak baktım. "Tebrik ederim kızım," dedi Fadime Teyze devam ederek. Beni tebrik etmesine şaşırdım ve gözlerimi onun gözlerine çevirdim. "İyi yapıyorsun. Hiç yolundan şaşma. Ama Çağrı'nın dediğine göre bazen ön yargılı davranıyormuşsun. Bunu da aşarsan tamamdır." Dudaklarım kıvrıldı.
"Bu konuda haklı. Bazen gerçekten de öyle olduğumu fark ediyorum," diye cevap verdim ve kabullendim. Çağrı da bu halime gülümseyip başını salladı.
"Neyse," dedi kaşlarını kaldırarak. "En azından kabul ediyor Fadime Teyze. Bu da bir gelişme." Gıcık gıcık konuştuğu için kendimi tutamayıp koluna vurdum. Fadime Teyze güldü.
"Sen yine de Duru'ya karışma. Yaramaz bir çocuk olduğunu hepimiz biliyoruz. Koca adam oldun ama insanları sinir etmeye devam ediyorsun," diyen Fadime Teyze ile sırıtarak Çağrı'ya baktım. İşte şimdi eşitlenmiştik.
"Ama Fadime Teyze," dedi homurdanarak. Fadime Teyze ile aynı anda güldüm.
"Hadi hadi," dedi Fadime Teyze ve benim koluma dokundu. "Daha fazla dışarıda kalmayalım." Çağrı ile aynı anda başımızı salladık. "Size güzel bir çay yap-" diye konuşmaya devam eden Fadime Teyze'nin sözü kesildi. Başka bir ses duyuldu.
"Çağrı?" Kalın erkek sesi kulaklarıma dolarken bakışlarım Çağrı'nın babasını bulmuştu. Sadece bir fotoğraftan görmüştüm. Onu da Çağrı'nın telefonundan görmüştüm. Ama hemen hatırlamıştım. Bize dikkatle bakarken özellikle beni inceliyordu. Bakışlarım Çağrı'ya döndüğünde ise oldukça şaşırmıştım.
Çünkü Çağrı babasına kaşlarını çatmış bakıyordu. Hatta öfkeyle baktığını söylersem abartmış olmazdım. Karşısında sanki düşmanı varmış gibi duruyordu ve bu hiç iyiye işaret değildi.