2 Gün Sonra
Kendimi toparlamaya çalışıyordum ama Mete’den uzak olmak ve sürekli onun resimlerinin karşımda oluşu bana hiç yaramıyordu. Bu iki gün içerisinde herkesi takip ettirmeye başlamış ve attıkları adımlara göre kafamın içinde bir plan kurgulamaya başlamıştım.
İlk önceliğim duygularıma hakim olmak adıma Mete’yi unutmak bir süreliğine rafa kaldırmak en azından. Egemen elindeki yeni fotoğrafların olduğu zarfı getirdiğinde önüme koydu bu zarfta Mete’nin bugün yaptıkları vardı ki elimin tersiyle ona doğru ittim.
“Bundan sonra Mete’nin ne yaptığıyla ben ilgilenmiyorum sen takip edeceksin çünkü ben ne zaman baksam toparlayamıyorum bir süreliğine Mete’yi kafamdan silmem gerek.”dediğimde bana şaşkınca baktı.
“Harbi mi?”
“Evet bak Egemen böyle giderse ben kendimi toparlayamam ve iş uzar gider benim önüme bakabilmem adına Mete’yi bir süreliğine düşünmemem gerek. Ayrıca bana acil bir şey olursa sen söylersin zaten tamam mı? Onun dışında bir şey için beni Mete diye rahatsız edersen yemin ederim kafanı boynundan ayırırım.”kafasını usulca salladığında meraktan delirdiğim zarfı masanın üzerinden aldı ve ceketinin içine yerleştirdi.
“Nasıl istersen.”
“Bu arada şu Aslan’ı ziyaret eden kadın kimmiş öğrene bildin mi?”diye sordum önümdeki şirket dosyalarında göz gezdirirken.
“Sevgilisiymiş bir de çocuğu varmış.”dediğinde kafamı hızla kaldırdım.
“Çocuğu mu varmış?”
“Evet anaokuluna giden küçük bir kız çocuğu ufak bir kimlik araştırması yaptım ve çocuk Aslan Karan’ın kütüğüne kayıtlı ama kadınla evli değiller sanırım bulunması zor olsun diye böyle bir şey yapmış.”dediğinde kafamı olumlu anlamda salladım.
“Ben olsam başka birisinin adına çocuğumu kütüğe kaydettirirdim.”
“Demek ki başka birisinin çocuğunun babası olarak görülmesini istemiyor.”
“Peki çocuğunu hiç görüyor mu?”
“Kadınla her gün telefon üzerinden görüşüyorlar ama fazlası yok buluşmaları bence yurt dışındayken yapıyorlardı.”
“Anladım.”
“Aklında bir şeyler var mı?”
“Sen benim aklımda ne zaman bir şey olmadığını gördün ki? Tabi ki var ama önce şu sevkiyat işlerini halletmek istiyorum ayağımın altında dolanmasınlar sonra dedem tepeme sıçramasın.”
“Silahları ülke dışına nasıl çıkartmayı düşünüyorsun peki bir fikrin var mı?”
“Var. Şimdi biz bütün silahları parçalayacağız her birini başka makine parçasına başka konteynıra koyacağız gümrük baktığında sanayi malzemesi olarak geçecek.”
“Akıllıca hatta baya zekice onu cumartesi birlikte son kez bakarız gider kontrol ederiz.”
“Tamamdır sen çıkacak mısın?”
“Ofiste toparlamam gereken bazı dosyalar var geç dönerim sen uyursun beni beklemene gerek yok.”
“Bekleyeceğimi kim söyledi ki işim gücüm yok bir de seni mi bekleyeceğim.”dediğimde göz devirdi.
“Açık sözlülüğüne gıcık oluyorum bazen.”
“Sağ ol canım.”pişkin pişkin sırıttığımda daha çok sinir olmuştu.
“Ben çıkıyorum istediğin bir şey var mı?”kafamı olumsuz anlamda salladım.
“Ölme den gel yeter.”çıkıp kapıyı çektiğinde bende koltuktan kalkıp içeriye ilerledim. Benim olan odaya girdiğimde yorgunlukla kendimi yatağa bırakmıştım bugün çok fazla dosya kurcalamıştım ve beynim patlıyordu.
Yoğun baş ağrısıyla gözlerimi yumduğumda uyuduğum süre bana saniyeler gibi gelmişti. İçeriden gelen tıkırtı sesleri ile huysuzca gözlerimi araladığımda etrafıma bakındım ama evin ışıkları yanmıyordu. Egemendir diye düşünürken ayaklandım kontrol etmek adına koridora kadar yürüdüğümde suratıma el feneri tutan hırsızla karşı karşıya kalmıştım.
Hırsız bana dehşetle bakarken ben kafasına geçirdiği kadın çorabı yüzünden kahkahalara boğulmuştum. Arkadaşı da yanına geldiğinde bana cins bir şekilde bakıyorlardı herhalde korkup çığlık atmamı beklerlerken benim böyle haykırarak gülmem ikisinin de garibine gitmişti.
“Ulan Allah sizin canınızı almasın bu çorap ne? Çorap mı kaldı amına koyayım alamadınız mı bir kar maskesi?”çıplak ellerine baktığımda daha çok gülmeye başladım. “Kafanıza çorap geçirmeyi akıl ettiniz de ellerinize niye bir eldiven takmadınız gerizekalı mısınız siz?”dediğimde ikisi de birbirleriyle bakışıp tekrar bana döndüler onlara doğru bir adım attığımda uzun boylu olan bana silah çekmişti ki göz devirdim.
Yanına gelip silahı elinden çekip aldığımda şaşkınlığı iki katı artmıştı ki sırıttım. “Acemi olduğunuz her halinizden belli ulan bir kere silahın emniyetini açmamışsın!”dedim kendim göstererek emniyetini açarken silahı ikisine doğrulttuğumda ellerindeki hırsızlık mallarını yere bırakıp boş kalan ellerini havaya kaldırdılar.
“Abla yapma biz yaptık sen yapma.”dedi kısa boylu olan.
“Bir şey soracağım size bu sizin ilk hırsızlığınız falan mı yani bu salaklıkla nasıl ev soyuyorsunuz anlamadım ki siz?”
“Yok abla yani bayadır oluyor bu mesleği icra edişimiz dalgınlığımıza gelmiş eldiveni unutmuşuz.”
“O halde silah kullanmayı bilmiyorsun?”dediğimde uzun boylu olan kafasını salladı. “Bu silahta mı çalıntı lan yoksa?”
“Evet abla.”dedi kısa boylu olan, elimle yüzümü sıvazladığımda ikisine kısa bir bakış attım.
“Siktirin gidin lan bu evden bir daha da soygunculuk yapacaksınız gidin adam akıllı yapın bir de her yere parmak izlerini bırakmışlar bide sizi bu evin yakınında yakalarsam yemin ederim hacamat ederim bak çorap falan da takmam kafamda yüzleriniz defolun şimdi uykumdan ettiniz zaten!”koşturarak kapıdan çıktıklarında kilidini kırdıkları kapıya sinirle baktım.
“Gece yarısı nereden bulacağım amına koyayım çilingiri ya!”diye söylendiğimde asansörden Egemen çıkmıştı bir bana bir kilidi kırılmış kapıya bakarken kaşları çatıldı.
“Ne oldu bu kapıya?”dediğinde hafifçe kıkırdadım.
“Hırsız girdi de hallettim ben sonra da siktirin gidin başıma iş açmayın dedim onlarda gittiler.”dediğimde gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
“Az önce apartmandan çıkıp benim yanımdan geçen iki adam hırsız mıydı?”diye sorduğunda yere çöktüm, sinirlerim gece gece alt üst olmuşçasına kahkaha atmaya başladım.
“Sanırım öyleydi.”
“Lan evimi soydular mı?”dediğinde kafamla yerdeki torbayı gösterdim.
“Soyamadılar çünkü yüzyılın seri katili uykusundan uyandı ve birkaç acemiye ders verdi diyelim.”günümüzün hırsızı bile gerizekalı arkadaş anlamadım gitti.
“Harika ama ortalığın ağzına sıçmışlar.”
“Biraz.”yaptım parmağımla.
“Neyse toparlarız sabah boş ver kapıya da bir çilingir bul ben uyuyorum.”
“Çilingiri nereden bulacağım?”dediğinde odama yürümeye başladım.
“Ne bileyim ben bak işte internete onu da ben mi söyleyeyim sana.”hayatımda ilk defa böyle bir deneyim yaşadım bence hırsızlar benim deli olduğumu falan düşünmüşlerdir.
Yani ben bir hırsız olsam ve beni karşısında gören ev sahibi kahkahalarla gülse üstüne gelip silah öyle kullanılmaz diye ders verse kesin keçileri kaçırmış bu derdim. Neyse en azından acemilik yapmazlar bir daha bu korku onlara bir yıl yeter.
Aslına bakarsanız tam olarak deli değilim de diyemem tırlatmak arasında gidip geliyorum şu Mete’yi rafa kaldırma işi beni biraz olsun rahatlattı evet şimdi neden onu aklıma getirdiysem neyse unut onu. Uykuna odaklan Karaca sen işlerini bitirene kadar Mete diye birisi hiç var olmadı o yok o sıradan biri sen onu tanımıyorsun o kadar.
Tekrardan yatağıma uzandığımda hafifçe gülümsedim. Her ne kadar Mete’yi düşünmemeye çalışsam bile ne yaptığını deli gibi merak etmekten kendimi alı koyamıyordum ama bir şekilde kendimi tutmam gerekiyordu.
Mete’den
İçki bardağını sehpaya bırakırken buram buram Karaca kokan koltuğa uzandım. Aslında evin her yeri o kokuyordu, yarın şirkette bir toplantı vardı ve ben içmeyi yeni bırakıp kendimi uykuya salmıştım. Sabah kulaklarımda çınlayan telefon alarmı ile zar zor uyandığımda kulaklarımın acıdığını ve başımın ağrıdığını hissettim.
Mutfağa ilerleyip dolapta ağrı kesiciyi bulduğumda alıp bir tane ağzıma attım ve su içtim. Kahvaltı yapmadan çıktığımda arabama bindim, şimdi Karaca burada olsaydı onu kolayca bırakıp gidemezdim. O uyurkenki yüz ifadesini saatlerce izleye bilirdim, onun evinde kalmamın tek sebebi ise onun kokusunun o duvarla sinmiş olmasıydı.
O kokunun işlendiği yerde uyuduğumda her rüyamda Karacayı görüyordum. Yanıma gelip beni sarıp sarmalamasını hiçbir zaman yapmadığı kadar şefkatle beni öpüşünü görüyordum. Saçlarımda gezdirdiği parmakları vücuduma olan dokunuşları her şeyi ile o kadar harikaydı ki ancak bir rüya bu kadar harika olabilirdi zaten.
Arabanın dikiz aynasında saçımı falan düzelttiğimde arabayı çalıştırdım. Şirkete doğru sürmeye başladım birkaç dosya imzalayıp ortaklardan biriyle görüşmem gerekiyordu yeni bir iş anlaşması vardı ve babam kafamı Karacaya takmamam için beni oradan oraya sürüklemeye çalışıyordu.
Kısa süre içerisinde şirkete geldiğimde işlerimi hızlıca bitirmek istediğim için odama çıktım ve masama oturdum. Masamda biriken bir sürü dosyayı imzalamak için giriştiğimde yarım içerisinde kapım çalınmıştı.
“Girin.”sekreter önden girdiğinde bana dönüp hafifçe gülümsedi.
“Mete Bey diğer şirketten anlaşmayı imzalayacağımız hanım efendi geldiler.”dediğinde direk ayaklanmıştım.
“Al içeri.”dediğimde kendisi çıkmış kız içeriye gelmişti. Hanım hanımcık bir şeye benzeyen çıtı pıtı bir kızdı bana doğru elini uzattığında tutup sıktım ve nezaketen tebessüm ettim. “Hoş geldiniz Mete ben.”dediğimde oda gülümsedi.
“Yaren Özsoy bende babam iş seyahati için yurt dışında olduğundan anlaşma için imzaları biz atacağız.”masamın önündeki koltuğu oturması için işaret ettiğimde geçmişti ki bende yerime geçtim.
“Ne içersiniz Yaren Hanım?”
“Aslına ben açım ve aç karnı bir şey içmek istemiyorum mideme dokunuyor sağ olun o yüzden.”anlayışla karşıladığımda anlaşma dosyasını aramaya başladım. Üçüncü çekmece de bulduğumda hızlıca kıza uzattım dosyayı.
Yaptırmak istedikleri büyük hastanenin inşaat anlaşmasıydı. Yaren Hanım on bilemedik on beş dakika kadar dosyayı incelediğinde bana döndü.
“Kalem rica edebilir miyim?”dediğinde masamın üzerinde ki kalemi ona uzattım ister istemez ellerimiz değdiğinde hızlıca kalemi alıp dosyadaki yerlerini imzaladı ben zaten önceden de imzalamıştım. “Buyurun.”dosyayı bana geri verdiğinde tekrar ayaklandım ve elimi uzattım.
“O halde iki taraf için de hayırlı olsun.”dediğimde elimi sıkmıştı.
“Ben artık gideyim.”dediğinde onu durdurdum.
“Yemek yemeğe mi gideceksiniz acaba?”dediğimde kafasıyla onaylamıştı. “O halde birlikte çıkalım mı bende yemek yiyeceğim ama tek başıma gitmek istemiyorum kafamı da veremiyorum zaten.”
“Olur hem detaylıca konuşmuş oluruz işi.”
“Tabi tabi lütfen buyurun.”önden bir şekilde odamdan çıktığımızda birlikte asansöre ilerledik. Asansöre binip aşağıya indik birlikte güvenliğin getirdiği benim arabama bindiğimizde yakında çok güzel köfte yapan bir yere getirmiştim onu.
İki iş arkadaşı olmak üzere restorandan içeriye girmiştik birlikte masaya oturduğumuzda garsona siparişlerimizi verip sohbet etmeye başladık.
“Gözleriniz çok şişmiş sanırım çok çalışıyorsunuz.”dediğinde burukça tebessüm ettim.
“Hayır sevdiğim kadınla bebeğimi yakın zamanda kaybettim o yüzden.”dediğimde sesim titremişti ki destek olurcasına elimi tuttu.
“Başın sağ olsun.”parmağındaki yüzüğe gitti bakışlarım kocaman gülümsediğinde yüzüğünü gösterdi.
“Sanırım bende evleniyorum.”dediğinde güldüm.
“En azından birileri mutlu.”
En büyük sadakatin kendi ruhuna olmalıdır. Unutma; için rahat etmiyorsa, içinin de vardır bir bildiği demişler. İçimde anlamlandıramadığım bir tuhaflık vardı neden bilmiyorum ama sanki birazdan havalara uçacak bir haber alacakmışım gibi hissediyordum ama bir yandan da olacaklardan korkuyordum.
Önce güzel bir şeyler olacakmış gibi olur hatta biraz olur umutlanırsın ve sonra anlarsın ki olan sadece sana olmuştur. Önümde elinde hastane broşürü ile oturmuş bana bir şey anlatacağını söyleyip yarım saattir yüzüme dik dik bakan Egemen’e karşı sıkıntıyla ofladım.
“Anlat artık ne anlatacaksın.”
“Anlatacağım ama hayır demeden önce biraz düşüneceksin.”
“Tamam anlat artık vallahi çatlayacağım.”
“Ben bir şey araştırıp buldum. Hani senin rahmini aldılar ya bir daha çocuk sahibi olamayacağını düşünüyorsun bu yüzde.”
“Evet olamayacağım zaten.”
“Öyle değil işte rahim nakli ile bir çocuk sahibi olabilirsin.”dediğinde bir anlığına dona kalmıştım. “Biliyorum kulağa biraz tuhaf geliyor ama birkaç doktorla konuştum ameliyat sonrası bir süre olacak ilaç tedavisi ile tekrar bir çocuğun olabilir.”olabilir ama ya tekrar hayal kırıklığına uğrarsam bir kez daha böyle bir şeye katlana bilir miydim?
“Bilemiyorum Egemen.”diye mırıldandım. Sırtımı koltuğa yaslarken hafifçe tırnağımı kemirmeye başladım, bir yandan çocuğum olsun istiyordum ama yine içimde aynı korkular beliriyordu. Ya tedavi işe yaramazsa ya işe yarar da ben bebeğimi koruyamazsam? Kafandan kötü düşünceleri sil Karaca bu senin için bir şans işte. “Ameliyat ne kadar sürer sence yatmam çıkmam falan?”
“Yani bir hafta falan olur herhalde bilemiyorum.”
“Uzun sürmez mi? Hani bir işe kalkışıyoruz zaten bir haftaya yakındır evdeyim şimdi tekrar Mete perişan olmaz mı?”
“Mete’nin karşısına daha iyi çıkmaz mısın?”dediğinde hafifçe yutkundum ve kafamı salladım.
“Tamam benim için yarına randevu al bu gece bir işim var.”
“Tamam ama senin ne işin var?”
“Ailevi intikamım için geriye Yusuf’un ailesi Berkay’ın ailesi ve Yaren’in ailesi kalmıştı bu gece Yaren’in ailesi için bir planım var kimseye görünmeden onu halledeceğim.”
“İyi o halde benim çıkmam lazım.”diye ayaklandığında kenardaki imzaladığım dosyaları işaret ettim.
“Onları şirkete bırakmayı unutma bende hazırlanır birkaç saat sonra çıkarım senin motorunu alacağım.”
“Tamam hasarsız geri getir lütfen o benim göz bebeğim.”
“Tamam yemem motorunu.”çevremdeki herkesin motor hastası olması acayip işime gelmiyor değildi. Egemen üzerini değiştirmek için odasına ilerlerken bende banyoya ilerledim. İçeriye girdiğimde kapıyı kilitledim ve üzerimdeki pijamaları çıkardım yarın ki ameliyattan önce ayağıma dolanan işleri halletmek istiyordum.
Duşa girdiğimde soğuk suyu açtım nefesim çekilirken tenimden akan soğuk suyun huzuruna bırakmıştım kendimi. Vücudumu köpükleyip saçlarımı da yıkadığımda işimi bitirmişti kısa bir duş faslından sonra havluya sarılıp banyodan çıktım.
Odama ilerlemeden önce bir etrafa bakındım sanırım Egemen gitmişti. Kendi odama girdiğimde dolaptaki eşyalarıma yöneldim gri bir sweet ve siyah bir tayt giydim. Islak saçlarımı kurutup sıkı bir at kuyruğu yaptığımda hazırdım.
Siyah bel çantamı aldığımda içine küçük bir fener, bıçak ve susturucu koymuştum dolaptan aldığım silahımı da belime yerleştirdim. Kapının önüne geldiğimde motorun anahtarlarını ve askılıkta duran şapkayı alıp taktım ayakkabılıktan siyah kalın topuklu botlarımı da alıp giydiğimde dışarıya çıkmıştım.
Kapıyı ardımdan çekip asansöre bindim, garaj katına indiğimde Egemen’in motoruna ilerledim. Motora bindiğimde çalıştırıp sürmeye başladım ben dışarıya çıktığımda hava kararmıştı bile bir bakkalın önünde durduğumda inip içeriden sakız aldım.
Ağzıma naneli sakızı attığımda tekrar motora bindim ve sürmeye başladım. Yaren Özsoy’un evine geldiğimde biraz uzağında durup izlemeye başladım. Bu kızın babası tam bir uyuşturucu baronuydu ve benim ailemde bu ortaklığı reddettiği için katledilmişti.
Bir süre evi gözetlediğimde Yaren’in arabasıyla çıktığını gördüm ama yanında birisi daha vardı. Gözlerimi kırpıştırdığımda doğru görüp görmediğimi anlamaya çalışıyordum Yaren’in yanındaki Mete miydi? Yok artık ne alakası var Karaca sen de Mete’yi düşünmeyeceğim diye onunla kafayı bozdun.
Kendime gelmek adına kafamı hafifçe sallarken motordan indim ve belimdeki silaha çantamdaki susturucuyu takıp motoru sürüklemeye başladım. Ağır adımlarla sanki motor bozukmuş gibi sürüklerken silahı motorun ardına saklamıştım kapıdaki iki güvenliğin önüne geldiğimde çapkınca sırıttım.
“Motordan anlayanınız var mı acaba?”diye kısık sesimle konuştuğumda ağzımdaki sakızı şişirip patlattım. İki adam önce birbirleriyle bakıştığında bir tanesi bana doğru yaklaştı ve motorun üzerine ellerini koyup sırıttı.
“Ne sorunu var bir bakalım mı küçük hanım?”kafamı usulca sallarken motorun ardında tuttuğum silahı ona çevirip ateşledim susturucu olduğu için ses çıkmamıştı ama adamın yere yığılışını gören arkadaşı kendi silahına davranacakken elimdeki silahı ona doğrulttum.
“Sakın!”ağzımdaki sakızı bir kez daha patlatırken parmağımı salladım hafifçe. “Lütfen hayatında bu kadar seksi Azrail gördün mü? Asıl soru hayatında Azrail gördün mü olacaktı? Merak etme bir hayır işleyip bu sorunun cevabını ben sana vereceğim.”dedim ve tek kelime etmesine izin vermeden kafasına sıktım.
Silahı motorun üzerine bırakıp motoru kenara çektiğimde adamların tekine yaklaştım ve sürükleyerek bahçe kapısından içeriye soktum diğerini de soktuğumda silahımı alıp ilerlemeye başladım. Kamera görüntülerine yüzüm takılmasın diye şapka takmıştım ve o açılara doğru bakmamaya çalışıyordum.
Kendi evimdeyken evlerinin krokisini ve güvenlik kameralarının yerini saptadığım için nereye gideceğimi veya nerelere bakmayacağımı iyi biliyordum. Sessiz adımlarla evin üst katına çıktım, bu evin bu kadar korunaksız olması onların gereksiz özgüvenlerinden kaynaklanıyordu.
Doğrusu işime geliyordu büyük salonun kapısının önünde durduğumda ışıklar kapalı film izleyen iki orta yaşlı karı kocayı izlemeye başladım. Bunlar Yaren’in anne babasıydı onları fotoğraflardan biliyordum ağır adımlarla elimde silahla salonun girişinden içeriye birkaç adım atmıştım.
Işıkları yaktığımda ikisi de ayaklanmıştı bakışları bana döndüğünde silahımı onlara doğrulturken gülümsedim. “Selam Özsoy çifti ben Karaca sizin için geldim.”dediğimde kadın kocasının arkasına geçmişti.
“Kimsin sen?”diyen adama döndü bakışlarım.
“Beni tanımaman normal ama Aksoy soyadını eminim ki tanıyorsundur.”adam birkaç saniye kaşlarını çattıktan sonra tekrar bana döndü şaşırmıştı şaşırmakta haklıydı da.
“Sen onun kızısın?”
“Doğru cevap!”hafifçe güldüğümde bana deliymişim gibi bakmıştı. “Cenneti merak ediyor musunuz? Gerçi etseniz bile sizin gidebileceğiniz en iyi yer cehennemin bekleme odasıdır!”ikisine birden sıktığımda yere yığılmışlardı.
Yanlarına gelip eğildiğimde ölüp ölmediklerini kontrol ettikten sonra salondan çıktım ve aşağıya indim evin içinde karşımda çıkan ilk korumayı indirdiğimde mutfağa girdim ve dolabı karıştırmaya başladım.
Karnım açıkmıştı hayır yani o kadar yoldan gelip adam öldürdüm karnım acıktı tabi ki. Dolaptaki büyük kremalı pasta dikkatimi çekerken hafifçe dudağımı ısırdım ve pastayı kucağıma alıp tezgaha bıraktım. Bir tane çatal aldığımda yemeğe başladım mutfağa giren korumayı gözüme kestirdiğim gibi indirdiğimde pastadan birkaç dilim daha aldım.
Çatalı tezgahın kenarına bırakıp dudaklarımı sildim ve hızlıca evden çıktım. Dışarıdaki motora bindiğimde sürmeye başladım ve eve gelene kadar da durmadım. Mobeselerin olmadığı yolları tercih etmiştim yakalanmamak adına.
Mete
“Doğrusu beni dağıtmak için arayacağını hiç düşünmemiştim.”diyen Yaren’e kısa bir bakış attığımda önümdeki tekiladan bir yudum aldım.
“Uzun zamandır kimseyle görüşmediğim için dostum kalmamış aslında.”
“Dertleşecek birini arıyordun sende.”
“Doğru.”diye mırıldandım. Bardağa tek dikişte bitirdiğimde boğazımı yakan sıvıya aşına olmuştum artık bir yenisini doldurması için bardağa barmene gönderirken bar tezgahına yaslandım. “Aslında sevdiğim kadınlaydım sürekli yanımda olan diğer insanları tek tek kaybettiğimi göremedim çünkü onları göremeyecek kadar büyülemişti beni.”
“Baya güzel bir kadın o halde.”dediğinde ister istemez tebessüm ettim.
“Hem de nasıl. Omuzlarına dökülen kızıl saçları var ama kızılın öyle bir tonu ki ne gözünü kamaştırıyor ne de öylece sönük kalıyor. Bir gözleri var kahverenginin en göz kamaştırıcı tonu bakışlarını sana çevirdiğinde insanın içi sıcacık oluyor ama bazen öyle bir bakışı oluyor ki kapkaranlık sanki karşındaki o değilmiş gibi insanı korkudan yerin dibine kadar gömüyor. Bazen çok şirin ve mükemmel bir kadınken bazen de kendini aşan cesur ve ürkütücü bir kadına dönüyor o zamanlar bile ona deli gibi aşkla bakabiliyorum ben onun her şeyine hastaydım o herkesi ürkütüp korkudan yutkunmasına sebep olan bakışları bana döndüğünde aşkımdan iç çekiyorum sadece.”
“Vaov gerçekten bu mükemmel kadınla tanışmak isterdim yani ben bir kadının bir adamı bu kadar etkileye bileceğini düşünmezdim sen böyle anlatınca aklıma kendi nişanlım geliyor acaba oda beni birilerine böyle anlata bilir mi?”diye kendi kendine söylenip düşünmeye başladığında ikinci bardağı bitirip barmene yollarken güldüm.
“Eğer gerçekten aşıksa eminim benden bile güzel anlatır.”dediğimde dudak sarkıttı.
“Sanmıyorum bizimkisi şirket evliliği olacak gibi.”hafifçe anlıma düşen saçları itelerken barmenin doldurduğu bardağı aldım ve ona döndüm.
“Neden istemediğin bir evlilik yapıyorsun ki?”
“Ben istiyorum çünkü onu çok seviyorum ama onun aklı bambaşka bir kadında.”bardağı içtiğimde tekrar barmene gönderdim bakışları bardağıma takıldığında hafifçe ayvayı yedik dercesine dudağını ısırdı. “Çok mu hızlı gidiyorsun?”
“Alışkınım ben çarpmıyor öyle.”
“Fark ettim yani karşımda alışkın olmayan biri olsa çoktan yığılmıştı olduğu yere.”güldüğünde bende hafifçe tebessüm ettim.
“Sahi senin şu nişanlının adı neydi?”diye merakla sorduğumda bardağı alıp tekrar içmeye başladım.
“Berkay!”ve içtiğim içki o anda boğazımda takılı kalıvermişti…