8. Bölüm

1325 Kelimeler
Önce tiz bir ses çınladı. Sonra yemek yiyen insanların çığlıkları yankılandı kulağımda. Herkes birbirine sarılıp yere çökmüş bir vaziyetteydi. Kimse neler olup bittiğini algılayamamış durduğu yerde kalmış kafasını bile oynatamıyordu. Yanımdaki Eric hemen kendini toparlayıp silahına sarılmış etrafı kolaçan ederken birinin beni sarsmasıyla odak noktamı değiştirdim. “Belle, beni duyuyor musun? Belle! Cevap ver. Bir yerine bir şey oldu mu? İyi misin?” Dedektif beni sarsıp duruyor bense boş bakışlarımı ona yöneltmiş olduğum yerde bekliyordum. “Carls ve Eric, siz insanları kontrol edin. Birine bir şey olmuş mu diye. Ben merkezi arıyorum. Söyle fazla araba getirsinler. Annabelle’i lavaboya götüreceğim.” dedi sanki her gün patlayan bir arabanın yanından geçmeyi rutin haline getirmiş gibi. “Benimle gel, Belle.” dedi tekrardan gittikçe yumuşayan bir sesle. Kolumdan çekmesiyle söz hakkım olmadığını anlamış oldum. Kadınlar tuvaletine giderken ağlayan çocuklara ve korkan insanlara bakıp duruyordum. İçeri girdikten sonra dedektife döndüm tekrar. Kollarını sıvayarak önce kendi ellerini yıkayıp sonra yüzüme su çarpıyordu. Çarptığı suyun ferahlığını yanaklarımda, boynumda ve saçlarımda gezen elleri geri alıyor bir ferahlıyorsam üç yanıyordum. “İyi misin, Belle? Lütfen bir şey söyle.” dedi bu sefer. Dün başka konuşan adam bugün başkaydı. Dün beni görmekten nefret ediyor bugünse ağzımdan bir kelime koparabilmek için ricada bulunuyordu. Kafamı allak bullak ediyor, nefesimi kesiyordu. “İyiyim.” dedim kısık bir sesle. Rahatlamış bakışları saniyelik geçip gitti gözlerinden. Yanılsama gibiydi. Ne vardı ne yoktu. Sonra ellerini çekip genzini temizledi. “Ben dışarı çıkıyorum. Kapının önündeyim hemen, gelirsin.” diyerek beni tek bıraktı. İnsanlar ölebilirdi bugün. Benim yüzümden. Aynadaki yansımama baktım. İnsanlar ölmüştü çoktan. Benim yüzümden. -- Zach kapıyı kapattıktan sonra derin bir nefes aldı. Gözlerini yumarak içinden beşe kadar saydı. Patlama sesini duyduğu an az daha o arabada Belle’in de olacağını ve onu o arabaya gönderen kişinin bizzat kendi olacağı aklından çıkmıyordu. Buraya geldiğinden beri dikkati dağılmış odaklanamıyor katili bulamayıp insanların hayatını riske atıyordu. Belki de bugün Belle’ e bir şey olabilirdi düşüncesi içi içini yiyordu. Bu eskide kalmış duyguları arada parıldıyor aklını karıştırıyordu. Neler olduğunu algılamakta güçlük çekiyordu. İstemiyordu Belle’i. O kadın Zach’i aldatmıştı. Ondan nefret ediyor bulunduğu ortamda olmak istemiyordu. Güvenmişti Zach. Fakat ne zaman başına bir şey gelecek olsa endişeleniyor ondan bir tepki gelene kadar sıkışan göğsü ferahlamıyordu. Gerçi kime olsa aynı şey olurdu diye düşündü Zach. Annabelle’in lavabodan çıkmasıyla düşünceleri dağılan Zach, içeri doğru yönelerek onu takip etti. Polis ekipleri ve itfaiye gelmiş yanan araçla uğraşıyorlardı. “Annabelle, biz çıkıyoruz, hadi.” dedi Zach gergin bir tonla. Dedektif için gelen yeni araca binerken Carls ve Eric’in bizimle gelmediğini fark ederek Zach’e doğru sormak için döndüm ki “Onlar sonradan gelecek.” diyerek sormadığım sorumu cevaplamış oldu. “Peki, şu an hastaneye mi Venicks’e mi gidiyoruz?” dedim bu sefer. Dedektif derin bir iç çekerek, “Aslında senin Venicks’e dönmen lazım. Fakat hastaneye giderek bu olayın seninle ve annenle olan ilgisini bulmak zorundayım. Seni de bu saatten sonra koruma olmadan tek bırakamam. Seni öldürmeye çalışıyor.” dedi kararan bakışlarıyla. “Isabelle Eden’ı tanımıyorum. Ne Karen ne de Regina’nın katili değilim ama artık beni herkes katil olarak biliyor.” Zach’in çenesi kasılmıştı. Direksiyonu tutan elleri gittikçe sıkılaşıyor yüzü gerim gerim geriliyordu. “Öyle bir şey yok. Soyadını falan söylemedi.” diyerek yatıştırmaya çalıştı belli ki. Fakat işe yaramamıştı. “Resmi olarak ben öldürmesem de sebep oldum, Zach. Farkında değil misin? Allah kahretsin ki nedenini bilmiyorum.” dedim yüksek bir sesle. “Bulacağız, Belle. Tamam, bulacağım.” dedi. O da düşünceliydi. Daha fazla konuşmayı uzatmadan cama doğru dönerek gözlerimi kapadım. Hastaneye kadar tek kelime etmedik bir daha. -- “Merhaba, size nasıl yardımcı olabilirim?” dedi danışma. Dedektif “Doğumu burada gerçekleşen birinin kayıtlarına bakmak için geldik.” diyerek kimliğini gösterdi. “Resmi izin belgeniz var mı?” dedi danışma bu sefer. Gözlerimi dedektife çevirerek baktım. Ne yapacaktık? Halletmemiştik ki. Dedektif benim gerginliğimin aksine rahatlıkla cebinden çıkarttığı izni danışmadaki hanımefendiye uzattı. Ne ara halletmişti? Benim aklıma bile gelmemişti. Gerçi onun halletmesi kadar doğal bir şey yoktu fakat o kadar olay üzerine dedektif olsaydım mesela ben atlayabilirdim. “Kimin kayıtlarını istiyordunuz?” diye sordu. Zach ona dönerek “Isabelle Eden.” dedi güçlü bir sesle. “Tabi. Bir saniye...Isabelle, şey değil miydi? Geçen haberlerde çıkan şu kız. Regina ve neydi adı...Katherine mi? Yok yok, Karen. Evet, o kız da mı ölmüş dediler hatırlamıyorum. Burada mı doğmuş? Hemen kızlara söylemeliyim şaka gibi. Annabelle diye biri öldürdü diyorlar. Gerçekten ne kadar cani insanlar var. Ben böyle bi...” diye devam ederken arkamı dönerek koltuklara doğru ilerledim. Daha fazla dinleyemeyecektim sanırım. Koltuğa oturduktan sonra derin bir nefes aldım. Dirseklerimi dizlerime koyup başımı ellerimin arasına aldım. Yorulmuştum bu mücadeleden. Televizyonda o haberleri dinlerken işin buraya geleceğini hiç öngöremiyordu insan. Kendiyle bağlantı kuramıyordu. Bir cinayet haberine üzülüp belki biraz empati kurup geçiyordu. “Gidiyoruz, kalk.” dedi Dedektif. Komutumu alarak ayağı kalktım. Ben de ne eksik diyordum. “Isabelle Eden, bu hastanede doğmamış olarak gözüküyor. Kayıtları yok. Çok eski olanlar otomatik siliniyormuş.” Artık şaşıramıyordum. “Ne yapacağız, peki? Nasıl bulacağız kim olduğunu?” dedim. Aklında bir plan varmış gibi bakıyordu. “Dijital kayıtlar silinmiş.” dedi tekrardan. Bunun neresinde çözüm olduğunu algılamaya çalışırken “...fakat Lisa,” danışmaya göz kırparak bana geri döndü ve devam etti “arşiv odasında bir şeyler bulabileceğimizi söyledi.” Bu pek iyi bir plan değildi sanki. Ayrıca danışmadaki hanımefendi ne ara Lisa olmuştu. “Dedektif, bu çok uzun sürmez mi? Yani hangi yıl olduğunu bilmiyoruz. Eminim ki Lisa, çok yardımcı olmak istemiştir. Hatta bunun için çok uğraşmıştır.” Lisa’ya dönerek “Teşekkür ederiz, Lisa. Bundan sonrasını biz hallederiz.” dedim yapay bir gülümsemeyle. Bir anda soğukluk hissetmiştim. Tekrar Dedektife dönerek “Benim aklımda daha iyi bir fikir var ama biraz riskli.” dedim. Zach, Annabelle’in bu bakışını biliyordu. Başını belaya sokacak ve bu Zach’in hiç hoşuna gitmeyecekti. Onun planlarını sevmiyordu. Hiç sevmemişti. Şimdiden kendini reddetmeye hazırladı fakat bunu ona belli etmeden söylemesi için işaret yaptı. Annabelle, tekrardan Lisa’ya dönerek “Lisa, bu hastane otuz yıl önce açıldı demiştin değil mi?” Lisa evet der gibi kafasını salladı. Annabelle devam ederek, “Isabelle Eden, maksimum otuz yaşında olabilir. Onun doğumuna giren doktor o dönemlerde 30-40 yaşlarında olsa, şu an 60-70 yaşlarında olacak. En yaşlı doktorunuz kim?” dedi kendinden emin bir sesle. “80.” dedi Lisa ve devam etti “Fakat dahiliye doktoru o.” dedi. Annabelle derin bir nefes alarak “Yani, kadın doğum doktoru olarak.” dedi sabırsızca. “Anlıyorum, 72 yaşında.” dedi nereye varmaya çalıştığımı anlamaya çalışan bir tonla. Annabelle, Lisa’ya dönerek “Bu yıla kadar kaç tane doktor çalışmış burada Lisa.” “Bir saniye sistemden kontrol ediyorum.” diyerek ekrana döndü. Bir süre geçtikten sonra “40.” diyerek bize doğru döndü. “Lisa, bunlardan kaç tanesi 30 yaşından küçük.” dedi Annabelle. “27.” dedi Lisa. “Peki, bu 13 kişiden kaç tanesi on yıl önce çalışmaya başladı? Yani bu on yıl içerisinde işe girmeyen kişileri soruyorum.” dedi Annabelle bu sefer. Lisa tekrardan bilgileri kontrol ettikten sonra “3”dedi ve devam ederek “Fakat bir kişi çalışıyor bu üç kişiden. Bir kişi vefat etti ve diğeri ayrıldı.” dedi. Annabelle istediği bilgiyi almış olacak ki Dedektif’e dönerek “Bence daha kolay oldu araştırması Dedektif. Kocaman bir arşivde bir şey aramaktan iyidir. İlk etapta bu 3 kişiye bakarız. Annemin ölümünden öncesiyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Eğer bir şey çıkmazsa geri kalan 10 kişiye de bakarız.” dedi. Zach kabul etmeliydi biraz hayranlık duyduğu doğruydu. Fakat işin neresinin riskli olduğunu anlayamamıştı. Annabelle ona kaş göz yaparak gitmeleri gerektiğini işaret etti ve Lisa’ya teşekkür ederek ilerlediler. Annabelle doktorların tuttuğu kayıt defterlerine bakmak istiyordu. Ellerindeki ilk doktor ile ilerleyecekti. Christopher Garic. Doktorun çalıştığı kata geldiklerinde Dedektif’e dönerek “Bizim kim olduğumuzu anlarsa belki söylemeyebilir veya farklı bir şey olabilir diye düşündüm.” dedi Anna gözleriyle etrafı tararken. İstediği şeyi bulmanın verdiği rahatlıkla “Bundan dolayı kocacığım ben gizlice dosyayı alırken...” diyerek Zach’e döndü. “...karınla neden çocuğunuzun olmadığını öğrenmek için sen teste girmek durumunda kalabilirsin.” dedi gülerek. Zach söylemişti. Anna’nın planlarından hoşlanmıyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE