7. Bölüm

1223 Kelimeler
“Hadi, artık gitmemiz lazım.” diye seslendi Dedektif. Yanıma burada kalan eşyalarımdan bir çanta yapıp hazırlamıştım. Sırt çantamı alıp aşağı indim. Hastaneye gidecektik kayıtları incelemek için. “Geldim, ben.” diyerek içeri girdim. Hepsi beni bekliyormuş gibi nefeslerini dışarı vererek harekete geçtiler. Carls “Sonunda.” diyerek bu düşüncemi tescillemiş oldu. “Ne var, canım? Bir iki eşyamı toparladım.” diye sitem edip devam ettim. “Gerçekten, abartıyorsunuz.” Tam Carls bir şey diyecekken aldığımız tehditvari komutla arabaya yöneldik. “On saniye içerisinde arabaya binmeyen yürür.” dedi Dedektif. Gergin olduğunda ürkütücü olabiliyordu. Adımlarımızı hızlandırarak arabaya doğru ilerledik. Arka koltuğun kapısını açacakken “Öne, geç.” diye duyduğum ikinci bir komutla önce duraksasam da dediğini yaparak ön koltuğa geçtim. Ön koltuk hayalleriyle ilerleyen Carls oflayarak arkaya yerleşti. Navigasyondaki adres belliydi ‘Morganfall Devlet Hastanesi’. Dört saatlik bir yolumuz vardı. Yolumuz uzundu. Kafamı cama doğru çevirerek Zach’in yansımasını seyretttim. *** “Bayan Stone, ben ne demek istediğinizi anlamıyorum. Ben zaten Zach için en iyisini isterim. Bana neden bahsetmediğini bilmiyorum ama tabiki de Denbrille Polis Akademisi’ne gitmesine mani olmayacağım. Bu hususta ondan ayrılmam gerektiğini düşünmüyorum. Çünkü gerekirse onunla giderim.” dedim kendimden emin bir ses tonuyla. Bayan Stone derin bir iç çekerek “Bak kızım. Senin varlığın ona engel anlamıyor musun? Hayatından çıkmak için kaç para istiyorsun onu söyle bana.” dedi sinirli bir ses tonuyla. “Bayan Stone, bu konuşma gerçekten çok çirkin yerlere ilerliyor. Hiç yapmamışız gibi devam edelim bence. Çünkü bu teklifiniz gerçekten hiç hoş değil.” diyerek çantamı elime takarak kalkmaya hazırlandım. “Annabellle, bunu sana Zach’in söylemesini tercih ederdim. Fakat bana başka bir çare bırakmadın.” dedi ve devam etti. “Zach zaten biriyle nişanlı.” diyerek tepkimi ölçer gibi yüzüme baktı. Ne demişti o? Nişanlı mı? “Yalan söylüyorsunuz. Beni ikna etmek için yalan söylediğinizin farkındayım. Kendinizi daha fazla rezil etmeden bu konuşmaya bir son veriyorum , Bayan Stone.” dedim sert bir sesle. Saygı da bir yere kadardı artık. Ayağı kalkarak kafeyi terk ettim. Duyduğum “Annabelle, bekle. Kanıtlayabilirim.” sesi beni olduğum yere mıhlamıştı. Yavaşça arkamı döndüm. “Bakın, bizler daha reşit değiliz farkında mısınız? Bu dediğiniz saçmalığın daniskası.” “Evet, ondan şimdi aile arasında bir söz verildi. Reşit oldukları gün yani birkaç ay sonra düğün tarihi alınacak.” dedi kendinden emin bir sesle. Aynı zamanda telefonunu çıkartıyordu. Bir fotoğraf gösterdi. Zach ve bir kızın yan yana çekilmiş oldukları bir fotoğraftı. Ayaklarımdan güç çekilmişti bir anda. Geriye doğru yalpaladım. “Annabelle, iyi misin kızım?” dedi Bayan Stone. İyi, ne demekti? “Dokunmayın bana. Zach ile konuşacağım. Gördüğüm bir fotoğrafla buna inanmamı beklemeyin benden.” dedim. Fakat şüphe bir kere insanın içine düştüğünde insanı yiyip bitiriyordu. “Bak, ben sana bunu söylemek istemezdim. Zach eğer bu evliliği gerçekleştirmezse babası iflas eşiğinden dönemeyecek. Sen varken gözü hiçbir şey görmüyor. Bu evliliği de senin yüzünden istemiyor. Yapmak zorunda, Annabelle. Babası çok hasta ve Zach bunu bilmiyor. Onu bırakman lazım, sana bir daha dönemeyeceği şekilde.” dedi ağlamaklı bir tonla. “Lütfen, Annabelle…” dedi, yalvarıyordu. “Bana biraz müsaade edin, Bayan Stone.” dedim. Fotoğrafta gördüğüm kızı tanıyordum. Hem de çok iyi tanıyordum. Gördüğüm kız, Regina Megs’den başka biri değildi. *** “Bayan Eden, şarkıyı değiştirir misiniz?” dedi Carls yaklaşık yirminci defa. Derin bir nefes aldım. Sabır, güzel bir duyguydu. Sabretmek bir erdemdi. Sabır eyleyen insan, iyi bir insandı. Sabır… “Carls, Tanrı Aşkına bir karar ver artık!” diye yükseldim. Aynı anda Zach “Sikeceğim, şarkısını da radyosunu da, artık.” derken Eric “Carls, beylik tabancam yanımda biliyorsun değil mi? dedi. “Size inanamıyorum. Resmen skandal. Tanrı beni yok eylesin de kurtulun.” dedi tripkolik bir ruh haline brünerek. “Hızlı şarkı çalıyor, başım ağrıyor diyorsun. Yavaş çalıyor, uykum geldi diyorsun. Yabancı dil olmasın ama kendi dilimi de dinleyince sıkılıyorum diyorsun.” dedim sabrımın taşmasıyla beraber. “Bayan Eden, lütfen daha fazla devam etmeyin. Bitti. Bu saatten sonra isteseniz de benim için Anna olmayacaksınız. An itibariyle oluşan bağımızı da koparıyorum. Size küstüm bilin istedim.” dedi. Parmaklarıyla küstüm işareti yapmayı unutmayarak. Yine bütün olay bana kalmıştı. “Bu aralar ne Anna ne de Belle’im zaten Carls, problem değil.” dedim kendi kendime. Zach bana doğru bir bakış atarak önüne döndü. Arabanın durmasıyla kafamı cama doğru döndürdüm. Hastaneye gelmemiştik. Bir dinlenme tesisinin önündeydik. “Yemek yiyelim.” diye emretti komutanım. Bugün üçüncü fetvasını veriyordu. Sıralı restoranların çoğunu geçtikten sonra bir yerin önünde durduk. İçeri girerken etrafı gözlemliyordum. Ahşap masaları olan tatlı bir yerdi. Evli yaşlı bir çift işletiyor gibi gözüküyordu. Masaya oturup menüyü aldık. Ne yiyeceğini asla seçemeyen biriydim. Hepsinden istiyor ama azar azar olsun istiyordum. “Merhabalar, karar verdiniz mi?” diye sordu yaşlı adam. Herkes sırayla siparişlerini verirken Carls adeta menünün yarısını sipariş edince yaşlı adam not almakta zorlandı. Bana döndüğünde ise “Tavuklu Noodle, lütfen.” dedim. Tam ekleyecekken araya giren bir sesle duraksadım. “Sebze olmasın içerisinde. Sadece tavuk olsun.” dedi Zach. Sonrasında gelen pişmanlık için geç kalmıştı. Bozuntuya vermesem de hoşuma gittiğini reddedemezdim. Carls’ın imalı bakışlarından kaçmak için bir sigara yaktım. “Hastanedeki işimizi hallettikten sonra Venicks’e dönmemiz gerekiyor. Bulduğumuz kutuyu merkeze teslim edip tekrardan Bayan Even’ın ifadesine başvurulması icap ediyor.” dedi Zach. Herkes onaylar şekilde kafasını salladıktan sonra önümüze döndük. Yemeklerimizin gelmesiyle beraber ne kadar acıktığımı fark etmiştim. Belli ki herkes benle aynı fikirdeydi. Yukarıda asılı olan televizyonun kısık sesiyle beraber yemeklerimize gömülmüş çıtımız çıkmıyordu. Haber spikerinin sesi yankılandı. *** Abc News ile son gelişmeler hemen sizlerle. Patates fiyatlarında gerçekleşen inanılmaz artış halkı yordu. Dünden bugüne olan değişimle mücadele etmeye çalışan vatandaş mutsuz. Patates, domates sırada ne var? Marketlerde... Ne? Nasıl yani Bir dakika sayın seyirciler. Gelen son dakika haberiyle yayınımıza ara vermek durumundayız. Bir reklam arası verdikten sonra tekrardan sizlerle beraber olacağız… Tekrardan merhaba sayın seyirciler. Gündeme gelen kadın cinayetleri ve kadına şiddet haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Bildiğiniz üzere iki yeni cinayet haberiyle gündeme gelen Venicks bizlere istihbarat sonucu gelen yeni bir üzücü haberle maalesef tekrardan karşımıza çıktı. “Usta, sesini açar mısın biraz?” dedi Eric. Otopsi sonucu kimlikleri tespit edilen Regina Megs ve Karen Loren sevdiklerinin ve ailelerinin yüreğini dağladı. Polis ekipleri bu iki genç kızın ölümünün arkasındaki nedenin ne olduğunu araştırmaya devam ederken haberle ilgili yayınımıza bağlanmak istediğini söyleyen ilginç bir izleyicimizle yayınımıza devam edeceğiz. “Alo, merhaba bizi duyuyor musunuz?”dedi Spiker Hanım. “Merhaba, Annabelle. Beni dinlediğini biliyorum.”dedi sürpriz izleyici. Yaşadığım şokla öksürmeye başladım. Öksürüklerimin ardı arkası gelmiyor nefesim tıkanıyordu. “Annabelle de kim?” dedi Spiker Hanım. Carls bize dönerek “Neler oluyor?” dedi. İlk defa onu bu kadar ciddi görüyordum. “Yediğin Noodle güzel mi, Annabelle?” dedi sürpriz izleyici. Zach hemen ayağı kalkarak etrafına baktı. Beylik tabancası önünde her an çıkabilecek bir tehdide hazır bir vaziyette duruyordu. “Siktir, nerede bu orospu çocuğu?” dedi gergin bir tonla. Devam etti “Eric sen Belle’i arabaya götür hemen. Gidiyoruz buradan. Biz Carls ile etrafı kontrol edip yanınıza geleceğiz.” dedi. Haber spikeri devam etti. “Bizi duyuyor musunuz? Yayınla alakalı bağlanmadıysanız konuşmayı sonlandıracağız.” dedi. “Regina Megs, Karen Loran ve Isabelle Eden’ın katilini mi merak ediyorsunuz?”dedi sürpriz izleyici. “Isabelle Eden mı? O da kim?” dedi spiker. Harekete geçmek üzere olan ayaklarımız duyduğumuz sesle olduğumuz yere mıhladı bizi. “Katilleri, Annabelle’dir. 3-2-1 ve Perde!” diyerek devam etti sürpriz izleyici. Dışarıdan gelen patlama sesiyle olduğumuz yere çöktük. Biri arabaya bomba yerleştirmişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE