Odadan çıkmaları ancak akşamüzeri olmuştu. Erdem’i kışkırtmanın bedelini fazla zevkli ödemişti. Her anımsadığında dudakları kıvrılırken pembe bulutların üzerinde hissediyordu. Kasıklarında hissettiği acı dün geceden beri şiddetleniyor olsa da yok saymaya çalışarak gülümsüyordu. “İyi misin?” Gözünden hiçbir şey kaçmıyordu. Tabağındaki son lokmasını da ağzına götürüp çatalını nazikçe kenara bıraktı. Kafasını sallarken dudakları hala daha gülümsüyordu. Elinin üzerine konan elle bakışları oraya kaydı. “Yüzün arada kasılıyor. Bedeninde öyle. Dudaklarını beni kandırmak için kıvırıyorsun.” Kaşları anında havalanan genç kız alnından okuyormuşçasına rahatça ve emin bir şekilde konuşan kocasına şaşkınca baktı. Erdem eğilerek konuşmaya başladı bu seferde. “Yavrum eğitimli askerim ben. Adam öyle

