Ceren, karşısındaki yapılı adamın yakışıklı yüzüne baktı. Uzunca daldı o yüze. Derin düşüncelerle dik dik baktı. Aşk yoktu. Sevgi yoktu. Peki ne olacaktı bu evlilikte. Az önceki gibi bolca aşağılama mı? Haber vermeden ülkenin bir ucuna gitmeler mi olacaktı? Telefon başında gergin bekleyişler falan? Kıskanç bir dağ ayısı mı olacaktı mesela? “Serdar,” dedi sessizce. “Ceren,” dedi Serdar karşılık olarak. “Ben seninle pek yapabileceğimi sanmıyorum. İlkel bir ayısın.” Serdar karşısındaki kadına bakarken çaresizliğe bürünmüştü. Çünkü ne zaman ona bu kadar yaklaşsa kendini savunmasız hissediyordu. Hep takmak zorunda olduğu zırhı sadece Ceren’e yaklaştığında düşüyordu. “Bu yüzükleri benim adi eski sevgilim yüzünden bir otel odasında yaptığımız bir anlaşmayla takmak zorunda kaldık,” de

