Gözyaşları soğuk çarşafın üzerine yanaklarımdan süzülmeye başladığın da izlerini izlemeye devam ettim o kadar fazla içimde yarım kalan şeyler varmış gibiydi ki ama ben, o yarım kalan şeyler ne onu bile bilmiyordum bu bilinmezlik bu şüpheler beynimi kemirmeye devam ederken balkon camımda taş sesi yankılandı. Gözlerimi sıkıca yumduğum yuvasından kaşlarımı çatarak açtığım da yataktan hiç kalkacak ne gücüm ne de isteğim vardı, uzanmaya ve bu anlamsız duyulan sesi umursamamaya karar verdim ama taş sesi camımda kendini belli etmeye devam etti. Derin bir öfkeyle seslice nefes verdiğim de yataktan lanetler söyleyerek kalktım balkon ve odamın arasında ki küçük mesafeyi, hızla adımlarım ile kapattığım da sinirle küçük balkonumun penceresini açtım sokakta uykulu gözlerimi gezdirmeye başladığım da fısıltı doldu kulaklarıma.
" Juliet! "
Bakışlarım fal taşı gibi balkonumun altın da şımarık gülüşü ve yaramaz bakışları ile beni izleyen ela gözlerine baktı, heyecanla nefesimi içime çektiğim de geri vermeyi bile unutmuştum bu deli şımarık adam balkonumun altına babama rağmen gelmişti ve ben kalbimde ki adrenalin ile dilimi ısırmıştım. Bu afallama karşısında yalnızca dudakları büyük bir zevkle yana kıvrıldı yutkunduğum da kendime yeni gelmiş gibiydim uyku sersemi üzerimde, etkisini göstermeyi bıraktığın da hızla odamın diğer ucuna koştum kapıyı sessizce kilitlediğim de parmak uçlarım üzerinde özenle yürüdüm kimseyi hele ki babamı uyandırmak üstelik bu şımarık adam balkonumun altındayken çok tehlikeli sonuçlar doğurabilirdi. Balkon penceremin kenarın da yeniden durduğum da merdiven basamaklarına oturmuş evimi resmen dikizleyen gözlerine, gözlerimi devirdim ama dudaklarım bu ana gülümseyerek eşlik etti.
" Beklemek cehennemdir ama beklerim seni "
Sessiz sokağı sokak lambalarının loş sarı ışıkları ve onun sessizce dudaklarından dökülen alıntı kapladığın da gülümseyen dudaklarım, içimde burkuldu ama ona belli etmemek adına tıpkı onun yaptığı gibi maske taktım sahte gülümseyiş maskesi. Ama ela bakışları asla buna kanmadım diyerek gözlerimin içerisine bakmaya devam etti seslice nefes verdiğim de çalışma masamda ki sandalyeyi, pencerenin kenarına çektim başımı dikkatle penceremin kenarına yasladığım da sessizce birbirimizi izledik. Gözlerimiz hâlâ bitmemiş hasreti gidermek adına uzun uzun baktı birbirlerine bana çok yakınken ona dokunamamaktan yine kül oldum, küllerimiz birbirine karışarak uçuştu rüzgârlar da ama biz bunun acısı her yeri kaplasa da birbirimizi izlemeye devam ettik. Refhan Araslan bir kez daha kalbimi kazandı sanki ruhumun acısını hissediyor ve onun adını haykırmaya gerek kalmadan, ruhunda ki yaraları sarmak adına hemen orada hazır bekliyordu tıpkı şu an balkonumun altında bakışlarının beni izlemesi gibi. Kiraz renginde ki dudakları tebessüm etti yanağında ki o kusur bir kez daha kusursuzluğunu göstermek adına parladı, ve ben o çukurda yeniden yaşadığımı hissettim anılar bu tebessüm ile zihnimde canlanmaya başladığın da yıllar önce ki yaşanılan an gözlerimin önünden geçti. Kötü veya tatlı anıları şimdi hatırlamak bir kaç ötede duran gözlerine özlemi daha da arttırdı ve ben bu özlemin verdiği çılgınlık ile, pencereden saniyeler içerisin de ayrılarak onun çatık kaşları altında ki şımarık gözlerini şaşırmış şekilde bıraktım. Kapının kilidini alnımda ki ecel terleri ile açmayı başardığım da dikkatle parmak uçlarım da yürüdüm askılık ta kime ait olduğunu bilmediğim, yeleği acele ve damarlarımda ki adrenalin ile giydiğim de küçük evimin kapısını yavaşça açtım açtığım dakika şımarık adam ile gözlerimiz birbirine kenetlendi. Hemen merdivenlerin karşı tarafında ki asfalttan oturuş tarzından ayağa kalktığın da gelmemi hiç beklemiyordu galiba, onun karşısında duran gözlerime yalnızca bakmayı sürdürdü ben ise gözlerine hasretimi daha fazla uzatmamak adına aramızdaki mesafeyi hızla adımlayarak göğsüne koştum. Başım tanıdık sıcaklığını ve kalp atışlarını yeniden hissettiğin de bedenimde ki tüm acı ile oluşan dalgalanmalar yok oldu, hemde saniyeler içerisin de kollarımı bedenine daha da sıkı sardığım da onu kendime bastırmak istedim bir olmak istercesine sarılmak ve kokusunu içime çekmek istedim. Umurumda değil şu an ki tehlike umurum da değildi şu an geçmiş umurumda değildi şu an dünya yalnızca ona sarılmak, ve kalabildiğim en uzun sürede sarılmaya devam ederek kokusunu içime çekmek istedim buna o kadar fazla ihtiyacım vardı ki. Kollarının bedenimi yeni yeni sardığını fark ettiğim de sonunda geldiğimi idrak edebilmişti kalp atış hızı daha da kendini belli ederken parmaklarını saçlarımın arasında hissettim, bedenimi kendine o kadar çok bastırdı ki diğer boşlukta kalan parmakları bu durumu hafifletmek adına saçlarımı özenle sevdi. Sanki çok uzun süredir beklediği ve beklemekten kendini sıktığı bir şey varmış ta öylesine bu durum yeni çözülmüş gibi, rahatça sesli bir iç çekti başını saçlarımın arasında hissettiğim de daha da derin iç çekti ve dudaklarım yalnızca bu duruma tebessüm etti. Kaç dakika, kaç saniye, kaç saat birbirimizin sıcaklığına sarılarak durduk bilmiyordum tek bildiğim kollarının beni sarmasıydı sanki her an gidecekmişim, sanki onun için bir rüyaymışım hayalmişim gibi beni o kadar çok sarmalıyordu ki en sonunda başımı göğsünden kaldırarak haylaz bakışlarını aradım. Bakışlarımız sokak lambalarının izin verdiği ışıklıkta buluştuğun da soğuk parmak uçlarım ile hafif belirgin sakallarını sevdim, sanki bu sevgiye aç kalmış gibi avucuma yanağını daha da şefkatle doldurdu. Haylaz ela renginde ki gözlerini kapattığın da o küçük erkek çocuğu belirdi bu tarihi sokaklar da onun sevgiye aç yanı şımarıklık maskesinden kurtulduğun da, yutkundum işte gerçek Refhan Araslan şimdi bana kendini gösterdi ve ben ne yapacağımı bilmeden sakallarını sevmeye devam ettim. Bu boğazımda düğüm yaratan anı bozmak istedim onun sevgisiz kalmış erkek çocuğu yanını görmek istemedim buna gücüm yoktu, onun gözlerinin içini görmesem de hissettim o kırgınlık bu sokakta kalbimde tekledi bunu kaldıramazdım onun eksik yanını bu denli görmeyi yapamazdım. Yutkunduğum da gözlerimde ki dolan yaşların kuruması adına havaya baktım boşlukta kalan parmaklarımı da diğer yanağına özenle koyduğum da, kuruyan dudaklarımı ıslattım bakışları yeniden gözlerimi bulduğun da boyuna yetişmek adına parmak uçlarımda durduğum da kalbimin yerinden çıkacak gibi atmasını umursamayarak dudaklarımı dudaklarına bastırdım. Sanki çöllerde kalmış mecnunun leylaya susamışlığı gibi kavuştu dudaklarımız kalbinin atış hızını başım göğsünde olmamasına rağmen, hissettim bu yaptığım aptalca mı yoksa hasretten mi olduğunu bilmezken öylece yalnızca tepkisiz durdu. Şımarık adam o yıllar önce ki kızlarla takılan adam tepki dahi vermedi dudaklarım dudaklarından koptuğun da, hızla nefes alma seslerim kulaklarım da yankılandı yutkunduğum da ela gözleri yeni durumu anlamış gibi parladı parmak uçlarım yanaklarında ki sıcaklığı sarmaya devam ederken bedenini ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı. Yılların özlemi kalbimizde ne kadar fazlaysa bedenlerimiz de o kadar yandı onun sıcaklığı bedenimde ki sıcaklığa karışıyorken dudakları bu yılları söküp atmak adına, tutkuyla öpmeye devam etti parmak uçlarım sakallarından bu tutkuyla kaymaya başladığın da sıcak parmaklarının tenimi yaktığını hissettim. Parmak uçlarının sıcaklığı yanağımı okşarken nefes almayı bile unuttuğumu ve onu soluksuz öptüğümü hissettim dudaklarının sıcaklığı dudaklarıma kaç dakika, karıştı bilmiyordum ama dudaklarımız birbirinden yavaşça kopmaya başladığın da sessiz sokakta nefes seslerimiz kısa bir an yankılandı.