‘Ah ne hayatlar ümidiyle zamansız yollara düştüm.’ Sessiz bir gece... Kabuk bağlamaya yüz tutmuş yaralarını korkusuzca tırnaklayan ruhların oluk oluk kanadığı kızıl gece... Kalbi kırılmış bir kadının , vicdanında büyük bir yük taşıyan adamın omzuna düşen başı ağır değildi. Öyle ki Lila bu kısacık zamanda ona hiç yük olmamıştı. Ufuk Lila’yı rahatsız etmemeye gayret ederek ayaklandı. Bir elini eğik başının altına koyarak destek almış dikkatle onu oturduğu yerden kucakladı. Küçük adımlarla kapalı olan iki kapıdan ilkinde yatak odasına ulaştı. Odaya adımını adar atmaz burnuna dolan kokuya hafifçe tebessüm etti. Lila’nın leylak kokusuna benzer bir kokusu vardı. Yatak odasının her milimine işleyen koku onlara yatağa kadar eşlik ediyordu. Ufuk elleri arasında camdan bir biblo taşıyormuşcasına

