Lina'nın gözleri telefonunun ekranına kilitlenmişti. İçini saran korku, tüm vücuduna yayılan soğuk bir ürpertiye dönüşmüştü. Ekranda beliren isim, felaketin ayak sesleri gibiydi: Banu Teyzem. Boğazı düğümlendi, nefesi daraldı. Şimdi ne diyecekti? Ece panikle yana yakıla konuşmaya başladı. "Görmedik de kapat, kapat! Belki de açmamış oluruz falan..." diye bir şeyler geveliyordu. Ancak Lina'nın sinirleri zaten gerilmişti. Kaşlarını çatıp ona sert bir bakış attı. "Ece, sus!" diye fısıldadı dişlerinin arasından, sonra derin bir nefes alarak telefonu açtı. Ama karşıdan gelen ses, tüm umutlarını yerle bir etti. "Sen ne halt ettiğini sanıyorsun?!" Banu teyzesinin öfkeli haykırışı, telefonun hoparlöründen yankılanırken Lina'nın yüzü soldu. Lina’nın kalbi deli gibi çarpıyordu. Ellerinin terled

