Yağmur bütün gece susmamıştı. İstanbul’un gri gökyüzü, sabaha karşı bile kararmaya devam ediyor, sanki şehir bile onların hikâyesini yazmaktan yorulmuş gibiydi. Elif, pencerenin önünde oturuyordu. Gözleri boşluğa dikilmişti; yağmurun camdan aşağı süzülen damlalarıyla birlikte kendi gözyaşları da akıyordu. Zaman durmuştu. Aslan’ın sesi hâlâ kulaklarında yankılanıyordu: “Kan, kaderi belirler Elif. Benim kanım karanlık.” O gece öğrendiği her şey, onu paramparça etmişti. Aslan’ın gerçek babasının Rıza değil, Demirhan ailesinin en büyük düşmanlarından biri olduğunu bilmek… Bu, yalnızca Aslan’ın geçmişini değil, Elif’in bugününü de yıkmıştı. Ama kalp… kalp hiçbir zaman mantığı dinlemiyordu. Aslan’ı unutmaya çalışmak, kendi nefesini kesmek gibiydi. Kapı bir anda çaldı. Elif irkildi. G

