Silah sesi, gecenin sessizliğini yırtan bir çığlık gibi yankılandı. Elif’in kulakları uğuldadı. Bir an için zaman dondu. Sonra, Aslan’ın bedeni yavaşça yere yığıldı. Gözleri açık, ama bakışları bulanıktı. Elif koştu, dizlerinin üzerine çöktü. “Aslan! Aslan, dayan ne olur!” Aslan’ın kanı, Elif’in ellerine bulaştı. Sıcak, ağır, kırmızı… Elif bağırdı, sesi duvarlardan geri döndü. “Asla gitme… beni bırakma!” Cevher kapıya yönelmişti, yüzünde soğuk bir gülümseme. Ama o anda siren sesleri duyuldu. Polis arabalarının ışıkları sokağı kırmızı maviye boyuyordu. Cevher kaçtı. Elif, Aslan’ın başını kucağına aldı, gözyaşları kanla karıştı. “Aslan… bebeğimiz… sensiz nasıl olacak?” Aslan dudaklarını araladı, sesi neredeyse bir fısıltıydı. “Elif… sen… güçlü ol…” Sonra bilinci gitti. ⸻

