Elif kampüsün ana yolunda yürürken ilk kez gerçekten izlendiğini hissetti. Bu, alışıldık bir tedirginlik değildi. Ne kalabalıktan doğan o tanıdık huzursuzluktu ne de son günlerde içine yerleşen tetikte olma hâli. Bu, çok daha netti. Çok daha soğuktu. Adımlarını yavaşlatmadı. Hızlandırmadı da. Baran’ın sabah söylediği tek cümle kulaklarında yankılandı: Korkak olma. Fakülte binasına birkaç metre kala telefonunu çıkardı. Mesaj atmadan önce etrafına bakındı. Kimse dikkat çekmiyordu. Herkes kendi dünyasındaydı. Tam o anda, arkasından bir omuz çarpması geldi. — Pardon, dedi erkek sesi. Elif refleksle geri döndü. Özür dileyen yüz sıradandı. Gençti. Üzerinde kapüşonlu bir sweatshirt vardı. Gözleri bir an Elif’in yüzünde gezindi, sonra hızla uzaklaştı. Kalbi hızlandı. Bu çarpışma tesadüf değ

