Kim Bu Yabancı

2067 Kelimeler
Serin, oğlunu servise bindirdikten sonra derin bir nefes aldı ve karşı apartmana doğru yürümeye başladı. Hava hâlâ serindi, yağmur sonrası hafif bir toprak kokusu hâkimdi sokaklara. Karşı apartmanın en alt katına yöneldiğinde, kapının önünde hafifçe duraksadı. Tülin’in daveti, bir umut ışığı olmuştu ama tanıştırmak istediği kişi hâlâ zihnini meşgul ediyordu. “Kim acaba?” diye içinden geçirdi ve zile bastı. Çok geçmeden kapı açıldı. Tülin’in her zamanki sıcacık gülümsemesi yüzünde parlıyordu. Kapıyı ardına kadar açarak Serin’e sıkıca sarıldı. “Çok özledim seni arkadaşım!” dedi içtenlikle. “Sen geleceksin diye o çok sevdiğin su böreğinden yaptım.” Serin gülümsedi, gözleri Tülin’in dostça jestiyle dolup taşan şefkatle parladı. “Çok teşekkür ederim, zahmet etmişsin,” diye yanıtladı mahcup bir sesle. Tülin hemen karşılık verdi: “Ne zahmeti canım, senin için her şeye değer. Gel, içeri geç. Hem taze çay da var.” Serin, Tülin’in davetkâr el işaretine karşılık vererek içeri girdi. Ev, sıcacık ve tanıdık bir huzurla doluydu. Tülin’in zevkli döşediği salonu, her zaman olduğu gibi sakin ve tertemizdi. Açık renkli koltuklar, köşedeki çiçekli perdeyle uyum içindeydi. Sehpanın üzerinde duran çay takımı ve pırıl pırıl tabağın içindeki su böreği gözünden kaçmadı. Ama masadaki bir ayrıntı dikkatini çekti: karşıdaki tabak hiç dokunulmamıştı. Yanında bir fincan çay da duruyordu. "Belli ki bu, tanıştırmak istediği kişinin çayı ve böreği," diye düşündü istemsizce. Serin, koltuğa otururken Tülin, “Ben hemen çayını ve böreğini getiriyorum,” diyerek mutfağa yöneldi. Sessizlikte bir an salonu inceledi Serin. Masadaki tabağın sahibi kimdi? İçindeki merak giderek büyümeye başladı. Yüreğinde hafif bir kıpırtı hissetti ama bunun nedenini bilemiyordu. Kısa süre sonra Tülin elinde bir tepsiyle salona geri döndü. Tepside iki fincan taze çay ve tabaklarda özenle dilimlenmiş su börekleri vardı. “Al bakalım, afiyet olsun,” diyerek tepsiyi Serin’in önüne bıraktı. Serin, çayından bir yudum aldıktan sonra dayanamayıp merakla sordu: “Tülin, beni kiminle tanıştıracaksın? En çok onu merak ediyorum.” Tam o anda, arka odadan bir ses yükseldi: “Demek Serin hanım sensin." Ses, derin ama sıcak bir tona sahipti. Serin, bu beklenmedik anda başını çevirdi. Odaya doğru yaklaşan genç adam, kapının eşiğinde belirirken bir an ortamın havası değişti. Tülin gülümseyerek Serin’e döndü. Bak, iyi insan lafının üzerine gelirmiş. Bu, kuzenim Birol.” Birol, uzun boylu, fit yapılı bir adamdı. Üzerinde koyu gri bir kazak ve siyah kot pantolon vardı. Saçları hafif dalgalı ve dağınık ama bir o kadar da özenliydi. Sert hatlı yüzünde, sıcak bir gülümseme vardı. Gözleri, karşısındakine doğrudan bakan, kendinden emin ama yumuşak bir ifadeyle doluydu. Serin, istemsizce genç adamı süzdü. Birol’un tavrı, güven veren bir doğallık taşıyordu. Ellerini cebinden çıkartarak birkaç adım attı ve nazik bir şekilde, “Tülin senden çok bahsetti. Tanıştığımıza memnun oldum,” dedi. Serin hafifçe başını sallayarak karşılık verdi: “Ben de memnun oldum.” Sesi, kendisinin bile fark edemediği kadar titrek çıkmıştı. Bir anda ne söyleyeceğini bilemedi ama Birol’un sakin ve nazik tavrı, üzerindeki o garip gerginliği hafifletmişti. Tülin, ikisi arasında geçen bu kısa diyalogu keyifle izliyordu. “E hadi, siz de oturun,” diyerek Birol’a göz kırptı. Birol, Serin’in karşısındaki koltuğa otururken Serin, elindeki çayı koyacak yer bulamıyormuş gibi hissetti. İçindeki merak ve şaşkınlık yerini garip bir heyecana bırakıyordu. Tanımadığı ama kendini tuhaf bir şekilde rahat hissettiği bu adamla ne konuşacaklarını bilemiyordu. Tülin, bu gergin atmosferi bir anda bozarak gülerek konuştu: “Kuzenim çok iyi bir insandır. Seni görünce hemen tanıştırmak istedim, belki bir çaydan fazla şeyler de konuşursunuz.” Tülin’in bu sözleriyle Serin’in yanakları hafifçe kızardı. "Çaydan fazla şeyler derken..." "Çekinme canım. Yaşadıklarını Birol da biliyor. O bir avukat. Belki sana yol gösterir." "Ha avukat, anladım." Birol bu cevaba, genç kadının şaşkın tavurlarına sadece gülümsedi. Gözleriyle, bir şey söylemeden, karşısında oturan kadını anlamaya çalışıyordu. Diğer yandan Serin, ilk kez uzun zamandır bir yabancının yanında kendini bu kadar sakin ve huzurlu hissediyordu. Bu, başlı başına şaşırtıcı bir durumdu. Birol, hafifçe öne doğru eğilerek kendini tanıttı. Sesi derin ve güven vericiydi. “Ben Birol, avukatım. Tülin bana yaşadığın her şeyi anlattı. Eğer boşanmak istiyorsan, her türlü hukuki desteği sağlarım. Hiç merak etme, bu süreçte yalnız olmayacaksın.” Serin, bir an gözlerini kaçırdı. Bu kadar doğrudan bir teklifle karşılaşmayı beklemiyordu. Ellerini dizlerinde birleştirip sıkıca tuttu. Gözlerindeki çekingenlik, bir taraftan teşekkür etme zorunluluğu hissettirse de boğazındaki düğümle konuşmakta zorlanıyordu. Nihayet, hafifçe başını sallayarak kibarca fısıldadı: “Teşekkür ederim, çok naziksiniz.” O anda, aniden boğazında bir gıcık hissetti. Genç kadın başını hafifçe öne eğip öksürmeye başladı. Öksürüğü kısa sürede bir krize dönüştü; ince omuzları titreyerek derin nefes almaya çalışıyordu. Tülin bir anda telaşlanarak yanına çömeldi, elini Serin’in sırtına koyup hafifçe sıvazladı. “Tatlım, iyi misin? Neden böyle öksürüyorsun?” Serin, biraz zorlanarak öksürüğünü kontrol altına aldı. Titreyen elleriyle masadaki su bardağını alıp bir yudum içti. Sesi hâlâ kırılgandı. “Dün gece… galiba üşütmüş olmalıyım,” dedi zoraki bir gülümsemeyle. Tülin’in kaşları çatıldı. Arkadaşının durumundan endişelendiği her hâlinden belliydi. “Dün gece neden üşüttün ki? Ne oldu Serin?” diye sordu, sesi yumuşak ama ısrarcıydı. Serin’in gözleri bir anda doldu. Dudakları titrerken boğazına oturan o düğüm bir türlü çözülmüyordu. O an, duygularına hâkim olamayarak bir damla gözyaşı yanağından süzüldü. Tülin, arkadaşının gözyaşlarını görünce daha da endişelendi. “Serin, ne oldu dün gece? Lütfen anlat bana.” Serin, derin bir nefes almaya çalıştı ama kelimeleri bulmakta zorlanıyordu. Başını hafifçe eğip titrek bir sesle konuşmaya başladı. “Dün gece… Emir beni bodruma kilitledi…” Bu cümle, odada buz gibi bir hava estirdi. Serin’in gözyaşları sessizce süzülürken, Tülin’in gözleri büyüdü, elleri çaresizce dizlerine düştü. Birol ise, bir anda yüzündeki sakin ifadeyi kaybetmişti. Gözlerindeki öfke, çelik gibi sertleşti. Yumruğunu sertçe sehpanın üzerine indirdi. Yumruğun sesi, odadaki gerilimi iyice artırdı. “Bu ne biçim adam?” diye patladı Birol, sesi derinden ve öfkeli bir tınıyla yankılandı. “Sana bunu nasıl yapabilir? Bu çağda böyle bir şey nasıl olur? Bu tamamen insanlık dışı!” Tülin, Serin’in yanına biraz daha yaklaşıp kolunu sımsıkı sardı. Ona sakinleştirici bir güç vermeye çalışırken sesi titriyordu. “Serin, bunu nasıl yapar sana? Nasıl? Böyle bir adamla yaşamak zorunda değilsin.” Serin, kollarını karnının üzerinde kenetledi. Bir süre konuşamadı. Yaşadığı olayları bir kez daha anlatmak, yaşadığı çaresizliği hissetmesine neden olmuştu. Gözleri hâlâ doluydu ama Birol’un öfkeli çıkışı, içinde bir anlığına tuhaf bir güç uyandırdı. Karşısındaki adamın kendisi için böylesine öfkelendiğini görmek, bir an için yalnız olmadığını hissettirdi. Birol, derin bir nefes aldıktan sonra daha yumuşak ama hâlâ kararlı bir sesle devam etti: “Serin hanım, bu böyle devam edemez. Sen bir insansın, kimsenin sana böyle davranmaya hakkı yok. Hukuken, Emir’in yaptıkları suç. İstersen hemen harekete geçeriz. Senin ve oğlunun güvenliğini sağlamak benim görevim olacak. İnan bana, bu zulmü bitirebiliriz.” Serin, ilk kez Birol’un sözlerindeki kararlılığa ve samimiyete odaklandı. Uzun zaman sonra ilk kez, çaresizliğin gri bulutları arasından bir umut ışığı görünmüş gibiydi. Tülin, arkadaşının elini tutarak destek verdi: “Tatlım, Birol’a güvenebilirsin. O, bu işte gerçekten çok iyidir. Emir’in sana bir daha zarar vermesine izin vermeyiz.” Serin, yavaşça başını kaldırdı ve Birol’un kararlı bakışlarına odaklandı. Uzun süredir birine güvenmeyi unutmuştu ama şimdi karşısında duran bu adam, söylediklerinde samimiydi. Derin bir nefes alıp, gözyaşlarını silerken yavaşça konuştu: “Bilmiyorum… Belki de artık bir şeyleri değiştirme zamanı gelmiştir.” O anda, odada derin bir sessizlik oldu. Bu cümle, Serin’in içindeki kırılmış kadının, yeniden ayağa kalkma cesaretini bulmaya başladığının bir işaretiydi. Birol, hafifçe gülümsedi ve başını onaylarcasına salladı. “Evet, zamanı geldi.” Tülin, arkadaşının omzuna yaslanarak tatlı bir sesle fısıldadı: “Her şey çok güzel olacak, göreceksin.” Ve o anda, o küçücük odada umut yeniden filizlenmeye başlamıştı. Sonra genç kadın umutlandığına pişman oldu. İçi yeniden korku endişeyle dolmaya başladı. Serin’in yüzündeki endişe, Birol’un sözleriyle daha da derinleşti. Gözlerini yere dikerek, kısık bir sesle konuştu: “Önceki boşanma davasında oğlumu benden kaçırdı… Aylarca onu göremedim. Beni çaresiz bırakıp dize getirdi. Eğer yine aynı şeyi yaparsa, ben ne yaparım Birol Bey? Oğlum Aras'ı kaybetmeyi kaldıramam.” Sesi titriyordu, gözlerindeki yaşlar ise artık sessizce süzülüyordu. Serin’in bu hali, Tülin’i derinden sarsarken Birol’un yüzü kararlı bir ifadeye büründü. Sandalyesinde hafifçe doğruldu ve sakin ama güçlü bir ses tonuyla konuşmaya başladı. “Serin Hanım, bu sefer o hataya izin vermeyeceğiz. Emir, oğlunuzu sizden koparmak için hukuku kullanmış olabilir ama ben sizin yanınızdayım. Artık ne yasal boşluklara izin var ne de çaresizliğe. Öncelikle oğlunuzu güvenli bir yere alacağız.” Serin kaşlarını hafifçe çatarak şaşkınlıkla Birol’a baktı. “Oğlumu kaçırmak mı? Ama bu hukuken doğru olur mu?" Birol, başını hafifçe yana eğerek sabırla açıkladı: “Bunu ‘kaçırmak’ olarak düşünmeyin. Oğlunuz, sizinle güvende olacak. Ben gerekli tüm yasal adımları atacağım. Önce oğlunuzun velayetini geçici olarak size aldırmak için mahkemeye başvuracağız. Ancak Emir’in elinden oğlunuzun zarar görmesini istemiyorsak, onu güvenli bir ortama taşımalıyız. Bu bir tedbir, Serin Hanım.” Tülin araya girip Serin’in elini tuttu. Sesi yumuşaktı ama güçlü bir şekilde destek veriyordu: “Serin, Birol haklı. Emir’in neler yapabileceğini biliyoruz. Aras’ın senin yanında olması gerekiyor. Hem Birol ne yaptığını biliyor. Güven ona.” Serin, bir süre sessiz kaldı. Gözleri dalıp gitmişti, düşünceleri karmakarışıktı. Oğlu Aras’ı yeniden kaybetme korkusu yüreğini sıkıyordu. Ama karşısındaki Birol’un sözleri ve tavrı, ilk kez bir güven duygusu hissetmesini sağlıyordu. İçindeki çaresizlikle karışık umut, bir yol bulmaya çalışıyordu. “Peki… diyelim ki oğlumu yanıma aldık. Emir peşimize düşerse?” diye sordu endişeyle. Birol, sakin ama kararlı bir ifadeyle cevap verdi: “Emir denen adamın yapabileceklerini önceden biliyoruz. Bu yüzden planımızı adım adım ilerleteceğiz. O adamın herhangi bir zarar verme girişiminde bulunmasını engelleyecek tedbir kararını mahkemeden aldıracağız. Bir avukat olarak güvenliğinizi sağlamak benim görevim. Siz sadece güçlü kalın, gerisini bana bırakın.” Serin, bir an düşündü. Birol’un söyledikleri kulağa mantıklı geliyordu ama yüreğindeki korkular hâlâ tam olarak silinmemişti. Yine de, bu sözler bir umut ışığı olmuştu. Kendi kendine fısıldadı: “Aras için… Sadece onun için güçlü kalmalıyım.” Birol, hafifçe gülümsedi ve Serin’e güven verici bir bakış attı. “Tam olarak böyle, Serin Hanım. Aras için. Bu sefer kazanacağız, size söz veriyorum.” Tülin de, arkadaşının omzunu sıvazlayarak ona destek verdi: “Her şey yoluna girecek, göreceksin. Artık yalnız değilsin.” Bu sözler, Serin’in içine hafif de olsa su serpmişti. Birol genç kadına daha da umut verdi. "Ben kalacağınız yer ayarlarım. Siz sadece oğlunuzu güvenli bir şekilde alıp buraya gelin. Daha sonra da tedbir kararı uygulanır." Demesi kolaydı ama uygulaması çok zordu Serin için. Kocası ve ailesi Aras'ı bir dakika yalnız bırakmıyordu. Serin, Birol’un sözlerini dinlerken ne kadar zor bir durumda olduğunu bir kez daha hissetti. Derin bir nefes aldı, sesi çaresiz ve titrek çıktı: “Birol Bey, sizin desteğiniz çok önemli ama durum düşündüğünüzden daha karmaşık. Emir her şeyi kontrol ediyor. Aras’ı okuldan bile ben alamıyorum, çünkü velisi olarak yalnızca Emir’in adı var. Bu durumu nasıl aşabiliriz?” Birol kaşlarını çatarak düşünceli bir şekilde başını salladı. “Anladım. Emir işi sıkı tutmuş. Ama merak etmeyin, bu durumun da bir çözümü var. Öncelikle, Aras’ın sizinle kalmasının acil olduğunu gösteren bir dilekçeyi mahkemeye sunmamız gerekiyor. Fiziksel ve psikolojik şiddete uğradığınızı, oğlunuzun da tanık olduğunu belgelerle ispat edebilirsek, tedbir kararı hızlıca çıkar.” Serin endişeyle, “Ama bu işler zaman almaz mı? Emir hemen şüphelenir ve beni yine engeller,” diye sordu. Birol, Serin’in gözlerinin içine bakarak sakin ve güven verici bir şekilde konuştu: “Evet, zaman alabilir. Ancak sizin bir adım önde olmanız lazım. Emir’den habersiz olarak bir strateji geliştireceğiz. Aras’ı okuldan almak şu anda zor görünse bile, hafta sonunu fırsat olarak değerlendirebiliriz. Oğlunuzu bir bahaneyle dışarı çıkarabilir, oradan güvenli bir yere geçebilirsiniz. Ben kalacağınız yeri şimdiden hazırlayacağım. Ayrıca, Tülin de bu süreçte size destek olur. Ne yapacağınızı planlarsak Emir’in hiçbir şeyden haberi olmayacak.” Tülin hemen araya girdi: “Serin, yalnız değilsin. Birol’un dediklerini yaparsak Emir’in sana bir şey yapmaya gücü yetmez. Sadece kendini ve Aras’ı düşün. Başka kimseyi değil.” Serin, dostunun sözleriyle biraz cesaret bulsa da hâlâ endişeliydi. Gözlerini Birol’a çevirerek fısıldadı: “Ya başarısız olursam? Ya Emir oğlumu elimden bir kez daha alırsa?” Birol, hafifçe gülümsedi, ses tonu kararlı ve netti: “Başarısız olmayacağız. Tüm ihtimalleri hesaplayarak ilerleyeceğiz. Emir’in her hamlesine karşı bir planımız olacak. Bu sefer kazanacağız Serin Hanım, size söz veriyorum.” Serin, derin bir nefes alarak başını salladı. İçinde hâlâ korkular vardı ama ilk kez bir umut ışığı doğmuştu. Emir’in karanlık gölgesinden kurtulmak için atacağı bu adım çok zor olacaktı, ama Aras’ı düşündükçe, oğlu için güçlü olması gerektiğini bir kez daha anladı. "Tamam Birol Bey," dedi, sesi titrek ama kararlıydı. "Ne yapmam gerektiğini söyleyin. Oğlumu korumak için her şeyi yapacağım.” Tülin, arkadaşının elini tutarak ona destek verdi. Birol da kararlı bir ifadeyle doğruldu: “Harika. O zaman hemen harekete geçiyoruz. Önümüzde zorlu bir yol var ama birlikte başaracağız.”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE