O gittikten sonra çayımı yudumladım ama tadı kalmamıştı. Gözüm kapıda kaldı, elim çay bardağında… Düşündüm. Zerrin bana hiçbir zaman gönül gözüyle bakmadı. En azından ben öyle hissettim. Ama onun her suskunluğunun, her çekinmesinin ardında korkudan çok kırıklık vardı. Ona dokunmak değil, güven vermek istedim hep. Zorla evlendik belki, ama ona zorla yaklaşmak... asla istemedim. Çünkü sevgi böyle bir şey değildi. Bir zamanlar biri vardı. Evet, doğru. Adını anmak istemediğim bir geçmiş. O yarım kalmış, usulca geride bırakılmış bir şeydi artık. Zerrin geldikten sonra o defteri kapadım. Ne görüştüm, ne aradım, ne sordum. Çünkü o evin kapısından içeri Zerrin girdiği gün, artık sorumluluğum oydu. Eşimdi. Emanetimdi. Ama şimdi... Zerrin ilk defa bana dönüp bir şey sordu. İlk defa “ben de varım

