Sabah güneşin odama süzülmesiyle uyandım. Banyoya girip hafif bir duş aldım, ardından bornozumu giyerek odaya döndüm. İçeri girdiğimde Halil İbrahim dolaptan kendine kıyafet seçiyordu. Beni fark edince duraksadı, gözlerini bana dikti. **“Ne işin var burada?”** diye sordu sertçe. **“Nasıl ne işim var? Hatırlarsan evlendik, Halil İbrahim. İstediğim zaman bu odaya girerim. Hatta bugünden itibaren burada uyuyacağım.”** Sesimde kesin bir kararlılık vardı. **“Yok ya! Başka? Uzatma istersen, Zerrin.”** Derin bir nefes aldı, yüzüne gölge düşmüştü. **“Tamam, hatalıyım. Kendimi kaybettim. Ama beni o duruma getiren sendin.”** Sözleri içime dokundu. Bir an duraksayıp düşündüm. Evet, belki de fazla üstüne gitmiştim. **“Yani... affettin mi?”** diye sordu, gözleri umutla parlıyordu. **“

