Tüm vücudu titredi bir anda. Uykusu ağır değildi ama açamadı gözlerini. Bir el hissetti belinde. Kaskatı kesildiğini hissetti. Göğsüne doğru ilerleyen bu eli tutup atmak istedi. Kıpırdayamıyordu. Bu gerçek olmasın lütfen diye dua etti içinden. Bir kez daha zorladı kendini gözlerini açmak için. Gerçekten açılmıyor muydu yoksa gerçekle yüzleşmeye mi korkuyordu. Tüm vücudu gizli bir zincirle bağlanmış gibiydi. "Defol buradan pislik" diye bağırarak açtı gözlerini. Kimse yoktu yanında. Hatta oda da bile kimse yoktu. Peki neydi şimdi bu. Halbuki çok gerçekti, rüya olamayacak kadar gerçekti.
Yatağından doğruldu. Perdeler kapalı kasvetli bir ortamdı.Kardeşlerinin dağılmış eşyalarını gördü. Hiç büyümüyorlar, dedi. Perdeleri açtı. Otelin arka kısmına bakıyordu pencere. İnsan yoktu görünürde. Doğa muhteşem görünüyordu.
Birden tuvaletin kapısı açıldı. Babasının çıktığını gören Vefa dehşete kapıldı. Yavuz Bey'in hali tavrı normaldi. "Uyandın mı kızım, hadi yemeğe inelim." dedi. Vefa gözleri kapalıyken hissettiğinde daha yoğun bir bulantı hissetti. Rüya mı gerçek mi kestiremediği bu durum yüzünden okunuyordu. Bembeyazdı yüzü. Gülerek Yaklaştı Yavuz Bey. İyi misin derken sırtını sıvazladı Vefa'nın. Aynı el, bu o dedi. Çok açım deyip koşarak çıktı odadan.
Annesine anlatmak istiyordu ama kendisinin bile emin olmadığı şeye annesini nasıl inandıracaktı. Gündüz her şey normaldi. Ne oluyorsa uyuduğunda oluyordu. Açılmayan gözleri görmediği şeyi nasıl kanıtlayacaktı. Aklına telefonu geldi onu yatağını gören bir yere yerleştirmeye karar verdi.
Tatili annesinin yanından ayrılmadan geçirdi. Eve döndüklerinde telefonu koyacağı yeri planladı. Geceleri gece lambasını açık tutacaktı. İnternetten taciz haberlerini okudu. Mağdurların çoğu en yakınları tarafından istismar edilmişti. Hepsi birbirinden çirkin olayları okudukça madur tarafın zayıf taraf olduğunu gördü. Bu nasıl ahlâk anlayışı, dedi. Utanan, saklanan taraf hep istismara uğrayanlar olmuştu. Korkudan çok toplum tarafından dışlanmaktan korktukları için, parmakların gözlerin itici işareti olmaktan çekindikleri için susmuş olduklarına inanamadı. Ailemiz, komşumuz, arkadaşımız hatta bizi dünyaya getirenler bile olabilirdi. Kime güvenecektik peki. Kendimizi nasıl koruyacaktık suçluların başları dik gezebildikleri düzende.
Haber kaynaklarına ne demeli diye düşündü. Onlar da çanak tutuyordu bu düzene. Suçluların adını, resmini gizlerken , mağduru tüm açıklığıyla tanıtıyorlardı. Yaşadıklarıyla savaşmaya çalışan kurban bir de milyonlarca gözün yargılayan, kınayan, acıyan bakışlarını sırtlanmak zorunda kalıyordu. Belki de bu durumda etkiliyordu susmalarını.
Ya suçluların bir gece tutuklu kalıp ertesi gün serbest kalmaları ne olacaktı. Tahliye oldukları gün seslerinin daha gür çıktığı o boy gösterisi videoları izleyen mağdurların korkuyla atan kalp atışlarını vicdanlı her insan duyabilirdi.
Susmayacaktı Vefa. Taciz sadece bedensel dokunuş değildi ki. Sözler, imalar, bakışlar, yazılar...
Okuldan erken gelmeye karar verdi. Evde kimse olmazsa daha kesin olur planın tutması diye düşündü. Son derse girmeden başım ağrıyor deyip izin aldı okuldan. Kardeşleri dersteydi onlara haber vermeden eve geçti. Yavuz Bey evdeydi. Telefonda birileriyle konuşuyordu. "Tabi efendim, o hizmetimiz de mevcut." dediğini duydu Vefa. Vefa'nın geldiğini görünce konuşmayı toparlayıp telefonu kapattı.
Vefa odasına geçti. Formasını çıkarttı. Birden kapı açıldı. Kapıyı çalmadan, izin istemeden içeri dalmıştı Yavuz Bey. Niye okuldan erken geldiğini sordu Vefa'ya. Başının çok ağrıdığını uyumak istediğini söyledi Vefa. Sinüzitten her halde , dedi.
Yavuz Bey çıkınca planladığı gibi telefonu yerleştirdi. Yorganı başına çekti. Uyuma numarası yapmaya karar vermişti. Yarım saate yakın bekledi gelen giden olmadı. Gerçekten uykusu gelmeye başlamıştı. Beklerken uyuyakaldı.
Yine aynı rüya başladı. Aynı el bu defa bacaklarında geziniyordu. Üşüyor gibi hissetti. Yorgan var mı yok mu kestiremedi. Bacakları hareket ediyordu ama bunu kendi yapmıyordu. Gözleri kapalıydı bundan emindi. Oda aydınlık mı gece miydi? Ne kadar uyumuştu, eve gelen olmuş muydu? Peki gözleri kırpılıyor muydu? Kurban, benim. Susarsam bu hep devam edecek , cesur ol . Aç gözlerini , dedi kendine. Açamıyordu. Utandığını , bu durumu yaşamak zorunda kaldığı için utandığını biliyordu. Belki kızarmıştı, bilmiyordu.
Vücudunu gezinen bu el kaybolmuştu. Kabus durmuştu. Sanki o bunları yaşarken herkes onu izliyordu. Bir süre daha kaldı yatakta gözleri kapalı. Isındığını hissetti. Yorganı sımsıkı örtünmek ister gibi sarınmıştı. Kardeşlerinin tartışarak odaya girmesiyle gerçek dünyada olduğundan emin oldu.
Efe ağlamaklı korktum diyordu. Emir ona kızıyordu.Erkek dediğin cesur olurmuş, ağlamazmış. Okul kapısındaki buluşma noktasında ablasını göremeyen Efe korkmuştu. Emir onu azarlıyordu.İnsanı uyutmuyorsunuz diye bağırdı Vefa. Çocuklara kızmamıştı aslında. Gerçekle yüzleşeceği anı geciktirmeye çalışıyordu.
Neriman Hanım da gelmişti. Vefa'nın yanına uğradı önce. İyi olduğunu görünce içi rahatladı. Çok mutluydu. Vazodaki çiçekleri gösterdi kızına. Babası almıştı annesine.
Vefa annesine zoraki gülümseyerek baktı. "Hani artık çalışmayacaktın. Yeterince paramız var demiştin"
Neriman Hanım gülerek karşılık verdi. Vefa'nın hâlâ cevap beklediğini görünce "Dünyanın bin bir türlü hali var kızım, insan tedbirli olmalı." Dedi.
Haklıydı insan tedbirli olmalıydı. Önünü arkasını iyi düşünmeliydi. Kanıtları olmalıydı en merkezdekini suçlayacaksa. Yoksa ergenlik derler, dikkat çekmeye çalışıyor derler. Bahane bulmak isteyince insana kılıf çoktu.
Hep beraber yemek yediler. Telefonunu cebinden çıkarmadı Vefa. Sanki cebinde ne taşıdığı biliniyor da ortadan kaldırılmak isteniyor gibi hissediyordu.
Vefa kayda nerede bakacağına karar veremiyordu. Yarına bırakmak istemiyordu. Artık gerçekle rüya arasında süren bu durumdan kurtulmak istiyordu. Banyoya gitti . Suyu açtı ama yıkanmayacaktı. Sadece dikkat çekmek istemedi. İstemeye istemeye kaydı başlattı. Uykuya dalmadan önceki zamanı tahminen geçti.
Haklı çıkmıştı. Rüya değildi yaşadıkları. Neredeyse aklından şüphe edecekti görüntüler olmasaydı. Tamamını izleyemedi. Elleri titriyordu. Ağladığını farketmedi bile. Sessiz bir ağlayıştı bu başta. Sonra çığlığa dönüştü. Kapıyı kırmak ister gibi açtı. Bağırtıyı duymuştu ev halkı.Hepsi aynı anda ayaklandı.
Vefa Yavuz Bey'in yakasına yapıştı.Ağlayan sesiyle haykırdı :
"Senden nefret ediyorum. Sen nasıl bir babasın. İnsan çocuğuna nasıl yapar bunu. Tacizci pislik..."
Yavuz Bey durumu anlamıştı. Bu yüzleşme hiç olmaz sanıyordu. Henüz açık açık veya anlatmamıştı onu çıldırtan olayı ama Yavuz Bey önce herkes anladı gibi hissetti. Bir an utandı. İçinden şeytana uydun8 dese de evdekiler gerçeği bilsin istemedi. Neriman Hanım ne olduğunu anlamak için sürekli "Ne oldu yavrum, niye böyle diyorsun." Deyip duruyordu.
Yavuz Bey durumu toparlaması gerektiğini anladı. Vefa elindeki telefonu gösteriyordu. "Bak, her şey burada. Bana neler yapıyormuş ben uyurken. " Yavuz Bey telefonu bir hışımla kaptı Vefa'nın elinden "Ne varmış bakayım."
Ne olduğunu çok iyi biliyordu. Suçlu bağırınca suçsuzun yüreği yarılırmış diye boşuna dememiş atalar. Yavuz Bey de böyle yaptı. Vefa'dan daha mağdur daha sinirli bağırmaya başladı. "Asıl sana yazıklar olsun. Senin gibi evlat olmaz olsun. Ergenlik dedik bu kadar da olmaz dedik senin yaptığına bak. Aklını nelerle dolduruyorsun. Kimlerle neler yapıyorsan böyle mi temize çıkacaksın."
Öfkeyle bağırırken telefonu duvara fırlattı bütün gücüyle. "Sapıksın sen, susmayacağım. Herkese anlatacağım. Şikayet edeceğim seni.." Vefa kendini kaybetmişti. Telefonun kırıldığını, haklıymış gibi bir de yere düşen telefondan hırsını almaya çalışan babasını gördükçe daha da bağırıyordu. Öyle acı ve öfke dolmuştu ki ağlama sesi içinde ne söylediği anlaşılıyordu.
Neriman Hanım hayretle izliyordu olanları. Hiç bir şey anlamamıştı. Ne göstermişti Vefa da Yavuz Bey bu kadar kızmıştı. Beni aldatıyor mu diye düşündü. Başkalarıyla uygunsuz görüntüleri mi var. Parayı bulunca adam hovarda mı oldu? Ama Vefa bana neler etti diye bağırdı. Sapık, tacizci dedi. Parçaları birleştirmeye çalıştı.
"Neymiş o görüntü kızım tane tane anlat. " Anlayacaktı elbette ah şu ağlama bir dursaydı. Yavuz Bey bağırıyordu hâlâ "Okul mokul yok sana artık. Okusun diye gönderiyoruz o..puluk öğreniyorlar. İftira öğreniyorlar. "
Neriman Hanım Vefa'yı banyoya götürdü. Yüzünü yıkadı sarıldı. Hem teselli etmeye çalışıyordu hem anlamaya.
Vefa olanı biteni anlattı tüm ayrıntılarıyla. Neriman Hanım hem konduramıyordu kocasına hem de içini derinden derine bir kurt kemirmeye başladı. Benim kocam yapmaz demekle olmuyordu. İnsan babasına bile güvenmemeli denilen devirde üvey baba üveylik etmemiş gibi görünse bile yapamaz mıydı bunları. Aklından geçenleri söyleyemiyordu.
Vefa'nın hayal dünyası mı gerçek mi? Şüphesi bile yetmez mi? Anne koruyucu meleği değil miydi çocukların, öyleydi ama elle tutulur bir şey bulamadı ortada Neriman Hanım. Bir gözünün gördüğü Yavuz Bey vardı bir de Vefa'nın anlattığı. Hangi Yavuz gerçek Yavuzdu bilemiyordu.
Babalık yaptı bunca yıl, diyordu kendi kendine. Hastalanınca benden çok o telaşlandı. Şimdi bunlar nasıl yaşanmış olabilir. Yaşanmışsa ben görememiş olabilir miyim. Böyle düşüncelerle daldı gitti bir süre. Vefa odasına geçti. Annesinden beklediği desteği göremediğini düşünüyordu. İçten içe ona da kızıyordu.
Okula gitmek için giyindi. Evden çıkmak için kapıya yönelmişti ki Yavuz Bey'in gürleyen sesini duydu yine. Okul yok diyorum ,dedi. Buna hakkı yoktu. Eğitim hakkını engelleyemezdi.
Neriman Hanım odasına geçmesini söyledi Vefa'ya. Bu halde okula gitmesinin ona bir faydası olmayacağını, babasının da sakinleşince bir şey demeyeceğini ekledi.
Vefa artık burada huzur bulamayacağını biliyordu. Hakkını arayanların cezalandırıldığı bu dünyada Vefa da nasibine düşeni aldı. Aile içinde durulmayan sulardan etkilenen sadece Vefa değildi. Kardeşleri de okula gidemiyordu. Böyle olacağını bilseydi yine de yapardı yapacağını ama daha kontrollü davranırdı muhakkak. Kaydı yedeklerdi mesela.
Haftalar geçmişti. Yavuz Bey geri adım atmayınca Neriman Hanım çare aramaya başladı.Neriman Hanım çözümü Vefa'yı memlekette yatılı bir okula göndermekte buldu. Baba kızı uzaklaştırarak karmaşayı çözeceğini düşündü. Vefa'yı tek göndermek onu suçlu ilan etmek olacaktır fakat tüm kardeşleri aynı anda gönderirlerse dikkat de çekmez diye düşündü. Hem Vefa kendini yalnız hissetmez hem de çocuklar öğretmen gözetiminde olur diyordu.
Yavuz Bey başta erkek çocukların gitmesine rıza göstermedi. Sonra Neriman Hanım'a hak verdi. Çocukların başında duramıyorlardı. Akşam akşama görmekle olmuyordu. Yatılı okul iyi olur, hem evin kıymetini anlarlar , dedi.
Memlekette ki yatılı okulları aradılar. Çocukların nakil işlemleri için gerekli adımları öğrendiler. Vefa artık Konya yolcusuydu. Çocuklara birer bavul hazırladı Neriman Hanım. Her şey sizin için , daha iyi imkanlarınız olsun diye tüm bu çaba diyordu. Vefa yuvadan atılan yavru kuş olduğunu biliyordu.
Gitmek en doğrusu dedi...