Herkese merhabaa
Mutlu pazarlar dilerim
Yorumlarınızı bekliyorum
İyi okumalarr?
İtalyanca edilen birkaç küfür, çarpan insanlar..
Hareket edemiyordum. Sahi adım nasıl atılıyordu?
Adım atmayı boşver, nefes nasıl alınıyordu?
Mantıklı düşün, mantıklı düşün..
Bu sen değilsin Toprak.
Saniyelik bir hata. Neye sebep olurdu?
Nefesimi kesen güneş saçlı kız varlığı olmayınca rahatsız ediyordu.
Bu nasıl bir histi böyle?
Hayal gördüğümü düşünerek gözlerimi kapatmış, nefes almaya çalışmıştım.
Gözlerimi tekrar açtığımda ise yoktu. Aceleci bakışlarım restoranı tararken diğer bir kapının varlığını görmemle ileri atıldım.
Oradan mı çıkıp gitmişti?
Kalabalık beni sinirlendirirken olabildiğince hızlı bir şekilde diğer sokağa açılan kapıdan çıkmıştım.
Sokağın diğer sokağa kıvrılan köşesinde gördüğüm güneş saçları ile koşarken yağmaya başlayan yağmuru hissetmiyordum.
Köşeye geldiğimde ise kaybolmuştu. Duvara tutunarak derin nefesler almaya çalıştım. Nereye gitmişti?
Yağmur hızını artırırken destek aldığım duvara sırtımı yaslayarak yere oturdum.
Hayal miydi?
Şizofreni falan mı olmuştum? Sanrı mı görüyordum?
Eğer öyleyse görebileceğim en güzel sanrıydı.
Yağmur tepeme yağarken dudaklarımda oluşan tebessüm güneş saçlı kızın etkisiydi.
Bu çok yanlıştı. Ben hayatımın aşkını çoktan bulmuştum. Hayat bana güzelliğini yapmış ve çocuk yaşta Ahu'yu göndermişti.
Birini güzel bulmak elbette normaldi ancak zihnimi bu kadar çok meşgul etmesi normal miydi?
Elimden gelen hiçbir şey yoktu. Yemin ederim yoktu.
Unutamıyordum ki. Sürekli olarak kendini hatırlatıyordu. Ben Ahu'yu aldatıyor muydum?
Ona en başından beri söylemiştim. Bu aldatma olur muydu?
Ben Ahu'yu seviyordum. O kızı unutmam gerekiyordu.
Güneş saçlı kızı unutmayı düşünmek kalbime ağrı girmesine yol açarken elim kalbimi buldu.
Bu nasıl bir acıydı böyle?
Yerimden ağır ağır doğrulup sırılsıklam bir şekilde yürümeye devam ettim. Otele varmalı ve Ahu'yu aramalıydım.
Kesik nefesler eşliğinde, kalbimin ağrısından zor nefes alıyordum, otele yaklaştığımda gördüğüm uzun saçlarla sinirli bir soluk çekmek istedim.
Ona sinirlenmek istiyordum. Bir anda hayatıma böylesine girip beynimle nasıl oynardı?
Sadece beyninle mi? Kalbin ve hatta tüm vücudun elden gidiyor Toprak.
Aceleyle ilerlediğimde bu kez onu yakalamak zorundaydım.
Otelin önünde bir adamla konuşurken hızlı adımlarla onlara yaklaşmaya çalıştım.
Nereden geldiğini bilmediğim arabaya binmek için hareket ederlerken saçları ahenkle sırtına dökülmüştü.
Adımlarım aniden kalakalırken gözlerime ilk önce çenesi göründü.
Beyaz, tanrıça gibi bir cilde sahipken güzel çenesinin üzerindeki dolgun dudaklar dilimi damağımı kurutmuştu.
Kalbim durmaksızın çarparken gözlerim titreyerek yüzünü incelemeye devam etti.
Zaman yavaşlamış adeta durmuşken sokağın ortasında kalakalmış bir vaziyette şaheseri incelerken o habersiz bir şekilde siyah filmli arabaya binmiş ve gözden kaybolmuştu.
Sahi gözleri ne renkti acaba?
Gördüğüm görüntü gözümün önünden gitmezken dizlerim daha fazla dayanamayıp yere düşmemi sağlamıştı.
Bu onun karşısında ilk mağlup oluşumdu. Hayır kesinlikle ilk değildi.
Yanıma koşarak gelen otel görevlileri ile kendime gelmeye çalıştım. Fakat artık çok geçti.
Bir aciz insanın üzerine bu kadar gelmek hiç doğru değildi.
İlelebet sır olarak kalmasını istediğim bir an yaşadım. Bayıldım.
Gözlerimin önü kararırken bile kaybolmayan güneş saçlı kız sayesinde gülümseyerek bayıldım.
?
Gözlerimi açtığımda küçük bir odada sedyede uzanıyordum.
Odada gezdirdiğim bakışlarım beyaz önlüklü siyah çirkin saçlı bir kadın doktora takıldı.
Öksürerek uyandığımı belirttiğimde bana dönen kadın, sabahtan beri bir şey yemediğimden ve kalbim yüzünden bayıldığımı, zorlukla nabzımı normale çevirdiğini söylemişti.
Ona artık bir kalbim olmadığını söyleyemedim. Muhtemelen anlamazdı. Ben de anlayamıyordum ve çok utanıyordum.
Ancak gerçek buydu. Güneş saçlı kız kalbimi çalmıştı ya da ben seve seve teslim etmiştim.
Kadını iyi olduğuma ikna ederek odama çıktım.
Kapıyı açtığımda karşımda kesinlikle onu görmeyi beklemiyordum.
Ahu..
Nasıl yüzüne bakacaktım?
Bakışlarım yere kaydığında bir elim ensemdeki saçlara çıkmıştı.
Ne olduğunu fark etmeden bana sarılmıştı.
"Hoşgeldin sevgilim."
Boşta kalan elimi Ahu'nun sırtına koyup koymamak arasında kalmışken koyamamıştım.
Hayır,hayır, hayır...
Ben Ahu'yu seviyorum.
Benden ayrıldığında sahte neşesiyle odanın içine adımladı.
Siyah saçlarını tek omzuna toplayıp yatakta bağdaş kurup oturduğunda gözleri bana tırmanmıştı.
Ağzımı açıp bir şeyler söylemek istedim. Bir kaç denemenin ardından başardığımda mırıldandım.
"Yağmur çok yağıyordu, ıslandım. Duşa gireyim ben. Çıktığımda konuşuruz."
Odadaki banyoya adımlarken önümde durmasıyla duraksadım.
"Birlikte girelim."
Boynuma doladığı kollarını çözüp geri çekildim.
"Çabuk çıkarım."
Birkaç büyük adımla banyo kapısına vardığımda tam kapıyı açıyordum ki seslendi.
"Toprak"
Kafamı çevirip ona baktığımda devam etti.
"Seni seviyorum."
Bende demek istiyordum. Dudaklarım aralandı fakat gözümün önünden gitmeyen kız kendini belli etti. Sahte bir gülümsemeyle yetindim.
Ben alçak bir adamdım.
Aldığım sıcak duş iyi falan gelmemişti. Ahu ile bu konuyu bir kez daha bu kez tartışmadan konuşmalıydım.
Banyodan çıktığımda odada göremediğim Ahu ile ne zaman tuttuğumu bilmediğim nefesimi verdim.
Onu kırmaktan korkuyordum.
Tıklatılan kapı ile kapıyı açtığımda yemeklerle birlikte Ahu'yu görmüştüm.
"Ne konuşacaksan karnımız doyduktan sonra da konuşabilirsin."
Kafamı sallayarak onu onayladım ve yemek arabasını devralarak içeriye geçtik.
Yerlerimize yerleşip yemeğe başlamışken Ahu konuştu.
"Sormadın ama söyleyeyim. Kaldığın yeri Cihan'dan öğrendim. O da gelecekmiş. Ozan'la birlikte."
"Haberim yoktu."
Omuz silkerek cevapladı beni.
"Sürpriz yapacaklardı ama büyük bir keyifle bozdum. "
Masadaki elimin üstüne elini koymasıyla ertelediğimiz konuşmanın vaktinin gelmiş olduğunu anlamıştım.
"Toprak... Son aylarda aramız hep gelgitli ancak seninle gülmeyi özlemişim."
"Hayatlarımız değişiyor. Hep manken olmak istemiştin. İstediğin yerlere geliyorsun."
Derin bir iç çekip beni geren elini çekmişti.
"Aslında istediğim yerlere geldiğim yok. Henüz benim için olan bir şey yok. Hep bu mesleğe karşıyken bir anda benden önce sahip oldun. Hayat tuhaf."
"Biliyorsun olayları. Babam yüzünden oldu. Sadece şanslıydım. Sen çok daha iyi yerlere geleceksin. Bundan eminim."
Omuz silkerek arkasına yaslanmasıyla yüzündeki ifade yine sevmediğim şekle dönmüştü.
"Ahu... Seninle önemli bir konu hakkında konuşmalıyım. Biliyorum hiç hoşlanmıyorsun. Ancak o kız-"
Elindeki çatalı tabağa atarak ses çıkartmasıyla gözlerimi anlık bir şekilde yumdum.
Sakin olmalı ve kalbini kırmamalıydım.
"Yine mi şu kız? Kaç aydır bitmek bilmeden rüyalarına giriyor. Artık doktora ciddi bir şekilde gidip kurtulmalıyız."
Kafamı iki yana sallayıp konuştum.
"Bugün onu gördüm. Yani tam göre-"
"Şimdi mi söylüyorsun Toprak? Ne dedi sana? Ne diyecek kesin rüyana girdiğini duyunca boynuna atlamıştır! İtalyan mıymış bir de? Hah!"
Yerimden kalkarken konuşmaya başladım.
"Sakin olsana. Kızın hiçbir şeyden haberi yok. Doğru dürüst göremedim bile! Sadece saçları vardı... Konuşamadım da."
"Toprak yapma böyle! Savunma şu kızı bana. Hem belki de gerçek değildir. Hayal görmüş olamaz mısın? "
"Ben deli değilim Ahu. Ne gördüğümü bilmiyor muyum?!"
"Bakışların... Hayır, söz konusu o kız olduğunda her şeyinle değişiyorsun Toprak. Ona karşı hislerin var. Öyle değil mi?"
Sessizlik...
Kulakları sağır edebilecek düzeyde sessizlik.
Verecek cevabım çok vardı.'Kalbim yerinde durmuyor. Nefesimi kesiyor' ve daha bir çok şey.
Ancak söyleyebilecek yüzüm yoktu. Hayır, sevgi utanılan bir şey değildi.
O zaman neden böyle hissediyordum?
Utanmıyorsun Toprak. Sadece kırmak istemiyorsun.
Sessizlikten cevabını alan Ahu mırıldandı.
"Bu konuşmayı daha önce yapmalıydık. Mesela beni aylar önce reddettiğin gece."
Ah evet, şu konu..
Her şeyin bir zamanı olduğuna inanırdım. Zamanında çok daha güzel olacağına...
Bu yüzden daha çok gençken ömür boyu seveceğimi sandığım kadınla zamanımın çok olduğunu ve birlikte olmanın daha sonraya kalması gerektiğine inanmıştım.
Ama Ahu inanmamıştı.
'Şimdi veya sonra.. Seninle olacak zaten. Beklemeye gerek yok.'görüşündeydi fakat onu reddetmiştim.
Bu konu sonrasında da açılmıştı ve bu kez de güneş saçlı kız yüzünden reddetmiştim.
Bu ikisine de büyük hakaret olurdu.
Ahu'ya diyecek bir şeyim yoktu. Böyle olacağını asla tahmin etmezdim.
Konuşamayacağımı anladığında kendisi devam etti.
"Biliyor musun? Buraya gelirken hissetmiştim bittiğini. Odaya geldiğinde emin olmuştum. Yüzünde bambaşka bir ifade vardı. Meğerse o kızı gördün diyeymiş. "
"Ben...Çok özür dilerim."
Yüzünde hafif bir gülümsemeyle kafasını iki yana salladığını göz ucuyla görmüştüm.
"Özür dileyecek bir şey yapmadın."
Şiddetle kafamı iki yana sallayıp anın verdiği sinirle saçlarıma asıldım.
Odanın içinde volta atarken çare ararcasınsa etrafa bakıyordum.
"Bak bende anlamadım tamam mı? Sarhoştum, uyudum. Umursamadım. Öyle başladı. Sonra her gece rüyalarıma girmeye başladı. Size söyledim. Umursamadınız. Yetmedi gözlerimi her kapattığımda görmeye başladım. Allah kahretsin ki kurtulamıyorum. Bir şeye sinirleniyorum, gözümü kapatıyorum beni o sakinleştiriyor. Sinirlenmeyi bile sevdim ben. Lanet olsun ki çok güzel. Ve ben ondan artık kurtulmak istemiyorum. Çok özür dilerim Ahu. Hayatını mahvettim."
İşte yine sinirlenmiştim. Gözlerimi kapatsam Ahu üzülür müydü?
Bir el uzandı gözlerime. Ahu'ydu işte. Kapatmamı sağlamıştı. Anında bana gülümseyen dolgun dudaklarla güneşim ortaya çıkmıştı.
Hafif bir rüzgar eser gibi olmuş ve güzel kokusu burnuma çalınmış gibiydi.
O sırada Ahu'nun sesini işittim.
"Babaannenle bir konuşmanı duymuştum. Sana hiç söylememiştim. Hatta inanmamıştım bile."
"Karan'sın sen, o siyah saçlardan gelmiyor ismin oğlum. Daha tanımadın. Tanısan bilirsin kara sevdanı."
"Siyah saçlı olan bendim. Beni seviyordun. Kavuşmuştuk da. Kara sevda olamazdı diye düşünüp ciddiye almamıştım. Ancak sen gerçekten Karan'mışsın. Kara sevdan rüyalarınla haber veriyormuş işte."
Gözlerimi açıp siyah saçlarına çevirdim. Bana bakarken utanarak bakışlarımı kaçırdım.
"Kalp seveceği kişiyi kendisi seçiyor Toprak. Utanma benden."
Yavaşça benden uzaklaşarak çantasına yürüdü.
Son kez yüzüme baktığında gülümsüyordu.
"Hep mutlu ol. Hak ediyorsun."
Bir şey dememi beklemeden odadan çıkıp giderken olduğum yere çökerek soluklandım.
Ne hissediyordum?
Üzüntü, rahatlama, sevinç?
Bilmiyordum.
Ancak bildiğim bir şey vardı.
Gözlerimi kapatınca beliren güneş saçlı kız,güneşim, bana cenneteymişim gibi hissettiriyordu.
Kapının tıklatılmasıyla yerimden Ayaklanıp dudaklarımdaki gülümsemeyle kapıyı açtım.
Kapıda şaşkın bakışlarla Ozan ve Cihan vardı.
"Ahu gidiyordu? Hayırdır?"
Hafifçe omuz silkerek cevapladım.
"Ayrıldık."
Anlam vermeye çalışan Cihan'ın aksine Ozan konuştu.
"Devrelerin mi yandı oğlum? O zaman niye sırıtıyorsun?"
"Çünkü çok fena sevdalandım kardeşim."
Bölüm sonuuu
Ahu Toprak ilişkisi bitti düşünceleriniz?
Ahu'yu sevdiniz mi?
Beren'den daha çok sevdiniz gibi geliyor. Beren üzümlü kekim. Üzülme :(
Diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalınn?