Herkese merhaba arkadaşlarr
Bölüm hakkında yorumlarınızı bekliyorum
İki dil birden öğrenmeye çalışıyorum. Ana dilimi unutuyorum sanırım Allah korusun.
Bu konuda öneriniz varsa açığım paylaşmaktan çekinmeyin.
Sizi seviyorum ?
İyi okumalarr
İki sene yedi ay önce
İtalya
Toprak'tan;
Şu meşhur sarı saçlar...
Evet hissediyorum bu kez yüzünü de göreceğim..
Muhteşem kokusu etrafa yayılmışken zayıf bedenine tezat uzun ve güçlü saçlar...
Bu nasıl güzel bir kokuydu böyle? Daha önce hiç duyumsamadığım cennetten düşmüş bir koku gibi.
Her yer karanlık bir tek o parlıyor. Güneş gibi.
Sarı saçlarına da ancak bu benzetme yakışırdı.
Ondan başka yere bakamazmışım gibi gözlerimi kırpmadan onu izliyorum. Ona bir adım atamıyorum ya da seslenemiyorum.
Az sonra o güzel sesi duyuluyor. Çok hoş bir kahkaha dökülüyor göremediğim dudaklarından.
Kalbim çıkmak için bedenimi zorlarken suratım düşüyor. Devamını biliyorum. Yaklaşık bir aydır. Birazdan şiddetli bir şekilde ağlamaya başlayacaktı.
İçim sıkışırken bu kez her zamanki gibi olmuyor. Merakla beklerken bana dönmeye başlıyor.
Zarif ve narin olduğu besbelli olan beyaz elbiseli bedeninde uzun güneş saçları dalgalanıyor. Yüzü görüş açıma girecekken bir ses yükseliyor.
Sanki telefon zil sesine benziyor.
Güneş saçlı kız yavaşça kaybolurken yerimde ona seslenmek ,gitmemesini istemek için uğraşıyorum ancak o yine de gidiyor. Duyuramıyorum sesimi.
Gözlerim açılırken çalmaya devam eden telefonuma düşmanımı görmüşüm gibi baktım.
Tam da kızı görecektim!
Aylardır rüyalarıma giren yüzünü asla göremediğim güneş saçlı kız.
Bir aydır hep ağlıyordu ve onun ağlaması benim kabuslarım olmuştu.
Neden hep aynı rüyayı ya da gizemli güneş saçlı kızı gördüğümü bilmiyordum.
Ahu'ya gördüğüm rüyayı en başından beri anlatmıştım. Ancak kıskançlık yapmıştı. Yine.
Rüyamda gördüğüm gerçeğiyle asla karşılaşmayacağım bir kızı neden kıskanırdı ki?
Israrla çalan telefonu elime aldığımda Ahu'nun aradığını gördüm.
Yine mi kavga etmek istiyordu?
"Efendim Ahu?"
"Teklifi kabul etmişsin. Üstün çıplak bir şekilde dergi kapağı olmayı kabul ettin yani? Senin gözünde değerim bu mu Toprak?"
Oflamamak ya da onu kıracak bir şey söylememek için kendimi tutmaya çalıştım.
Ahu'ydu işte. Çocukluğum, gençliğim, ilk sevgilim. Son sevgilim de o olacaktı. Ömrümü geçirdiğim, geçireceğim kızdı o. Nasıl kalbini kırabilirdim?
Gözlerimi sımsıkı yumup sakinleşmeye çalıştığımda gözümün önünde beliren güneş saçlı kız ile elimdeki telefonu sıktım.
Alelade bir kız nasıl bilincimi böylesine ele geçirmişti?
Alelade bir kız? Görmek için erkenden uyuduğun geceleri unuttun galiba.
"Ahu bu benim mesleğim. Avrupa'ya açılmam için büyük fırsattı. Geldiğim noktaya bak. İtalya'dayım. Birazdan çekimlere gideceğim. Geleceğimiz için."
Kendini kandırdığın gibi onu da kandırıyorsun. Bu iş senin için önemli değildi biliyorsun.
"Ben ne olacağım? Orada herkesin içinde parlayacaksın. Bir de bana bak. "
Hayır Toprak o seni sevdiği için kıskanıyor. Başarını değil.
"Hazırlanmam gerekiyor. Sonra konuşalım."
Telefon kapandığını belirten sinyali verdiğinde derin bir soluk bırakarak yataktan kalktım.
Doğruca duşa ilerlerken aklımda Ahu olması gerekirken güneş saçlı kız vardı.
Çok araştırmıştım. Neden aynı kız, neden aynı rüya, neden, neden, neden...
Bilinçaltıma görebildiğim her bir zerresi yerleşmişti.
Gördüğüm bir kızdan farkında olmadan etkilenerek rüyama girebileceğini söylemişti doktor.
İfadesi sert,bunun için mi geldin dercesine alaylı olan bir kadın doktordu.
Çocukluğumdan beri kadın doktorları sevememiş hastaneden nefret etmeme sebep olmuşlardı.
Bu yüzden hastaneye olabildiğince az gitmeye çalışırdım ki en son ne zaman gittiğimi bile hatırlamıyordum.
Neden gitmek istemediğimi hatırlatmıştı o doktor.
Üstelik söylediği gibi de değildi. O saçları daha önce görmüş olsaydım unutmam imkansızdı. O koku...
Duşu bitirip çıktığımda burada hayranım olmasa da, varsa da çok çok azdı, tanınmamaya özen göstererek sıradan bir kıyafetle otel odasından çıkmıştım.
Bugün 13 Mayıstı.Hayatımın değişmesi için mükemmel bir gündü.
Kısa süreli taksi yolculuğunun ardından ajansa geldiğimde derin bir nefes alıp içeri adımladım.
Ahu'yu üzmemek için sunduğum
'kapalı çekim ' teklifini neyseki kabul etmişlerdi.İmzaladığım sözleşme ile çekimlerin yarın başlaması konusunda anlamıştık. Uzun saatler süren toplantıdan sonra nihayet çıkabilmiştim.
Hava kapalıydı ancak yağmur yoktu. Sahil kenarında olmayı da fırsat bilerek acıkmış olmama rağmen yürümeye başladım.
Sorunlarım bir tane değildi. Hangisini düşüneceğimi şaşırmıştım.
Babaannem ile annem hiçbir zaman anlaşamamıştı. Cihan kardeşini kaybettiğinden beri düzelememişti.
Melek...İntihar etmişti. Ona dokunduklarından sonra şizofreni hastası olmuştu. Bir gün odasında cansız bedenini bulmuştuk. Çok ağır günler geçmişti. Cihan benim kardeşimdi. Cihan'ın kardeşi de benim kardeşimdi. Ben kardeşimi kaybetmiştim.
O günleri hatırlamanın verdiği rahatsızlıkla sigara yakmak istemiştim. Kullanmıyordum ancak tuhaf bir şekilde rahatlatacağı hissine kapılmıştım.
Sigara kullanmayı çok saçma bulmuştum hep. Bile bile insan kendini neden zehirlerdi ki? Bu düşüncem yüzünden bir kez bile kullanmamıştım.
Gördüğüm restoran ile adımlarım sahilin karşısına yönelirken unutmaya çalışıyordum.
Her şeyi.
Ancak gördüğüm bir adamı babama benzetmemle sinirle soludum.
Babam..
Anneme aşık sevgi dolu babam. Biz güzel bir aileydik. Babaannemin annemi kabul etmemesiyle beş parasız çekip giden babam sıfırdan kurmuştu şirketi.
O zor günlerde bile annemi ihmal etmemiş,sevdiği kadın ve çocuklarından ilgisini uzak tutmamıştı.
Çoğu zaman yorgun gelip gece uyurken bizleri öpen bir adamdı. Nasıl böylesine değişmişti?
Söz konusu işi olduğunda hırslı bir adamdı. Çocukları olarak işini devralmamızı hep çok istemişti. Gençlik aklımla onu hiç kırmamıştım.
İstediği üniversitede istediği bölümü bitirerek, kendi şirketimizde pişerek geçmişti üniversite yıllarım.
Babamı memnun bir şekilde görmek hoşuma gidiyordu ancak mühendis olmak hiçbir zaman istememiştim. Bilhassa abimin de istediğini sanmıyordum.
Ancak o karşı çıkamamıştı. Onur Dolunay Erol Bey'den sonra şirketi devralacaktı.
Benim de bu yolda ilerlemem gerektiğini, abime göre daha cesaretli kararlar aldığımı söylemişti babam.
Ben o zaman en çok fark etmiştim hırsını. İşini sevmesi güzeldi fakat oğlunun isteklerine kendini nasıl kapatırdı?
Babamla kavga etmiştik. Bana verdiği tüm serveti bırakarak evden ayrılmıştım.
Babaannemle aramdaki ilişki gelişmiş, en sevdiği torunu olma konumuna erişmiştim.
'Babaya herkes karşı koyamaz. Karan'sın oğlum sen. Hayatta bir rengin var. Kara sevda gibisin. Annen isim koymayı da bilmiyor.'
Bana hep Karan derdi. Bu konuşmadan öncesinde de. Nedenini hep sorgulamıştım. Nihayetinde açığa çıkmıştı da.
'Babaannen beni sevsin istedim oğlum. Karan olsun adı dedi. Babanın içi rahat etsin diye, beni sevsin diye, hakikaten karansın diye ezanın öyle okundu. Ama sonra babaannen inatçılık yapınca vazgeçtik. Kimlikte Toprak oldu.'
Karan'sın sen ne demekti?
Düşünceler içinde restorana girdiğimde fazlasıyla kalabalık olduğunu fark etmiştim. Kalabalık ortam sevmezdim, burada ne işim vardı benim?
Kalabalık olduğunu fark ettiğim halde gelmiş, gözlerim içeride dolaşmıştı.
Yanımdan bana çarparak çıkan insanlar ile kapıda kaldığımı fark etmiştim fakat adım atamıyordum sanki.
Garip bir his içime dolmuş, karnımda kramplara sebep olmuştu.
Kalbim göğsüme baskı uygularken kesik bir nefes çektim içime. Alıp almadığımı bile hissedemediğim nefes ile gözlerim bir yere takıldı.
Hayatımda görüp görebileceğim en muhteşem manzara olduğunu sanırım hissetmiştim.
Güneş saçlı kızın sadece saçları görünürken hayal mi gerçek mi olduğunu anlayamıyordum.
Buraya da bölüm sonu düşüncelerinizi alabilirimm
Beren'siz Toprak'ın anlatımından bölüm nasıldı?
Diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalınnn?